Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AİHM’nin Türkiye’yi mahkum ettiği ‘Şaban Yasak’ kararıyla ilgili önemli hatırlatmalarda bulundu. Kendisi gibi hukukçu bir isim olan Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun konuyla ilgili paylaşımını alıntılayan Günay, “Sayın @myeneroglu AİHM Büyük Dairesinin son kararını etraflıca irdelemiş. Karar, Türkiye’de siyasi önyargılarla verilen bir çok ceza hükmünün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu gösteriyor ve yeniden yargılama zorunluğu doğuruyor. @adalet_bakanlik” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı’na ‘Şaban Yasak’ kararı sonrası yeniden yargılamanın artık zorunluluk olduğu çağrısında bulundu.
Ertuğrul Günay daha sonra Prof. Dr. İzzet Özgenç’in konuyla ilgili paylaşımını alıntıladı ve şunları yazdı: “Prof. sn. @izzetoezgenc ’in sayın Cumhurbaşkanına hitaben yazdığı not, AİHM kararındaki önemli tespitlere işaret ediyor. Suç oluşturan eylem ve kasıt olmadan ceza olmaz. Ceza hukukunun bu temel hükümlerine rağmen verilen cezaların yarattığı mağduriyetleri gidermenin vaktidir.”
Ertuğrul Günay, konuyla ilgili yaptığı bir başka paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı: “AİHM Büyük Dairesi son kararıyla, AY 38 ve TCK 2’de yer alan “kimseye, işlendiği sırada kanunların suç saymadığı eylemlerden ceza verilemez” hükmünü yargımıza hatırlatmış oldu. AİHM kararlarının kanun hükmünde olduğunu hatırlatmamıza da umarım artık gerek kalmaz. (AY 90/son).”
Kafanıza göre suç uyduramazsınız?
Ertuğrul Günay, yukarıda aktarılan paylaşımında AİHM’nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) Şaban Yasak v. Türkiye davasındaki Büyük Daire kararını yorumluyor. Bu karar, Türkiye’de özellikle 15 Temmuz sonrası (uydurulmuş) F.TÖ davalarında çok tartışılan bir konuya parmak basıyor.
Şaban Yasak, ‘terör örgütü üyesi’ olmakla suçlanıp hapse mahkum edilmişti. Mahkumiyetine dayanak olan deliller şunlar: Yasal derneklere üyelik, banka işlemleri (örneğin Bank Asya hesabı), öğrenci yurdunda mesul olmak, öğrencilere rehberlik yapmak gibi sosyal faaliyetler.
Bunların tamamı suç işlendiği ileri sürülen tarihte yasal faaliyetlerdi. Yasal bir bankaya para yatırmak, yasal bir derneğe üye olmak, öğrencilere rehberlik yapmak vs. Daha sonra AKP rejimi bu tamamen yasal faaliyetleri “örgüt üyeliği” olarak yorumlandı ve insanlara geriye dönük hem de ‘terör’ suçlamasıyla cezalar verdi.
AİHM’nin en üst karar organı olan Büyük Daire, 5 Mayıs’ta açıklanan kararla, “Bu olmaz. İşlendiği sırada kanunlarca suç sayılmayan bir şeyi sonradan suç ilan edip ceza veremezsiniz!” dedi. Bu Türkiye’de zaten yıllardır söyleniyor ancak iktidar ve yargısı dikkate almıyordu. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesini (kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi) ihlal ediyor. Ayrıca kötü muamele yasağını da (Madde 3) ihlal ettiği sonucuna vardı.
Günay tam olarak neyi anlatıyor?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi çok net bir kural koyar: “Kimse, işlendiği sırada kanunlarda suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.”
Yani suç ve ceza geriye yürümez. Ama Türkiye’de AKP yargısı kanunu geriye yürütüyor. Bugün bir şeyi suç sayarsanız, 10 yıl önce o şeyi yapanı cezalandıramazsınız! Eğer bu kapıyı açarsanız, bugün yaptığınız ve suç olmayan bir şeyden (mesela X bankasına para yatırmak) 10 yıl sonra hüküm giyersiniz.. Bunun sonu yok! Ertuğrul Günay, AİHM’nin bu kararıyla Türk yargısına “Kendi kanununuza uyun!” dediğini söylüyor.
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası çok açık: AİHM kararları Türkiye’de kanun gücündedir. Yani AİHM “Türkiye ihlal yaptı!” derse, bu karar Türk mahkemeleri için de bağlayıcıdır. Günay tam da bunu söylüyor: “AİHM kararı bağlayıcıdır, uygulayın!”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































