TR724 EKONOMİ | Merkezi yönetim bütçesinde yılın ilk 7 ayında faize yaklaşık 1,8 trilyon TL ödendi. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde faize ödenen para yaklaşık 1,2 trilyon liraydı… Artış oranı yüzde 51’in üzerinde… Bütçe, faiz dışı dengede 470,1 milyar TL fazla vermesine rağmen, faiz ödemeleri nedeniyle 1 trilyon 320,9 milyar TL açık verdi. Yani Erdoğan rejiminin hatalı ekonomi politikasının sebep olduğu devasa faiz ödemesi bütçeyi açığa sürükledi. Temmuz ayında faiz gideri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 142,8 artarak 326,7 milyar TL’ye çıktı.
Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?
Bu tablo, bütçenin faiz hariç fazla verdiğini; ancak borçlanma maliyetinin bütçeyi açığa sürüklediğini gösteriyor. Faiz yükündeki patlama, Erdoğan’ın “Faiz sebep, enflasyon sonuç!” teziyle uygulanan düşük faiz politikasının ardından oluşan kur, enflasyon ve yeniden yüksek faiz döngüsünün kamu maliyesine yansıyan ağır faturası oldu. 6,5 yılda faize ödenen para 6,4 trilyonu aştı!
1,8 trilyon TL yüksek bir rakam mı?
Şöyle anlatalım; bu, ayda ortalama 255 milyar TL’den fazla faiz ödemesi anlamına geliyor. Günlük hesaba vurulduğunda bütçeden faize her gün yaklaşık 8,5 milyar TL çıkmış. Saatlik faiz faturası 350 milyon TL’yi, dakikalık faiz yükü ise yaklaşık 6 milyon TL’yi buldu.
Merkezi yönetim bütçesinde temmuz ayının en çarpıcı kalemi faiz giderleri oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 790,5 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 412,4 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece bütçe temmuzda 378,1 milyar TL açık verdi. Aynı ay faiz giderleri 326 milyar 764 milyon TL’ye çıktı. Geçen yıl temmuzda 134 milyar 588 milyon TL olan faiz harcaması, bir yılda yüzde 142,8 arttı.
Asıl kırılma ise yılın ilk 7 aylık toplamında görülüyor. Ocak-temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 520,7 milyar TL, bütçe gelirleri 9 trilyon 199,7 milyar TL oldu. Böylece bütçe açığı 1 trilyon 320,9 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde faiz dışı giderler 8 trilyon 729,7 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu hesapla yılın ilk yedi ayında bütçeden faize yaklaşık 1 trilyon 791 milyar TL gitti.
Faiz dışı denge 470 milyar TL!
Tablonun en kritik noktası burada ortaya çıkıyor: Bütçe faiz hariç tutulduğunda açık vermiyor, fazla veriyor. Ocak-temmuz döneminde faiz dışı denge 470,1 milyar TL fazla verdi. Ancak aynı dönemde yaklaşık 1,8 trilyon TL’lik faiz ödemesi yapıldığı için bütçe 1,32 trilyon TL açıkla karşı karşıya kaldı. Başka bir ifadeyle, faiz ödemesi bu seviyede olmasa bütçe açık değil, fazla verecekti.
Faiz giderleri temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 142,8 artarak 134,6 milyar liradan 326,8 milyar liraya çıktı. Faiz dışı denge geçen yıl temmuzda 110,7 milyar lira fazla verirken, bu yıl 51,3 milyar lira açığa döndü. Faiz yükündeki sert artışın da etkisiyle geçen yıl temmuzda 23,9 milyar lira olan bütçe açığı, bu yıl 378,1 milyar liraya yükseldi.
Temmuz ayı da bu eğilimi tek başına gösteren güçlü bir örnek oldu. Ay boyunca yapılan 1 trilyon 790,5 milyar TL’lik bütçe harcamasının 326,7 milyar TL’si faize ayrıldı. Bu, temmuzdaki her 5,5 TL’lik bütçe harcamasının yaklaşık 1 TL’sinin faiz ödemesine gitmesi anlamına geliyor. Faiz giderlerindeki yüzde 142,8’lik artış, aynı ay toplam bütçe giderlerindeki yüzde 59,8’lik artışın çok üzerinde gerçekleşti.
Neredeeeen nereye?
Faiz yükünün bugünkü boyutu, geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında daha da çarpıcı hale geliyor. Merkezi yönetim bütçesinden faize 2020’de 133 milyar 962 milyon TL, 2021’de 180 milyar 852 milyon TL, 2022’de 310 milyar 903 milyon TL, 2023’te 674 milyar 615 milyon TL, 2024’te 1 trilyon 270 milyar 455 milyon TL, 2025’te ise 2 trilyon 54 milyar 382 milyon TL ödendi. 2026’nın ilk yedi ayında yapılan yaklaşık 1 trilyon 791 milyar TL’lik ödeme de eklendiğinde, 2020’den bu yana bütçeden faize giden toplam tutar 6,4 trilyon TL’yi aştı.
Bu karşılaştırma, bütçedeki dönüşümün büyüklüğünü gösteriyor. 2020’de yılın tamamında 134 milyar TL düzeyinde olan faiz ödemesi, 2026’da yalnızca temmuz ayında 326,7 milyar TL’ye ulaştı. Yani devletin sadece bir aylık faiz gideri, 2020’nin tamamındaki faiz ödemesinin yaklaşık 2,4 katına çıktı. İlk yedi aylık faiz ödemesi ise 2020 yılının tamamındaki faiz giderinin yaklaşık 13 katına ulaştı.
Bu tablonun sorumlusu kim?
Bu tablonun arka planında iktidarın son yıllarda izlediği ekonomi politikası bulunuyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uzun süre, “Faiz sebep, enflasyon sonuç!” tezini savundu. Ona göre faizler düşünce enflasyon da düşecekti. Faizler talimatla indirildi ama sonuç hiç Erdoğan’ın beklediği gibi olmadı. Enflasyon patladı! Resmi verilere göre yıllık tüketici enflasyonu Ekim 2022’de yüzde 85,51’e kadar yükseldi. Ekonomi yönetimi daha sonra aynı hattı tersine çevirmek zorunda kaldı. Fazler kademeli olarak yukarı çekildi. Bugün gelinen noktada faiz hâlâ yüksek seviyede. TCMB, Temmuz 2026’da politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.
Erdoğan’ın ekonomi politikası ‘sayesinde’ faiz giderleri, bütçeden doğrudan kamu hizmeti üretmeden çıkan en büyük kalemlerden biri haline geldi. Öyle ki bütçeyi çökertiyor… Yılın ilk yedi ayında faize yaklaşık 1,8 trilyon TL ödenmesi, kamu maliyesinde borçlanma maliyetinin ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































