NECİP F. BAHADIR | YORUM
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku 5 Ocak 2020’de kayboldu. Önce intihar ettiğinden şüphelenildi. Her yer arandı. Baraj gölünün suyu iki kez boşaltıldı. Toprağın altı üstü neredeyse bakılmadık yer kalmadı. Fakat en ufak izine rastlanmadı. Aile ne ‘intihar ettiğine’ inandı, ne de ‘gerçek arama’ yapıldığına… Kamuoyu da ailenin sesine kulak verdi. Sık sık haberleştirdi. Adaletin yerini bulmadığı bir açık ve kanayan yaraydı. Bir şeyler gizleniyordu. Asla ‘kusursuz cinayet’ yoktur…
Olayın üzerinden 6 yıl geçtikten sonra Tunceli’ye bir kadın başsavcı atandı. ‘Ailenin çığlığını’ duydu. Dosyayı raftan indirdi. ‘Sözde’ değil ‘gerçek’ bir soruşturma başlattı. Araştırdı, inceledi, çağırdı, konuştu. Dosya hakkında bilgisi, belgesi ve fikri olan herkesi dinledi, gerekli gördüklerinin ifadelerini aldı. İpin ucunu yakalayınca, ‘çorap söküğü’ gibi geldi arkası…
Dönemin Valisi Tuncay Sonel oğluyla birlikte ‘olağan’ şüpheliydi. Baştan beri ailenin iddiası da bu yöndeydi. Vali Sonel, oğlunun adının karıştığı daha doğrusu cinayetle suçlandığı dosyayı örtbas etmekle suçlanıyordu.
Önce oğlu ve arkadaşları gözaltına alındı. Sorgudan sonra tutuklandı. O tarihte 20 yaşında olan oğlu Mustafa Sonel’in ‘Gülistan Doku’nun kafasına sıktığı…’ iddiası dosyaya girdi. Bakanlık bir süre bekledi, daha sonra müfettiş olan Tuncay Sonel’i görevden uzaklaştırdı. Operasyonun eli kulağındaydı. Elazığ’da başkasının adına konakladığı otelde yakalandı. Hakkında ‘kuvvetli suç’ şüphesi vardı. Aramalara bile katılmıştı.
Bu fotoğraf 6 Ocak 2020’de Sarısaltuk viyadüğünde çekildi. Tuncay Sonel, Gülistan Doku’yu arama çalışmalarına katılıyor, bilgi alıyor…
Kamuoyu bir dosyanın nasıl örtbas edildiği gerçeğiyle yüzleşti. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek dosyayı sahiplendi. “Ucu nereye kadar giderse…” dediği bütün medyaya ve AKP trollerine servis edildi. Gürlek’le ilgili copy-past paylaşımlar yapıldı. Tapu tartışmalarından bunalmıştı, bu dosya üzerinden ‘piar’ yapmaya kalktı.
Akın Gürlek ‘engel’ olamadı!
Oysa o daha göreve gelmeden neredeyse 2 yıl önce dosya raftan inmişti. Gözü kara cesur savcı olmasaydı bu dosya açılabilir miydi? AKP’nin ‘adalet’ diye bir derdi olmadı hiç. Daha çok ‘örtbas’ etmeyi politika olarak benimsedi. Ankara’nın gelişmelerden pek memnun olduğu kanaatinde değilim. Engelleyemez miydi? Hayır, ok yaydan çıkmıştı çünkü.
Sosyal medyada bir haber gördüm, Kahramanmaraş’ta okul baskınında çocuklarını kaybeden ailelerin taziyesi sırasında Bilal Erdoğan’ın Akın Gürlek’in elini sıkmadığı şeklinde… Şaşırmadım. Kendisini bu kadar öne çıkaran bir bakan herkesi rahatsız eder. Erdoğan ailenin rahatsızlığını da anlayabiliyorum. Tapu iddiaları da görmezden gelinecek türden değil.
Çok fazla medyatik… Kamera ve mikrofonları görünce ‘konuşmadan’ duramıyor. Suyu erken ısınmaya başladı. Erdoğan, yakında “Artık sus…!” diyerek kulağını çekerse şaşırmam.
Tunceli dosyasından Gürlek’e ekmek çıkmaz! Piar çabası boşuna… Bir getirisi olacaksa Erdoğan ne güne duruyor! O sahiplenir. İlginçtir şu ana kadar ağzını açmadı.
