• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İngiltere’deki İki Yolcu Treni Çarpıştı! Ölü ve Yararlılar Var

    İngiltere’deki İki Yolcu Treni Çarpıştı! Ölü ve Yararlılar Var

    Dünya Kupası'na Veda Ettik: A Milli Takımımız 10 Kişi Kalan Paraguay'a Yenildi

    Dünya Kupası’na Veda Ettik: A Milli Takımımız 10 Kişi Kalan Paraguay’a Yenildi

    YKS’de hangi eşyalar içeri alınmıyor? YKS’De Saat, kemer, gözlük, su, oje yasak mı?

    YKS’de hangi eşyalar içeri alınmıyor? YKS’De Saat, kemer, gözlük, su, oje yasak mı?

    TR724 HABER

    Erdoğan, CHP’yi hedef aldı: “İstanbul’u beceriksiz idarecilerin eline bırakmayacağız”

    TR724 HABER

    Hayır, unutulmadınız!

    Dijital müzik ve podcast platformu Spotify, İstanbul’da ofis açtı

    Dijital müzik ve podcast platformu Spotify, İstanbul’da ofis açtı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Dilok’ta şüpheli ölümü, Hatay’da erkek şiddeti: 3 kişi katledildi

    Dilok’ta şüpheli ölümü, Hatay’da erkek şiddeti: 3 kişi katledildi

    İstanbul Barosu’dan İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan için açıklama

    İstanbul Barosu’dan İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan için açıklama

    Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı hakkındaki karardan pişman değilim

    Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı hakkındaki karardan pişman değilim

    İşte işkence görüntüsü

    İşte işkence görüntüsü

    Kobanê Üniversitesi, Polonya’nın Curie-Skłodowska University ile anlaşma imzaladı

    Kobanê Üniversitesi, Polonya’nın Curie-Skłodowska University ile anlaşma imzaladı

    Pervin Buldan: Meclis tatile girmeden ‘Çerçeve yasa’nın çıkması süreci hızlandırır

    Pervin Buldan: Meclis tatile girmeden ‘Çerçeve yasa’nın çıkması süreci hızlandırır

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık

    İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık

    Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil

    Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil

    Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”

    Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”

    Necip F. Bahadır

    ‘Yaptırım listesinde’ bir bakan!

    Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)

    Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İngiltere’deki İki Yolcu Treni Çarpıştı! Ölü ve Yararlılar Var

    İngiltere’deki İki Yolcu Treni Çarpıştı! Ölü ve Yararlılar Var

    Dünya Kupası'na Veda Ettik: A Milli Takımımız 10 Kişi Kalan Paraguay'a Yenildi

    Dünya Kupası’na Veda Ettik: A Milli Takımımız 10 Kişi Kalan Paraguay’a Yenildi

    YKS’de hangi eşyalar içeri alınmıyor? YKS’De Saat, kemer, gözlük, su, oje yasak mı?

    YKS’de hangi eşyalar içeri alınmıyor? YKS’De Saat, kemer, gözlük, su, oje yasak mı?

    TR724 HABER

    Erdoğan, CHP’yi hedef aldı: “İstanbul’u beceriksiz idarecilerin eline bırakmayacağız”

    TR724 HABER

    Hayır, unutulmadınız!

    Dijital müzik ve podcast platformu Spotify, İstanbul’da ofis açtı

    Dijital müzik ve podcast platformu Spotify, İstanbul’da ofis açtı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Dilok’ta şüpheli ölümü, Hatay’da erkek şiddeti: 3 kişi katledildi

    Dilok’ta şüpheli ölümü, Hatay’da erkek şiddeti: 3 kişi katledildi

    İstanbul Barosu’dan İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan için açıklama

    İstanbul Barosu’dan İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan için açıklama

    Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı hakkındaki karardan pişman değilim

