• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    iPhone 17 Pro Max ile çekilen maç canlı yayınlandı

    iPhone 17 Pro Max ile çekilen maç canlı yayınlandı

    Ajda Pekkan tek bir öğününe 43 bin lira ödedi: Yediği yemek gündem oldu

    Ajda Pekkan tek bir öğününe 43 bin lira ödedi: Yediği yemek gündem oldu

    Kılıçdaroğlu Meclis'e Dilekçe Verdi: 'Özel'in Grup Başkanlığı İptal Edilsin'

    Kılıçdaroğlu Meclis’e Dilekçe Verdi: ‘Özel’in Grup Başkanlığı İptal Edilsin’

    Güvenlik Toplantısından Sonra Netanyahu’dan Trump’a Telefon

    Güvenlik Toplantısından Sonra Netanyahu’dan Trump’a Telefon

    Tr724 Haber Merkezi

    Batı Avrupa kavruluyor; mayıs ayı sıcaklıkları rekor kırdı

    Yıllardır erken erişimde olan Star Citizen, 1 milyar dolar destek topladı

    Yıllardır erken erişimde olan Star Citizen, 1 milyar dolar destek topladı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

    Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

    Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz

    Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz

    Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

    Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

    Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

    Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

    Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

    Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    DEM Parti’nin bayramlaşma programı açıklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Sandık var, iktidar yok: Erdoğan, CHP’yi neden kapatmıyor?

    Sandık var, iktidar yok: Erdoğan, CHP’yi neden kapatmıyor?

    Necip F. Bahadır

    Bayram ama kime?

    Futbolun efsanelerinin sahneye hüzünlü vedası

    Futbolun efsanelerinin sahneye hüzünlü vedası

    Bir metaforun ölümü: Çividen tabut!

    Bir metaforun ölümü: Çividen tabut!

    New Jersey’de 6 hafız ve ‘yaşayan Kur’an’ olmak…

    New Jersey’de 6 hafız ve ‘yaşayan Kur’an’ olmak…

    Dejavu!

    Dejavu!

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    iPhone 17 Pro Max ile çekilen maç canlı yayınlandı

    iPhone 17 Pro Max ile çekilen maç canlı yayınlandı

    Ajda Pekkan tek bir öğününe 43 bin lira ödedi: Yediği yemek gündem oldu

    Ajda Pekkan tek bir öğününe 43 bin lira ödedi: Yediği yemek gündem oldu

    Kılıçdaroğlu Meclis'e Dilekçe Verdi: 'Özel'in Grup Başkanlığı İptal Edilsin'

    Kılıçdaroğlu Meclis’e Dilekçe Verdi: ‘Özel’in Grup Başkanlığı İptal Edilsin’

    Güvenlik Toplantısından Sonra Netanyahu’dan Trump’a Telefon

    Güvenlik Toplantısından Sonra Netanyahu’dan Trump’a Telefon

    Tr724 Haber Merkezi

    Batı Avrupa kavruluyor; mayıs ayı sıcaklıkları rekor kırdı

    Yıllardır erken erişimde olan Star Citizen, 1 milyar dolar destek topladı

    Yıllardır erken erişimde olan Star Citizen, 1 milyar dolar destek topladı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

    Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

    Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz

    Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz

    Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

    Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

    Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

    Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

    Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

    Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    DEM Parti’nin bayramlaşma programı açıklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Sandık var, iktidar yok: Erdoğan, CHP’yi neden kapatmıyor?

    Sandık var, iktidar yok: Erdoğan, CHP’yi neden kapatmıyor?

    Necip F. Bahadır

    Bayram ama kime?

    Futbolun efsanelerinin sahneye hüzünlü vedası

    Futbolun efsanelerinin sahneye hüzünlü vedası

    Bir metaforun ölümü: Çividen tabut!

    Bir metaforun ölümü: Çividen tabut!

    New Jersey’de 6 hafız ve ‘yaşayan Kur’an’ olmak…

    New Jersey’de 6 hafız ve ‘yaşayan Kur’an’ olmak…

    Dejavu!

