PKK’nin ve Abdullah Öcalan’ın attığı adımların güçlü bir barış iradesi taşıdığını ifade eden Volt Partisi Eş Genel Başkanı Daniela Patti, ‘Sürecin başarısı için somut hukuki adımların atılması ve Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması temel bir gerekliliktir’ dedi
27 Şubat 2025 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı, Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi. Çağrının ardından karşılıklı bazı adımlar atılmış olsa da özellikle siyasi ve hukuki düzenlemeler ile yasal çerçeve konusunda devlet kanadından hala somut adımların atılmaması ve sürecin baş aktörü olan Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirsizliğini koruması eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
İlk günden itibaren uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilen Türk devleti ile Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki süreç, bölgesel dengeler, Avrupa’nın güvenlik politikaları ve Orta Doğu’daki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle uluslararası siyaset açısından da kritik bir önem taşıyor. Süreci yakından izleyen Avrupalı siyasetçiler, Abdullah Öcalan’ın öncülüğünü yaptığı bu süreci Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından tarihî bir fırsat olarak değerlendirirken, özgürlüğünü sürecin başarısı açısından temel bir unsur olarak görüyor.
Süreci yakından takip eden isimlerden biri olan İtalya Volt Partisi (Volt İtalia) Eş Genel Başkanı Daniela Patti konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘PKK’nin güçlü sinyali Avrupa’da karşılık bulmalı’
Abdullah Öcalan’ın ve PKK’nin bugün başta Ortadoğu olmak üzere birçok yerde yaşanan krizden daha önce barıştan yana tavır koymasının önemli ve tarihi olduğunu belirten Patti,” Sayın Öcalan’ın şimdiye kadar dile getirdiklerine Avrupa’nın daha fazla dikkat göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Şu anki en önemli meselelerden biri, PKK’nin silah bırakma sürecinin son derece güçlü bir sinyal olmasıdır. Bu aynı zamanda Avrupa açısından da Kürt hareketinin süreci dengelemeye yardımcı olabilecek bir muhatap olabileceğini göstermektedir.
Ancak gördüğümüz şey, ne yazık ki Avrupa’nın bir kez daha ortak bir tutum almamasıdır. Her ülke Türkiye ile bireysel görüşmeler yürütmektedir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile Kürt hareketi arasındaki görüşmelerde gördüğümüz kadarıyla, bu ilişkiler daha çok sahada güç bulundurma gerekliliğiyle sınırlı kalmış, barışçıl bir çözüm geliştirmek için bir müttefik olarak ele alınmamıştır” dedi.
‘PKK tarihsel bir süreçte anlamlı bir karar almıştır’
“PKK’nin kendisini feshetme eylemi son derece güçlü bir çağrıdır” diyen Daniela Patti, devamla şunları ekledi:
“Avrupa perspektifinden yeni sayılabilecek savaş koşulları göz önüne alındığında, PKK’nin bu tarihsel dönemde böyle bir karar alması daha da anlamlıdır. Çünkü çatışmalar giderek sınırlarımıza daha fazla yaklaşmaktadır. Örneğin Ukrayna’yı ve Filistin’deki korkunç soykırımı düşünelim.
Burada özellikle önemli olan nokta, uluslararası hukukun, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, büyük ölçüde ihlal edildiği bir dönemde, silah bırakmanın barışın ancak farklı pozisyonların yorumlanması ve ortak bir çözümün oluşturulması yoluyla, yani silahlı değil siyasi bir çözümle mümkün olduğunu vurgulayan güçlü bir ifade olmasıdır.
Ve bence PKK’nin ve Sayın Öcalan’ın bu tavrı, dikkate almamız gereken son derece önemli bir unsurdur. Bu nedenle, küresel düzeyde ve Avrupa’da çatışmaların arttığı, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük gücümüz olan barış anlayışının sorgulandığı bu dönemde, Kürt hareketine çok daha fazla dikkat göstermek büyük önem taşımaktadır.”
‘Öcalan bir kez yine öncü olduğunu göstermiştir’
Abdullah Öcalan’ın 2025 yılında yaptığı tarihi çağrıyı hatırlatan Patti, “Bu çağrıyla Sayın Öcalan geçmişte de olduğu gibi barış tartışmalarında öncü bir rol oynayabildiğini bir kez yine ortaya koymuştur. Bu da yapılanlara daha yakından bakmanın ve çok daha fazla önem vermenin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye ile yürütülen tartışmalar, güç dengesizliğinin oldukça büyük olması ve Türkiye’nin bu tarihsel dönemde askeri, enerji ve ekonomik açıdan son derece stratejik bir jeopolitik konuma sahip olması nedeniyle oldukça karmaşıktır. Bu nedenle, siyasi bir çözüm mutlaka bu güç dengesizliklerini dengeleyecek uluslararası ittifakların kurulmasını gerektirir. Ancak şu anda böylesi bir ittifak maalesef yok” dedi.
‘Eşit koşullar için Öcalan özgür olmalı’
“Sayın Öcalan’ın, uzun yıllardır hapiste ve bu denli tecrit altında olmasına rağmen, yaşananlara dair bu kadar berrak bir analiz ortaya koyabilmesi gerçekten dikkat çekicidir” diye Daniela Patti, şöyle devam etti:
“Bu nedenle, barış sürecinde baş müzakereci olarak rol alabilmesi için Sayın Öcalan’ın serbest bırakılması özellikle önemli olacaktır.
