30 yılın ardından tahliye olan Mehmet Emin Aslan, sürecin mutlaka başarıya ulaşacağını belirterek, ‘Entegrasyon günümüzün koşullarında sorunun çözümü için en uygun yöntemdir’ dedi
Wan’da 1989 yılında Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılan ve 8 Haziran 1996 tarihinde Adana’da gözaltına alınan Mehmet Emin Aslan, 18 günlük işkencenin ardından Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılandı. “Devletin birliği ve bütünlüğü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen Mehmet Emin Aslan, Adana, Konya, Mûş, Ümraniye, Silivri ve Tekirdağ cezaevlerinde tutuldu.
Mehmet Emin Aslan tutuklandıktan sonra aileye yönelik ağır baskılar yaşandı. Baba Melek Aslan, 1997’de gözaltına alınarak ağır işkencelere maruz kaldı. Bu işkencelerin yarattığı ağır hastalık nedeniyle de yaşamını yitirdi. Kardeşi Mahmut Aslan, 1999 yılında Wan’da bir tanık ifadesi üzerine gözaltına alındı. Yaklaşık 40 gün ağır işkenceye maruz kalan Mahmut Aslan, 2018-2019 yılları arasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük mutlak tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevi sırasında bedenini ataşe verdi.
Görüş dönüşü trafik kazası geçirdiler anne ve abinin eşi yaşamını yitirdi
Her iki kardeş, tutuklu oldukları süreçte birkaç yıl Mûş ve Silivri cezaevlerinde birlikte kaldı. Aile, görüş için birbirinden uzak cezaevlerine gitmek durumunda kaldı. Aile, bazen 5-6 yıl boyunca çocuklarının görüşüne gidemedi. O dönem Konya E Tipi Cezaevi’nde tutulan Mehmet Emin Aslan’ı ziyaret eden aile Wan’a dönerken Xarpêt-Çewlig yolunda trafik kazası geçirdi. 26 Eylül 1999’da yaşanan kazada anne Meryem Aslan, abinin eşi Türkan Aslan ve yeğeni Serhat hayatını kaybetti.
‘Halkın çektikleri bizimkinden ağırdı’
30 yıl tutukluluğun ardından 26 Mayıs’ta tahliye olan Mehmet Emin Aslan, işkence, tutsaklık, tecrit ve direnişi anlattı. Mehmet Emin Aslan, “O dönem önemli çalışmalar yapıyorduk ve bir ihbar sonucu gözaltına alındım. Daha sonra tutuklandık ve 30 yıl cezaevinde kaldım. Tutuklandığım yıl önderliğe yönelik komplonun başladığı yıllardı. (6 Mayıs 1996 bombalı suikast saldırısı) Buna paralel olarak halkın ve hareketin üzerinde de ağır bir baskı politikası vardı. İşkence ve cezaevi durumuna rağmen halkın çektiği işkence bizimkinden çok daha ağırdı” diye belirtti.
‘İnsanı güçlü tutan şey; ideolojisi ve davasına olan inancıdır’
Cezaevinin tüm işkence, tecrit ve şiddet politikasına karşı güçlü bir irade sergilediklerini söyleyen Mehmet Emin Aslan, “Ceza verildiğinde 30 yıl orada kalacağımı biliyordum. Onun için kendimi ona göre motive ettim. İnsanı güçlü tutan şey; ideolojisi ve davasına olan inancıdır. Zindanlar bazı insanlar için yıkım olabilir ama bizim için kendimizi yeniden var etme yeri oldu. Hareketimiz kendini zindanlarda var etti. Mazlum Doğan, Hayri Durmuş, Kemal Pir’in bıraktığı büyük bir miras var orada. Biz onların yaşadıkları işkenceleri, acıyı ve direnişi hatırladıkça güçlendik. Çünkü en büyük mücadeleyi onlar verdi; onlar bize büyük öncülük ettiler. Onlar bir temel atıllar biz o temel üstünde kendimizi var ettik. Ben, hep öncülerimizi örnek aldım çünkü onlar bizim için kendilerini feda ettiler” ifadelerini kullandı.