    Dejavu!

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Kürt Meselesi

Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız

SG by SG
26 Mayıs 2026
in Kürt Meselesi
0
Tayyüp Canan: Yaralarla yüzleşmeden geleceği kuramayız


1990’lı yıllarda babası Abdullah Canan’ı ‘faili meçhul’ cinayette kaybeden Tayyüp Canan ile konuştuk:

  • Babam Abdullah Canan, 17 Aralık 1996’da kayboldu. 47 gün sonra, elleri bağlanmış, ağzı bantlanmış halde bulundu. Otopside, işkence gördüğü, yanaklarının kesici aletlerle parçalandığı ve vücuduna isabet eden yedi kurşunla öldürüldüğü tespit edildi
  • Babam, zulme boyun eğmediği; köyümüzün yakılıp talan edilmesini gündeme taşıdığı, dik duruşu ve yurtseverliği nedeniyle öldürüldü. O dönemde katledilen birçok insan da onurlarından ve düşüncelerinden taviz vermedikleri için hedef alındı
  • Faili meçhuller tek başına ele alınamaz; hukuk ve demokrasi yerleşmeden sorunların çözülmesi mümkün değildir. Faili meçhul dosyalarının açılması, geçmişle hesaplaşmayı ve karanlık yapılarla yüzleşmeyi sağlar. Bu da köklü değişimin önünü açar

Roni Nasır Kaya

Türkiye’nin yakın tarihinde derin izler bırakan en karanlık dönemlerden biri olarak hafızalara kazındı 1990’lı yıllar. Özellikle Kürt illerinde hukukun askıya alındığı, işkencelerin, köy yakmaların, zorla kaybetmelerin ve faili meçhul cinayetlerin sıradanlaştırıldığı bu yıllarda, toplum ağır bir baskı ve korku atmosferi altında yaşamaya zorlandı. Devlet içindeki bazı yapılarla yerel iş birlikçilerin kurduğu ilişkiler ağı, bölgede adeta görünmez bir savaş düzeni yarattı. Bu dönemde adı en çok anılan yapılardan biri ise kamuoyunda “Yüksekova Çetesi” olarak bilinen oluşumdu. Asker, polis, itirafçı ve koruculardan oluşan bu yapı; yargısız infazlardan zorla kaybetmelere, kaçırma ve işkence vakalarından uyuşturucu ve kaçakçılık iddialarına kadar birçok ağır suçlamayla gündeme geldi. Yıllar boyunca faili meçhul dosyaları karanlıkta bırakılırken, adalet arayışı ise kayıp yakınlarının ve insan hakları savunucularının omuzlarında sürdü. Son dönemde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyalarının yeniden incelenebileceğine dair açıklamaları, yıllardır hakikat ve adalet talep eden ailelerde yeniden bir tartışma yarattı. Biz de bu kapsamda, 1996 yılında işkence edilerek öldürülen Abdullah Canan’ın oğlu Tayyüp Canan ile hem babasının hikâyesini hem de 90’lı yılların karanlık atmosferini konuştuk.

Tayyüp Canan
  • Öncelikle babanız Abdullah Canan nasıl bir insandı? Aile içinde, çevresinde nasıl tanınırdı? Biraz onun yaşamını ve kişiliğini anlatır mısınız?

Babam Abdullah Canan, henüz on yaşındayken babasını kaybetti. On kardeşin arasında büyüdü. Yaşamı boyunca adaletten yana duran, haksızlığa boyun eğmeyen, Yüksekova’da saygı duyulan bir insandı.

  • Yüksekova Çetesi denildiğinde sizce bugün toplum yeterince neyi biliyor, neyi bilmiyor? Çetenin içinde kimler yer alıyordu? O dönemin atmosferini nasıl tarif edersiniz?

