HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME
Henüz 48 takımlı Dünya Kupası formatına yönelik tartışmalar dinmemişken, FIFA Başkanı Gianni Infantino gözünü şimdiden bir sonraki adıma dikti. Masadaki yeni plan, 2030 Dünya Kupası’nın 64 takımla düzenlenmesi. Peki futbolun gerçekten buna ihtiyacı var mı? Tartışmanın iki cephesinde de güçlü argümanlar var.
Gianni Infantino için “daha büyük”, çoğu zaman “daha iyi” anlamına geliyor. Son yıllarda dünya futbolunda hayata geçirilen en radikal değişimlerin arkasındaki isim olan FIFA Başkanı, şimdi de Dünya Kupası’nı tarihin en geniş katılımlı organizasyonuna dönüştürmek istiyor.
İsviçre’nin Blue Sport kanalına konuşan Infantino, 2030 Dünya Kupası’nın 64 takımla oynanması fikrinin FIFA’nın ilgili kurullarında ciddi şekilde değerlendirileceğini söyledi.
“Turnuva sona erdikten sonra bu konuyu ilgili komitelerde mutlaka tartışacağız. Dünya Kupası bütün dünyanın turnuvası olmalı. Her ülkenin bu organizasyonda yer alma hayalini kurabilmesi gerekiyor.”
Bu açıklama, futbol dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
48 takım yetmedi, sırada 64 mü var?
2026 Dünya Kupası, organizasyon tarihinde ilk kez 48 takımla düzenlendi. Daha birkaç yıl öncesine kadar 32 takımlı format futbolun zirvesi kabul edilirken, FIFA şimdi çıtayı bir kez daha yükseltmeye hazırlanıyor.
Infantino’ya göre ilk genişleme beklenenden daha başarılı geçti.
“Tüm takımlar rekabetçi bir performans ortaya koydu. Turnuvaya katılan her ekip en az bir gol attı. Bu formatın başarılı olduğu açık.”
FIFA yönetimi, daha fazla ülkeye Dünya Kupası kapısını açmanın futbolun küresel gelişimine katkı sağlayacağını savunuyor. Ancak futbol kamuoyunda bu görüşü paylaşmayanların sayısı da az değil.
Turnuvaya ilk kez katılan Yeşil Burun Adaları iz bırakan takımlardan biri oldu.
Romantik hikâyeler var, peki ya futbol kalitesi?
Turnuvanın yeni yüzleri organizasyona kuşkusuz farklı bir renk kattı. İlk kez Dünya Kupası sahnesine çıkan Yeşil Burun Adaları, son 32 turuna yükselerek Arjantin’i uzatmalara kadar zorladı ve milyonlarca tarafsız futbolseverin sempatisini kazandı.
Curaçao ilk Dünya Kupası deneyiminde gruptan çıkamasa da mücadeleci futboluyla alkış topladı. Ürdün tarihindeki ilk Dünya Kupası golünü atarken, Özbekistan ise güçlü rakipleri karşısında puan alamadan turnuvaya veda etti. Ancak bu romantik hikâyeler, organizasyonun futbol kalitesine yönelik eleştirileri tamamen ortadan kaldırmış değil.
Asıl mesele futbol mu, siyaset mi?
Infantino’nun gerekçesi net: Daha fazla ülke, daha fazla gelişim. Eleştirmenlere göre ise madalyonun diğer yüzünde futbol siyaseti var. FIFA’nın, turnuvaya daha fazla ülke dahil ederek küçük futbol federasyonlarının desteğini artırmayı hedeflediği yorumları yapılıyor. Çünkü daha fazla katılımcı ülke, FIFA seçimlerinde daha fazla oy anlamına geliyor.
Nitekim öneriye ilk ciddi itiraz UEFA Başkanı Aleksander Čeferin’den geldi. Čeferin, daha önce yaptığı açıklamada 64 takımlı Dünya Kupası’nı “kötü bir fikir” olarak nitelendirmiş; böylesine büyük bir organizasyonun hem Dünya Kupası’nın prestijini hem de eleme sürecinin değerini azaltacağını savunmuştu.
Organizasyonun yükü daha da ağırlaşacak
Tartışmanın yalnızca sportif bir boyutu yok. 64 takımlı bir Dünya Kupası, bugüne kadarki en büyük spor organizasyonlarından biri anlamına geliyor. Daha fazla stat, daha fazla kamp merkezi, daha kapsamlı ulaşım ağı ve çok daha karmaşık bir organizasyon…
Bu tablo, gelecekte tek bir ülkenin Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmasını neredeyse imkânsız hâle getirebilir. Ortak ev sahipliklerinin yaygınlaşması ve ev sahibi ülkelerin milyarlarca dolarlık yeni yatırımlar yapmak zorunda kalması kaçınılmaz görünüyor.
Tek olumlu taraf: Daha sade bir turnuva formatı
İlginç olan ise genişleme fikrine karşı çıkan isimlerin bile mevcut turnuva sisteminin kusurlu olduğu konusunda hemfikir olması. 48 takımlı formatta 12 grubun en başarılı sekiz üçüncüsünün eleme turuna yükselmesi, organizasyonun en çok eleştirilen uygulamalarından biri hâline geldi.
Takımlar günlerce diğer grupların sonuçlarını beklemek zorunda kalırken, averaj hesapları ve farklı senaryolar turnuvanın akıcılığını gölgeledi. 64 takımlı bir sistem ise bu karmaşayı büyük ölçüde ortadan kaldırabilir. Eleme tablosu daha sade, daha anlaşılır ve sportif açıdan daha adil bir yapıya kavuşabilir.
Gözler FIFA’da
Henüz resmi karar verilmiş değil. Ancak eleme takviminin hazırlanması ve ev sahibi ülkelerin organizasyon planlarını oluşturabilmesi için FIFA’nın önümüzdeki aylarda net bir karar açıklaması bekleniyor.
2030 Dünya Kupası; İspanya, Portekiz ve Fas’ın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek. Turnuvanın ilk üç karşılaşması ise Dünya Kupası’nın 100. yılı anısına Uruguay, Arjantin ve Paraguay’da oynanacak.
Ve şimdi futbol dünyasının önünde tek bir soru var: Dünya Kupası gerçekten büyüyor mu, yoksa büyüdükçe değerini mi kaybediyor?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































