Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Wan’da şube açtı. Açılışta konuşan DAD yöneticileri, Alevi inanç ve kültürünün yaşatılması, örgütlenme hakkı ve toplumsal barışın sağlanması için mücadele edeceklerini belirtti
Wan’da, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) şübesi açıldı. Wan Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış resepsiyonuna çok sayıda parti, kurum, inanç örgütleri ve şahsiyet katıldı.
Açılışta, DAD Wan Şube eşbaşkanları Hasret Bagiç Civaklı ile Özcan Güneş birer konuşma yaptı.
Wan’da neden dernek kurduklarını anlatan Hasret Bağiç Civaklı şunları söyledi: “Burada yerli Alevi yok ama burada yıllardır yaşayan var. Kendi kültürümüzü, kendi özlerimizi yaşatmak istiyoruz. Çünkü çocuklarımız kendi kültüründen uzak kalıyor. Bugün yaşamlarımıza yön veren Alevi felsefesidir biz de çocuklarımıza aktarmak istiyoruz. Türkiye tarihi bir süreçten geçiyor. Yıllardır Alevilere yönelik inkar, asimilasyon ve kırımlar politikalarıyla yüzleşilmesi gerekiyor. Biz bu sürecin bir öznesi olarak tartışılmak istiyoruz; çünkü demokratikleşme bunu gerektirir. Bu durumun zemin bulacağına inanıyoruz. Barış sürecinde Alevi kadınlar olarak barışa öncülük yapmak istiyoruz. Biz kadınlar hem sözümüzü kurmak hem de inanç ve kültürümüzü yaşamak istiyoruz. Toplumsal barışa hizmet etmesini istiyoruz.”
Ardından konuşan Özcan Güneş ise “Dernek bir ihtiyaçtır. En temelde de ihtiyaç sahibinin talebinden, isteğinden dolayı bir ihtiyaç, Alevi olanların talebinden dolayı ihtiyaç, örgütleme özgürlüğünden dolayı ihtiyaç, çok seslilikten, çok renklilikten dolayı ihtiyaç, inancın örgütleme hakkından dolayı ihtiyaç, demokratik toplumun oluşması için bir ihtiyaç. Demokratik olabilmenin ana turnusol kâğıtlarından biri başkasının örgütlenme talebine verdiğiniz refleksle doğrudan orantılıdır. Bu açıdan ihtiyaç olarak gördük” ifadelerini kullandı.
‘Rêya Heq, Kurdili bir inançtır’
Ardından konuşan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise şunları söylesi: “Bizim yolumuz, özgürlük, kadın özgürlükçüdür, ekolojik bir inançtır. Rêya Heq, Kurdili bir inançtır. Bu inançta düşkünlük en ağır suçtur. Toplumsal ve kadın karşıtı hiçbir anlayışı kabul etmemiştir. Bizler her kimliğin özgürleşmesini savunuyoruz. Kaç bin yıldır bu inanç yok sayılıyor. 1919’da bu ülkede kurucu unsurlar Alevilerle ve diğer inanç ve haklara ortaklaşa bir 1921’de anayasa oluşturuldu. Ama 1924 anayasası kendisini tekçilik üzerinden inşa ederek hepsini yok saydı. 1925 yılından sonra verilen sözler yerine getirilmedi ve Dersim, Koçgiri gibi birçok katliam süreci yaşandı. 50 yıldır özgürlük ve hakikat arayışı veriyoruz. Bugün Şêx Seid ve Seyid Rıza’nın torunları bir arada ve ülkenin demokratikleşmesi için mücadele ediyorlar. Barış ve Demokratik Toplumun olduğu bir ortamda biz Aleviler tarihsel hakikatimiz, bu sürece büyük bir katkı sunacağız. Bu süreç başarılırsa biz Aleviler de tüm kimliklerimizle özgürleşeceğiz. Ortak vatanda özgür ve eşit yaşamak istiyoruz. Yeni demokratik bir Cumhuriyetin altyapısını oluşturmak için komünal demokrasi gerekiyor. Bizler zaten komuz ve bu sürecin öznesiyiz.”
Ardından katılımcılar da söz alarak konuşmalar yaptı. Konuşmaların ardından program müzik dinletisi ile sona erdi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































