Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na katılan Ayşe Betül Çelik ve Birsen Atakan, barışın sürdürülebilir olması için güven ortamının yaratılması, kadınların ve sivil toplumun sürece aktif katılması gerektiğine dikkat çekti
Amed Büyükşehir Belediyesi 12-16 Mayıs tarihleri arasında Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu düzenledi. ‘Barış ve Demokratik Toplum sürecinin toplumsallaşması için düzenlenen ve yurt dışından katılımcıların da bulunduğu forum, 5 gün boyunca çeşitli paneller, hafıza yürüyüşleri ve atölyelerle sürdü.
Bu atölyelerden biri olan “Toplumsal cinsiyet duyarlı iletişim ve çatışma çözümü” konusuna dair konuşmacı olarak yer alan bulunan Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Ayşe Betül Çelik ve avukat Birsen Atakan, devam eden sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Farklı bir model tecrübe ediliyor’
Mevcut devam eden sürecin önceki barış süreçlerinden farklı olduğunu ifade eden Ayşe Betül Çelik, birçok barış sürecinden farklı olarak silah bırakma adımının ilk atıldığına dikkat çekti. Ayşe Betül Çelik, “Şiddetsizlik ortamı sağlandıktan sonra toplumsal diyalog, farklı liderlerin konuşması daha kolay oluyor. Bu, farklı bir model olarak Türkiye’de tecrübe ediliyor. Önceki süreçte bu daha sonra olabilecek bir aşamaydı ve tıkanılan bir yerdi. Çatışmasız ortama geçildiği için artık başka şeylerin konuşulması daha kolay olması gerekiyor” diye ifade etti.
Sivil toplumun rolü
“Kadınlar bu süreçlere barış yapıcı olarak daha çok katılmalı” diyen Ayşe Betül Çelik, barışın inşası için sivil toplumun rolüne dikkat çekerek, “Barış süreçlerini 3 ayak şeklinde çalışıyoruz. Bir tanesi liderlerin görüşmesi, bir tanesi hem siyasi yapıcıları hem de toplumu etkileyen kesimlerin görüşmesi, bir tanesi de çatışmalardan etkilenen kişilerin sürece dahil olması” dedi.
Sivil toplumun farklı kesimleri bir araya getirerek konuşma ve diyalog zemini hazırlayabilmesi gerektiğine işaret eden Ayşe Betül Çelik, “Barış süreçlerinin sürdürülebilir olması güven ortamıyla olur. Belediyenin yaptığı çalışma çok güzel. Tam da ihtiyaç duyulan farklı kesimleri bir araya getirmesi ve farklı bilgilerin toplumsal seviyede konuşulması açısından çok hoş. İlgi de çok hoş” dedi.
‘Barış dili oluşturulmalı’
Sürecin açık ve şeffaf yürütülmesi gerektiğinin çağrısını yapan Birsen Atakan, sürecin uzatılmaması gerektiğini belirtti.
Barış sürecinde diyalogun önemine işaret eden Birsen Arakan, “Sürecin manipüle edilmemesi lazım ama bunu göremiyoruz. Sorunu, derdi olan kendini ifade edebilmeli. Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmasına Meclis’te izin verilmedi, hukuki gerekçe söylendi. Bundan dolayı diyorum ki diyalog sahici olmalı. Barışın dilinin oluşturulması gerekiyor. Kullandığımız dil barış dili değil, şiddetin dilini kullanıyoruz çünkü bize öğretilmiş olan o. Barış deyince ne anlıyoruz? Barış sadece savaşın olmaması değildir. Barışın içerisinde çok fazla şey var” şeklinde konuştu.
Haber: Rozerin Gültekin – Pelşin Çetinkaya / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