Ortaya saçılan iddialar AKP’yi zor durumda bıraktı. Tuncay Sonel klasik bir AKP bürokratıydı. Süleyman Soylu’ya yakınlığıyla biliniyordu. Arkasına Ankara’nın desteğini almasaydı eğer ‘Gülistan Doku dosyasını’ bu kadar kolay kapatabilir miydi? Tek başına örtbas etmeye gücü yeter miydi?
Cinayetle suçlanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Sonel dün tutuklandı.
Suç ortakları var Vali’nin… İşin ucu mu? Siyasete kadar uzanır! Savcının önüne engeller çıkmazsa tabii… Yakında bir kırmızı çizgi çekilir… O sınırı aşabilir mi? Pek sanmıyorum.
Üç Adalet Bakanı ‘zan altında’. CHP lideri Özgür Özel haklı… Abdulhamit Gül, Bekir Bozdağ ve Yılmaz Tunç dönemi ‘adalet skandalları’ ile doluydu. Onlardan biri deşifre oldu. Her üç bakan da iddiaları bilmiyor muydu? Alienin çığlığını duymadılar mı? Tunceli’den habersiz olabilirler mi? Mümkün değil.
Tabii dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu… Nerede bir skandal var Soylu’nun ismi ve cismiyle şekilde orada… Soylu, Vali Sonel’in ‘örtbas çalışmalarından’ habersiz olabilir mi?
Ankara’nın haberi yok muydu?
Yandaş gazeteci Cem Küçük’e konuşmuş Soylu ve şunları söylemiş; “Biz o dönem barajı üç defa kapattık, arama yaptık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunum yaptım. Ankara’dan bir heyet geldi baktı. Şu an gözaltına alınanlar dahil herkes sorgulandı. Hatta Zeinal Abakarov yurtdışında kaçmıştı, onu getirdik, sorguladık. Ancak bir şey çıkmadı!”
Dosyanın kendisine doğru gelmekte olduğunun farkında. Erdoğan’ı ortak etmesi boşuna değil.
Bakanlar için ‘Tunceli’deki olaydan habersiz olabilirler mi?’ diye sormuştum. Olmadıkları ortaya çıktı. Baksanız ya bizzat Erdoğan ilgilenmiş. İddiaları duymuş. İç yüzünü öğrenmek istemiş. Bakanına, “Nedir bu işin aslı?” diye sormuş. Soylu da bir ‘sunum’ yapmış. Vali’den aldığı bilgileri aktarmış. Erdoğan ne kadar ikna oldu acaba? Adalet Bakanı, “Bu işte soru işaretleri var… İlgilenin…” dedi mi? Henüz o bakanlardan bir açıklama yok. Hepsi sessizliğe gömüldü. Akın Gürlek hepsini sattı, kellelerini kamuoyunun önüne attı.
Raftan inen Gülistan Doku dosyası sadece ‘hukuki sınırlar’ içinde değerlendirilemez. Vali işin içine girince siyasi boyutu kendiliğinden ortaya çıktı. Vali gerçekten söylendiği gibi cinayeti ‘örtbas’ ettiyse Ankara da buna göz yummuş demektir. Devletin bugün ortaya çıkan gerçeklerden o gün haberinin olmaması mümkün değil. Erdoğan’ın bile olayın iç yüzünü öğrenmeye çalıştığı bir dosya nasıl Tunceli sınırları içinde kalır? En hafif tabirle ilgili bakanların görevlerini ihmali söz konusu… Ben Soylu’nun o kadar masum olacağına ihtimal vermem.
Adalet ülkenin kanayan yarası… O kadar çok raftan inmeyi bekleyen dosya var ki…
Tunceli bir başlangıç olabilir mi? Belki, biraz…
Tek çiçekle bahar gelmez ama o tek çiçek baharın habercisi niye olmasın. Gülistan Doku dosyası AKP’nin ülkeyi nasıl yönettiğinin de göstergesi… Bir damla kan bütün bedenin sağlığı hakkında bilgi verir. AKP’nin valisi ve yaptıkları aslında AKP’nin devri iktidarının özeti gibi…
Kesinlikle münferit ve basit bir olay değil. Bu dosyanın sadece hukuki değil ‘siyasi bedeli’ de olmalı…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