“Yüksekova Çetesi” denildiğinde toplumun hafızasında, 90’lı yıllarda Yüksekova ve Hakkâri’de görev yapan asker, polis, itirafçı ve koruculardan oluşan; kirli ilişkilerin içinde yer alan, hukuk tanımayan ve derin güçler tarafından korunan yasadışı bir yapı canlanıyor. Bu yapı; yargısız infazlar, fidye, uyuşturucu kaçakçılığı ve benzeri birçok karanlık faaliyetle anılıyordu. Çetenin içinde, dönemin Hakkâri Tugay Komutanı Kurmay Başkanı Albay Hamdi Poyraz, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter, itirafçı Kahraman Bilgiç ve bazı yerel işbirlikçilerin yer aldığı ifade ediliyordu. O dönem, toplum üzerinde derin bir korku ve sindirme atmosferi yaratılmıştı. İnsanlar en temel haklarını dahi savunamaz hale gelirken, hukuk fiilen askıya alınmış, hak arama yolları büyük ölçüde engellenmişti.

  • Babanızın öldürülmeden önce tehdit edildiği ya da takip edildiğine dair bir süreç var mıydı? Aile olarak yaklaşan tehlikeyi hissediyor muydunuz?

21 Kasım 1995 tarihinde köyümüz Befircan, Yüksekova Dağ Komando Taburu tarafından gerçekleştirilen operasyon sırasında yakılıp talan edildi. Bunun üzerine babam Abdullah Canan ve köylülerimiz, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’u Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyet etti. Şikâyetin ardından tehditler almaya başladılar. Şikâyetten vazgeçmeleri için, dönemin Yüksekova İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tayyip Balkız aracı oldu. Binbaşının terfi beklediğini, bugüne kadar kimsenin onun hakkında şikâyette bulunma cesareti göstermediğini söyleyerek babamın ve köylülerin şikâyetlerinden vazgeçmelerini istedi. Babam bu talebi kabul etmeyince, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul, babamı ve şikâyetçi olan iki köylüyü taburdaki makamına çağırdı. Kendileri hakkındaki şikâyetin geri çekilmesini istedi. Babam Abdullah Canan şikâyetinden vazgeçmeyeceğini söyleyince, Binbaşı Yurdakul makam odasına bir manga asker çağırarak, “Beyler, sizleri şikâyet eden insanların elebaşı Abdullah Canan’dır, bunları iyi tanıyın” diyerek onları tanıklar önünde tehdit etti. O dönemde bölgede bu tür tehditlerin anlamı iyi bilinirdi; bu açık bir ölüm tehdidi olarak görülürdü. Buna rağmen babam katillere boyun eğmedi ve davasından vazgeçmedi.

  • Abdullah Canan’ın öldürüldüğü gün tam olarak neler yaşandı? O güne dair hafızanızda en çok yer eden detay nedir?

Babamın öldürüldüğünü 21 Şubat 1996 günü saat 15.45 civarında öğrendik. O gün bize, Yüksekova–Esendere karayolunda, Kısıklı Jandarma Karakolu’na yaklaşık 300 metre mesafede bir menfezin altında bir erkek cesedi bulunduğu bilgisi ulaştı. Aile olarak ve bizimle birlikte hareket eden yurtsever, vicdan sahibi insanlarla birlikte olay yerine gitmek istedik; ancak bölgeye gitmemiz engellendi. Bunun üzerine Yüksekova esnafı kepenk kapatarak olayı protesto etti. Cenaze saat 18.00 civarında Yüksekova Devlet Hastanesi’ne getirildi. Halk hastaneye akın ederek cenazeyi sahiplendi. Ertesi gün, Yüksekova halkının yaklaşık %90’ı cenazeye katıldı ve babam köyümüz Befircan’da defnedildi. Halkın cenazeye sahip çıkması ve bizimle dayanışma göstermesi, bizim için çok önemli ve unutulmaz bir destek oldu.

  • Sizce babanız neden hedef seçildi? O dönemde öldürülen insanların hangi gerekçelerle ya da nasıl kriterlerle hedef alındığını düşünüyorsunuz?

Babam, zulme boyun eğmediği; köyümüzün yakılıp talan edilmesini gündeme taşıdığı, dik duruşu ve yurtseverliği nedeniyle öldürüldü. O dönemde katledilen birçok insan da onurlarından ve düşüncelerinden taviz vermedikleri için hedef alındı.