    Kılıçdaroğlu: Demirtaş’ın dokunulmazlığı hakkındaki karardan pişman değilim

    İşte işkence görüntüsü

    İşte işkence görüntüsü

    Kobanê Üniversitesi, Polonya’nın Curie-Skłodowska University ile anlaşma imzaladı

    Kobanê Üniversitesi, Polonya’nın Curie-Skłodowska University ile anlaşma imzaladı

    Pervin Buldan: Meclis tatile girmeden ‘Çerçeve yasa’nın çıkması süreci hızlandırır

    Pervin Buldan: Meclis tatile girmeden ‘Çerçeve yasa’nın çıkması süreci hızlandırır

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık

    İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık

    Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil

    Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil

    Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”

    Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”

    Necip F. Bahadır

    ‘Yaptırım listesinde’ bir bakan!

    Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)

    Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık

SG by SG
20 Haziran 2026
in Görüş & Analiz
0
İçtiği deniz kadar derin bir okur: Hasan Çağlayan’ın edebiyatla kurduğu akrabalık


Kitapları tüketmek ayrı, içmek ayrı şeydir. Tüketilen unutulur, içilen kana karışır. Hasan Çağlayan’ın ‘İçtiğim Deniz’i ikinci türden bir okuma serüveninin ürünü. Barthes’ta ölümün anlamını, Aytmatov’da hafızanın anlamını, Van Gogh’ta adanmışlığın anlamını arıyor. Eleştiri yazmıyor; kitapları birer kapı gibi kullanıyor. Her kapının arkasında aynı şeyi arıyor: İnsanın kayıplar, hatıralar, yalnızlıklar ve idealler arasında kurmaya çalıştığı anlamı.

AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM 

Bazı kitaplar vardır; yazarı konuşur. Bazı kitaplarda ise yazar geri çekilir, konuşan şey onun ruh dünyası olur. Hasan Çağlayan’ın İçtiğim Deniz adlı deneme kitabı ikinci türe ait. Kitabı bitirdiğinizde zihninizde kalan şey, hakkında yazılan onlarca eser ya da onlarca yazar değildir. Asıl kalan şey, bütün bu kitaplarla kurulan zarif ve derin ilişki biçimidir.

Çünkü İçtiğim Deniz özünde bir edebiyat eleştirisi kitabı değildir. Hatta klasik anlamda bir deneme kitabı olduğunu söylemek zordur. Bu eser, okumanın bir bilgi edinme faaliyetinden çok, bir varoluş biçimi olduğunu gösteriyor. Hasan Çağlayan, kitaplara onları inceleyen bir eleştirmenin mesafesiyle değil, onlarla hayat arkadaşlığı kurmuş bir yolcunun yakınlığıyla yaklaşıyor. Bu nedenle metinlerinin merkezinde eserlerden çok insanı görüyoruz.

Kitabın sayfalarında dolaşırken sık sık şu duyguyla karşılaşıyoruz: Yazar, okuduğu metinleri çözümlemekten çok onlarla konuşuyor. Roland Barthes’ın annesinin ardından tuttuğu yasla kendi hafızası arasında görünmez köprüler kurarken; Aytmatov’un Gülsarı’sında yalnız bir atın değil, kaybolan bir medeniyetin ağıdını duyuyor. Virginia Woolf’un satırlarında yalnız modern romanın teknik başarılarını değil, kırılgan bir ruhun fısıltılarını işitiyor. Bu nedenle kitapta karşımıza çıkan her eser, bir inceleme nesnesi olmaktan çıkarak bir insanlık tecrübesine dönüşüyor. Hasan Çağlayan’ın bir yazarı nasıl okuduğunu görmek isteyenler için Virginia Woolf üzerine kurduğu şu cümleler başlı başına yeterlidir:

