İktidarın hazırladığı yeni sosyal medya taslağı, X, Instagram, YouTube ve TikTok gibi büyük platformlara girişte e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasını zorunlu hale getirmeyi hedefliyor. Taslağa göre kullanıcı, hesap açarken e-Devlet’e yönlendirilecek; sistem doğrulama yapıldığını gösteren kişiye özel bir “anahtar” üretecek, kimlik eşleştirmesi ise BTK bünyesinde tutulacak. Hükümet bunu “sahte hesap” ve “bot” sorununa karşı önlem diye sunuyor. Ama taslağın pratik sonucu şu: Takma ad kalsa bile, her hesabın arkasındaki gerçek kişi devlet tarafından bilinecek.
Uzmanlara göre bu düzenlemeyle sosyal medyada “Suç işlenirse fail bulunur!” çizgisinin çok ötesine geçiyor. Yeni model, paylaşım sonrası soruşturmadan önce, hesabın kurulma anında gerçek kimliğin devlet tarafından doğrulanmasını esas alıyor. Yani mesele sadece sahte hesapları azaltmak değil; sosyal medyada takma adla dolaşan her hesabın arkasındaki kişinin devletçe bilindiği, merkezi ve kalıcı bir gözetim mimarisi kurmak. Bu yüzden tartışma teknik değil, doğrudan ifade özgürlüğü, anonimlik hakkı ve dijital fişleme tartışması olarak yorumlanıyor. Eleştirilerin özeti şu: İktidar, “Kimliğinizi biliyorum” mesajıyla sosyal medyada anonimliği fiilen ortadan kaldırıp ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir baskı kurmak istiyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığı ve iktidar medyasında ayrıntıları yayımlanan taslağa göre, Türkiye’den günlük erişimi 1 milyonu aşan sosyal medya platformları için yeni bir sistem kurulacak. Buna göre kullanıcılar hesap açarken doğrudan e-Devlet sistemine yönlendirilecek, doğrulama sonrasında platforma kimlik bilgisinin kendisi değil, doğrulamanın yapıldığını gösteren kişiye özel bir “anahtar” verilecek. Bakanlığın anlattığı modele göre kimlik verileri platformlarda değil, BTK bünyesinde saklanacak; uygulama için de 9 aylık bir takvim öngörülüyor.
Taslak henüz yasalaşmış değil. Ancak Gürlek’in daha önceki açıklamalarında çizdiği çerçeve çok net: “Sosyal medyada bir kişi eğer bir hesap açıyorsa kimliği belli olacak!” ve “Üç aylık sürede herkes sosyal medyaya gerçek kimliğiyle girmiş olacak!”
Ayrıca platformların bu projeyi kabul ettiğini de söyledi. Yani hükümetin hedefi sadece yeni hesaplara yaş kontrolü getirmek değil, sosyal medya kullanımını doğrudan “doğrulanmış gerçek kimlik” zeminine çekmek.
Taslakta platforma doğrudan T.C. kimlik numarası verilmediği söyleniyor; ama sistemin işlemesi için hesabın arkasındaki gerçek kişinin devlet kayıtlarıyla eşleştirilmesi gerekiyor. İfade Özgürlüğü Derneği bu nedenle modelin, e-Devlet altyapısını “kimlik numarası-sosyal medya rumuzu” eşleştirme veritabanına dönüştüreceğini ve anonimliği fiilen ortadan kaldıracağını savunuyor.
Taslağın yaptırım tarafı da sert. Kimlik doğrulama yükümlülüğünü yerine getirmeyen platformlara küresel cironun yüzde 3’üne kadar idari para cezası, reklam yasağı ve bant daraltma yaptırımları öngörülüyor. Ayrıca “katalog suçlar” kapsamındaki içeriklerde, adli mercilerin talebi üzerine gerçek kimlik bilgilerinin en geç 30 gün içinde verilmesi planlanıyor. Bu da yalnızca platformların değil, kullanıcıların da merkezi bir takip ve teşhis rejimine bağlanacağı anlamına geliyor.
Hükümet kanadı bu modeli “bot hesapları engelleme”, “çocukları koruma”, “hakaret ve itibar suikastlarını önleme” gerekçesiyle savunuyor. Buna karşılık dijital hak savunucuları ve uzmanlar, sistemin ifade özgürlüğü üzerinde “dondurucu etki” yaratacağı, insanların devlete karşı anonim kalamayacağını bileceği için eleştirel paylaşım yapmaktan çekineceği uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































