DAİŞ’li Ömer Deniz Dündar’ın itiraflarından sonra HDP binalarına yönelik saldırılara işaret eden dosya avukatı Tugay Bek, ‘Bu patlamalara hak ettikleri önem gösterilse ve ciddi bir soruşturma yapılmış olsaydı, belki de 2015 yılında peş peşe gerçekleşen katliamların önüne geçilebilirdi’ dedi
10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklarından DAİŞ’li Ömer Deniz Dündar’ın Türkiye’ye teslim edilmesi ve “etkin pişmanlık” kapsamında verdiği itiraflar, 2015 yılında yaşanan katliamları bir kez daha gündeme taşıdı.
DAİŞ’li Ömer Deniz Dündar katliamların ilk halkası olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana ve Mersin il binalarına yönelik bombalı saldırılarına dair de konuştu. Saldırının gerçekleştiği 18 Mayıs 2015’te HDP Adana il binasında bulunan ve patlamadan şans eseri yara almadan kurtulan dosya avukatlarından Tugay Bek, 11 yıldır süren gizlilik ve kısıtlama kararlarına tepki gösterdi. Tugay Bek, “Gizlilik kararı, gerçeği gizleme aracına dönüştürüldü” diyerek, dosyanın unutturulmak istendiğini vurguladı.

Bu saldırının aydınlatılmamasından kaynaklı Amed, Suruç ve Ankara Gar katliamlarının yaşandığını ifade eden Tugay Bek, “Bu patlamalara hak ettikleri önem gösterilse ve ciddi bir soruşturma yapılmış olsaydı, belki de 2015 yılında peş peşe gerçekleşen katliamların önüne geçilebilirdi” dedi.
‘MİT’ten yalanlama gelmedi, Yıldız’ın nerede olduğu meçhul’
Saldırıdan sadece bir gün sonra emniyetin fail olarak DAİŞ’li Savaş Yıldız’ın kimlik ve fotoğraflarını basına servis ettiğini hatırlatan Tugay Bek, aradan geçen 11 yıla rağmen ne açılan bir dava ne de yakalanan bir fail olduğunu belirtti. Yıldız’ın 2016 yılında Suriye’de YPG tarafından yakalandıktan sonra basına verdiği röportajlardaki beyanlarına değinen Tugay Bek, “Yıldız, ‘Adana ve Mersin saldırılarını MİT’in talimatıyla yaptım’ iddiasında bulundu. Bu iddiaya dair MİT’ten herhangi bir yalanlama gelmedi, Türkiye’de resmi bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği de paylaşılmadı. Yıldız’ın bugün nerede olduğu bile meçhul” ifadelerini kullandı.
‘AYM sessiz, özel ekip kayıp’
Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in olaydan sonra yaptığı “MİT, emniyet ve jandarmadan özel ekip kuruldu” açıklamasını da hatırlatan Tugay Bek, 11 yıldır bu ekibin çalışmalarına dair tek bir bilgi kırıntısının dahi kamuoyuyla paylaşılmadığını vurguladı. Dosyadaki kısıtlama kararının kaldırılması için yaptıkları tüm başvuruların gerekçesiz reddedildiğini ve konuyu taşıdıkları Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) de hiçbir ses çıkmadığını belirten Bek, “Türkiye’de bir ceza soruşturmasının bu kadar uzun süre kapalı tutulması bir ilk. Bu uygulama hukuki değil, siyasi bir tercihtir. Etkin soruşturma yerine, etkin gizleme yöntemi işletiliyor” dedi.
‘Kısıtlama kararı kaldırılarak mağdurların dosya incelemesinin önü açılmalıdır’
Son olarak Ankara Emniyeti’nde ifadesi ortaya çıkan DAİŞ’li Ömer Deniz Dündar’ın bu dosyaya dahil edilip edilmediğini bilmediklerini aktaran Tugay Bek, gizlilik kararıyla DAİŞ’in diğer katliam bağlarının araştırılmasının da önünün kapatıldığını söyledi. Sorunun sulh ceza hakimlerini aştığını ve doğrudan siyasi iktidarı işaret ettiğini belirten Tugay Bek, Adalet Bakanı’na ve muhalefete şu sözlerle çağrıda bulundu:
“Faili meçhul cinayetleri çözmek gibi bir ‘hobisi’ olan yeni Adalet Bakanımızın bu soruşturma dosyasını bir an önce aydınlatmasını sağlaması gerekir. En azından bu hukuka aykırı kısıtlama kararı kaldırılarak mağdurların dosya incelemesinin önü açılmalıdır. Muhalefet de bu dosyanın takipçisi olmalı ve sormalıdır: 11 yıldır neyi gizliyorsunuz? Zamanaşımını mı bekliyorsunuz?”
Haber: Hamdullah Yağız Kesen \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