‘Gülten Akın’ın, “bende bir gülten kaldı / hangi bağa dik sem yabancı” dediği gibi, her yerde ve kendini bulmadığı her ortamda hayatın yabancısıdır Woolf. Yalnızlığa ve sessizliğe deli gibi tutkulu oluşu, aslında hiç de tuhaf değildir: “…uğrumda neyim var neyim yoksa ortaya dökeceğim yalnızlığı istiyorum.” demesi ve şükredecek kadar yalnızlığa sevgi beslemesi ürperticidir: “Şimdi, utku türkümü yükselteyim. Şükürler olsun yalnızlığa. Şükürler olsun yalnızlığa, ki gözün baskısını kaldırdı, bedenin yakarışlarını, tüm yalanlar ve söz dizileri gereksinimini kaldırdı.” Maskeli insanlardan, sahte ve yapmacık kurgusal törenlerden sıkılmıştır…’

Hasan Çağlayan’ın en dikkat çekici yönlerinden biri, edebiyatı ideolojik veya teorik kalıpların içine hapsetmeyi reddetmesidir. Günümüzün akademik eleştiri dilinde sıkça rastlanan gösterişli kavramlar, teorik şemalar ve entelektüel nümayişler burada yok. Bunun yerine daha eski ve daha sahici bir yaklaşım var: Anlamaya çalışmak. Bu yönüyle kitap, modern eleştiriden çok Montaigne geleneğine yakın. Çünkü yazarın amacı hüküm vermek değil, birlikte düşünmek.

Kitabın merkezinde sürekli tekrar eden dört tema dikkat çekiyor: yas, hafıza, yalnızlık ve kayıp. Ancak bunlar karamsar bir dünyanın temaları olarak değil, insanı derinleştiren tecrübeler olarak ele alınıyor. Barthes’ın annesinin ardından yaşadığı yıkım, Aytmatov’un kaybolan bozkır dünyası, Van Gogh’un yalnızlığı veya Woolf’un kırılgan ruhu birbirinden farklı hikâyeler gibi görünse de aslında aynı büyük sorunun etrafında dolaşıyorlar: İnsan, kayıplarıyla nasıl yaşar?

Kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor. Hasan Çağlayan, okuduğu eserlerde olay örgülerini değil, insanın kaderini arıyor. Roman kahramanlarında psikolojik çözümlemelerden çok varoluşsal izler görüyor. Bu nedenle bir atın ölümü, bir annenin kaybı, bir ressamın yoksulluğu veya bir şairin yalnızlığı, onun kaleminde evrensel insanlık durumlarına dönüşüyor.

Kitabın dili ayrıca üzerinde durulmayı hak ediyor. Hasan Çağlayan’ın nesri günümüz Türkçesinde giderek az rastlanan bir özellik taşıyor: acele etmiyor. Modern dijital çağın hızına karşı bilinçli bir yavaşlıkla yazıyor. Cümleleri okuru sürüklemekten çok durduruyor. Bir manzara karşısında beklemeye, bir mısra üzerinde düşünmeye, bir hatıranın yankısını dinlemeye çağırıyor. Bu yönüyle İçtiğim Deniz yavaş okuma sanatı hakkında yazılmış bir eser olarak da okunabilir.

Kitabın başlığı da bu açıdan son derece anlamlıdır. Buradaki deniz, insanın içine işleyen, onu dönüştüren ve zamanla karakterinin bir parçası hâline gelen okuma tecrübesidir. Hasan Çağlayan kitapları tüketmiyor; onları içiyor. Aradaki fark tam da budur. Tüketilen şey unutulur, içilen şey ise insanın kanına karışır.

Hasan Çağlayan’ın asıl konusu edebiyat değil, insandır. Edebiyat ise o insana ulaşmak için kullandığı zarif bir vasıtadır. Kitabın farklı bölümlerinde Barthes, Aytmatov, Woolf, Van Gogh veya Bachelard değişse de değişmeyen şey, insan ruhunun kırılganlığına duyulan derin meraktır.

Yasın evrensel dili: Roland Barthes ve Yas Günlüğü

Örneğin, kitabın ilk denemesi olan ‘Yasın edebi tadı: Yas Günlüğü’, aslında ölüm, hafıza ve yazı arasındaki ilişki üzerine kurulmuş bir tefekkür metnidir. Hasan Çağlayan burada bir kitap tanıtımı yapmıyor; Barthes’ın yasını, insanlığın ortak yas tecrübesinin bir aynası olarak okuyor.

