Antalya S Tipi Cezaevi’ne dair hazırlanan raporda, koğuş baskınında onur kırıcı uygulamalar, sağlık, dilekçe hakkının engellemesi, koğuşlarda kapasite üzerin tutuklu bulunması gibi birçok hak ihlali yer aldı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi Merkezi Hapishane Komisyonu, 17 Temmuz’da Antalya S Tipi Cezaevi’nde bulunan tutsaklarla yaptığı görüşmeler sonucunda bir gözlem raporu hazırladı. Tutsaklarla yapılan görüşmelerde, “kuyu tipi” cezaevi modeli sistematik hak ihlallerinin yaşandığı yer olarak dikkat çekildi.
Mimari yapısının tutsaklar üzerinde ağırlaştırılmış izolasyon yarattığı kaydedilen raporda, tutsakların ailelerinden uzak yerlere sevk edildiği ve haftalık sadece 10 dakikalık telefon görüşmesine izin verildiği bilgisi paylaşıldı. Sosyal, kültürel ve eğitsel faaliyetlere erişim sağlanmadığı, mevcut etkinliklerin ise çoğu zaman keyfi gerekçelerle kullandırılmadığı kaydedilen raporda, “Yazılan mektupların gönderilmediği veya uzun süre bekletildiği, kendilerine gönderilen mektupların geç teslim edildiği ya da hiç ulaştırılmadığı, gazete, dergi ve kitaplara ise bedeli ödenmesine rağmen erişimin sistematik biçimde engellendiği aktarılmıştır. Tüm bu uygulamaların kuyu tipi hapishanenin zaten ağır olan tecrit koşullarını daha da derinleştirdiği ifade edilmiştir” denildi.
Baskın şeklinde koğuş aramaları
Koğuş aramalarının çok sayıda görevlinin katılımıyla baskın niteliğinde onur kırıcı yöntemlerle yapıldığının not edildiği raporda, daha önceden sakıncalı görülmeyen eşyalara sonraki aramalarda gerekçe gösterilmeden el konulduğu, tutsakların gerekçe talep etmesi sonucunda ise kötü muamele ve tahrik edici davranışlara maruz kaldığı belirtildi.
Antalya’nın yüksek sıcaklıkları ve “kuyu tipi” cezaevinin hava sirkülasyonunu engelleyen mimarisine rağmen yaşamsal önem taşıyan vantilatörler ve üçlü prizlere de gerekçe gösterilmeden el konulduğu belirtildi. Raporda, “Mahpuslar, zaten aşırı sıcak ve nem altında yaşam mücadelesi verdikleri koğuşlarda vantilatörlerin toplatılması nedeniyle nefes almakta güçlük çektiklerini, baygınlık ve fenalaşma vakalarının yaşandığını dile getirmiştir” ifadelerine yer verildi.
Kapasitenin üzerinde tutsak sayısı
Üç kişilik olarak tasarlanan koğuşlara sonradan ilave ranzaların eklendiği ve kapasitenin altı kişiye çıkarıldığı kaydedilen raporda, “Mahpuslar, kapasiteyi aşan yerleştirme nedeniyle sıcaklık ve nemin dayanılmaz seviyelere ulaştığını, nefes almakta zorlandıklarını ve mevcut sağlık sorunlarının ağırlaştığını ifade etmiştir” denildi.
Sağlık hizmetlerine erişim geciktiriliyor
Tutsakların sağlık hizmetlerine erişiminin sistematik bir şekilde geciktirildiği yönünde ortak beyanlarının yer aldığı raporda, tutsakların revir muayenelerinin uzun süre sağlanmadığı, hastane sevklerinin de aylarca bekletildiğine değinildi. Kronik ve ağır hastalığı bulunan tutsakların dahi sağlık hizmetlerine zamanında erişemediği belirtilen raporda, “Doktor tavsiyeleri uygulanmıyor. Mahpusların tahlil sonuçlarına ulaşamadıkları, tedavi süreçlerinin kesintiye uğradığı ve gerekli diyetlerin sağlanmadığı belirtilmiştir. Sağlık hizmetlerine erişimde keyfi uygulamalar bulunduğu ve bu durumun birçok mahpus açısından geri dönüşü güç sağlık sorunlarına yol açtığı aktarılmıştır” diye belirtildi.
Dilekçe ve başvurular işleme alınmıyor
Tutsakların dilekçe ve başvurularının ise işleme alınmadığı, kaybolduğu ve kendilerine cevap verilmediği ifade edilen raporda, “İhlallerin giderilmesi amacıyla hapishane müdürü ile görüşme taleplerinin karşılanmadığı, yalnızca alt düzey görevlilerle görüşebildikleri ve ilettikleri sorunların çözüme kavuşturulmadığı belirtilmiştir. Ayrıca çeşitli yargı kararlarına rağmen bazı hak ihlallerinin devam ettiği, bu durumun iç başvuru yollarının etkili bir denetim mekanizması olmaktan uzaklaştığını gösterdiği değerlendirilmektedir” denildi.
Kirli su akıyor
Çeşmelerden akan suların kirli, kötü kokulu ve kullanılmaz nitelikte olduğunun iletildiği raporda, bu nedenle de içme suyu, yemek hazırlama ve kişisel temizlik için suyun kantinden ücret karşılığında satın alındığının ifade edildi. Raporda, tutsakların sorunun çözümü için idareye verdiği öneri ve taleplerin değerlendirmeye alınmadığına da değinildi.
Raporun devamında da şunlara yer verildi: “Tespit edilen uygulamalar başta anayasa olmak üzere 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili mevzuata açıkça aykırıdır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Mandela Kuralları, Avrupa Cezaevi Kuralları ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartları uyarınca güvence altına alınan insan onuruna uygun tutulma, sağlık hizmetlerine zamanında erişim, haberleşme, aile yaşamına saygı ve etkili başvuru haklarının ihlali niteliğindedir. Mahpuslar, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış olmaları dışında temel hak ve özgürlüklerinden mahrum değildir. İnfaz rejimi, kişilerin insan onurunu zedeleyen veya temel haklarını ortadan kaldıran uygulamalara gerekçe oluşturamaz. Bu nedenle başta Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere sorumlu tüm kurumlar, yukarıda yer verilen ihlal iddiaları hakkında derhal etkili inceleme başlatmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemleri tesis etmeli ve hak ihlallerinin giderilmesi için gecikmeksizin gerekli idari ve yapısal tedbirleri almalıdır.”
ANTALYA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































