Türkiye ve dünyada sanatın tüm disiplinleri, her geçen gün büyüyen bir tehlikenin gölgesinde yaşamına devam ediyor: yapay zekâ…
Bu yıl 11’incisi düzenlenen, Manos Kitap ve Gıda İş Sendikası’nın öncülük ettiği, Sennur Sezer’in anısını ve mücadelesini yaşatmak için düzenlenen “Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri”, yapay zekâ tartışmasıyla gündemde.
A. Hicri İzgören, Orhan Alkaya, Nalan Çelik, Gülce Başer ve Betül Dünder’den oluşan şiir jürisi Özcan Öztürk’ün “Dada Festivali” adlı şiir dosyasını ödüle değer görürken Ayşe Şafak Kanca’nın “Dip Dibe Fena Sokaklar” şiir dosyası ise “seçici kurul özel ödülü”ne değer görüldü.
Ancak öykü dalında bir sonuç çıkmadı. Adnan Özyalçıner, Ayşegül Tözeren, Gaye Boralıoğlu, Eylem Ata ve Sibel Öz’den oluşan öykü jürisi oybirliğiyle aldığı kararla “ödüle değer bir eser” belirlenemedi. Bu durumla ilgili jürinin açıklamasında “Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü Ödülü seçici kurulu olarak bu yıl gerçekleştirdiğimiz değerlendirme sürecinde yapay zekâ destekli metin üretiminin yaygınlaştığı yönünde güçlü emarelerle karşılaşılmış, bu durum metinlerin özgünlüğünün değerlendirilmesini güçleştirmiştir. Ayrıca seçici kurulun ortak kanaatiyle ödüle değer bir eser de belirlenememiştir. Bu gerekçeler doğrultusunda, 2026 yılında öykü dalında ödül verilmemesine karar verilmiştir” dendi.
KUŞKU UYANDIRAN METİNLER
Bu açıklamadan sonra edebiyat dünyası, “açıklamanın yetersiz olduğu”, “dosya gönderen diğer yazarların da yapay zekâ suçlamasına maruz bırakıldığı” gibi birçok görüş belirtti.
Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri’nin öykü jürisinden aldığımız bilgilere göre, 40’a yakın dosya üzerinden bir değerlendirme yapılmış. Jürinin isimsiz olarak değerlendirdiği dosyalarda “ödül almaya değer görülebilecek” dosyaların hepsi, “yapay zekâ destekli metin üretimi” şüphesi doğurmuş. Ardından kurumsal çapta bir uzmanlık desteğinin sonucunda, kimi dosyalarda yüzde 80 kimi dosyalarda yüzde 30’a kadar çeşitli oranlarda yapay zekâ metin olduğu yönünde gelen veriler nedeniyle bu dosyaların özgünlüğünden kuşkulanıldığı için değerlendirilmediği; kalan dosyaların da ödüle değer görülecek, basılabilecek metin olmadığı yönünde bir kanaat geliştiği için öykü dalında bu yıl ödül verilemedi.
Yapılan değerlerdimelerde, yapay zekâ metinlerinin “gereğinden fazla metaforik olması”, “karakter analizinin yetersiz olması” gibi nedenlerle zaten okurken bile yapay zekâ şüphesinin doğdunun altını çizmekte fayda var.
SORULAR ARTIYOR
Mart ayında Ballard imzalı “Shy Girl” isimli korku romanının yüzde 78’inin yapay zekâ tarafından yazıldığı iddiaları gündeme gelmiş, ardından kitabın yayıncısı kitabı piyasadan çekmişti.
Geçtiğimiz günlerde ise Maryland Üniversitesi, College Park ve Google DeepMind’ın ortak geliştirdiği bir çalışma dikkate değerdi. Çalışmada “StoryScope” adlı uygulama, 50 binden fazla yapay zekâ tarafından oluşturulmuş kısa öyküyü Joyce Carol Oates, Stephen King, Louis L’Amour, Charlotte Perkins Gilman ve Harlan Ellison’ın yapıtlarını içeren “Books3” veri setinden 10 bin 272 insan tarafından yazılmış öyküyle karşılaştırdı. Çalışmanın sonucunda “yapay zekâ öyküleri, temaları aşırı açıklıyor ve düzenli, tek yönlü olay örgülerine öncelik veriyor; yapay zekâ olmayan öykülerde ise kahramanların seçimleri ahlaki açıdan daha belirsiz bir şekilde çerçeveleniyor ve zamansal karmaşıklık artıyor” Durum böyleyken hem edebiyat dünyamız hem de diğer sanat disiplinlerinde verilen/verilecek ödüllerde yeni bir tartışma konusu da doğmuş oluyor: Jüriler, dosyaları “yapay zekâ” boyutuyla değerlendiriyor mu? Soru soruyu doğuruyor:
Bu eylemi, ana jüriler mi üstlenmeli, ön jüri mi?
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































