NECİP F. BAHADIR | YORUM
Pek severim bu Erzurum türküsünü… “Bu dağlar kömürdendir / Geçen gün ömürdendir” diye başlar. Akıp giden zaman değil meğer ömürmüş. Bu gerçeği veciz biçimde anlatır. “Feleğin bir kuşu var / Pençesi demirdendir…”
İzmir’in efsane başkanı Burhan Özfatura’yı düşünüyordum. Hayatını yitirmiş. Yaşı 80’inin üzerindeydi. Belediye başkanlığı benim çocukluk yıllarıma rastlar. Bir ‘merhabam’ olmadı, elini sıkmadım. Hakkında çok şey dinledim.
Düşünüyorum, acaba kendisine neden bu denli sempati besledim? İzmir gibi solun kalesi olan bir şehirde muhafazakar kimliğiyle seçimi kazanmış olmasından mı? Çölde açan bir çiçek gibi siyasette sivrilmesinden mi? Neyse o, olmasından mı? Rol yapmamasından mı? İçtenliğinden ve samimiyetinden mi? Yakından tanımadım. Medyadan okuduklarım ben de olumlu kanaat oluşturdu. Uzaktan tanıdım ve sevdim bu adamı.
Dindarlığını hiç gizlemedi. Siyasetine ‘sermaye’ de yapmadı. Kutsalları üç günlük dünya iktidarı için istismar etmedi. İzlenimim o ki, olduğu gibi göründü. Göründüğü gibi yaşadı. Yeri geldiğinde inandığı değerler uğruna posta koymasını da bildi. Güngör Bayrak olayını hatırlıyorum. “O halinde sahneye çıkamazsın…” dedi. Semra Özal ile papaz oldu. Ve fakat geri adım atmadı. Sonradan bu ‘fuar kavganın’ Vecdi Gönül’ün MİT müsteşarlığına mal olduğunu öğrendim. Gönül, Turgut Özal’ın gözdesiydi.
Zaman zaman aklıma düşerdi. Ne yaptığını merak ederdim. Eli kalem tutan biriydi. Gazetelerde ekonomi ve siyaset üzerine yazılar yazdığından haberdardım. Ağabeyi Necati Özfatura uzun yıllar Türkiye gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştı. Siyaseti ‘yerel yönetim’ ile sınırlıydı. Ankara siyasetinden uzak durdu. İsteseydi, pekala milletvekili olabilirdi. Bakanlık koltuğuna bile oturabilirdi. Başarılı bir isimdi.
İlk seçimini 1984’te ANAP’tan kazandı. Ülke askeri dönemden yeni çıkmış, ANAP sağ sivil siyasetin adresi olmuştu. İzmir hele muhafazakar sağ için zor bir şehirdi. Partinin İzmir’de öne çıkan Kaya Erdem gibi isimleri liberaldı. Turgut Özal’ın kendisi 1977’de MSP’den aday olmuş, fakat tüm çabasına rağmen sandıktan çıkamamıştı. Özal, Burhan Özfatura’yı aday gösterirken risk aldığının farkındaydı. Ama değerdi.
Gazeteler İzmir’den söz ederken körfezin kötü kokusundan dem vururdu. Özfatura ilk neşteri denize vurdu. Tümüyle ortadan kaldıramasa da kokuyu hafifletti. İnsanların ağız ve burunlarını kapatmadan körfezin kenarından geçebilir hale geldi. Yol, köprü projeleriyle trafiği rahatlattı. İzmir bir nebze nefes aldı. Sosyal politikalara öncelik verdi. TANSAŞ marketleri onun eseri. Yoksul, gariban ve öğenciye el uzattı.
İcraat ideolojiye yenildi. Bir sonraki seçimi kaybetti. CHP’nin adayı Yüksel Çakmur karşısında tutunamadı. Ve fakat kısa sürede ‘fark’ anlaşıldı. Özfatura’nın dönüşü muhteşem oldu. ANAP lider ve kimlik değiştirmişti. Bu kez Tansu Çiller’in DYP’sinden adaydı. Hem rövanşı aldı hem de belediyeyi… İzmir’de iki kez seçim kazanmak her babayiğidin harcı değil. Burhan Özfatura gibi muhafazakar bir isim bunu başardı.
Ve adını ‘efsaneler arasına’ yazdırdı. Ölüm haberini duyunca kendisini hayırla yad etmek istedim. Eğer bir kıymeti olacaksa dünya tanıklığımın ‘iyi bilirdik’ olduğunu paylaşmayı arzu ettim. Burada zaman zaman dozu kaçan ‘siyasi eleştiriler’ yaptım. Hak edene, hak ettiğini söylemekten çekinmedim. Çünkü devir zor zamanlar devriydi. Rahat zamalarda ağzı olan konuşur, eline kalem alan yazar. Marifet ‘zor zamanlarda’ yazabilmek…
Özfatura’nın son dönemdeki siyasi duruşundan haberdar değilim. AKP ile ilişkileri nasıldı, bilmiyorum. Tahminim Erdoğan onu AKP’ye transfer etmek istemiştir. İzmir en çok önemsediği şehirlerden biriydi. Siyasi anlamda bu ‘yavur şehri fethetmek’ istiyordu. İzmir’in burçlarına AKP’nin bayrağını dikmek için her yolu denedi. Elindeki en büyük kozu masaya sürdü, Binali Yıldırım’ı aday yaptı. Tutmadı. Özfatura ile kazanabilir miydi? Belki, daha fazla şansı vardı.
İnternette hızlı bir tarama yaptım, Gözlem’de yazdığı yazılara baktım. Google ‘Özfatura AKP ve Erdoğan’ yazdım. Eleştiri yazıları karşıma çıktı. Ülkenin içinde bulunduğu olumsuzlukları alt alta sıralamış, devletin ve sistemin çöktüğüne dikkat çekmiş ve “Ve iktidar hala masal anlatmaya devam ediyor. Baskı ile belediye başkanı transfer ediyor… Bu vahim tablonun tek sorumlusu halka sırtını dönmüş, hukuk düzenini ve demokrasiyi rafa kaldırmış, sadece yandaşlarına hizmet eden, baskıcı “kötü yönetim”dir…”
Tespit yerinde… Nerede durduğu belli… AKP‘nin suç ve günahlarının ortağı değil. Yoksa bu satırları yazar mıydı?
Devamı var… Muhafazakar kesime eleştirisi de kayda değer; “Müslümanlar, Süslüman olmuşlar; İsraf, gösteriş, lüks, gurur ve kibir, bataklığına, düşmüşlerdir. Mücahit geçinenler de, (gözü doymaz, hak-hukuk tanımaz) müteahhitte dönüşmüşler; kuldan utanmaz, Cenab-ı Hak’tan korkmaz hale gelmişlerdir. Çok pahalı saatler, ayakkabılar, araçlar, çantalar, lüks tatiller, devlet parası ile yapılan, bitip tükenmeyen seyahatler…”
Yılbaşında yazdığı ‘muhasebe yazısını’ okudum. İşte oradan bir kaç cümle; “Ömrümüzden bir yıl daha gitti. Acaba, boşa mı geçti? Hiç olmazsa, yıl sonlarında, vicdan muhasebesi yapıyor muyuz? Geçen dönemi değerlendiriyor muyuz? Şöhret, sonsuz değildir. Bir süre sonra, yeni yüzler devreye girecek, siz geri plana düşeceksiniz. İster sporcu, ister sanatçı, ister politikacı olun; önünde sonunda unutulacaksınız. Ve bu döneme hazır mısınız?” İnanmış bir adamın kaleminden ancak böyle satırlar çıkar.
Acaba süreç hakkında dili ve kalemini kirletti mi? Çekinerek ‘Google’a müracaat ettim, ‘Özfatura f.tö’ diye yazdım. Karşıma 17 Aralık sonrası şu açıklama çıktı; “Operasyonu şu yapmış, bu yapmış’ demeye gerek yok. Ben Hocaefendi’yi 70’ten beri tanıyan ve onun ne kadar devlete bağlı, ne kadar iyi niyetli bir insan olduğunu bilen bir kişi olarak burada onun suçlanmasına üzülüyorum ve yanlış buluyorum. Suçlayacağımıza önce bu hastalıkları tedavi edecek olan yollara gidin. Bu, baskıyla olmaz…”
Evet, İzmir’de ‘bir yiğit ölmüş, kuşlar yasına gider’ Siyasi gündem yoğun fakat Burhan Özfatura’nın arkasından böyle bir yazı yazmak istedim. Herkesin sınandığı bu çetin dönemden, AKP’nin suç ve günah ortağı olmadan, alnının akıyla çıkabilmek hiç de kolay değil. “İyi bilirdim” diyorum ben, kul kusursuz olmaz, Allah taksiratını affetsin…!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































