30 yıllık tutsaklığın ardından 2021 yılında tahliye olan Fesih Erdemirci, Kürt’ü Kürt olarak kabul etmekten başka çarelerinin olmadığı bir döneme girildiğini belirterek, ‘15 Ağustos’un yarattığı ruhla şuan ki mücadeleye sarılmamız gerekir’ dedi
PKK’nin, 15 Ağustos 1984’te Sêrt’in Dihê (Eruh) ve Colemêrg’in Şemzînan (Şemdinli) ilçelerinde gerçekleştirdiği ilk silahlı eyleminin üzerinden 42 yıl geçti. PKK’nin öncü kadrolarından Mahsum Korkmaz (Egît) öncülüğünde gerçekleştirilen bu eylemin, yankıları bugün halen hafızalarda tazeliğini korumaya devam ediyor.
30 yıllık tutsaklığın ardından 2021 yılında tahliye edilen Fesih Erdemirci, 15 Ağustos atılımına dair değerlendirmelerde bulundu. Fesih Erdemirci, “Yapılan çalışmaların, tarihte süzülüp gelen isyanların, tarihte olup bitenlerin hepsinin bütünlüğü içerisinde Botan’ın bir kasabasında, ilk kurşunun atılması belli bir birikimin ve çalışmanın sonucudur. 15 Ağustos’da yapılan eylem, Kürtlük adına hiçbir şeyimizin kalmaması bir yana kendimiz ve kimliğimizden utandığımız bir ortamda, belli bir birikimin sonucu olarak gerçekleşti. Bu başlangıç da yaşamın artık asla eskisi gibi olmayacağını gösteriyor. Bu nedenle 15 Ağustos bizi yenilgiye götüren kahramanlığa sıkılan bir kurşundur. O eylemi yapanlar geri çekilmeyi de bildiler. Diz çekip ölüme yatmadılar. Dağlara çekildiler, tekrar gelmenin ve eylem yapmanın hazırlığını yaptılar. Gerillanın özü biraz budur” dedi.
‘Daha büyük bir heyecan yaşıyoruz’
Siyasal yollarla mücadelenin genişletilmesi gerektiğini belirten Fesih Erdemirci, “Bugün silahsızlanma ve silahsızlanmanın zemini tartışıyorsak o ruhun bize sağladığı mücadelenin, tarzın, tavrın, stratejinin ve kazanımların bir araya gelmesiyle oluştu. Bugün bir hayalimize, amacımıza ulaşmanın heyecanını yaşıyoruz. 15 Ağustos’un yapıldığı dönemin heyecanından çok daha büyük bir heyecan yaşıyoruz. Biz çok hayal ettik. Önderliğin 90’lardan başlayan bir hal ve arayışı var. Mehmet Ali Birand’la yaptığı röportaja bakalım. 93 ve 98 ateşkesleri, daha sonra 2014-15’lere bakalım. Önderliğin arayışı, tam anlamıyla silahı devre dışı bırakıp siyasal mücadeleyi başlatmak ve siyasal yollarla mücadeleyi genişletmek. Bu hayali bugüne kadar gerçekleşmedi. 15 Ağustos’u doğuran etkenlerin en önemli şeyi Apocu ruhun kendini nasıl örgütlediği, heyecanla, coşkuyla kılı kırk yararak, dağlarda günü gününe nasıl işe sarıldığının ruhsal halidir. İster silahlı olur ister başka şekilde olsun bu hiçbir zaman değişmez. Çünkü Apocu ruhta canlılık, yenilgiye kapalılık, söylediği en ufak bir sözün çok ciddiye alma var. O ciddiyet peşinde koşma var. Yaşadığın coğrafya ve üzerinde yaşadığın şeyler, kişiliğine etkiler. Dolayısıyla sosyolojik bağlamda değerlendirdiğimizde bizim kendimize gelme, kendimizle bütünleşme, barışma ve sevme değerlerimiz açığa çıkar” diye konuştu.
‘Kürt’ü Kürt olarak kabul etmekten başka çarelerinin olmadığı bir dönem’
15 Ağustos ruhuyla mücadeleye sarılma çağrısı yapan Fesih Erdemirci, “Parçalı bir Kürtlükten; Hiç kimsenin benzeşemediği, herkesin üzerine hesap kurarken mutlaka çok düşünmesi gerektiği, Kürt’ü eskisi gibi kullanamayacakları, Kürt’ü Kürt olarak kabul etmekten başka çarelerinin olmadığı bir döneme girdik. Bu da tarihsel bağlamı içerisinde bu mücadelenin bizi getirdiği boyutu gösteriyor. İmralı’da başlatılan bir süreç var. Bu anlamda sürecin dili, eylemi, ruhu, bize anlatılış şekli, bize verdiği doğrultu tam da hayal ettiğimiz ve istediğimiz gibi o hayalimize kavuşmanın heyecanıyla karşıladığımız bir döneme giriyoruz. Kendimizi artık siyasal olarak ifade edebiliyor ve örgütleyebiliyoruz. Bu yönüyle bu yeni Kürt kişiliği, böyle bir sonuç yarattı. Dolayısıyla 15 Ağustos’un yarattığı ruhla şuan ki mücadeleye sarılmamız gerekir. Silahlı mücadele çok daha zor ama siyasal mücadele çok daha kapsamlı ve karmaşıktır. Bu karmaşıklık içerisinde önce neyi yaptığımızın bilincine varmamız lazım. 15 Ağustos atılımı ve onun gelişim süreci, bize bu bilincin çoğuyla söylemiştir. Önderliğin ortaya koyduğu yeni tez ve manifestosu, bize bu bilincin nasıl olması gerektiğini söyler. Dolayısıyla önderliğin değimiyle Kürt aklının devrede olduğu, o Kürt aklıyla beraber yaşamamız gerektiğinin üzerinde çokça durmamız gerekiyor” diye belirtti.
Önlerinde daha zorlu bir yolun olduğunu kaydeden Erdemirci, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kürtlük olgusunun, kendisini tarihe mal etmesi, varlığının bilincine ulaşması, o bilinçle kendini yaratması temel değerdir. Dolayısıyla bilinç kendi toprağında, suyunda, varlığınla, kendi ikliminle oluşur. Önderlik, ‘Yalnızım, yalnızlaştım ama korkmadım bu yalnızlıktan. Halkım kadar yalnız, ülkem kadar kimsesizim’ demişti. İşte bu halkı kadar yalnız, ülkesi kadar kimsesiz bir önderliğin, bugün yarattığı değerler ve mücadele sistemi, bütün dünyada kendi konuşturduğu hali bunu doğuruyor. Önderliğin bize söylediği temel şey şudur; ‘Ben burada söylüyorum ama siz orada pratikleştirmiyorsunuz. Gidiyorsunuz, devletten, hükümetten, başkasından bekliyorsunuz. Gidin kendiniz pratikleştirin.’ Bu tarihi bir sorumluluktur. Bunu sorumluluğu üstlenmek 15 Ağustos’a ruhuna denk geldiği gibi aynı zamanda Egît arkadaşın o bakışına anlam vererek yürümektir. O ruh bizi Apoculuğa yakınlaştırmada en büyük destek ve bilinçtir. Bu kadar acı, işkence, kayıp… Hepsi şimdi ete kemiğe büründü. Mutlaka kazanacağız. Umudumuz her zamankinden büyük.”
Haber: Roza Arpa\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































