NECİP F. BAHADIR | YORUM
AKP yargısı tam gaz. Adli tatil falan dinlediği yok. ‘Alihan Kuriş’ operasyonunun henüz dumanı üzerindeyken AKP bu kez bir başka dinî grubu gözüne kestirdi. Zulüm zincirine bir halka daha ekledi. Sinyali Saray verdi. Aslında sinyal değil de yargıya ‘talimat veya emir’ demek daha doğru… Erdoğan yönetiminin gemi azıya aldığı aşikâr. ‘Yargıya talimat’ herkesin gözü önünde yaşanmakta… AKP’nin gizli saklısı yok!
Yargıyı etkilemenin de bir raconu vardı eski Türkiye’de… Uluorta konuşulmaz, böylesine kaba ve banal yöntemlere başvurulmazdı. Bir ‘had sınırı’ vardı. Hak, hukuk sûreten de olsa gözetilirdi. Anayasa paspas edilmezdi. AKP’nin yargı süreçlerini etkilemekten kaçınmak diye bir endişesi yok. Yürüyen dosyalar hakkında Erdoğan da konuşur, bakanları da…
AKP medyası çarşaf çarşaf iddiaları gerçek gibi yayımlamakta, montaj videolarla insanlara iftira atmakta beis görmez ve görmüyor…
Anayasa, kanun veya mevzuat AKP için söz konusu olamaz! Erdoğan’ın “Tanımıyorum, uymuyorum ve takmıyorum!” demişliği bile var. Böyle bir düzenden adalet beklenir mi? Adaletin olmadığı yerde huzur ve istikrar olur mu? Ekonomi ve siyaset rayında gider mi? Temeli yıkılmış bir mülkün varlığından söz edilebilir mi? Ülkenin hâl-i pürmelali veya manzara-i umumiyesi hiç de iç açıcı değil.
Böyle gider mi? Bu sürdürülebilir bir durum mu? Yıllar yılı ağır aksak sürdü, gitti.
Ve geldik bugüne… Süleymanlılar Cemaati’nin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un kabri açıldı. Ölümü 10 yıl sonra soruşturma konusu oldu. Varsa bir şaibe, aydınlatılmasında elbette fayda var. Kesinlikle karşı falan değilim.
Peki amaç gerçeği ortaya çıkarmak mı? Emin değilim! Alihan Kuriş hakkındaki iddialar kamuoyunda karşılık bulamadı. AKP, sözcüleri ve medyasıyla toplumu ikna edemedi. Çelik kasa ve para dışında ‘suç unsuru’ yok. Aynı şeyler ilk günden beri tekrarlanmakta… Grup, Kuriş’in arkasında durdu. ‘Liderlik’ için bekleyen yeğeni Süleyman Fatih Denizolgun ellerini ovuşturduğuyla kaldı.
‘Feth-i Kabir’de asıl amaç Kuriş’i ‘zan altında’ bırakmaksa yazık olur. AKP’nin yapmadığı şey değil. Kabrin açıldığı gün Adli Tıp’a yeni atama yapıldığı haberlere yansıdı. 10 yıl önce iktidarda hangi parti vardı? AKP değil mi? O günün sorumluları hakkında da soruşturma açılacak mı? Ölümü üzerindeki şüphe bile Adalet ve İçişleri Bakanı’nın görevi suiistimali anlamına gelmez mi?
Erdoğan’ın sorumluluğu ne olacak? Yönetimde tek sorumlu o değil mi? Tek adamlık sadece yönetim ve yetki kullanmakta mı geçerli? Sorumluluğu omuzlarında değil mi?
Normal bir ülke olsaydık bu sorgulanır ve hesap vermesi istenirdi. O günün sorumlularının istifası bile gündeme gelirdi. Maalesef ülke normal, şartlar olağan değil. AKP veya Erdoğan, iktidarını kirli ve kanlı bir yapının üzerine inşa etti. Suçu da günahı da büyük.
Alparslan Kuytul, iktidara biat etmeyen dinî bir grup… Furkan Vakfı’nın başkanı… AKP hiç rahat yüzü vermedi. Sık sık operasyon yaptı. Fakat bir türlü AKP’leştiremedi. Tutuklandı, aylarca cezaevinde yattı. Yetmedi memleketinden binlerce km uzaktaki bir cezaevine sürgün edildi… Sırf ailesine zulüm olsun diye…
Alparslan Kuytul örnek tavır sergiledi. Tüm teklifleri elinin tersiyle itti. AKP’nin önerisine verdiği “Ben şerefsiz miyim?” cevabı tarihe geçti. Şerefiyle yaşamayı seçti. Bedel ödemek uğruna doğru bildiği yolda yürüdü. ‘Sıkıntı yolun kaderi’ dedi. Haksız da değildi. Çorak ve çöle dönen iklimde yeşermesini bildi. Bugünden yarınlara bir onurlu duruş bıraktı.