  • Yüksekova Çetesi’nin işlediği cinayetler bölgede nasıl bir korku ve sessizlik yarattı? İnsanlar neden uzun yıllar konuşamadı?

Yüksekova çetesi, babamdan önce de 15 kişiyi öldürmüştü. Halka büyük bir korku salınmıştı ve insanlar bu baskı ortamı nedeniyle suç duyurusunda bulunmaya dahi cesaret edemiyordu. Babamın 17.01.1996 tarihinde gözaltına alınmasının ardından ailemiz bunu kabul etmedi. Yüksekova Dağ Komando Taburu ve Hükümet Konağı önünde oturma eylemleri gerçekleştirdik. “Abdullah Canan’ı sağ aldınız, sağ vereceksiniz” sloganlarıyla yürüttüğümüz bu direniş, mağdur birçok aileye cesaret verdi ve onların da mücadele etmelerine vesile oldu.

  • Aradan geçen yıllarda devletin ve hükümetlerin faili meçhul dosyalarına yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden somut bir adım atılmadı?

Faili meçhuller bu ülkenin kanayan yarasıdır. İnsan için en büyük acı, babasını, kardeşini ya da evladını kaybetmesi ve onun bir daha geri gelmeyeceğini bilmesidir. Ölümlü bir dünyada yaşadığımızın farkındayız; ancak bu acının, kendisini insan zanneden kişi ya da gruplar eliyle yaşatılması asla kabul edilemez. Bu acı bitmez, bitmeyecektir. Yine de adaletin sağlanması, insanın içindeki acıyı bir nebze olsun hafifletebilir. Bunu hafifletmenin yolu, yakınlarının katledilmesinde sorumluluğu olanların adalet önünde hesap vermesidir. Maalesef devlet ve bugüne kadar gelen hükümetler bu konuda yeterli ve somut adımlar atmamıştır. Oysa devletin temel görevi herkesin can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Kim suç işlemişse hesabını vermelidir. Aksi halde devlete ve hukuka güven zedelenir. Eğer suç devlet içinden ya da onunla bağlantılı yapılar tarafından işlenmişse, bunun da adalet önünde ortaya çıkarılması gerekir. Ne yazık ki çoğu zaman gerçek bir yüzleşme gerçekleşmemiştir. Faili meçhuller tek başına ele alınamaz; hukuk ve demokrasi tam olarak yerleşmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Faili meçhul dosyalarının açılması, hem geçmişle hesaplaşmayı hem de karanlık yapılarla yüzleşmeyi sağlar. Bu da köklü bir değişimin önünü açar.

  • Cinayetin ardından aileniz nasıl bir süreç yaşadı? Hem hukuki hem psikolojik olarak bu olay hayatınızı nasıl etkiledi?

Babam Abdullah Canan, 17 Aralık 1996 tarihinde Yüksekova’dan Hakkâri’ye giderken kayboldu. 47 gün sonra, 21 Şubat 1996’da, bayramın birinci günü köylüler tarafından cansız bedeni bulundu. Yüksekova–Esendere karayolunda, Kısıklı Jandarma Karakolu’na yaklaşık 300 metre mesafede bir menfezin altında; elleri bağlanmış, ağzı bantlanmış haldeydi. Yapılan ilk otopside, ağır işkence gördüğü, yanaklarının kesici aletlerle parçalandığı ve başı dahil vücuduna isabet eden yedi kurşunla öldürüldüğü tespit edildi. Bu durum ailemize devletin sert ve karanlık yüzünü gösterdi. Ancak aynı zamanda, bu koşullar karşısında boyun eğmememize ve daha güçlü bir hukuk mücadelesi vermemize neden oldu.

  • Türkiye’de son dönemde faili meçhul dosyalarının yeniden gündeme gelmesi sizde nasıl bir beklenti yarattı? Gerçek bir adalet ihtimaline inanıyor musunuz?

