Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde Veysel Güney’in idam edilmesinin ardından kaybedilen mezar yerinin açıklanmasını talep ederken, adalet ve hakikat taleplerini yineledi
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1107’nci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşındı. Bu haftaki eylemde, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında idam edilen ve mezar yeri hâlâ açıklanmayan Veysel Güney’in akıbeti soruldu.
İkbal Eren, mezarların toplumsal hafızanın önemli bir parçası olduğunu belirterek, “Bir insanı mezarsız bırakmak onu toplumsal hafızadan ve tarihten silmeye yönelik bir girişimdir. Bu nedenle mezarsız ve mekânsız bırakılarak hafızanın dışına itilmek istenen kayıplarımızın isimlerini yaşatmaya, hikâyelerini kamusal alanda anlatmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Gözaltında kaybedilenlerin ve devlet eliyle yok edilenlerin mezar yerlerinin ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çeken İkbal Eren, “Gözaltında kaybedilenlerin ve devlet eliyle yok edilenlerin mezar yerlerinin ortaya çıkarılması, hafızanın, adaletin ve insan onurunun yeniden tesis edilmesinin temel koşullarından biridir” diye konuştu.
İkbal Eren, “24 yaşındaki Veysel Güney, 12 Eylül askeri darbesinin ardından, 28 Aralık 1980 tarihinde Gaziantep’teki bir ev baskınında yaralı olarak gözaltına alındı. Tutukluluğu boyunca tek kişilik hücrede tutuldu. Ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmedi” dedi.
Antep Cezaevi’nde idam edildi
Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılanan Veysel Güney’in avukat talebinin reddedildiğini, savunma hakkının yok sayıldığını belirten İkbal Eren, “17 Şubat 1981 tarihinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kanıtlayacak herhangi bir delil olmaksızın idam cezasına mahkum edildi” diye aktardı. Veysel Güney’in, “Meclis kararı olmadan çıkarılan özel bir kanunla idamının önü açıldığını” söyleyen İkbal Eren, Veysel Güney’in 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde idam edildiğini ifade etti.
Cenazesi verilmedi
İdam sonrasında yaşananlara da değinen İkbal Eren, “Veysel idam edildikten sonra üzerinde bulunan kalemi, sigarası ve çakmağı tutanakla babası Ali Güney’e teslim edildi. Ancak 10 Haziran 1981 tarihli ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen bedeni kaybedildi” dedi.
İkbal Eren, infaz sırasında hazır bulunan savcı Mete Göktürk’ün yıllar sonra yayımlanan Adaleti Gördünüz mü? adlı kitabında yer alan açıklamalara dikkat çekerek, “Göktürk, Veysel Güney’i suçlayacak deliller bulunmadığını yazdı. Yargılamanın tarafsız ve adil biçimde yürütüldüğüne dair kuşkularını da kamuoyuyla paylaştı” ifadelerini kullandı.
Ailenin yıllarca mezar yerini bulmak için mücadele ettiğini belirten İkbal Eren, “Veysel’in izini süren ailesi ve arkadaşları, 2006 yılında Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 9 Haziran 1981 tarihli son kaydına ulaştı. Bu kayıtta, ‘hüviyeti meçhul’ bir kişinin idam edildiği ve 105341 numaralı mezara gömüldüğü bilgisi yer alıyordu” dedi.
DNA incelemelerine ilişkin de konuşan İkbal Eren, “Ancak bu rapor, hem Güney ailesinde hem de kamuoyunda ciddi kuşkular yarattı. Raporun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, Adli Tıp’a gönderilen numunelerin doğru olup olmadığı soruları yanıtsız bırakıldı” şeklinde aktardı.
‘Vazgeçmeyeceğiz’
Veysel Güney’in annesi Zeynep Güney’in sözlerine yer veren İkbal Eren, “Ben oğlumun resmini gözüme çizdim, ismini dilime yazdım, mezarını kalbime kazdım” ifadelerini hatırlattı. İkbal Eren, anne Zeynep Güney’in 2012 yılında, baba Ali Güney’in ise 2014 yılında çocuklarının mezarına ulaşamadan hayatını kaybettiğini belirtti. İkbal Eren, “Kaç yıl geçerse geçsin Veysel Güney için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
‘Acımız ilk günkü gibi taze’
Ardından söz alan Veysel Güney’in kardeşi İsmail Güney, kardeşi Ayhan Güney’in gönderdiği mektubu okudu: “45 yıl önce idam edildikten sonra bedeni kaybedilen Veysel Güney’in kardeşiyim. Veysel’in aramızdan bedenen ayrılışından önce bizimle görüştürülmedi. Onu idama giderken kısa bir süre görebildik. Veysel ile aramızda silahlı askerler vardı. Ona sarılmamıza izin vermediler. Annem, ölene kadar Veysel’e son kez sarılamamanın acısını yaşadı. Duygularımı uzun uzun anlatmak isterdim ama kusura bakmayın, bunları yazarken gözyaşlarıma hakim olamıyorum. 45 yıldır acımız ilk günkü tazeliğinde. O ana tanıklık edilmesini engellediler ama idamda hazır bulunan infaz savcısı 25 yıl sonra tanıklığını anlattı. 24 yaşındaki oğlunu 31 yıl arayan annem ve babam gözü açık ayrıldılar aramızdan. Hak arayışlarını bize de miras bıraktılar. Onların mirasına sahip çıkacağız.”
Ayhan Güney’in mektubunun okunmasının ardından Galatasaray Meydanı’ndaki anıta karanfiller bırakıldı.
Kaynak: JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































