Daha çocukluk yaşlarında heybesine koyduğu ‘yasaklı kitapları’ ve kavalıyla bir yaşam bilincinin temelini atan İzettin Tuş, yaşadığı baskılara özgürlük mücadelesine katılarak cevap verdi. İzettin Tuş’un mücadelesini anlatan abisi Osman Tuş, ‘Onun mücadelesi bizi büyütüyor, güç veriyor’ dedi
Kürt özgürlük mücadelesine katılan her bir genç, büyük bir direniş hikayesine sahip. Bu hikayelerden biri de İzettin Tuş’un (Cemîl Wan) hikayesi. 2002 yılında askerlikten firar edip mücadeleye katılan İzettin Tuş, 2017 yılında Dêrsim’de yaşamını yitirdi. Wan’ın Qelqelî (Özalp) ilçesinde yapılan anmaya katılan ailesi, İzettin Tuş’un yaşam ve direniş hikayesini anlattı.
Genç yaşta mücadeleyle tanıştı
Qelqelî ilçesinin Qertelan köyünde 1981 yılında dünyaya gelen İzettin Tuş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarının tamamını köyde geçirir. Toprağa, emeğe ve toplumsal değerlere bağlılığını bir yaşam felsefesi haline getiren İzettin Tuş, ilkokulu bitirir bitirmez Kürt özgürlük mücadelesi ile tanışır. Daha o yaşlarda eline geçirdiği kitapları, dergi ve gazeteleri köye götürür, inceler, okur ve yanındaki herkese anlatır. Sabah hayvan otlatmaya gittiğinde çantasında “yasaklı” dediği kitap ve dergileri eksik etmez.
‘Kavalı vazgeçilmeziydi’
Çantasında ekmek, su, kitapları ve en sevdiği kavalından başka bir şey yoktur. Kitapları gibi kavalı da vazgeçilmezdir İzzettin için. Köydeki kadınlar, “Çok güzel çalıyordu. İzzettin kaval çalınca köy susar kavalının sesine bırakırlardı kendilerini” diyerek anlattıkları için İzzettin için şöyle devam ediyorlar:
“Tuhaf bir hali vardı, onun düşündüğü, yaptığı ve baktığı yer ile bizim baktığımız yer arasında dağlar kadar fark vardı. Bazen o kadar garip kitap isimleri getiriyorlardı ki hepsi yabancı isim. İnsanlar yanından geçmeye korkarken o Abdullah Öcalan’ın kitaplarını bulur, PKK ile ilgili bayraklı şeyler getirir, okurdu.”
Askerden firar edip özgürlük mücadelesine katıldı
Kürdistan’da 90’lı yılların baskı politikaları, Kürt halkının varlığının yok sayılması, Kürt gençlerinin özgürlük mücadelesi hep zihnini meşgul eder İzzettin’in. 2001 yılında ailesinin de telkinleriyle Çewlîk’e (Bingöl) askere gider. Burada yaptığı tartışmalar ve Kürtler ile ilgili konuşmaları onu hedef haline getirir ve birçok kez hakarete varacak durumlara maruz kalır. Bir, iki, üç derken askerden firar eder. Bir süre sonra İzmir’de gözaltına alınarak, firar ettiği gerekçesiyle cezaevine konulur. Cezaevinde 6 ay tutulur ve tekrar askere götürülür. Askerliği sırasında bu baskı yine tekrarlanır ve İzzettin için karar verme anı gelir. İzzettin izne geldiği gün bir kez daha firar ederek, 2002 yılında Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılır. Yaşanan bu firarın ardından ailenin köydeki evi onlarca kez askerler tarafından basılır, çocuklarını getirmeleri için süre verilir ve aile birçok kez işkenceye maruz kalır.
‘Zulmü kabul etmiyorum’
Qelqelî’de kurulan taziyede kardeşinin fotoğrafının yanında oturarak taziyeleri kabul eden Osman Tuş, yaşananları şöyle anlattı:
“Kardeşim 20 yaşındaydı, devletin zulmüne dayanmadı ve dağa çıktı. Askerde, sivilde ne zulüm varsa yaşadık, yaşadı. Dağa çıktığı zaman bize; ‘Ben Kürtlere yapılan bu zulmü kabul edemezdim, onun için bu yolu seçtim’ diye not göndermişti. Askerde yaşadıklarını bize anlatmıştı; nasıl cezalar verildiğini, ne baskılar gördüğünü.”
Aile o dönem İzettin Tuş’a işkence eden ve baskı kuran askerler hakkında dava açtıysa da bir sonuca ulaşmadı ve dosya kapandı.
Aileye işkence
Kardeşi Kürt özgürlük mücadelesine katıldıktan sonra aileye dönük baskıların artık katlanamaz bir hale geldiğini anlatan abi Osman Tuş, 70 yaşındaki babasına tokat atıldığını, köyden göç etmeye zorlandıklarını söyledi.
Abi İzettin Tuş, o dönemi şöyle anlattı:
“İzzettin gittikten sonra askerler köye geldi; ‘Gidin bulun getirin!’ dediler. Babam da ‘Sizin yaptığınız hakareti kabul etmediği için firar etti’ dedi. Orada ağır hakaret ettiler ve 70 yaşındaki babama tokat attılar. Annem ve babama çok hakaret edildi. Babamı gözaltına aldılar ve İzzettin gelinceye kadar gözaltında kalacağını söylediler. Daha sonra bıraktılar ama neredeyse her gün köye gelip ‘çocuğunuzu bulun ve geri getirin’ dediler. Bir gün sonra tekrar gözaltı, sonra tekrar gözaltı… Artık dayanılamayacak duruma gelmişti. O kadar kötü küfür ve hakaret ediyorlardı ki bu durum uzun bir süre devam etti. Annesi zaten aynı yıl bu duruma dayanamadı hayatını kaybetti, baba ise 2007 yılında vefat etti.”
‘O bir aydındı’
“Bir insan o yaşta aydın olur mu?” diye soran İzettin Tuş, “Evet, o yaşta iyi bir aydındı. Çünkü kitap okur, tartışır, bilirdi. İnsanlar arasına asla ayrım koymaz, her insanı sever, saygı gösterirdi. Halkı ve halkının yaşadıkları için çok üzülür, çok düşünürdü. Her renk onun hayatında vardı; her rengi severdi. O yaşta bile partiden söz eder, bizi aydınlatırdı. Onunun mücadelesi bizi büyütüyor, güç veriyor” diye belirtti.
Haber: Adnan Bilen / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