İlk dikkat çeken husus, denemenin merkezine Barthes’tan önce ‘insan’ın yerleştirilmiş olmasıdır. Yazı, doğrudan Barthes ile başlamıyor. Önce insanın acıyla kurduğu ilişki üzerinde duruyor. Kimi insanların yasını içine gömdüğünü, kimilerinin ise konuşarak, yazarak veya sanat aracılığıyla görünür kıldığını söylüyor. Böylece Barthes’ın günlüğü, bireysel bir metin olmaktan çıkarak evrensel bir insanlık tecrübesine dönüşüyor.

Burada Hasan Çağlayan’ın sürekli kullandığı önemli bir kavram ortaya çıkıyor: ‘ruh akrabalığı.’ Ona göre edebiyatın temel işlevlerinden biri, birbirini hiç tanımayan insanların aynı acıda buluşabilmesini sağlamaktır. Barthes’ın annesinin ölümünden sonra yaşadığı yıkım, başka coğrafyalardaki insanların kendi kayıplarını anlamalarına yardım eder. Böylece edebiyat yalnızlığı azaltan bir köprüye dönüşür. Denemenin en güçlü taraflarından biri de budur. Acıyı psikolojik değil, ontolojik bir düzlemde ele alır.

Hasan Çağlayan bir noktadan sonra Yahya Kemal’i, Sezai Karakoç’u ve başka isimleri devreye sokuyor. Böylece Fransız bir düşünürün bireysel yasını, Türk şiirinin hafızasıyla buluşturuyor. Bu yöntem onun bütün kitap boyunca kullandığı temel teknik. Eserleri tek tek incelemekten çok, metinler arasında görünmez köprüler kuruyor. Barthes ile Yahya Kemal’in aynı acıda buluşabilmesi, edebiyatın evrenselliğine dair güçlü bir sezgidir.

Hasan Çağlayan eserleri psikolojik değil, kültürel ve medeniyet perspektifiyle okuyor. Roland Barthes’ta annesini kaybeden insanı ararken; Aytmatov’da ise hafızasını kaybeden bir milleti arıyor. Bu bakımdan onun denemeleri klasik edebiyat eleştirisinden çok kültür yorumuna yaklaşıyor.

Bir milletin hafızasını aramak: Elveda Gülsarı

Yazarın Aytmatov’un babası Törekul Aytmatov üzerinde özellikle durması da tesadüf değil. Çünkü Hasan Çağlayan edebiyatı biyografiden tamamen bağımsız düşünmüyor. Ona göre bazı romanlar yazarlarının hayatındaki derin yaraları taşır. Törekul Aytmatov’un kültürel hafızayı korumaya çalışırken tasfiye edilmesi ile Aytmatov’un eserlerinde sürekli tekrar eden kayıp ve hafıza temaları arasında doğrudan bir ilişki kuruyor. Bu yorum, denemeye tarihi ve politik bir derinlik kazandırıyor.

Bir başka önemli nokta da Hasan Çağlayan’ın doğa okumasıdır. O, Aytmatov’un hayvanlarını yalnızca roman kahramanları olarak görmüyor. Gülsarı, Taşçaynar, Karanar veya Akmaral onun gözünde birer karakterden çok, insan ile tabiat arasındaki kadim ilişkinin temsilcileridir. Bu yüzden çok güzel bir cümle kuruyor:

“Elveda Gülsarı kişneyen bir aygır, şarkı söyleyen bir toygar ve şiir okuyan doğadır.”

Yani Elveda Gülsarı bir atın ölümü hakkında değil, bir medeniyetin yaşadığı hafıza kaybı hakkındadır.

