Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde çalışırken hastalara yönelik sistematik işkenceye tanıklık eden D.Ç., yaşananların kamuoyuna yansıyandan da ağır olduğunu söyledi
Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde yaşananlara ilişkin yayınlanan haberlerin ardından dosya tanığı D.Ç. bakım merkezinde yaşananlara ilişkin konuştu.
D.Ç., çalıştığı dönemde tanık olduğu olayları ve elindeki görselleri yaklaşık bir yıl önce jandarma ile paylaştığını ve araştırma sürecinin Temmuz 2025’ten beri devam ettiğini söyledi. D.Ç., tanık olduğu her şeyi en ince ayrıntısına kadar jandarmaya ilettiğini belirterek, zaten soruşturmanın kendi aktarımları ve jandarmaya sunduğu deliller üzerinden şekillendiğini öne sürdü.
28 yaşındaki genci mumya gibi sardılar
M. isimli engelli hastanın kangren olana kadar bağlı tutulması ve hastaneye kaldırıldıktan sonraki ölümü üzerine detaylar veren D.Ç., vahşetin boyutlarını gözler önüne serdi. Bakım merkezinde üç vardiya sistemiyle çalışıldığını belirten D.Ç., bir gün vardiyayı devraldıklarında M. isimli hastayı yatağa bağlanmış halde gördüklerini söyledi. “Ellerinin, ayaklarının ve kollarının mosmor olduğunu gördük. Kafasında da kırık vardı” diyen D.Ç., durumun ciddiyetini fark ettikten sonra kurum sahiplerini aradıklarını ve hastaneye götürülmesi gerektiğini söylediklerini aktardı. Hastanın bağlı halde hastaneye götürülmesi durumunda olayın adli vakaya dönüşeceğinin konuşulduğunu kaydeden D.Ç., bu nedenle kurum yöneticilerinin “hasta ajite olmuştu” şeklinde açıklama yapılmasını önerdiğini iddia etti. Bu örtbas girişimine tepki göstererek istifa ettiklerini belirten D.Ç., “Haberde M.’nin ellerinin bağlandığı söyleniyordu ancak burada bir bilgi yanlışlığı var. Yalnızca elleri bağlanmamıştı. 28 yaşındaki engelli genç adeta bir mumya gibi sarılmıştı. Vücudunun neredeyse hiçbir yeri açıkta değildi. Kurum yöneticileri, hastaneye M.’nin kriz geçirdiğini ve kendi kendini yaraladığını söyleyeceklerdi. Biz bunu kabul etmedik. İşten ayrıldık. Bundan sonrasının onların sorumluluğunda olduğunu ifade ettik” dedi.
Yaşananların hastanede farklı şekilde tutanak altına alındığını söyleyen D.Ç., ayrıca bağlama işleminin kurum müdürünün onay ve yönlendirmesi olmadan gerçekleşmeyeceğine işaret ederek, bu konuda asıl suçlunun kurum müdürü ve resmi makamlar tarafından “örgüt lideri” olarak belirlenen E.O. olduğunu savundu.
Kirli su deposundan su içirdiler
Haberlerde yer alan bir diğer iddia olan “lağım suyu içirdiler” detayını da doğrulayan D.Ç., kuruma ait bir su deposu olduğunu, bu su deposunun bakımının hiçbir şekilde yapılmadığını, deponun zamanla kurbağalar, yosunlar, otlar ve çeşitli atıklarla dolduğunu, suyun renginin kapkara hale geldiğini ve tamamen lağıma dönüştüğünü, hastalara da bu sudan içirildiğini söyledi. D.Ç., “Suyun üzerinde küf ve köpük vardı” diyerek, hiçbir şekilde kullanılmaması gereken bu suyun hastalara sürekli verildiğini söyledi. Lavabo ve banyoların da aynı şekilde kullanılamaz ve insan sağlığına zarar verecek durumda olduğunu ifade etti.

Sistematik ve sürekli kötü muamele
Kötü muamelenin sistematik ve sürekli olduğunu iddia eden D.Ç., şiddetin münferit olmadığını söyledi. “Ayrım yapmaksızın kurumdaki bütün hastalara şiddet uygulanıyordu” diyen D.Ç., devlet tarafından hastalar için gönderilen bazı ürünlerin farklı amaçlarla kullanıldığını, yemek programlarına uyulmadığını ve kurum giderleri üzerinden usulsüz harcamalar yapıldığını ileri sürdü. Bunun bir örneği olarak, ilaç tedavisi olması gereken hastaların tedavi kapsamında verilen ilaçlarının yerine başka ilaçlar kullanıldığını kaydeden D.Ç.’nın aktarımlarına göre; madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan, temini zor ve yüksek maliyetli bazı ilaçlar hastalara uygulanmış gibi gösteriliyor ve çeşitli ilişkilerle düzenlenen sahte tutanak ve raporlar aracılığıyla bu ilaçların ödenekleri devletten alınıyordu.
Personellerin bakım eğitimi yok
Tanık D.Ç.’nin iddialarına göre; bakım personelleri hastalarla ilgilenmek yerine temizlik ve çeşitli işlerde çalıştırılıyor, personel sayısı ise yönetmeliklerin öngördüğü seviyenin altında tutuluyordu. Merkezdeki personel yapısına ilişkin detaylar veren D.Ç., kendisinin dahi bakım alanında herhangi bir eğitim almamasına rağmen işe kabul edildiğini belirtti. Merkezde yaklaşık 99 hasta bulunduğunu, kayıtlarda yaklaşık 100 personel görünmesine rağmen fiilen çalışan sayısının 45 civarında olduğunu ve bu çalışanların önemli bir bölümünün bakım hizmetlerine ilişkin eğitim almadığını öne sürdü.
