‘Çerçeve yasa’ya dair konuşan ÖHD Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, yasayı müzakere açısından bir başlangıç olarak gördüklerini söyledi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çerçeve yasanın maddeleri açıklandı. Yasa, cuma günü Adalet Komisyonu’nda, pazar günü de Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Çerçeve yasaya dair konuşan Özgürlük Hukukçular için Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, yasanın tarihi önemde olduğunu vurguladı.
Toplumun kaygı içerisinde olduğunu ancak bu kaygının çerçeve yasayla biraz azaldığını ifade eden Serhat Çakmak, yasanın önemine değinerek, “Şu açıdan tarihi öneme sahip: 100 yıllık Kürt sorunu tarihselliği bağlamında daha önceki çatışmalı süreçlerde hep farklı yöntemler denenip süreçler farklı bir şekilde sona erdirilmişti. Ama bugün Meclis’e sunulan yasa tasarısı ile birlikte artık farklı bir yöntemin de masada olduğunu, bunun da artık deneneceğine dair esaslı bir adım atıldı. Hukuk kapısının aralandığını, hukukun artık masada bir yöntem olarak kullanılmaya başlanacağına dair önemli bir işarettir” diye belirtti.
‘Farklı yöntemlerin kullanılacağı bir zemin’
Kürt sorunun çözümünün çerçeve yasayla birlikte hukuki yönteme geçildiğini dile getiren Çakmak, bunun devlet tarafından da kabul edildiğini sözlerine ekledi. Serhat Çakmak, “50 Yıllık çatışma sürecini, bir tarafın kazananı diğer tarafın kaybedeni olduğu bir süreç olarak tanımlamamak gerekir. Mesele işin sonunda kullanılan yöntemin bizlere neyi gösterdiğini, ne mesaj verdiğini görmek açısından kıymetli ve önemli. Bize şu mesajı verdi: Evet, Kürt sorunun temel hak ve özgürlükler bağlamında tartışılacağı bir taslak olmadığını görüyoruz. Ama onun bir ön hazırlığı olduğunu da görüyoruz. Bu ön hazırlık öncelikle fiili anlamda oluşturulan çatışmasızlık zemininin artık hukuk düzlemi ile birlikte hukuksal bir korumaya girme anlamına geliyor. Daha önce de söylediğimiz gibi çatışmasızlık ancak bir çerçeve yasayla korunabilir. Bugün çerçeve yasa, bu çatışmasızlık ortamının zeminini yaratıyor. Nedir bu zemin? Topluma ve siyasete entegre olmakla birlikte artık farklı yöntemlerin kullanılacağı bir zemin” dedi.
‘Yeni bir dönem başlangıçı’
Çerçeve yasayla müzakere masası sürecinin başlandığını kaydeden Çakmak, “Bugün farklı fikriyatta olan insanların tartışmalarına tanıklık ediyoruz. Ama biten ve sona eren bir şey yok. Yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendireceğimiz bir sürecin içerisindeyiz. Artık müzakere masasında hukuk, yasal düzenlemeler ve hangi hukuksal adımların atılacağı konuşulacak. Bu açıdan demokratik siyaset içerisinde, hukuk düzlemi açısından mücadelenin devam etmesinin öncelikli koşul ve kriter olduğunu unutmamak gerekir. Yasa tasarısı artısıyla eksisiyle değerlendirilmeden önce 100 yıllık tarihsel bağlamda değerlendirmekte fayda var. Bu bağlam 100 yıl önce Mezopotamya ve Kürdistan’da bir hakikatin inkarıyla başlandı. Ama yapılan yasa tasarısıyla birlikte yöntemin artık farklılaştığını ve bu hakikati tartışmanın ilk ayağı olan bir sürecin içine girdiğimizi düşünüyorum” diye belirtti.
‘Yasa değişikliği elzem’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın müzakerenin bir tarafı olduğunu ve rolünü yerine getirmesi için özgür çalışma koşullarının olması gerektiğini vurgulayan Çakmak, “Bu da ancak Sayın Öcalan’ın özgürlük hakkıyla sağlanabilir. Yasanın sayın Abdullah Öcalan’ı kapsamamasını eleştirebiliriz. Ancak bu yasayı bir başlangıç olarak kabul ettiğimiz için daha sonraki aşamalarda başka yasa tasarılarının da ilave edilebilmesinin ve düzenlemeye konu edilebilmesinin imkânı mevcut. Bu bizim yasa tasarısıyla ilgili değerlendirme ve eleştiri hakkımızın olmadığı anlamına gelmiyor. Ama dediğim gibi eksikleri gedikleri olmakla birlikte tarihsel bağlamıyla birlikte değerlendirmenin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Her ne kadar yasa tasarısında olmasa bile bu müzakere sürecinin yürütmeye devam edeceğini, geri dönüşler ve yasa tasarısında geçen düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle ilgili Sayın Öcalan’ın rolünün halen hayati öneme sahip olduğunu görüyoruz. Bu noktada da kendisiyle ilgili özgürlük ve özgür ortamda çalışma koşullarının sağlanabilmesi için halen bir yasa değişikliğinin yapılmasının elzem olduğunu belirtmekte fayda var” ifadelerini kullandı.
