‘Satıcılığa da 12-13 yaşlarında kimyasal satarak başladım. C. diye bir arkadaş vardı, anlattım. ‘Sen de sat’ dedi. Para verdim, gidip alıp getirdi öyle başladım… Özellikle kız çocuklarına taşıtırlar ki yakalanmasın diye…’
‘Geliyor, çelik yeleğini çıkarıyor. Alkol alıyor o arada uyuşturucu pazarını konuşuyorlar. Böylece satıcıların karakol işleri de çözülüyor. Misal. Ö.G. diye bir satıcı var. Elini kolunu sallayarak karakoldan çıkıyor’
Çocukların lüks mekânlarda, dijital medya tuzakları ile sürüklendiği bu çarktaki isimlerden biri yurtsever görünümlü S.M. ve onun işlerini halleden S.F. Bu ikili, çocukları Türkiye kentlerine yapılan sevkiyatlarda öne sürüyor
Reyhan Hacıoğlu
Türkiye ve Kürdistan’da çarpıcı verilere ulaşan uyuşturucu bağımlığı, ortak ve topyekûn bir mücadele gerçekliğini ortaya koyarken, bu durum sadece toplum için değil, bireyler için de bir o kadar hayati durumda.
İlk kullanımın 5 ile 9 gibi çok küçük yaşlara indiği Kürdistan’da, kullanıcı ve satıcıların birçoğu durumun farkında olsa da hem tedavi konusunda isteksiz hem de kendini güvende hissetme açısından endişeleri var. İşin içinde devletin olması ise gençleri tedirgin eden asıl nokta.
“Kürdistan’da ‘bağımlılık’ ve gençlere kurulan tuzaklar” dosyasının son bölümünde, sözü henüz 12 yaşındayken uyuşturucu satıcılığına başlamış ve örgütlü gençlerle tanıştıktan sonra satıcılığı bırakmış eski bir uyuşturucu satıcısına bırakıyoruz.
- Kaç yıldır bu sistemin içindesin ve sadece satıcılık mı yaptın?
Evet, hiç madde kullanmadım. Sattığım zaman insanların düştüğü hali görüyordum, ondan dolayı hiç kullanmadım. Satıcılığa da 12-13 yaşlarında kimyasal satarak başladım. Önce, K., M. ve sonra kokain vermeye başladım.
- O kadar kolay mı satmak? Kime gittin ve ‘Ben satmak istiyorum’ dediğinde 12-13 yaşında bir çocuk direk alabiliyor muydu?
Ailemden, çevremden de olanlar vardı, tutuklananlar vardı. Sonra C. diye bir arkadaş vardı, anlattım. “Sen de sat” dedi. Para verdim, gidip alıp getirdi öyle başladım.
Kolay hatta şimdi daha kolay. Şu an şöyle bir şey var; günlük torba tutumu para veren var. Misal Şekerci A. dedikleri biri var yıllardır bu işi yaptırıyor.
- Ne için bu yaştaki bir çocuk bu işe girer?
Üç-dört aileye bakmak için…
- Ne kadar sattın ve “kullanıcılarını” nasıl buluyordun?
Hemen hemen birkaç yıl sattım. Satmaya karar verdikten sonra bir içici, bir satıcıyı getiriyordu. Her bir satıcı da bir diğer satıcıyı getiriyordu sistem böyle işliyor.
Bulmak kolay diyorum ya. Hatta bir dönem arkadaşların, sattığı için dövdüğü biri gelip bana bir isim verdi. Tayfacı A. diye. Diyarbakır’a Metamfetamini ilk getiren insandır. O ve çevresi hep yakalanır hatta geçenlerde de İzmir’e sanırım uyuşturucu götürürken yakalanmış birileri ama asla suç kayıtları olmuyor ve bir süre sonra bırakılıyorlar…
- Buradan taşımak dedin ya, nereden geliyor buraya?
En büyük kimyasal sevkiyat Wan’dan geliyordu misal o zaman, ki hâlâ öyle. Wan’da üretim oluyordu. İran’dan da geliyordu.
Metamfetamin.
- Sattığın süre boyunca tanık olduğun olaylar oldu mu? Devlet bu işin neresinde?
Şöyle bir örnek vereyim. Bir ara oturuyorduk. Emniyetten iki amir geldi, içeri geçip satıcı ile konuştular. Onlara bir bahçe (esrar yetiştirilen) yeri söyledi. İki polis iki satıcı birlikte gidip toplayıp geldiler… Düşün topladıkları torbaları, sivil polis otosundan indirip satıcılara verdiler.
Ya da bir satıcı kendi çevresine satamıyordu ama polisle anlaşıp o civarda satanın adını veriyordu. Polis biliyordu yani hepsini. Polise bunun karşılığında para da veriyordu.