‘Tüm aileler sistemin dayattığı işkencelere maruz kaldı’
Mücadelenin hala devam ettiğini söyleyen Mehmet Emin Aslan, “En önemlisi şu an önderliğimiz halan cezaevinde. Devletin sistemi yok etme üzerine kurulu ve bu politikasından asla vazgeçmiyor. Sadece zindan için değil dışarda da sistem kendini sürekli bu şekilde yaşatıyor ama hesaba katmadıkları bir şey var o da Kürt hareketi. Şu süreçte bile aynı durum halen yaşanıyor. 1996 yılında tutuklandım. 1999’da kardeşim Mahmut Aslan da yakalandı. Bu süreçte ailem de çok zahmet çekti ve eve sürekli baskın oluyordu. İnsan halka yönelik zulmü düşününce aileyi düşünemiyor doğrusu. Ben bir Kürt ailesi için nasıl yaşadıysam ailem için de öyle yaşadım. Mesele aile değil halktır. Babam çok işkence çekti. Yüksek tansiyonla vefat etti ama gördüğü işkence de bunu tetikledi. Tüm aileler sistemin dayattığı işkencelere maruz kaldı” diye konuştu.
‘Bu süreç mutlaka bir amaca ulaşacaktır’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Mehmet Emin Aslan, “Hiçbir devrimde Kürt halkı kadar acı çeken başka bir halk olmadı. Tüm bu acılara rağmen halk büyük bir direniş sergiledi. Bugün yeni bir süreç var. Aslında önderliğimiz savaşın en sert olduğu 1993 yılında bu süreci başlattı. Önderlik savaşın yerine siyasetin konuşması gerektiğini söyledi. Buna benzer yine birçok kez bu tür girişimler oldu ama devlet cevap vermedi. Neredeyse tüm süreçler bizzat Kürt hareketi ve önderliği tarafından başlatıldı. Bu süreç mutlaka bir amaca ulaşacaktır. Tüm sorunların aşılması bizim çalışmamıza bağlı. Bugün pozitif bir entegrasyondan söz ediliyor. Entegrasyon günümüzün koşullarında sorunun çözümü için en uygun yöntemdir” ifadelerini kullandı.
‘Manifesto bir kurtuluştur’
Gelinen aşamada mücadele etmenin önemine dikkat çeken Mehmet Emin Aslan, “Mücadele edersek başarabiliriz. Bunu başarmamızın tek sıkıntısı bizim yaklaşımımızdır. Bu süreç başladığında bizim de ‘acabalarımız’ oldu ama manifestoyu okuduktan sonra buna emin olduk. Senin her alanda bu değişim ve dönüşümü sağlaman gerekiyor. Hedef ve amaç bu sürece uygundur ve bunun için mücadele edilmelidir. Dünyanın geldiği koşullara baktığımız zaman bugün ortaya konulan manifesto bir kurtuluştur. Entegrasyon önce insanın şansında başlar. Biz kendimizi yenilersek başarırız. Önderliğimiz bu konuda bize inanç veriyor. Bu sürecin omuz verip destek olan büyüyecek ve güçlenecek ama bunun karşısında olanlar bitecek” dedi.
Mehmet Emin Aslan, şöyle devam etti:
“Örgütlemede sıkıntı var ve sanki bu süreç halka tam olarak anlatılmamış. Halkın bu sürece ikna edilmesi gerekiyor. Bunun için yeni bir çalışma olması gerekiyor. Süreçten ve paradigmadan kuşku duyanlar rahat olsun. Önderliğinize ve hareketinize inanın ve güvenin. Sadece inanma değil herkesin bu çalışmalara katılması gerekiyor. Bulunduğumuz her yerde bu siyaseti güçlendirmemiz gerekiyor. Sistemi Kürt sorununu çözüm noktasına getirmemiz için çalışmalar güçlü olmalıdır. Sadece bedel veren aileler değil Kürt halkının tamamı buna destek vermelidir. Kendisine Kürt diyen herkesin bu sürece sahip çıkması gerekiyor. Bu süreç Kürtler için bir kader meseledir. Siyasi, ideoloji, taktik ve strateji açısından iyi bir dil kurmak ve kazanma üzerine odaklanmamız gerekiyor.”
Haber: Bilal Babat \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