Alihan Kuriş operasyonuna en sert tepkiyi verdi Kuytul… “Süleyman Hilmi Tunahan’ın öğrencileri bir cemaattir ama iktidara destek vermeyen bir cemaattir. Bundan dolayı bu operasyon yapıldı.” dedi.
Tespit isabetli değil mi? Alihan Kuriş, Erdoğan’ın yanında hizalansaydı başına bunlar gelir miydi? Hayır, asla… Bu tespiti yapan çok ancak dile getirmeye cesareti olan az. İfade edilmeyen, dile gelmeyen düşünce ve hükmün bir anlamı olur mu?
Kuytul Hoca, sürecin cesur isimlerinden biri olduğunu defalarca kanıtladı. Zulme yani AKP’ye meydan okudu; “Benim dosyalarım suç dosyası değil, ‘sus’ dosyasıdır. Yani bana ‘suç, konuşma’ diyorlar. Susmayacağım. Mazlumlar sustukça zalimler azgınlaşır.”
Bu sözlerin sadece retorik değil, bir duruş olduğunu gösterdi. Dediğini yaptı. Susmadı… ‘Dilsiz şeytan’ olmayı reddetti. Zalim Sultan karşısında hakkı haykırmaktan milim geri adım atmadı. AKP’nin böylesine onurlu bir sesi kabullenmesi ve sineye çekmesi mümkün mü?
Cesaret de bulaşıcı… Korku gibi… Saray’ın Başdanışmanı Oktay Saral sosyal medya hesabından açıkça tehdit içeren mesaj attı; “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın… Sıra sana da gelecek.”
‘Akıllanmamışsın’dan kastın da AKP’lileşmemek olduğunu herkes anladı. Yargı talimatı aldı. Ertesi gün düğmeye bastı. Polis şafak vakti saat 05.10’da Alparslan Kuytul’un evinin kapısına dayandı. Sabahın köründe Kuytul’un evine girdi.
Kuytul ve eşi Semra hanım başta olmak üzere grubun önde gelen isimleri gözaltına alındı. Şirketlerine ‘kayyım’ atandı. Sosyal medya hesapları kapatıldı. Erişim engeli getirildi.
Hani ‘kayyım uygulaması’ tarihe karışacaktı? Erdoğan öyle söylemişti. “O PKK içindi!” dediğinizi duyar gibiyim.
Anayasa’nın eşitlik ilkesi ne olacak? Akın Gürlek’in en önemli icraatlarından biri ‘kayyım’ uygulamaları. AKP iktidarının mala mülke çökme konusunda üstüne yok. Darbe dönemlerine de CHP’nin tek parti devrine de rahmet okuttu. Zulümde Nemrut ve Firavun’la yarıştı. Hayır, ağır değil; tablo ortada…
Polis, evinde bulmasına rağmen ‘yakalama tutanağı’ düzenledi. Kuytul itiraz etti, “İmzalamam!” dedi; “Ben kaçmadım. Yakalama dersen imza atmam. Yaptığınız şey gözaltı, onu da kanunsuz yapıyorsunuz. Kendi evimdeyim. Evinde olan insana yakalama denmez.”
Kuytul’un kızı, iktidarın troll hesapları tarafından sosyal medyada dolaşıma sokulan montaj videolar üzerine, “Evimizde 1 kuruş bulunmadı!” diye mesaj paylaştı. Polis tutanağını ortaya koydu… Kara propagandanın önünü aldı.
Alparslan Kuytul, kelepçe takılması sırasında da polise, “Yakışır mı?” diye sordu. “Tedbir Alparslan Bey!” cevabı üzerine kollarını uzattı ve “Ayıp ediyorsunuz. Siz tedbir almıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Ne tedbiri bu? Eşiyle birlikte gözaltına alınan Alparslan Kuytul kaçacak gibi mi görünüyor?
Amaç belli: Kişinin itibar ve onuruyla oynamak… Ama ne polis farkında ne AKP… Kaybeden mazlum değil, bu insanlık dışı uygulamanın failleri… Mazlum için o kelepçe ‘altın bilezikten’ farksız… Ve fakat ülke için tam bir utanç belgesi. AKP’nin devr-i iktidarının sembollerinden biri bu… Yarın önüne konacak.
Siyasetin zulme karşı ses veren onurlu isimlerinden Ömer Faruk Gergerlioğlu, ülkenin içinde bulunduğu durumu özetleyen mesaj paylaştı: “Herkes bir günah keçisi bulmuş; ‘FETÖ’ diyor. Şimdi yeni terör örgütleri çıkaracaklar… S. Hilmi Tunahan’ın öğrencilerinden ‘SÜTÖ’, Alparslan Kuytul’dan da ‘KÜTÖ’ çıkaracaklar herhalde… Gülsek mi ağlasak mı? Böyle rezalet olmaz.”
Evet, o günlere geldik. AKP bugünleri de gösterdi. AKP’lileştiremediği kim varsa dinî, siyasi, sivil toplum fark etmez, devletin tüm kurum ve imkânlarını seferber etmekte…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































