Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’deki camiler için hazırladığı hutbede Hizmet Hareketi’ni açıkça hedef gösterirken, Avrupa’daki camiler için gönderilen hutbede doğrudan hiçbir suçlamaya yer vermedi. Yurt içi hutbesinde “şer odakları”, “nifak tohumları” ve “hainler” gibi nefret söylemleriyle belirli bir kesim ‘düşmanlaştırılırken’, yurt dışı hutbesi genel istismar uyarılarıyla sınırlı kaldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 10 Temmuz 2026 tarihli Cuma hutbeleri, Türkiye ve Avrupa’daki camiler için iki farklı metin olarak hazırlandı. Türkiye genelinde okunan “Din İstismarı” başlıklı hutbede, 15 Temmuz darbe girişimine atıfla Hizmet Hareketi mensupları doğrudan anıldı ve masum insanlar “şer odakları, hainler” olarak nitelendirildi. Hutbede, “Vatanımızı bölmek, birlik ve beraberliğimizi zayıflatmak isteyenler, bu isteklerinden vazgeçmiş değillerdir. Şer odakları, dinimizi istismar etmeye, farklı kisve ve yöntemlerle; inancımızı, kardeşliğimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü hedef almaya devam edeceklerdir. Fırsat buldukları her alanda nifak tohumları ekmeye, toplumumuzun huzurunu bozmaya çalışacaklardır.” ifadeleri kullanılarak bir kesim doğrudan hedef gösterildi.
Yukarıdaki paragraftaki ifadelere dikkat edin; Hizmet Haraketi mensupları için “Vazgeçmiş değiller, hedef almaya devam edecekler, huzurumuzu bozmaya çalışacaklar!” gibi hiçbir gerçekliği olmayan ifadeler kullanılarak masun insanlar resmen hedef gösteriliyor!
Diyanet, toplumsal kutuplaşmayı körüklüyor
Hutbedeki, “Vatanımızı bölmek, birlik ve beraberliğimizi zayıflatmak isteyenler… Şer odakları, dinimizi istismar etmeye… devam edeceklerdir.” ifadeleri de Hizmet Mensuplarını “düşman” olarak konumlandırıyor. Diyanet, yargı kararıyla suçu sabitlenmemiş kişileri de toplum nezdinde topluca mahkum ediyor. “Farklı kisve ve yöntemlerle” gibi muğlak ifadelerle, her türlü muhalif görüşü veya farklı düşüneni bu kapsama sokmaya elverişli bir zemin yaratıyor. Toplumda sürekli bir tehdit algısı oluşturarak kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Diyanet, hamaset dolu hutbede defalarca Avrupa’da nefret söylemi olarak kabul edilen ‘F.TÖ’ ifadesini kullandı. Buna karşılık, Diyanet’in yurt dışı teşkilatına bağlı camilerde okutulan “Sahih Dini Bilginin Önemi” başlıklı hutbede ise suç sayılan F.TÖ kelimesi zikredilmedi. Metinde, “Dini yanlış yorumlayarak kutsal değerleri istismar eden dini görünümlü illegal yapı ve gruplar” şeklinde genel ifadeye yer verildi.
AKP’nin söylemlerinin taşıyıcısı haline geldi!
Diyanet’e yönelik özellikle son dönemdeki en büyük eleştiri AKP rejiminin arka bahçesi haline gelmesi… Yukarıda aktarılan iki ayrı hutbe de bunu doğrular nitelikte. Diyanet, toplumda birlik ve beraberliği güçlendirmek yerine, bir siyasi partinin organı gibi davranıyor ve bir kesimi ‘ötekileştiriyor’, hedef gösteriyor. Bu hutbenin ortaya koyduğu en somut gerçek, Diyanet’in belirli bir siyasi söylemin taşıyıcısı haline gelmiş olması…
Hutbede kullanılan “şer odakları”, “nifak tohumları”, “fırsat kollayan düşman” gibi ifadeler sadece toplumda rejimin iktidarını sürdürmek için ihtiyacı olan korku, öfke ve düşmanlık duygularını besliyor. AKP genel merkezinde bir hutbe hazırlansa; ancak bu kadar olabilirdi!
Burada temel soru şu aslında: Bir din kurumu, toplumun tamamına mı hizmet eder/etmeli, yoksa iktidarın siyasi ajandasının bir parçası mı olur/olmalı?
Bu iki farklı hutbe, ikinci seçeneğin tercih edildiğini gösteriyor…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