Gerçek bir adalet ihtimaline gelince… Biz her zaman gerçek adalet için mücadele ediyoruz. Ancak Türkiye’de faili meçhul dosyalarının yeniden gündeme gelmesi konusunda samimi bir irade mi var, yoksa yine bir algı yönetimi, zaman kazanma ve unutturma taktiği mi devrede, bunu sorgulamak gerekir. Son dönemde bu dosyaların yeniden konuşulması, çoğu zaman vicdani bir yüzleşmeden ziyade siyasi konjonktürün gerektirdiği bir hamle olarak ortaya çıkıyor. Derin devlet, kontrgerilla yapıları ve mafya-siyaset ilişkilerinin karıştığı cinayetler yıllardır ya delillerin karartılmasıyla ya da “devlet sırrı” gerekçesiyle kapatıldı. Susurluk’tan Yüksekova dosyalarına, binlerce faili meçhule kadar uzanan bu karanlık tabloyu bir anda “yeniden açıyoruz” söylemiyle temizlemek, maalesef gerçekçi değildir. Gerçek adalet, yalnızca bazı dosyaların yeniden açılmasıyla sağlanmaz. Asıl gerekli olan, bu dosyaların arkasındaki sistematik koruma düzeninin ortaya çıkarılması ve failleri koruyan yargı, bürokrasi ve siyaset mekanizmalarının hesap vermesidir.

  • Hafıza ve adalet açısından sizce toplumun 1990’larda yaşananlarla yeniden yüzleşmesi neden önemli? Unutulmaması için neler yapılmalı?

Toplumun 1990’larda yaşananlarla yüzleşmesi, hem hafıza hem de adalet açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu dönem, Türkiye’nin yakın tarihinde derin yaralar bırakmış; faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, köy boşaltmaları, ağır işkenceler ve yaygın hak ihlalleriyle anılmıştır. Bunlar yalnızca bireysel acılar değil, aynı zamanda toplumsal güveni, hukukun üstünlüğünü ve devletin meşruiyetini zedeleyen kolektif travmalardır. Bu yüzleşme önemlidir; çünkü toplumlar acılarıyla yüzleşmeden sağlıklı bir geleceğe ilerleyemez. Unutmak ya da bastırmak, yaraların derinleşmesine yol açar. Yeni nesiller bu dönemi yalnızca resmî anlatılar üzerinden öğrenirse, empati ve eleştirel düşünme gelişmez. Tarihsel hafıza, benzer hataların tekrarını önleyen bir toplumsal bağışıklık işlevi görür. Ailelerin yıllardır sürdürdüğü mücadele, Cumartesi Anneleri örneğinde olduğu gibi bunun en somut göstergesidir. Adaletin sağlanması yalnızca bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir onur ve tanınma meselesidir. Demokrasiler, geçmişteki hukuksuzluklarla yüzleşebildikleri ölçüde güçlenir. Bu doğrultuda, sürecin samimi şekilde ilerlemesi halinde hükümetlerin de gerekli adımları atması gerekir. Bu bağlamda, Sayın Abdullah Öcalan’ın 25 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” da demokrasi ve barış kültürünün gelişmesine katkı sunmuştur; son dönemde bu konuların yeniden gündeme gelmesinde de bu çağrının etkisi olduğu görülmektedir. Unutulmaması ve yüzleşilmesi için yapılması gerekenlerin başında bağımsız ve şeffaf soruşturmalar ile devlet arşivlerinin açılması gelir. Döneme ait askerî, emniyet ve istihbarat belgelerine erişim sağlanmalı; Meclis araştırma komisyonları etkin şekilde çalışmalıdır. Gerekirse uluslararası örneklerde olduğu gibi hakikat komisyonları kurulabilir. Ayrıca bu hafızanın korunması için eğitim sistemi de önemlidir. Okullarda ve üniversitelerde tarafsız ve belgeye dayalı bir tarih anlatımı benimsenmeli; mağdur tanıklıkları, resmî belgeler ve akademik çalışmalar birlikte ele alınmalıdır. Anıtlar, müzeler, belgeseller, edebiyat ve sanat eserleri de bu hafızanın canlı tutulmasına katkı sunar. Cumartesi Anneleri’nin yıllardır sürdürdüğü mücadele gibi sivil direnişlerin kayıt altına alınması da büyük önem taşır. Bu süreçte gazetecilerin ve araştırmacıların bu toplumsal yaraları görünür kılması, belge ve bilgi üretmesi son derece değerlidir. Bu çabalar, hakikat ve adalet mücadelesine önemli katkı sunmaktadır.