Polislerle satıcıların birlikte masa kurup eğlendiğini bile gördüm. Geliyor, çelik yeleğini çıkarıyor. Alkol alıyor, ediyor o arada uyuşturucu pazarını, ne yapıp ne edeceklerini konuşuyorlar. Böylece satıcıların, çetelerin karakol işleri de çözülüyor. Misal. Ö.G. diye bir satıcı var – ki akrabaları bir partinin yöneticileri de- haraç kesiyor, uyuşturucu satıyor ve her seferine yakalanıp elini kolunu sallayarak karakoldan çıkıyor.
- Nasıl alıyordun, satacağın maddeleri? Sürekli onlar mı getiriyordu?
Evet, gidip paranı verir alırsın ama asıl mesele o, nasıl getiriyor. Bunun için mesela küçük kız çocuklarına taşıttırırlar, çantalarına bırakırlar. Özellikle kız çocuklarına taşıtırlar ki yolda bir arama olduğu zaman devlet yakalamasın onları. Yine silah kaçakçılığı olsun özellikle ufak tabancalar çocuklar üzerinden geliyor. Ben de böyle alıyordum.
Yerlerim vardı (Büfe, market gibi…) Misal haftada 10 paket bıraktığım yerler olurdu. Sonra gider hesabımı alırdım. Ya da otellerde çalışan kadınlar vardı onlara veriyordum.
- Genel olarak kimlerdi içici ya da satıcılar?
Sokakta kalmış. Ailesi ile tartışmış. Uyuşturucu batağına düşmüş, zayıf gençler. Onları alıp alkol ortamlarında para, şöhret, arabalar, gezmeler, tozmalar, eğlence hayatı gösteriliyordu. Onu gösterir göstermez çocuklar o hayatı istiyordu…
- Uyuşturucuya nasıl alıştırılıyor peki?
Uyuşturucu kullanımının birinin isteğine bağlı olup olmadığını düşünmüyorum. Mesela ben istesem seni istemsiz bir şekilde uyuşturucuya düşürebilirim…
Bir örnek vereyim. Bir gün bir ortam kurmuşlardı. Bir çocuk davet ettiler, oradaki birinin ona kini vardı. Kahve içtik falan ama kahve içmeden çocuğunkine Metamfetamin denilen maddeyi koydular. Onu tek seferde dahi içsen yeterlidir. Sonra canın hep kahveyi istiyor… Sonra diyorlar kahvenin içindeki madde budur diye. Kişi de kullanmak için kabul ediyor. Bu kadar basit.
- İçtiğim kahveden anlama şansım var mı?
Şöyle ki eğer şüphelendiğin birileri varsa ve onların yanında içtiğin kahvenden çamur tadı geliyorsa, dikkat et…
- Bir de bahsettiğin bir ilaç vardı (L.), eczaneden de alınabilen bir ilaç sanki?
Reçetesizken evet. Ama yeşil reçeteye alındı artık çok zor. Mesela bir arkadaşım vardı bunu Irak’tan, İran’dan getiriyordu. Hatta artık kendi basıyorlar.
- Nasıl karar verdin artık yapmamaya? Kolay mı bu kadar sistemden çıkmak?
Bırakmak isteyen ya tehdit ediliyor ya da başına bir şey geliyor. Ben kendimi garantiye almak için delil topladım… Kendi güvenliğimi alıyordun aslında. Çıkmak istediğimde, seni şununla şurada gördüm diyorum ki öyleydi. Böylece bir şey yapamadılar…
- Bu başkaları için nasıl oluyor?
Çok zor. Çocuğa ayrılmak istediği zaman önce tetikçilik yaptırıyor, dükkânlara kurşun sıktırıyor, bunların delillerini yanlarında tutarlar. Çıkmak istediği zaman çocuğu bununla tehdit ederler. Çocuk ya kalır ya da cezaevine girmeyi göze alır. Adam öldürmek, uyuşturucu satmak, bir kadını öldürmek ve bir çocuğa işkence uygulanmak şu an çok basit.
- Biraz da geneli sormak istiyorum. Sence nasıl bu kadar yaygınlaştı?
Süleyman Soylu aslında bu ülkeye soktu bu kadar. Onun sözleri vardı ya güya uyuşturucuya karşıydı. Ama alttan alta 2018-19 tam da Metamfetamin yaygın olmaya başladı.
- Bunlara nasıl ulaşılıyor?
Metamfetamin üretim yeri Wan’dır. Misal şu anda fiyatı burada bin ya da bin 500 TL ya, Wan’da 100-200 liraya kadar bulabilirsin. İkinci üretim yeri Batman’dır, Silvan’dır. Türkiye kentlerinden geliyor yine ( İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya). İran’dan çok geliyor.
- Satıcılık da yaptın, şimdi de anladığım kadarıyla hâlâ bir şekilde çevren var. Kaç yaşına kadar inmiş kullanım?