‘Sivil topluma görev verilebilir’
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “umut hakkı”na dair ihlal kararına değinen Çakmak, “umut hakkı”nın uygulanmasının Türkiye’nin bağlı olduğu AİHM ve Anayasa’ya uyması anlamına geldiğini kaydetti. Çakmak, “Çünkü Anayasa, AHİM kararların mutlak suretle uygulanması gerektiğini belirtiyor. Bu karar sadece Sayın Öcalan için değil. Sayın Öcalan’la birlikte binlerce ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olan mahpuslara uygulanması gereken bir düzenlemedir” dedi.
Süreç kapsamında kurulacak kurullara da değinen Çakmak, “Tespit ve teyit kurulun görevi, biraz daha güvenlikçi bir bakış açısıyla meseleyi ele alıp örgütün silahlarının tespitine ve örgütün gerçekten faaliyetlerinin sona erdiği yönünde. Bu güvenlik bürokrasisi üzerinden yürüyecek bir süreç. Yasa, buna dair yöntemi açıklamamış. Ama öngörülen bu tespit ve teyit mekanizmasının çok uzun sürmemesi gerektiği yönünde. Bu açıdan tarafların birbirine karşı güvenini arttırabilmeleri açısından bu tespit ve teyit sürecinin istişare edilerek yürütülmesi gerekiyor. Tarafların birbirlerinden beklentileri nelerse bu beklentiler doğrultusunda hareket edilecektir diye düşünüyorum. Meclis bünyesinde kurulacak izleme heyeti de önemli. Burada izleme kurulu sadece Meclis’e değil, sivil topluma da bu konuda görev verebilir” dedi.
‘Sivil toplum önemli görevler düşüyor’
Sürecin toplumsallaştırılmasının “eksik” kalındığını söyleyen Çakmak, “Türkiye toplumuna Kürt sorunun, doğru bir temelde anlatması gerekir. Bu yönüyle sivil toplum örgütlerine ve Meclis’e ciddi anlamda görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu nedenle kurulla birlikte izleme heyeti ve alt komisyonların bir an önce kurulması hayati önem teşkil ediyor. Çünkü ancak kolektif bir akıl, çalışma ve birliktelikle bu süreç asıl istenen amaca ulaşabilir. Bu yönüyle toplumun dahil edilmesi ve topluma bu meselenin aktarılması hayati öneme sahip. Bu noktada hem Meclis’e hem sivil toplum örgütü olarak bizlere çok önemli görevler düşüyor” diye belirtti.
Tespit ve teyit mekanizmaları oluşturulduktan sonra yasa taslağında belirtilen değişikliklerin hayata geçirilmesini ön gördüklerini dile getiren Çakmak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu uygulamalarla haklarında soruşturma ve kovuşturma olan, hükümlü, yurt dışında ya da dağda gerilla pozisyonunda olan insanların artık hukuksal düzlemde hukuk güvenliği sağlanacak şekilde toplumla birlikteliği sağlanmış olacak. Tabii belli bir mekanizmayla erteleme süresi de konulmuş. Umarım bu süreç de evrensel hukuk normlarıyla paralel değerlendirilerek işletilir. Süreçte kazalara mahal vermemek adına yargıç ve savcıların kendi ideolojik bakış açılarını yansıtmadan evrensel hukuk normlarıyla ve yasadaki kanunun düzenlenme amacına uygun bir şekilde hareket etmelerini temenni ediyoruz. Bunlar ve silahsızlanmanın hukuki altyapısı gerçekleştikten sonra artık bizler 100 yıllık sorunun ana can damarı olan eşit vatandaşlık, kimlik tanımı, anadilde eğitim hakkı, kendi kendini yönetme hakkı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi meseleleri, Türkiye’deki temel demokratik açıdan aksayan yönlerin giderilmesine yönelik hem yasal değişiklikler hem bürokratik engellerin kaldırılmasına dair temel tartışma gündemlerinin devam etmesi gerektiğini belirtiyoruz. Uzun ve meşakkatli bir süreç bizi bekliyor. Bu sürecin bir anda bitmeyeceğini, gelgitlerinin olabileceğini, gelgitler olsa bile irademizi hiçbir şekilde kaybetmememiz gerektiğini unutmamamız gerekiyor.”
Haber: Roza Arpa\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


































