• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    İmamoğlu’ndan ‘Viktor Orban’ mesajı: “Macaristan demokrasiyi seçti; rüzgar yön değiştiriyor”

    Okul Yolunda Dehşet: İsrail Askerlerinden Filistinli Öğrencilere Ses ve Gaz Bombası

    Okul Yolunda Dehşet: İsrail Askerlerinden Filistinli Öğrencilere Ses ve Gaz Bombası

    TR724 HABER

    KULİS | Parti MKYK’sında da konuşuldu; AKP’de ‘hobi bahçeleri’ krizi

    İhracat durma noktasına geldi; Suriye, Türkiye’den ithalata yüzde 500 vergi getirdi

    Cari açık büyüyor; rezervlerde 10,6 milyar dolarlık aylık erime

    Piyasalarda 'Kızıl Pazartesi': Gaz Fiyatları Alev Aldı

    Piyasalarda ‘Kızıl Pazartesi’: Gaz Fiyatları Alev Aldı

    Toroslar’da zorlu mesai: Bu mantarın kilosu 1500 TL’den alıcı buluyor

    Toroslar’da zorlu mesai: Bu mantarın kilosu 1500 TL’den alıcı buluyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    KCK’den Irak Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi için kutlama mesajı

    KCK’den Irak Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi için kutlama mesajı

    AKP’li Servet Can uyuşturucu taşırken yakalanmıştı: Hakkında 20 yıl hapis istendi

    AKP’li Servet Can uyuşturucu taşırken yakalanmıştı: Hakkında 20 yıl hapis istendi

    Mehmet Altan: Türkiye’nin kurtuluşu Demokratik Cumhuriyet’te

    Mehmet Altan: Türkiye’nin kurtuluşu Demokratik Cumhuriyet’te

    Nisêbîn’de yorgun mermiyle yaralanan çocuğun durumu ağır

    Nisêbîn’de yorgun mermiyle yaralanan çocuğun durumu ağır

    CHP Ankara İl Başkanı Erkol Dahil 9 kişi tutuklandı

    CHP Ankara İl Başkanı Erkol Dahil 9 kişi tutuklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Viktor Orban gitti; Erdoğan neden endişeli olmalı?

    Viktor Orban gitti; Erdoğan neden endişeli olmalı?

    Necip F. Bahadır

    ‘İçeriden’ üç ses: “Ne uçması, batıyoruz!”

    Sevinçten sermayeye: Futbolun yeni ritüeli

    Sevinçten sermayeye: Futbolun yeni ritüeli

    KİTAP | Romanın gürültüsünden denemenin sessizliğine: Yusuf Ünal’ın üçüncü durağı

    KİTAP | Romanın gürültüsünden denemenin sessizliğine: Yusuf Ünal’ın üçüncü durağı

    Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

    Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

    Como’nun yükselişi: Masal mı, modern futbolun çıkmazı mı?

    Como’nun yükselişi: Masal mı, modern futbolun çıkmazı mı?

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    İmamoğlu’ndan ‘Viktor Orban’ mesajı: “Macaristan demokrasiyi seçti; rüzgar yön değiştiriyor”

    Okul Yolunda Dehşet: İsrail Askerlerinden Filistinli Öğrencilere Ses ve Gaz Bombası

    Okul Yolunda Dehşet: İsrail Askerlerinden Filistinli Öğrencilere Ses ve Gaz Bombası

    TR724 HABER

    KULİS | Parti MKYK’sında da konuşuldu; AKP’de ‘hobi bahçeleri’ krizi

    İhracat durma noktasına geldi; Suriye, Türkiye’den ithalata yüzde 500 vergi getirdi

    Cari açık büyüyor; rezervlerde 10,6 milyar dolarlık aylık erime

    Piyasalarda 'Kızıl Pazartesi': Gaz Fiyatları Alev Aldı

    Piyasalarda ‘Kızıl Pazartesi’: Gaz Fiyatları Alev Aldı

    Toroslar’da zorlu mesai: Bu mantarın kilosu 1500 TL’den alıcı buluyor

    Toroslar’da zorlu mesai: Bu mantarın kilosu 1500 TL’den alıcı buluyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

    KCK’den Irak Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi için kutlama mesajı

    KCK’den Irak Cumhurbaşkanı seçilen Nizar Amedi için kutlama mesajı

    AKP’li Servet Can uyuşturucu taşırken yakalanmıştı: Hakkında 20 yıl hapis istendi

    AKP’li Servet Can uyuşturucu taşırken yakalanmıştı: Hakkında 20 yıl hapis istendi

    Mehmet Altan: Türkiye’nin kurtuluşu Demokratik Cumhuriyet’te

    Mehmet Altan: Türkiye’nin kurtuluşu Demokratik Cumhuriyet’te

    Nisêbîn’de yorgun mermiyle yaralanan çocuğun durumu ağır

    Nisêbîn’de yorgun mermiyle yaralanan çocuğun durumu ağır

    CHP Ankara İl Başkanı Erkol Dahil 9 kişi tutuklandı

    CHP Ankara İl Başkanı Erkol Dahil 9 kişi tutuklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Viktor Orban gitti; Erdoğan neden endişeli olmalı?

    Viktor Orban gitti; Erdoğan neden endişeli olmalı?

    Necip F. Bahadır

    ‘İçeriden’ üç ses: “Ne uçması, batıyoruz!”

    Sevinçten sermayeye: Futbolun yeni ritüeli

    Sevinçten sermayeye: Futbolun yeni ritüeli

    KİTAP | Romanın gürültüsünden denemenin sessizliğine: Yusuf Ünal’ın üçüncü durağı

    KİTAP | Romanın gürültüsünden denemenin sessizliğine: Yusuf Ünal’ın üçüncü durağı

    Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

    Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

    Como’nun yükselişi: Masal mı, modern futbolun çıkmazı mı?

    Como’nun yükselişi: Masal mı, modern futbolun çıkmazı mı?

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

“O Yıl” Osmanlı topraklarında neler olmuştu?

SG by SG
13 Nisan 2026
in Güncel, Politika
0
“O Yıl” Osmanlı topraklarında neler olmuştu?


DR. YÜKSEL NİZAMOĞLU | YORUM

Edebi türler içinde önemli bir yeri olan tarihi romanlar, okuyucular nezdinde her zaman bir karşılık bulmuştur. Özellikle “belgelerden hareketle” geçmişi açıklamaya çalışan tarih biliminin “insan hayatını” ikinci plana atan, her şeyi devletler ve kahramanlar üzerinden açıklamaya çalışan yaklaşımının bunda büyük bir etkisi vardır.

Tarihi romanlar bir taraftan tarihçilerin ilgisine mazhar olamayacak her türlü insanı merkezine alırken diğer taraftan da onların hikayeleri üzerinden dönemin şartlarını anlamamızı kolaylaştırır. Bu yönüyle de özellikle “sıkıcı” tarih okumalarını tercih etmeyen okuyucu için geçmişi anlamada önemli bir rol üstlenir.

Bana bu satırları yazdıran Ahmet Altan’ın son romanı “O Yıl” oldu. Altan’ın benim okuduğum ilk eseri de İkinci Meşrutiyet günlerini anlattığı “Kılıç Yarası Gibi” adlı kitabıydı.

Romanla ilk tanışmam daha ortaokul yıllarında olmuş ve ilk defa daha ortaokulun birinci sınıfında Jack London’un bir romanını okumuştum. Sonrasında ise Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserlerine merak sarmış ve okul kütüphanesinden aldığım romanlarla Osmanlı’nın son dönem hayatına dalmıştım.

Ahmet Altan

Tarihi roman olarak ilk okuduğum kitap ise Gönen Ömer Seyfettin Lisesi’nde lise birinci sınıfta tarih dersindeki başarımdan dolayı tarih öğretmenim Veli Akyener’in hediye ettiği bir eserdi. Kitap, Hocamın benimsediği ideolojiye uygun bir tercihti ve “Kırık Hançer” adını taşıyordu. Yılmaz Boyunağa’nın kaleme aldığı roman, Gazneli Mahmut’u ve onun Hint seferlerini anlatıyor ve gençlere “Türk-İslam sentezi” düşüncesini aktarmayı amaçlıyordu.

Üniversite yıllarında ise önce Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun eserlerine ilgi duydum. Onun “Kilit, Anahtar, Kapı, Konak, Çatı” gibi Türklerin Müslümanlaşma ve devlet kurma süreçlerini anlatan eserlerini büyük bir ilgiyle okudum.

Bu arada Tarık Buğra’nın hem kendisiyle hem de eserleriyle tanıştım ve onun İstiklal Harbi sonrasında M. Akif, Hüseyin Avni Bey gibi kişilerin tasfiyesini ve hayal kırıklıklarını anlattığı “Firavun İmanı” kitabını okudum.

Sonrasında da yine Buğra’nın birkaç ay yaşayabilen Serbest Fırka’nın Ege macerasına yer verdiği “Yağmur Beklerken” adlı kitabını bitirdim. Hatta okuduklarımın etkisiyle hiçbir zaman gerçekleştirmeye fırsat bulamasam da tarihi romanlar kaleme almayı planladım.

Sonraki yıllarda da tarihi romanları hep ilgiyle takip ettim ve fırsat buldukça okumaya çalıştım. Türkiye’den ayrılmadan önce okuduğum son roman ise kaderin garip bir cilvesi olarak Ahmet Ümit’in kahramanı İttihatçı bir “fedai” olan “Elveda Vatanım” adlı eseriydi.

Son dönemde okuduğum iki romandan da bahsetmeliyim. Bunlardan birincisi dönemin Abdülhamid akımına uygun olarak Orhan Pamuk’un kaleme aldığı “Veba Geceleri” romanı oldu. Ardından da Zülfü Livaneli’nin yine Abdülhamid’in Selanik günlerini anlattığı “Kaplanın Sırtında” adlı romanını bitirdim.

Edebiyatçı olmadığımdan haddimi aşmadan iki romanı mukayese edecek olursam; Pamuk’un eserdeki kurgusunun çok iyi olduğunu, Livaneli’nin ise Necip Fazıl öncülüğünde oluşturulup son yıllarda yeniden köpürtülen “Ulu Hakan Abdülhamid Han” imajına uygun bir eser kaleme aldığını ifade etmeliyim.

O YIL 

Ahmet Altan’ın “O Yıl” adlı romanı ise deyim yerindeyse “tabu tema” olan Ermeni tehcirini “bir tez” çerçevesinde ele alıyor. Altan’ın tezi, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Muharebelerinde kazanılan zaferle “düvel-i muazzama” devletlerini durduran İttihatçıların, bunun verdiği özgüven ve zafer sarhoşluğu ile Anadolu coğrafyasında “bir çıban” olarak gördükleri Ermenilerden kurtulma projesini uygulamaya koydukları şeklinde karşımıza çıkıyor.

Altan bunun için Hikmet Bey’e, “Bazen zaferler beni yenilgilerden fazla korkutuyor. O zafer, hükümete büyük bir güven verdi. Taraftarları çok arttı. Artık her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar ve yapacaklar da…” dedirtmektedir.

Romanın kahramanlarından Albay Ragıp Bey Çanakkale’den “bir kahraman” olarak dönerken, sevgilisi Ermeni Hemşire Efronya ise “tehcir” kurbanlarından biri olacak ve bu girdapta oradan oraya sürüklenecektir. Yazar, İzmit ve Adapazarı’ndan sürgüne gönderilen Ermeni yaşlı erkek, kadın, genç kız ve çocuklardan oluşan kafilelere Efronya’yı da katmış ve bir meçhule giden bu süreci onun gözünden çok başarılı bir şekilde aktarmıştır.

Eserde; Efronya’nın maruz kaldığı ve gözlemlediği acı olaylar, tehcirin hangi şartlarda gerçekleştiğini sadece belgeler üzerinden bize sunan ve genellikle Osmanlı Arşivleri, dolayısıyla “devlet indeksli” tarih anlatımlarına karşılık “insani ve duygusal yönleri ağır basan” bir çerçevede sunuluyor.

Romanda tehciri asıl planlayan ve süreci yürüten kişi olarak Dahiliye Nazırı Talat Bey gösteriliyor. Tehcirin motivasyonu ise Balkanlar’ın kaybı sonrasında en azından Anadolu’yu elde tutmak ve bunun için de Rumeli’den gelen Müslümanları Ermenilerin boşalttığı yerlere yerleştirmek olarak açıklanıyor. Bu arada bazı haksızlıklar yapılsa da “… öylesine büyük bir vazife var ki karşımızda bu haksızlıkları da sineye çekmek zorundayız” gerekçesi ortaya konuluyor.

Efronya’nın sürgünü Ermeni kadın, çocuk ve yaşlı erkeklerle birlikte Eskişehir, Konya ve Ereğli’den sonra Pozantı üzerinden Halep’e kadar devam edecektir.  Elbette sürgün süreci; acı, ızdırap, yokluk, açlık, hastalık, açlık, tecavüzler ve ölüm demekti. Bunu romandaki şu diyalog güzel bir şekilde yansıtmaktadır.

 “Peki, yollardaki binlerce Ermeni’ye ne oluyor? Nasıl besleniyorlar, nerede kalıyorlar? 

Bir sessizlik oldu, sonra Dilara Hanım yavaşça, “Ölüyorlar!” dedi”.

Romanda Ermeni kadın, genç kız, çocuk ve yaşlı erkeklerin adı “tehcir” olsa da aslında ölüme gönderildiklerini, “Kadınlarla çocukları öldürmeden ayakta kalamayan bir devlete devlet denir mi?” sözüyle dile getirilecektir. Ama asıl gerçek, Şeyh Efendi’nin şu sözünde kendisini gösterecektir: “Zulmetmek günahtır. Ama zulüm hiç bitmiyor.” 

1915 YILINDA OSMANLI CEPHELERİ

“O yıl” yani 1915 yılı, Osmanlı cepheleri yönünden sadece Boğazları ve başkent İstanbul’u savunmayı amaçlayan Çanakkale Muharebelerinden ibaret değildi. Çanakkale Muharebelerinde 18 Mart 1915 tarihinde “yenilmez armada” denilen İtilaf devletleri donanması büyük bir mağlubiyete uğratılmıştı. Düşman deniz yoluyla İstanbul’a ulaşamayınca bu sefer de kara harekâtına girişmişti.

Çanakkale muharebâtının Şanlı safahatını idare eden 5. Ordu-yı Hümayun Kumandanı Liman von Sanders Paşa ile o zaman maiyetlerinde şimdi Ordu kumandanları

Gelibolu Yarımadası önce Liman von Sanders komutasındaki V. Ordu tarafından savunulmuş; ikiye ayrılan cephenin kuzey bölgesinin komutanlığını Esat Paşa (Bülkat), güney bölgesinin komutasını ise Weber Paşa üstlenmişti. Temmuz 1915’te ise Weber’in yerine Esat Paşa’nın kardeşi olan II. Ordu Komutanı Vehip Paşa (Kaçı) getirilecektir.

İtilaf devletlerinin kara harekâtı 25 Nisan 1915’te başladı. Bu harekâtla birlikte Osmanlı ordusu büyük bir karşı savunma mücadelesine girişti. Böylece Gelibolu Yarımadasında Birinci Kirte Muharebesi (28 Nisan 1915), İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915), 9-24 Mayıs Muharebeleri, Üçüncü Kirte Muharebesi (4-6 Haziran), Birinci Kerevizdere Muharebesi (21-22 Haziran 1915), Zığındere Muharebesi (28 Haziran-3 Temmuz 1915), İkinci Kerevizdere (12-13 Temmuz 1915), 6-13 Ağustos 1915 Muharebeleri, Birinci Anafartalar Muharebesi (9-10 Ağustos 1915) ve İkinci Anafartalar Muharebesi (21-22 Ağustos 1915) gerçekleşti.

Muharebeler çok şiddetli geçiyor ve iki tarafın da çok kayıp vermesine yol açıyordu. Örneğin İkinci Kerevizdere Muharebesi’nde Güney Grubu’nun toplam kaybı 9.700 olmuş; İngilizler 3.700, Fransızlar da 800 kayıp vermişlerdi.

Bu muharebeler başta Sarıkamış faciasının baş sorumlusu Erkân-ı Harbiye Reisi ve Başkumandan Vekili Enver Paşa olmak üzere Osmanlı subayları tarafından bir ölüm kalım savaşı olarak görülmekteydi. Diğer taraftan da Osmanlı zabitanı Balkan Harbi faciasının kötü izlerini silerek onurlarını kurtarma gayreti içindeydi.

İngiliz komutan Hamilton hatıralarında büyük bir açık yüreklilikle şu ifadeyi kullanacaktır: “Türkler en güçlü savaşlarını veriyorlar. Bununla birlikte kayıpları bizden çok. Türklerin maneviyatlarının yükseldiği de açıktır. Çok iyi komuta edilen ve yiğitçe dövüşen Türk ordusuna karşı savaşıyoruz. Bir kumarbaz ağzıyla doğruyu söylemek gerekirse, elimize çok iyi bir şans geçmişti ama Osmanlı Bankasını soyamadık”. 

Muharebeler bundan sonra siper savaşına dönüşmüş ve İtilaf devletleri 1915 Aralık ayında Anafartalar ve Suvla’yı, 1916 Ocak ayında da Seddülbahir’i boşaltmıştır.

1915 yılında Suriye-Filistin cephesinde ise Birinci Kanal Harekâtı yapıldı. Bahriye Nazırlığını da uhdesinde tutan Cemal Paşa kumandasındaki IV. Ordu, Mısır’ı İngilizlerden almak için Birinci Kanal Harekâtı’na girişti.

30 Ocak 1915’te “Al bayrak Kahire üzerinde yükselsin” nidalarıyla başlayan harekât, İngilizlerin karşı taarruzu ile hüsrana dönüştü. Geri çekilmek zorunda kalan IV. Ordu; 2.400 şehit, 600 esir olmak üzere 4.000 kayıp vermişti. Cemal Paşa ise bu seferin “keşif seferi” olduğunu söyleyerek kendisini savunacaktır.

1915 yılında Osmanlı orduları bir taraftan da Irak cephesinde İngilizlere karşı savaşmaktaydı. Basra’yı aldıktan sonra Kurna’yı ele geçiren İngilizler, Nisan 1915’te Şuaybiye Muharebesi’ni de kazanarak kuzeye doğru ilerlediler. Buradaki savunma Albay Nureddin Bey (Sakallı-sonradan Paşa) komutasındaki “Irak ve Havalisi Kumandanlığı” tarafından üstlenilmişti.

Nureddin Bey komutasındaki birlikler, Selman-ı Pak Muharebelerinde İngiliz ilerleyişini durdurduğu gibi General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetleri Kutü’l-Amâre’ye çekildiler.

Tehcir Kanunu (Takvim-i Vekayi, 19 Mayıs 1331/18 Receb 1333)

Bu sırada oluşturulan VI. Ordu’nun komutanlığına da Osmanlıların kısaca “Golç Paşa” dedikleri Alman General Wilhelm Leopold Colmar Freiherr von der Goltz tayin edilmişti. Osmanlı kuvvetleri Aralık 1915’ten itibaren İngilizleri Kutü’l-Amâre’de kuşattılar. Goltz Paşa’nın ölümü sonrasında VI. Ordu’nun komutanlığına Enver Paşa’nın kendisinden iki yaş küçük amcası Halil Paşa (Kut) getirilmiş ve İngilizler, 1916 Nisan’ında Osmanlı ordusuna teslim olmuştur.

Osmanlı ordusu bu savaşları yaparken Kafkas cephesinde de Sarıkamış Harekâtı sonrasında Rus ilerleyişini durdurmaya çalışmaktaydı.  Ruslar Erzurum yönünde ilerlemede başarılı olamasalar da Nisan 1915’te önce Bitlis sonra da Van’da Ermeniler isyan ettiler.

Önce Malazgirt’i alan Ruslar, 16 Mayıs 1915’te Van’ı ele geçirdiler. Bu sırada Ermeniler de Ruslarla iş birliği yapmaktaydı. Temmuz ayında Osmanlı kuvvetleri Malazgirt’i geri alacak ve Ruslar geri çekilmek zorunda kalacaktır. Rusların başarısızlığının bir nedeni olarak da Ermeni kafilelerinin göç için yollarını tıkamış olmaları gösterilmektedir. Ancak Ruslar ağustos ayında Malazgirt’i yeniden ele geçirmiştir.

Rusların Kafkas cephesindeki asıl ilerleyişi 1916 yılı başında gerçekleşti. Erzurum’u ele geçiren Ruslar hem Karadeniz sahilinde ilerlediler hem de Erzincan’ın batısına kadar geldiler.

VE TEHCİR

Tehcirin ilk adımı 24 Nisan 1915 tarihinde Dahiliye Nezareti’nin genelgesiyle atılmıştı. Her yıl “soykırım günü” olarak gündem olan tarih, bu genelgenin çıkarıldığı tarihtir.

Genelgede önce gerekçeler sıralanmakta; Ermeni komitelerinin Osmanlı ülkesinde muhtariyet elde etmek için mücadele ettikleri, savaş ilanıyla birlikte Taşnakların Rusya’da bulunan Ermenileri harekete geçirdikleri, Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin Osmanlı ordusunu zaafa düşürmek amacıyla faaliyetlere başladıkları, Zeytun, Sivas, Bitlis ve Van’da yaşanan hadiselerin de bunu gösterdiği, Kayseri ve Sivas’taki Ermeni komitelerinde bombalar bulunduğu, Ermeni gönüllü alaylarının Ruslarla birlikte hareket ettikleri, Osmanlı tebaasından olan komite ileri gelenlerinin de hükümeti tehdit ettikleri belirtilmekteydi.  

Hükümet bu gerekçelerle şimdiye kadar yasal olarak faaliyet gösteren Ermeni komitelerini ve bütün siyasi organizasyonları kapatarak evraklarına el koyuyordu. Ayrıca “mühim ve muzır Ermenilerin hemen tevkifi”, bulundukları mahalde kalmalarında mahzur görülenlerin uygun görülen yerlerde toplanması emrediliyor, bu işlemlerin de Ermeni ve Müslüman ahali arasında bir “mukateleye” sebep vermeden yapılması isteniyordu.

Talat Bey (Paşa), Dahiliye Nazırı

Genelge doğrultusunda Ermeni dernekleri kapatılarak önde gelen Ermeni aydınları, gazetecileri, doktorları, din adamları ve mebusları tutuklandılar ve önceden belirlenen mahallere doğru yola çıkarıldılar. 

Sürgünlerin bazıları hapsedilmiş, bazıları da daha sonra tehcir bölgesi olan Deyr-i Zor’a sevk edilmişlerdir. Ancak sürülenlerin sayısına dair çok farklı bilgiler mevcut olup bazı araştırmacılar bu aşamada 235 sürgünden 150’sinin öldüğünü iddia etmektedir.

Tehcirin asıl aşaması ise 4 Mayıs 1331 (27 Mayıs 1915) tarihli kanun-ı muvakkat yani Kanun Hükmünde Kararname ile başlayacaktır. Kanun, “Vakt-i Seferde İcraat-ı Hükümete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedâbir Hakkında Kanun-ı Muvakkat” adını taşıyordu.

“Tehcir Kanunu” olarak adlandırılan kanun, Meclis tatilde olduğundan Dahiliye Nazırı Talat Bey’in önerisiyle Bakanlar Kurulu’na gelmiş ve Said Halim Paşa Hükümeti tarafından dönemin padişahı Mehmet Reşad’ın onayıyla bir KHK olarak çıkarılmıştı.

Kanunla ordu, kolordu ve fırka (tümen) komutanlarına kendi bölgelerindeki halkı “askerî nedenlerle, casusluk veya ihanetlerini hissettiklerinde” başka yerlere sevk etme ve orada yerleştirme yetkisi veriliyordu.

Tehcir, mayıs sonunda Doğu Anadolu’dan başlamışken daha sonra kapsam sürekli genişletilmiş, Anadolu’nun tamamına yakınını hatta Trakya’yı da içine alan bir sürece dönüşmüştür. Talat Paşa’nın tuttuğu iddia edilen notlardan ve bazı yazışmalardan İTC’nin gerçek anlamda bir “etnisite mühendisliği” yaptığı anlaşılmaktadır. 

Tehcir kararıyla birlikte Ermeni kafileleri için güzergâhlar belirlenmiş ve jandarmalar eşliğinde “ölüm yürüyüşü” başlamıştır. Özellikle bebek, çocuk ve yaşlıların bu yolculuğa tahammül etmelerinin mümkün olmadığı çok açıktır. Güzergâhın uzunluğu, beslenme ve barınma problemleri, eşkıya baskınları (romanda Çeçenler olarak bahsediliyor) ve salgın hastalıklar nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

Deutsches Waisenhaus in Marasch (Maraş’ta Alman Yetimhanesi)

Tehcirde yaşananlara dair pek çok belge, gözlem ve hatıra mevcuttur. Örneğin “tarihi sevdiren adam” olarak bilinen Ahmet Refik Eskişehir’de şahit olduğu acı tabloları kaleme almış, Osmanlı ordusunda görev yapan Venezuelalı subay Rafael de Nogales Van’da gördüklerini ve Suriye’de kamplarda yaşananları hatıralarında aktarmış, 1916-1918 yılları arasında III. Ordu Komutanlığı yapan Vehip Paşa da Mütareke Döneminde verdiği ifadede tehcirde yaşanan katliamlar için Dr. Bahaddin Şakir’i suçlamıştı.