Onun serbest bırakılması, bu aşamada özellikle önemli olacaktır; çünkü bu, diyaloğun dengeli bir şekilde başlatılabilmesi anlamına gelir. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü aynı zamanda bir anlaşmaya varma konusunda samimi ve gerçek bir irade olduğunu göstermenin ilk adımı olacaktır. Dolayısıyla Öcalan’ın özgürlüğü, bir barış sürecinden söz edebilmek için gerekli bir ön koşul niteliğindedir.
İşte bu nedenle, dünya genelindeki tüm süreçlerde gördüğümüz gibi, müzakere masasına oturan iki ya da daha fazla ana aktörün aynı kişisel özgürlük koşulları altında bulunması, her zaman gerekli bir unsur olmuştur.”
‘Türkiye içinde geniş ittifaklar şart’
Türkiye’de sürecin ilerleyebilmesi için iç dinamiklerin önemine dikkat çeken Daniela Patti, daha geniş toplumsal ve siyasal ittifakların kurulması gerektiğini vurguladı. Patti, “Sürecin destekçileri Kürt olsun ya da olmasın, ortak bir zeminde güçlerini birleştirebilir. Bu yönde adımlar atılmış durumda ancak bunun çok daha güçlü bir şekilde geliştirilmesi gerekiyor” dedi.
Avrupa’nın rolüne de değinen Patti, Volta Europa olarak Avrupa Parlamentosu üzerinden süreci desteklemeye çalıştıklarını ancak mevcut demokratik yapıların yetersiz kaldığını ifade etti. Patti, “Ne yazık ki Avrupa’daki demokratik kurumlar, Türkiye’deki duruma etkili bir şekilde müdahil olabilecek kadar güçlü değil. Oysa ihtiyaç duyulan şey, Avrupa ile coğrafi, tarihsel ve kültürel temellere dayanan güçlü bir ittifaktır” diye konuştu.
Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye ile ortak bir politika geliştiremediğine dikkat çeken Patti, üye devletlerin ayrı ayrı hareket ettiğini belirtti. Bu durumun süreci zayıflattığını ifade eden Patti, Türkiye’nin NATO’daki askeri rolü, enerji politikalarındaki konumu ve göç meselesindeki belirleyici etkisi nedeniyle Avrupa’nın temkinli davrandığını söyledi.
“Türkiye’nin Balkan rotası üzerinden Avrupa’ya göçü sınırlama konusunda oynadığı rol, Avrupa’nın bu ülkeye olan bağımlılığını artırıyor” diyen Patti, bu nedenle Avrupa Birliği’nin net bir tutum almakta zorlandığını dile getirdi.
Avrupa açısından bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirten Patti, “Bu mesele yalnızca bir adalet meselesi değil, aynı zamanda Avrupa’nın kendi çıkarlarıyla da doğrudan bağlantılıdır. Bölgedeki barış, Avrupa’nın iç istikrarı açısından da belirleyicidir” dedi.
‘Öcalan’ın tezleri Avrupa’da da karşılık buluyor’
Volta Europa olarak Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektifleri ve fikirleri yakından takip ettiklerini belirten Patti, bu yaklaşımın kendi savundukları Avrupa modeliyle benzerlikler taşıdığını ifade etti. Patti, “Demokratik konfederalizm, farklı bir terminolojiyle ifade edilse de Avrupa federalizmine oldukça yakın bir anlayıştır. Farklı kimliklerin bir arada eşit şekilde yaşayabildiği bir model, bizim de savunduğumuz Avrupa fikrinin temelini oluşturuyor” dedi.
Avrupa Birliği’nin kuruluş felsefesine de değinen Patti, İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan barış projesinin bugün zayıfladığını belirtti. Patti, “Avrupa bugün daha bürokratik, daha sağa kaymış ve neoliberal politikaların etkisiyle sosyal eşitsizliklerin arttığı bir yapıya dönüşmüş durumda. Ancak kuruluşunda çok güçlü bir barış vizyonu vardı. Bu nedenle Öcalan’ın ortaya koyduğu proje bizim için güçlü bir anlam taşıyor” diye konuştu.
Toplumsal cinsiyet meselesinin de barış süreçlerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Patti, kadınların siyasete ve müzakere süreçlerine katılımının önemine vurgu yaptı. Patti, “Kadınların sürece dahil olduğu barış müzakerelerinin çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsayıcı bir temsil, kalıcı barışın temel unsurlarından biridir” dedi.
‘Dayanışma mesajı’
Son olarak Kürt halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirten Patti, “Kürt dostlarımdan ve yoldaşlarımdan biliyorum ki, bu dönemde umutlu kalmak zor. Bir dönem her şeyin daha iyiye gittiği hissedilirken, şimdi gerginliklerin yeniden yoğunlaştığı bir tablo var. Bu nedenle bir dayanışma mesajı vermek istiyorum: Yalnız değilsiniz, sizinleyiz” dedi.
Daniela Patti kimdir?
Daniela Patti, İtalya merkezli Volt Europa hareketinin İtalya yapılanması olan Volt Italia’nın Eş Genel Başkanıdır. Şehir plancısı olan Patti, kentsel dönüşüm, katılımcı demokrasi ve sürdürülebilir şehirler üzerine çalışmalar yürütmektedir. Avrupa çapında faaliyet gösteren Eutropian adlı kuruluşta da aktif rol alan Patti, akademik olarak şehircilik alanında eğitim almış ve bu alanda uzmanlaşmıştır. Avrupa politikaları ve yerel demokrasi konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Haber: Serkan Demirel / ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