Personel başına 20 hasta
Hatta kurumun ortaklarından bazılarının da (örneğin Şeyhmus Birlik ve Mehmet Yakşı) kayıtlarda bakım personeli gibi gösterildiğini belirten D.Ç., kendisinin de hasta bakımından anlamadığını, ancak kurum tarafından 400 TL karşılığında kendisine bakım personeli sertifikası düzenlendiğini söyledi. Çalışanların önemli bir bölümünün benzer şekilde alan dışından geldiğini, yine personelin büyük kısmının aynı aile çevresinden oluştuğunu ileri süren D.Ç., merkezde bu işi gerçekten bilen yalnızca birkaç personelin bulunduğunu, mevzuata göre bir bakım personelinin en fazla 6 hastaya bakması gerekirken burada personel başına 20’yi aşkın hastanın düştüğünü ifade etti. D.Ç., diğer personellere ise yalnızca temizlik yaptırıldığını söyledi.
Denetim günleri haber veriliyordu
D.Ç., bakım merkezindeki denetim süreçlerine ilişkin de çarpıcı iddialarda bulundu. Normal şartlarda habersiz yapılması gereken denetimlerin gün ve saatinin önceden öğrenildiğini öne süren D.Ç., denetimlerden önce kurumda olağan dışı bir hazırlık yapıldığını söyledi. “Bir hafta önceden haber alıyorduk. Denetim yaklaşınca hastalarla ilgilenmek yerine temizlik yapıyorduk. Halı yıkıyor, duvar siliyor, ortalığı süpürüyorduk” diyen D.Ç., bu bilgilerin denetim mekanizmasının içinden sızdırıldığını ifade etti. Kim tarafından ve nasıl bilgilendirildiklerine ilişkin konuşan D.Ç., “Kurum sahipleri sık sık Yusuf Gayretli’den söz ederlerdi. Hatta Mehmet Yakşı’nın kendi ağzından, ‘Yusuf Gayretli’nin evinin banyosunu biz yaptırdık’ dediğini duydum. Ayrıca aile ilişkileri ve yakınlıklarından da söz ederlerdi” ifadelerini kullandı. D.Ç., denetim bilgilerinin bu ilişkiler üzerinden önceden öğrenildiğini öne sürdü
Cinsel istismarı doğruladı
D.Ç.’nin anlatımına göre; bakım merkezinde kalan kişiler arasında, Valilik kararıyla fiziksel engelli kontenjanından kuruma yerleştirilen A.K. isimli madde bağımlısı bir erkek ile herhangi bir ruhsal rahatsızlığı bulunmayan, ancak ekonomik ve sosyal nedenlerle kurumda kalan bir kadın arasında ilişki yaşandı. Söz konusu kadın, eşinden ayrılmış, ailesi tarafından dışlanmış ve barınacak yeri olmadığı için Valilik tarafından bakım merkezine yönlendirilmişti. Olayı gören bir bakım personeli durumu kurum yöneticilerine bildirdi. Kadının hastaneye götürülmesi önerildi, ancak bu öneri kabul edilmedi. Bunun yerine eczaneden temin edilen acil kontraseptif (ertesi gün hapı olarak bilinen gebelik önleyici ilaç) kadına verildi.
A.K. isimli kişinin daha sonra F.K. isimli zihinsel engelli bir kadınla da cinsel ilişki yaşadığı fark edildiğini öne süren D.Ç., bu durumun da bakım personelleri tarafından kurum yöneticilerine bildirildiğini, ancak olayın üzerinin örtüldüğünü söyledi. D.Ç., tüm bu olaylara ilişkin kamera kayıtlarının silindiğini ve böylece delillerin karartılmaya çalışıldığını da iddia etti.
Çalışanlara da şantaj yapılıyor
D.Ç., kurumdan ayrılan çalışanlar üzerinde baskı kurulduğunu ve çalışanlara şantaj yapıldığını da iddia etti. Yaşananlara tepki göstererek ayrıldıktan sonra tehditlerle karşılaştığını öne süren D.Ç., kurum sahiplerinin çalışanları işten atmakla, çalışma hayatlarını bitirmekle ve aileleri üzerinden baskı kurmakla korkuttuğunu söyledi. Operasyon sonrasında bazı şüphelilerle nezarethanede karşı karşıya geldiklerini aktaran D.Ç., kendisine “Senin yüzünden buradayız” denildiğini, kendisinin ise “Benim yüzümden değil, hak ettiğiniz için buradasınız” şeklinde yanıt verdiğini paylaştı.
Dosyada yer almayan görüntüler var
Kamera kayıtlarının toplandığını, teknik incelemeler yapıldığını ve çeşitli delillerin araştırıldığını ifade eden D.Ç., dosyada yer alan görüntülerin yalnızca küçük bir kısmının kamuoyuna yansıdığını savundu. D.Ç., “Bizim elimizde çok ağır görüntüler vardı. Göğüsleri mosmor olan, kafası kırılmış, yatağa bağlanmış hastalara ilişkin görüntüler gördük” dedi.
Haber: Miheme Porgebol / Özgür Politika
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