Bir kere uyuşturucu almaya giderken 10 yaşındaki bir çocuğa denettiklerini gördüm…
- Devlet yakalamıyor mu bunları ya da görmüyor mu?
Devlet zaten içinde… Nasıl yakalasın! Misal yüklü bir iş yapacaksın ya, 50 kilo yakalatırsın, o polise gider. Sen de o arada 100 kilo kaçırırsın.
Bir de sanmayın ki artık sadece burayla sınırlı, değil. Arkadaşlar (partili gençler) buralarda iken böyle rahat değillerdi. Ama son on yıldır tırlarla sevkiyat oluyor. Bu insanların Amerika’da, Fransa’da işyerleri, lokantaları var…
- Bütün bu dediklerini düşününce, sen aslında kendin girmeye karar vermişsin. Bırakmaya nasıl karar verdin ya da ne sebep oldu?
Oturdum düşündüm şimdi uyuşturucu içen bir insan olsaydım, evime gidip anamın bir şeyini çalsaydım veya anama karşı çıksaydım o bana bir beddua etseydi ne olurdu. Bunu düşündükten sonra uyuşturucu satmaya bir tövbe ettim, çünkü çok gördüm çaresiz aileler, ailelerinden uyuşturucu parası için eşya çalan gençler. Bir de sonra parti ile tanıştım. Parti bilinci oluştu. Nasıl diyeyim düşündüm; burada yaşamış, bu mahallenin insanıyım. Halkımı nasıl zehirlerim. Ve birçoğu bedel vermiş üstelik. Kendime söz verdim halkıma ve arkadaşlara layık olmam lazım diye…
Çarpıcı iddialar: Lokantalar, GSM dükkânları, Keskin cinayeti…
Dosya üzerinde çalışırken, farklı kaynakların dile getirdiği iddialar ise hayli çarpıcı. Kürdistan’da ama özellikle Amed’de kurulan şebekelerin birçoğu kirli işlerini mekânlar üzerinden yürütüyor. Kaynakların, iddia ettiği isim ve mekân listesi ise hayli uzun… Yaşça küçük çocukların lüks mekânlara özendirilerek hayatlarının karartıldığı, dijital medya tuzakları ile bataklığa sürükleyen isimlerinden biri yurtsever görünümlü S.M. ve onun birçok işini halleden S.F. İddiaya göre, bu ikili daha iyi bir hayat vadi yalanıyla bağımlı hale getirdikleri çocukların çoğunu Türkiye kentlerine gönderilen sevkiyatlarda öne sürüyor. Yine uyuşturucu ve kumardan kazanılan kirli para, Ofis semti gibi işlek yerlerde telefon dükkânları ve paravan galerilerde aklanıyor.
Aynı aile bitmeyen iddialar
Bir diğer uyuşturucu adresi olarak ise Z. adlı GSM dükkânı. Uyuşturucu, fuhuş ve tefecilik iddialarıyla dile getirilen mekân için dikkat çekici bir bilgi ise internette sahibine ilişkin bir bilginin yer almaması. Ancak iddiaya göre, dükkânın sahibi olan S.D. ve oğulları M. ve S.D. esnafı canından bezdirdiği gibi, baba tutuklu olmasına rağmen oğullarından M. “aile” işlerine devam ediyor.
Sevkiyatın ana kaynağı
Bir diğer iddia da uyuşturucu sevkiyatında etkili oldukları dile getirilen E. ailesine dair. Buna göre, ailenin bir siyasi parti ile bağı olduğu gibi lokanta, oto yıkama gibi birçok mekânı bulunuyor. Sevkiyatı aileden Ö.E. yürütürken, memur olan S. ise lojistik işlerine bakıyor. Aile adına tetikçilik yapan kişinin S.A. olduğu iddia edilirken, işin başında aileden R.E. ve A.E. bulunuyor. Öte yandan ailenin bazı üyelerinin İsviçre’de olduğu ve ailenin adının 15 Haziran 2025’te Sur’a bağlı İskenderpaşa Mahallesi’nde iki grup arasında kaldığı ve kurşun isabet ederek hayatını kaybettiği iddia edilen Muhammed Yusuf Keskin cinayetinde de yer aldığı iddialar arasında.
Keskin cinayetinde şimdiye kadar basına yansıyan haberlerde, ailenin polisin ilk zamanlar kendilerine çocuklarının “çeteye bulaştığı için katledilmiş olabileceği bilgisini” verdiği yazılırken, şimdiye kadar 17 yaşındaki gencin ölümüne dair ne bir tutuklama ne de bir gözaltı olduğuna dair herhangi bir bilgiye rastlanıyor.
Yeni adres sokaklar değil evler!
BİTTİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































