Geri Gönderme Merkezlerindeki koşulların ağırlığına işaret eden ÖHD’li avukat Kader Kuyun, bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve toplumsal dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu
Geri Gönderme Merkezlerinde idari gözetim altında tutulan mülteci ve göçmen kadınlar ile çocuklar; sağlık, barınma, beslenme, hijyen, iletişim ve hukuki yardıma erişimde çok sayıda hak ihlaliyle karşı karşıya kalıyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Göç ve Mülteci Komisyonu üyesi Avukat Kader Kuyun, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
Keyfi tutumlar ve dil bariyeri
GGM’lerdeki en temel sorunlardan birinin idarenin ve memurların keyfî tutumları olduğunu belirten Kader Kuyun, “Kadınlar revire dahi erişemiyor. Gebe kadınların gebelik takiplerinin yapılmaması, sağlık durumları hakkında bilgilendirilmemeleri en somut hak ihlallerindendir” dedi.
Merkezlerde tercüman bulundurulmamasının kadınların hukuki yardıma erişimini tamamen imkânsız hâle getirdiğine dikkat çeken Kader Kuyun, avukatların yanlarında tercüman götürmelerine de izin verilmediğini kaydetti
Kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri ile hijyenik ped gibi temel ihtiyaç maddelerine erişiminde tekelleşmeye gidildiğini vurgulayan Kader Kuyun, ürünlerin yalnızca kurum kantinlerinden temin edilebildiğini dile getirdi.
Çocukların durumu
Eski okul binalarından dönüştürülen GGM’lerin barınmaya uygun olmadığını vurgulayan Kader Kuyun, çocuklarıyla birlikte tutulan kadınların yaşadığı tabloyu şu sözlerle aktardı: “Yoğunluk nedeniyle kadınlar, çocuklarıyla aynı yatağı paylaşmak veya yerde uyumak zorunda kalıyor. Çocukların diline ve ihtiyacına uygun bir eğitim sunulmuyor. Yemeklerin hijyenik olmaması nedeniyle kadınlar ve çocuklar aylarca kantindeki paketli gıdalarla besleniyor.”
Cinsel taciz ve tecavüz
GGM’lerde yaşanan cinsel taciz, tecavüz ve kötü muamele iddialarının takibinde ciddi engellerle karşılaşıldığını belirten Kader Kuyun, faillerin korunduğunu, mağdur kadınların ise şikâyetçi oldukları personelle aynı ortamda tutulmaya devam edildiğini ifade etti.
Kader Kuyun, mağdur edilen kadınların ciddi risk altında olduğunu ve bu nedenle resmî başvuru yapmaktan çekindiklerini vurguladı.
‘Adli süreç yürütülmüyor’
Kader Kuyun, İstanbul GGM’de cinsel saldırıya ve tecavüze uğrayan Paula Maier olayına ilişkin süreci değerlendirdi. Paula Maier’in mülteci değil, Rojava’ya destek için gelen bir aktivist olduğunu belirten Kader Kuyun, Paula Maier’in maruz kaldığı saldırıyı ancak ülkesine dönebildikten sonra kamuoyuna açıklayabildiğini söyledi.
Türkiye’deyken güvenlik kaygısıyla açıklama yapılamadığını aktaran Kader Kuyun, kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu olaya ilişkin kurumlarına henüz resmî bir başvuru yapılmadığını ve yürütülen adli bir sürecin bulunmadığını kaydetti.
‘Bağımsız denetim şart’
STK’ların ve baroların GGM’leri denetleme taleplerinin “güvenlik” gerekçesiyle reddedildiğini ifade eden Kader Kuyun, uluslararası denetimlerin ise önceden haber verilerek yapılması nedeniyle gerçek tabloyu yansıtmadığını dile getirdi.
GGM koşullarının cezaevlerinden dahi ağır olduğunu vurgulayan Kader Kuyun, yasal olarak sınır dışı edilemeyen kişilerin insan onuruna aykırı koşullarda tutularak “gönüllü geri dönüşe” zorlandığına dikkat çekti; bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve toplumsal dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.
İstanbul Barosu tarafından hazırlanan 2025 yılı Geri Gönderme Merkezleri (GGM) Raporu da İstanbul’da Binkılıç, Çatalca, Tuzla ve Arnavutköy’de bulunan GGM’lerde yaşanan hak ihlallerini ortaya koymaktadır.
Kaynak: JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































