1990’lı yıllarda boşaltılıp yakılan Dêrsim’in Pilvenk köyüne yıllar sonra geri dönen Kasum ailesi, yaşadıkları zorunlu göçün izlerini silmeye çalışırken, geçmişte yaşananların unutulmadığını ve kalıcı çözüm beklentilerini anlattı
Kürdistan’da 1990’lı yıllarda binlerce köy ve mezra boşaltıldı, yakılıp yıkıldı. Yüzbinlerce insan ise göçertildi. Köy boşaltmaları, yakmaları ve zorla göçertilme politikasının uygulandığı kentlerin başında gelen Dêrsim’de, OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, 1994 yılında 183 köy, 823 mezra, 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi. O dönem boşaltılan ve yakılan köylerden biri de merkeze bağlı Pilvenk köyü idi. 18 Mart 1995 tarihinde yakılan köyün, daha sonra kutsal mekanları hedef alındı. Köyde buluna Bonê Jiyarê isimli ziyaret alanı bombalandı, tarihi asırlık ceviz ve dut ağaçları yakıldı.
30 aile köyüne geri döndü
Pilvenk köyü boşaltıldığında 35 aile, Dersim merkez ve İstanbul gibi metropol kentlerin yanı sıra Avrupa’ya da göç etti. 2004 yılında yeniden geri dönüşler başlarken, bugün 35 ailenin 30’u yeniden yaşam alanlarına döndü. Geri dönüş yaparak, köylerini yeniden onaran köy halkı, karanlık günlerin izlerini silse de yaşadıkları hafızalarında halen taptaze. 2004 yılından sonra köye geri dönen ailelerden biri olan Kasum ailesi, zorlu günlerin sancısını en ağır şekilde yaşayan binlerce sadece aileden biri. Kasum ailesi, el ele vererek yeniden onardıkları evlerine yerleşti, bağ ve bahçelerini yeniden eski canlı günlerine kavuşturdu. Bugün en büyük beklentileri de, köylerinin boşaltılmasına gerekçe yapılan yüzyıllık Kürt sorununun çözüme kavuşturulması, temel yaşam ihtiyaçlarının tamamlanması.
Köyümüz bombardımana tutuldu
Şu an 70 yaşında olan Veli Kasum, köyden zorla çıkarıldığında 39 yaşındaydı. O dönem köylerinin çevresinde sürekli çatışmaların yaşandığını ve helikopterlerin sürekli hareket halinde olduğunu belirten Veli Kasum, Dersim merkezde olduğu bir gün köyün bombardımana tutulduğunu söyledi.
Veli Kasum, “Akşam saatlerine kadar köyümüz bombardımana tutuldu. O zaman köyde Bone Jiyarê isminde bir ziyaret yeri vardı. Köylüler bombalardan korunmak için oraya giriyor. Herkes kendi canının peşine düşmüş. Telefon geldi, ‘köyde çok sayıda yaralı var’ dediler. Herkesin öldürüldüğünü düşündük. Dönemin CHP’li milletvekili Bekir Gündoğan’ın yanına gittik ancak ‘Ben bir şey yapamam, kimse beni dinlemez’ yanıtı aldık. CHP’li bir Parti Meclisi üyesinin araya girmesiyle valilikten köye giriş için izin alabildik” ifadelerini kullandı.
‘Köyümüzü 3 gün içinde boşalttılar’
O dönem köye gitmek için taksi bulmakta dahi zorluk çektiklerini söyleyen Veli Kasum, “Yollarda hep asker vardı. Köye gittiğimizde şarapnel parçasının isabet etmesi nedeniyle kayınvalidem yaralanmıştı. Onu hastaneye götürdük, tedavi oldu. Diğer köylülerin durumu iyiydi. Askerler bizi toplayarak ‘köyü terk edin’ talimatı verdi. 18 Mart 1995 idi. O zaman kar olduğu gibi duruyordu. Yollar açıldı, arabalar geldi köyü boşalttık. Tabi o zaman çok sayıda fırsatçı çıktı ortaya. Taksici, kasap, birçok insan kendince fırsatçı oldu. O zaman bir keçi 20 liraysa tüccar 10 liraya aldı. İnsanlar buna mecbur kaldı. 2-3 gün içinde köy boşaltıldı” diyerek, yaşananları anlattı.
Köy yakıldı
Köy boşaltıldıktan hemen sonra dumanların yükseldiğini dile getiren Veli Kasum, “Köy dumandan belli olmuyordu. Bizi gören asker yanımıza geldi ve silahın namlusunu bize çevirerek ‘nereye gidiyorsunuz’ diye sordu. Biz de onlara ‘köyümüzü niye yakıyorsunuz’ diye sorduk. Aralarında rütbeli olan biri bize ‘aklınız varsa geri döner gidersiniz’ dedi. Köye gitseydik bizi öldürürlerdi. Kime hesap soracaksın ki. Köye yakın bir karakola gittik ama oradan da kovulduk, geri merkeze döndük. Köy öylece yandı” dedi.
‘Kimsenin gelmesine izin vermiyorlardı’
Hıdır Kasum, köy boşaltıldığında 56 yaşındaydı. Hayvancılık ve toprakla meşgul Hıdır olan Kasum, 2004’te dönüşlerin önü açılır açılmaz geri dönerek, evini yeniden inşa etti.
Bugün 87 yaşında olan Hıdır Kasum, o günlerde yaşadıklarını anlatarak, “Köylerimizi boşalttıktan sonra hayvanlarımız da gitti. Ben de İstanbul’a çocuklarımın yanına gittim. Bir sene dayanamadım geri döndüm. O zaman merkezde bir yer tuttum ve orada kaldım. Ardından köye geri geldim, evimi yaptım. Köylülerimiz de Dêrsim’e veya başka yerlere gitti. Kimsenin gelip gitmesine izin vermiyorlardı” diye belirtti.
‘Komünal yaşamın bulunduğu yer’
Köylülerden İbrahim Kasum da, 90’lı yıllardaki göçertme politikasının ilk olmadığına dikkat çekerek, Kürtlerin kendi kimliğinden, inancından, toprağından koparmak için çok sayıda seferler düzenlediğine dikkat çekti.
Köylerinin tarihi bir köy olduğunu belirten İbrahim Kasum, “Belki de Dêrsim’de ilk ocak sistematiğinin kurulduğu bir köydür. Devletçi, iktidarcı sisteme karşı halkın o komünal, eşitlikçi, toplumsal değerlerinin burada yaşam bulduğu bir yerdir. Aynı zamanda hem tarihi hem ruhani hem de toplumsal bir özelliği var” dedi.
İnsanların göçertilmesinin dillerinden, kimliklerinden ve inançlarından uzaklaşmalarına sebep olduğunu söyleyen İbrahim Kasum, bunun yansımalarının günümüze kadar geldiğini ifade etti. “Göç edenlerin ruhlarında boşluklar oluştu” diyen İbrahim Kasum, şöyle devam etti: “Geri dönüşler oluyor ama bazı sıkıntılar var. Köyüne yerleşmek isteyenler elektrik, yol, su ve diğer sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyor. Göçe neden olan sebeplerin ortadan kalkması gerekiyor. Bu sorunun temel kaynağı Kürt sorunudur. Bu nedenle Kürt sorununun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Devletin bu konuda adım atması gerekiyor.”
Haber: Uğurcan Boztaş / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