Bu, kitabın ilerleyen bölümlerini okurken dikkat etmemiz gereken önemli bir ipucu veriyor: Hasan Çağlayan’ın ilgilendiği şey kitaplardan çok, kitapların içinde saklı olan insani ve medeniyetlere ait yaralardır. Bu yüzden onun denemeleri edebiyat eleştirisi olmaktan çok, insan ruhunun ve kültürel hafızanın arkeolojisine benziyor.

Adanmışlığın bedeli: Theo’ya mektuplar ve Van Gogh

Bir insan hayatını bütünüyle bir ideale adayabilir mi? Van Gogh’un cevabı evettir.

Bedeli ne olursa olsun. Hasan Çağlayan’ın Van Gogh’a duyduğu hayranlık da buradan kaynaklanıyor. Çünkü onun gözünde Van Gogh büyük bir ressam olmadan önce büyük bir sadakat örneğidir. Denemenin sonundaki “Değirmen yıkılmış ama rüzgar hâlâ esiyor.” alıntısı da bu yüzden çok anlamlıdır. Van Gogh ölmüştür. Hayatı trajik biçimde sona ermiştir. Fakat onu hareket ettiren rüzgar yaşamaya devam etmektedir. Bu cümle aslında yalnızca Van Gogh’u değil, sanatın kendisini anlatır. İnsan gider. Eser kalır. Hayat biter. Tesir devam eder.

İlk denemede Hasan Çağlayan’ın temel meselesi yas, ikinci denemede hafıza ve yitikler, üçüncü denemede ise adanmışlık ve sanatın bedeli olarak karşımıza çıkıyor. Bu üç denemeyi birlikte düşündüğümüzde yavaş yavaş kitabın büyük teması görünmeye başlıyor:

Hasan Çağlayan edebiyatı, resmi veya sanatı değil; insanın kayıplar, yalnızlıklar ve fedakârlıklar içinde anlam arayışını anlatıyor. Bu yüzden onun denemelerinde kitaplar ve sanatçılar çoğu zaman amaç değil, insan ruhunu anlamak için kullanılan birer aynaya dönüşüyor.

Bir düşünme biçimi olarak: ‘Şiir’

Hasan Çağlayan’ın zihninde şiir, edebiyatın bir türü değil; düşünmenin başka bir biçimidir.

Bu nokta son derece önemlidir. Çünkü modern dünyada şiir çoğu zaman estetik bir faaliyet olarak görülür. Bachelard ve Hasan Çağlayan ise şiiri bilgi üreten bir alan olarak görüyor. Bir filozofun ulaşamadığı bazı hakikatlere şair ulaşabilir. Bu yüzden Bachelard’ın şu yakınmasını özellikle öne çıkarıyor: “Ah! Filozoflar şairleri okumayı kabul etseler, ne çok şey öğrenirlerdi!”

Aslında bu cümle biraz da Hasan Çağlayan’ın kendi düşünce dünyasını anlatıyor. Çünkü onun bütün denemelerinde şiir sürekli bir referans noktası olarak karşımıza çıkıyor. Barthes’ı anlatırken şiire gidiyor. Aytmatov’u anlatırken şiire gidiyor. Van Gogh’u anlatırken şiire gidiyor. Burada ise doğrudan şiirin kendisine ulaşıyor.

Bu nedenle bana göre bu deneme kitabın merkezinde duran metinlerden biri. Çünkü Hasan Çağlayan’ın yazı anlayışını da açığa çıkarıyor.

Onun için okumak bilgi toplamak değildir. Okumak, eşyanın ikinci anlam katmanını keşfetmektir. Tıpkı Bachelard’ın evleri yalnızca bina olarak görmemesi gibi. Bu yüzden denemede sık sık ‘zahir’ ile ‘batın’ arasındaki ilişki hissediliyor.

Görünen ev. Görünmeyen ev. Maddi mekân. Düşsel mekân. Fiziksel gerçeklik. Şiirsel gerçeklik.

Yazar sürekli bu iki katman arasında dolaşıyor.