  • Son olarak, hem babanız Abdullah Canan’ın hikâyesine hem de benzer acıları yaşayan ailelere dair bugün kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj nedir?

Pes etmeden ve korkmadan, devletin gerçeklerle yüzleşmesi için haklı mücadelelerine devam etmelerini; davalarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak, ailelere yapılan zulmün tarihe not düşülmesini sağlamalarını ve bu süreçte dostane çözüm yolunu kabul etmemelerini öneriyorum.

Yüksekova çetesine beraat

  • Özellikle son yıllarda “hukuk devleti” ve “normalleşme” söylemleri öne çıkıyor. Buna rağmen faili meçhul dosyalarının büyük bölümünün hâlâ sonuçsuz kalmasını nasıl yorumluyorsunuz? Babanızın dosyasında yargılanan oldu mu? Dosyanın akıbeti ne oldu?

Devlet ve hükümet, devlet arşivlerini açmadan ve gerçeklerle yüzleşmeden, failleri korumaktan vazgeçmediği sürece hukuk devletinden söz edilemez. Bu siyasi cinayetlerin açığa çıkmasının önünde “derin devlet” yapılanmasının olduğunu hepimiz biliyoruz. Babamın dosyasında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Haziran 1997 tarihinde sanıklar Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Mehmet Emin Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve itirafçı Kahraman Bilgiç hakkında; kasten adam öldürme, birden fazla kişiyi öldürme, delilleri yok etme ve suça azmettirme suçlamalarıyla soruşturma yürütmüş ve Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, 12 Kasım 1999 tarihinde delillerin yeterli ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi doğrultusunda beraat kararı vermiştir. Bu karar, 2 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Ayrıca 23 Mart 2001 tarihinde Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı, Mehmet Emin Yurdakul hakkında açılan hürriyeti tahdit soruşturmasında zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı vermiştir. Bu karara karşı yaptığımız itiraz da reddedilmiştir. Aralık 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. Mahkeme, etkili soruşturma yapılmadığını belirleyerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin (yaşam hakkı) hem esas hem usul yönünden, 3. maddesinin (işkence ve kötü muamele yasağı) ise esas yönünden ihlal edildiğine karar vermiş ve Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm etmiştir.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Kılıçdaroğlu’ndan Kritik Hamle: ‘Özel’in Grup Başkanlığı İptal Edilecek’

Next Post

Beren Saat’ten TV dizilerine sert eleştiri: ‘Fiziksel şiddet sahneleri…’

Related Posts

Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz
Kürt Meselesi

Karşıyaka’da ‘mutlak butlan’ tepkisi: Atanmış yönetimi muhatap almıyoruz

26 Mayıs 2026
Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi
Kürt Meselesi

Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

26 Mayıs 2026
Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi
Kürt Meselesi

Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

26 Mayıs 2026
Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz
Kürt Meselesi

Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

26 Mayıs 2026
DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı
Kürt Meselesi

DEM Parti’nin bayramlaşma programı açıklandı

26 Mayıs 2026
Fatih’te otel yangını: Bir kişi hayatını kaybetti
Kürt Meselesi

Fatih’te otel yangını: Bir kişi hayatını kaybetti

26 Mayıs 2026
Next Post
Beren Saat’ten TV dizilerine sert eleştiri: ‘Fiziksel şiddet sahneleri…’

Beren Saat’ten TV dizilerine sert eleştiri: 'Fiziksel şiddet sahneleri...'

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter