Günlük yaşamın getirdiği kronik stres ve psikolojik baskılarla mücadelede tıp dünyasından çığır açan bir klinik araştırma geldi. Saygın bilim dergisi Scientific Reports bünyesinde yayımlanan çalışmaya göre, beynin duygusal uyaranlara verdiği tepkiler bilinçli odaklanma teknikleriyle doğrudan değiştirilebiliyor.
Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi bilim insanları tarafından yürütülen araştırmada, 5 haftalık özel bir duygu düzenleme programına alınan gençlerin beyin ağlarındaki bağlantısallığın güçlendiği ve stres seviyelerinin belirgin şekilde gerilediği tespit edildi.
ODAKLANMIŞ DİKKAT YÖNTEMİYLE NÖROLOJİK DEĞİŞİM
Klinik deneyler kapsamında katılımcılara iki temel zihinsel strateji uygulandı. İlk yöntemde katılımcılara, olumsuz ve stres yaratıcı görseller karşısında görüntünün duygusal merkezine değil, arka plandaki nötr ayrıntılara odaklanmaları öğretildi. Trafik kazası gibi sarsıcı bir fotoğrafta doğrudan hasara değil; gökyüzüne, ağaçlara veya sağlam kalan nesnelere bakılması sağlandı.
Göz izleme (eye-tracking) teknolojisiyle yapılan ölçümler, nötr alanlara odaklanan bireylerin beynindeki kaygı sinyallerinin hızla düştüğünü gösterdi. İkinci yöntemde ise bireylerin yaşadıkları olumsuz deneyimleri daha rasyonel ve olumlu perspektiften yeniden değerlendirmeleri sağlandı.

‘YUKARIDAN AŞAĞIYA’ İŞLEME MEKANİZMASI DEVREYE GİRİYOR
MR taramaları, 5 haftalık zihinsel eğitimin ardından beynin iletişim ağlarında radikal bir dönüşüm gerçekleştiğini kanıtladı. Taramalarda, beynin derinliklerinde yer alan ve ilkel duygusal tepkileri ( korku, kaygı, panik) yöneten amigdala merkezli “aşağıdan yukarıya” işleme modelinin zayıfladığı görüldü.
Buna karşın, mantıksal kararların alındığı ön beyindeki (prefrontal korteks) “yukarıdan aşağıya” işleme mekanizmasının kontrolü ele aldığı saptandı. Prof. Dr. Florin Dolcos, prefrontal korteksteki bağlantısallığın artmasıyla birlikte olumsuz duygulara hassasiyet gösteren beyin bölgelerinin duyarsızlaştığını ve zihinsel süreçlerin daha verimli çalıştığını kaydetti.
“DAYANIKLILIK OLUMSUZ DUYGULARI YOK ETMEK DEĞİL, ESNEK OLMAKTIR”
Araştırma ekibinin liderlerinden Prof. Dr. Sanda Dolcos, elde edilen verilerin duygusal dayanıklılığın (rezilyans) öğrenilebilir ve eğitilebilir bir biyolojik süreç olduğunu gösterdiğini bildirdi.
Psikolojik dayanıklılığın olumsuz duyguları yok saymak ya da sürekli iyimser kalmaya çalışmak anlamına gelmediğini vurgulayan uzmanlar, temel hedefin duygusal uyaranlara karşı zihinsel esneklik kazanmak olduğunu ifade ediyor. Elde edilen bulguların, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve kronik kaygı bozukluğu vakalarında ilaçsız tedavi protokollerine öncülük edeceği vurgulanıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/08/Erkan-Mumcunun-ifsasi-yeniden-gundemde-Erdogan-askerle-Dolmabahcede-anlasmisti-360x180.jpg)

