Bence denemenin en güçlü tarafı da burada. Çünkü Hasan Çağlayan’ın asıl meselesinin kitaplar olmadığı giderek daha belirgin hâle geliyor.

Barthes’ta ölümün anlamını arıyordu. Aytmatov’da hafızanın anlamını. Van Gogh’ta adanmışlığın anlamını. Bachelard’da ise hayal gücünün anlamını arıyor. Başka bir ifadeyle, onun ilgilendiği şey eserler değil; insan ruhunun farklı tezahürleri.

Bu nedenle ‘Mekânın Poetikası’ üzerine yazdığı deneme, aslında mekân hakkında değildir. İnsan ruhunun kendi içindeki sonsuzluğu nasıl kurduğu hakkındadır.

Nitekim Buzzati’nin Tatar Çölü romanında Hasan Çağlayan’ın dikkatini çeken şey, bir sınır kalesinde bekleyen askerler değil; insanın farkına varmadan tükettiği ömrün ve gecikmiş hayallerin hüznüdür.

Ayverdi’nin İbrahim Efendi Konağı üzerine yazdığı denemede ise hafızanın peşinden bu kez bir konağa giriyor; fakat karşısına çıkan şey yalnızca geçmiş değil, servet, iktidar, aile ve fanilik üzerine kurulmuş büyük bir insanlık hikâyesi oluyor.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde denemesinde dikkatini çeken şey ise, bataklıklar içindeki bir ülkenin zenginleşmesi değil; umutsuzluğun içinden doğan bir millet iradesinin nasıl medeniyet hamlesine dönüştüğüdür.

O hâlde Hasan Çağlayan’ın denemeciliğine dair ilk büyük sonuca ulaşabiliriz: O, kitapları eleştirmiyor. Kitapları birer kapı gibi kullanıyor. Her kapının arkasında ise aynı şeyi arıyor: İnsanın kayıplar, hatıralar, yalnızlıklar, hayaller ve idealler arasında kurmaya çalıştığı anlamı.

İçtiğim Deniz, kitaplar üzerine yazılmış bir kitap olmaktan çok, okumanın insan ruhunda açtığı derinlik üzerine yazılmış bir kitap.

Çağlayan’ın tarih eğitimi almış olması ve akademik çalışmalarını tarih alanında yürütmesi, metinlerinde neden sürekli hafıza, kültürel devamlılık ve kayıp temalarına yöneldiğini açıklıyor. Ancak onu sıradan bir tarih yorumcusundan ayıran şey, şiirle kurduğu güçlü bağdır. Şair duyarlılığı ile tarihçi dikkati aynı metinde buluşuyor. Bu nedenle onun denemelerinde tarih hatıralarla, çağrışımlarla ve insan hikâyeleriyle iç içe geçerek yaşayan bir tecrübeye dönüşüyor.

Süreyya Yayınları tarafından yayımlanan bu harikulade eseri hararetle tavsiye ederim. İyi okumalar.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Hayır, unutulmadınız!

Next Post

Erdoğan, CHP’yi hedef aldı: “İstanbul’u beceriksiz idarecilerin eline bırakmayacağız”

Related Posts

Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil
Görüş & Analiz

Afrika artık dünya kupasında sadece sürpriz değil

19 Haziran 2026
Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”
Görüş & Analiz

Cristiano Ronaldo’ya sert eleştiri: “Milli Takımı bırakma zamanı geldi”

18 Haziran 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

‘Yaptırım listesinde’ bir bakan!

18 Haziran 2026
Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)
Görüş & Analiz

Hocaefendi’nin AKP iktidarına yönelttiği başlıca eleştiriler (4)

18 Haziran 2026
Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı
Görüş & Analiz

Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

17 Haziran 2026
Kimiz? (1)
Görüş & Analiz

Kimiz? (1)

16 Haziran 2026
Next Post
TR724 HABER

Erdoğan, CHP’yi hedef aldı: “İstanbul’u beceriksiz idarecilerin eline bırakmayacağız”

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter