HASAN CÜCÜK | MAÇ ANALİZ
Fenerbahçe, 18 yıl aradan sonra yeniden sahne aldığı Şampiyonlar Ligi’nde sahasında Roma’yı geçemedi. İtalyan ekibi karşısında ilk yarıda etkisiz ve mahkûm bir oyun sergileyen sarı-lacivertliler, Cristante’nin golüyle soyunma odasına 1-0 geride gitti. İkinci yarıda üzerindeki ölü toprağını atan Fenerbahçe, 48. dakikada Archie Brown’un usta vuruşuyla skoru eşitledi. İkinci devrede yakaladığı net fırsatları değerlendiremeyen sarı-lacivertliler, 18 yıl sonra döndüğü Devler Ligi’ne 1 puanla başladı.
Kadıköy, tam 18 yıl sonra bir Şampiyonlar Ligi karşılaşmasına ev sahipliği yapıyordu. Derbide sahasında Beşiktaş’a mağlup olan Fenerbahçe, Avrupa’nın en büyük sahnesine iyi bir başlangıç yaparak moral bulmak istiyordu. Sakat Asensio ve cezalı Guendouzi dışında eksik bulunmazken, İsmail Kartal derbide eleştirilen Semedo ve İrfan Can’ın yanı sıra Oğuz Aydın’ı da yedek kulübesinde tuttu.
Fenerbahçe maça oldukça tutuk başladı. Görüntü, adeta Beşiktaş maçının devamı gibiydi. Roma’nın önde ve etkili presi karşısında sarı-lacivertliler uzun süre kendi yarı alanından çıkmakta zorlandı. Topu rakip sahaya taşımakta sıkıntı yaşayan Fenerbahçe, kazandığı toplarla da hızlı hücum fırsatları üretemedi. Vedat Muriqi’nin zaman zaman kendi yarı alanının ortasına kadar gelmesi, takımın hücumda ne kadar zorlandığının göstergesiydi.
Orta sahada görev yapan İsmail Yüksek, Kanté ve Bartuğ’un topu ileriye taşımakta zorlanması, oyun üstünlüğünün Roma’ya geçmesine neden oldu. Kerem Aktürkoğlu ve Bartuğ’un şutlarında da Roma kalecisi Svilar zorlanmadı.
Kerem’in çıkarken kaptırdığı top ise Fenerbahçe kalesinde büyük tehlikeye dönüştü. Dybala’nın yakın mesafeden vuruşunda Ederson gole izin vermedi. Ancak oyunun son bölümünde kontrolü tamamen eline alan Roma, aradığı golü 39. dakikada buldu. Malen’in taşıdığı topun ardından ceza sahası dışından vuruşunu yapan Cristante, düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi.
Fenerbahçe soyunma odasına 1-0 mağlup giderken ortaya koyduğu futbol vasatın da altındaydı. Hücumda çoğalamayan, topu ayağında tutmakta zorlanan ve yan paslarla oyunu yavaşlatan bir takım vardı. Orta saha ise oyun kurmak ve hücuma yön vermekten uzaktı.
İkinci yarıda bambaşka Fenerbahçe
Hayal kırıklığıyla tamamlanan ilk yarının ardından Fenerbahçe ikinci devreye bambaşka bir görüntüyle çıktı. İlk yarıda takımın ayakta kalan isimlerinden Mason Greenwood’un pasıyla ceza alanında kaleciyle karşı karşıya kalan Archie Brown, 48. dakikada topun dibine girerek yaptığı şık vuruşla Svilar’ı mağlup etti ve skoru 1-1’e getirdi.
Beraberlik golüyle moral kazanan sarı-lacivertliler, yalnızca dört dakika sonra öne geçme fırsatını yakaladı. Kanté’nin taşıdığı topla kaleciyle karşı karşıya kalan Vedat Muriqi, Svilar’ı geçemedi. Kosovalı golcü, atması kaçırmasından daha kolay görünen bu pozisyonda büyük bir fırsatı değerlendiremedi.
İkinci yarıda ilk devredeki tutuk görüntüsünden sıyrılan bir Fenerbahçe vardı. Sarı-lacivertliler daha önde oynuyor, rakip kalede pozisyonlar buluyor ve Roma savunmasını daha fazla zorluyordu. Ancak pozisyon üretmeye başlamasına rağmen hücum organizasyonlarındaki sorun tamamen ortadan kalkmış değildi.
73’te dakika ise maçın kırılma anlarından biri oldu. Greenwood’un ceza alanına gönderdiği topu Lukaku, Oğuz Aydın’ın önüne bıraktı. Rakibinden önce davranarak vuruşunu yapan Oğuz’un şutu savunmaya çarparak yön değiştirdi. Kaleci Svilar, zor pozisyonda yaptığı müdahaleyle topun ağlarla buluşmasına engel oldu.
Fenerbahçe son bölümde galibiyet için bastırsa da aradığı ikinci golü bulamadı. İlk yarıda sahada adeta yokları oynayan sarı-lacivertliler, ikinci devrede gösterdiği reaksiyonla en azından 1 puanı kurtardı.
18 yıl sonra yeniden Şampiyonlar Ligi sahnesine çıkan Fenerbahçe için gecenin özeti aslında iki farklı yarıda gizliydi: İlk 45 dakikada endişe veren, ikinci 45 dakikada umut veren bir takım. Roma karşısında kaybedilen iki puan belki de ilerleyen haftalarda aranacak. Ancak ilk yarıdaki görüntünün tekrarlanmaması, sarı-lacivertlilerin Devler Ligi macerasındaki en önemli sınavlarından biri olacak.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