Diğer taraftan da Ermenilerin sürülmesiyle geride kalan Ermeni malları meselesi ortaya çıktı. İTC bunları “emval-i metruke” olarak değerlendirdi ve bu mallar “Müslüman-Türk burjuvazisi” oluşturma amacına uygun bir şekilde “erbab-ı namus ve genç” Müslüman girişimcilere düşük bedellerle ya da ücretsiz olarak devredildi. Böylece Osmanlı ekonomisi Talat Paşa’nın ifadesiyle “Müslüman bir ekonomi” haline getirilmeye çalışıldı.

İşte roman Ermenilerin yaşadıklarını Efronya üzerinden çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Diğer taraftan da “Çanakkale kahramanı” Osmanlı subayı Ragıp Bey vasıtasıyla da içine düşülen dilemmayı çok başarılı bir şekilde yansıtıyor.

Altan’ın eserinde biz tarihçilerin dikkate alması gereken bir söz var: “Tarih el feneri gibidir, nereye tutarsan orayı aydınlatır, gerisi karanlıkta kalır. Fenerin nereyi aydınlatacağına da feneri tutan el karar verir.” 

Kaynaklar: Altan, A. (2025), O Yıl, İstanbul, Everest; Nizamoğlu, Y. (2013), Kahramanlıktan Sürgüne Vehip Paşa, İstanbul, 2013, Yitik Hazine; Çakmak, F. (2005), Birinci Dünya Savaşında Doğu Cephesi Harekâtı, Genelkurmay ATASE Yayınevi; Neçare, O. Yay. Haz. (2016), Kutü’l-Amâre Sempozyumu Bildirileri, Ankara, ATAM; Bardakçı, M. (2009), Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, İstanbul, Everest; Sezer, C. (2011), “Osmanlı Devleti’nin Sevk Sırasında Ermenilere Yönelik Uygulamaları (1915-1917)”, CTAD, S. 13; s. 30-53; Atnur, İ. E. (2007), “Kadınlar ve Çocuklar”,  Türk-Ermeni İhtilafı, Ankara, TBMM; Kurt, Ü. (2015),  “Emval-i Metrûke ve Tasfiye Komisyonlarının Yapısı ve İşlevi”, Toplumsal Tarih,  S. 259, s. 527-543.

Anahtar Kelimeler: Çanakkale Muharebeleri, Ermeni Tehciri, Tarihi roman.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: Ermeni soykırımıermenilerin malları ne olduİttihat ve Terakkiosmanlıtehcirtehcir kanunu
ShareTweet
Previous Post

BİFO, Gürer Aykal yönetiminde Saygun çaldı

Next Post

Jeopolitik Gerilim Piyasaları Vurdu: Petrol Fırladı Altın ve Gümüş Çakıldı

Related Posts

TR724 HABER
Güncel

İmamoğlu’ndan ‘Viktor Orban’ mesajı: “Macaristan demokrasiyi seçti; rüzgar yön değiştiriyor”

13 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

KULİS | Parti MKYK’sında da konuşuldu; AKP’de ‘hobi bahçeleri’ krizi

13 Nisan 2026
Bakan Fidan'dan Müzakere Açıklaması: 'Her İki Taraf da Ateşkes Konusunda Samimi'
Güncel

Bakan Fidan’dan Müzakere Açıklaması: ‘Her İki Taraf da Ateşkes Konusunda Samimi’

13 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

Pervin Buldan: “Cumhurbaşkanı ile görüşmelerde “CHP üzerindeki baskı durmalı” diyoruz, cevap vermiyor”

13 Nisan 2026
İBB'ye Yönelik 'Yolsuzluk' Davasında 20'nci Duruşma
Güncel

İBB’ye Yönelik ‘Yolsuzluk’ Davasında 20’nci Duruşma

13 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

Başkonsolosluk saldırısında dikkat çeken ayrıntı: HTŞ soruşturmasında ‘takipsizlik’ almışlar!

13 Nisan 2026
Next Post
Jeopolitik Gerilim Piyasaları Vurdu: Petrol Fırladı Altın ve Gümüş Çakıldı

Jeopolitik Gerilim Piyasaları Vurdu: Petrol Fırladı Altın ve Gümüş Çakıldı

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter