Gülistan Doku dosyasında açığa çıkan ifadeler ve delil karartma durumunu yıllar önce dile getirdiklerini ifade eden Avukat Öykü Çakmak, Dersim’de birçok kurum ve kamu görevlisinin bir suç örgütü gibi çalıştığını söyledi
Dêrsim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci Sınıf Öğrencisi Gülistan Doku soruşturması raftan indirildi. Yaklaşık 6 yıldır avukatların, kadınların ve ailenin bütün çabalarına rağmen bir gelişmenin yaşanmadığı dosyada, 13 Nisan’da 7 ilde yapılan operasyonlarda, aralarında dönemin Tunceli Valisi’nin oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruması olan eski bir polis memuru ile dosyanın bir numaralı şüphelisi Zeinal Abarakov’un da bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınıp, adliyeye sevk edilen aralarında Zeinal Abakarov ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer’in de aralarında olduğu şüphelilerden 5’i ‘suç delillerini gizleme ve yok etme’den, 1’i de Gülistan’ın ablası Aygül Doku’ya karşı “yağma” suçundan tutuklandı. Soruşturmada tutuklu sayısı 8’e yükseldi. İçişleri Bakanlığınca açığa alınan ve Xarpet’de(Elazığ) gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Sonel, Erzirom’a götürülmüştü.
Tutuklanan isimlerden biri olan ihraç polis Gökhan Ertok, savcılık ifadesinde, “Tuncay Sonel tutuklanacak mı?” sorusunu sorarken, vali korumasıyla kendisine gönderilen sim kartındaki verilerin silinmesi talimatını da anlattı. 6 yıldır tozlu raflarda duran dosyanın bir anda nasıl açıldığı ve ‘Şubat’ adlı gizli tanığın verdiği ifadeler soru işaretlerini beraberinde getirirken, olayda Tuncay Sonel dışında üst düzey isimlerin olup olmadığı ise bilinmiyor.
Rapor hazırlanmıştı
Yaşanan olayın detayları yavaş yavaş açığa çıkarken, Gülistan Doku’nun yeni kaybolduğu dönemde gerek açıklama gerek ise raporlarla olayın ciddiyetine dikkat çeken kadınlar ise bugünleri görerek önemli çalışmalara imza attı. Bunlardan biri de Amed Şiddetle Mücadele Ağı tarafından 2020 yılında hazırlanan rapor. Yaşananları yerinde tespit amacıyla Dersim’e giden kadınlar, “İnceleme ve Tespit Raporu” adıyla yayınladıkları raporda, bugün dikkat çekilen ve açığa çıkan birçok şüphenin önüne geçilebileceği ifade etmiş ve önlem alınması çağrısında bulunmuştu. Soruşturmanın sadece suda yürütülmesi, yine olayın şüphelisinin bir polis ve polis yakını olmasına rağmen delillerin polis eliyle toplanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilen raporda, bağımsız bir soruşturma ekibinin kurulması gerektiği çağrısında bulunulmuştu.
Bu rapor çalışmasında yer alan ve dosyayı inceleyen Diyarbakır Barosu avukatlarından Öykü Çakmak, 6 yıldır açığa çıkmayan delillerin ve detayların ilk günden bu yana göz önünde olduğunu ancak örtbas edilmek istendiğine dikkat çekti. “İstenilseydi Gülistan Doku hemen bulunurdu” diyen Öykü Çakmak, devam eden bu sürece dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Raporlarında soruşturma işlemlerinin eksik yürütüldüğünü belirttiklerini, yapılması gereken soruşturma işlemlerini detaylıca izah ettiklerini anlatan Öykü Çakmak, bu taleplerini yazılı bir şekilde savcılığa da sunduklarına dikkat çekti.
Deliller için araştırma yapılmıştı
Dosyada özellikle delil toplama noktasında ciddi eksiklikler yaşandığını ve taleplerine rağmen delil noktasında önemli adımlar atılmadığını vurgulayan Öykü Çakmak, “Dosyaya baktığımızda, günler geçmesine rağmen Zaynal ve babasının ifadesi dahi alınmamıştı. Dosyada sadece bilgi veren sıfatıyla beyanları bulunuyordu. Bu kişilerin gözaltına alınması, sorguya çekilmesi, dijital materyallerine el konulması ve araç ile ev içerisinde kriminal inceleme yapılmalıydı. Bu eksikleri talep etmemize rağmen günlerce hiçbir işlem yapılmadı. Daha sonra yapılan işlemlerde ise telefonlarına dahi el konulmadı” ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın yürütülme biçimini eleştiren Öykü Çakmak, “Soruşturmanın polis tarafından yürütülmesi ve babanın bizzat soruşturma birimi olan asayiş şubede çalışmaya devam etmesi de ciddi bir ihmaldi. Tüm bu hususlara dikkat çekmemize rağmen bu konuda hiçbir adım atılmadı. Bu durum, soruşturmanın etkin ve etkili yürütülmemesinin en önemli sebeplerinden biriydi. Dosyaya giren kamera kayıtlarının detaylıca incelenmesi ve çalışmadığı ya da bozuk olduğu söylenen kamera sistemlerinin incelenerek bu beyanların doğruluğunun teknik inceleme ile teyit edilmesi gerekiyordu. Bu hususta da savcılıkça hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan esas alınarak başkaca bir araştırma yapılmadı” diye konuştu.
Deliller örtbas edildi
PTS kayıtlarına ilişkin taleplerin de karşılanmadığını ifade eden Öykü Çakmak, “Yine köprüden geçen araçların PTS kayıtları ile tespit edilmesini ve şüpheli olabilecek araçlar ile sürücüleri hakkında işlem yapılmasını talep etmemize rağmen inceleme yapıldığı ve şüpheli bir hususa rastlanmadığı söylendi. Oysa dosya içerisinde PTS kayıtları ile ilgili bir işlem evrakı dahi bulunmuyordu. Şimdi biliyoruz ki valinin oğlu gün içinde o viyadükten dört kez geçmiş. Bu kadar ciddi bir şüpheli hareket dahi tespit edilmiyor veya tespit edilip örtbas ediliyor” dedi.
Çok örgütlü ve çok profesyonel
Öykü Çakmak, “Tüm güncel gelişmeler ışığında savcılığın ve o dönemki başsavcının vali ile görüşmeleri incelemeye alınmalı ve soruşturmayı kasten mi sürüncemede bıraktıkları tespit edilmelidir. O dönem soruşturmayı polis yürütmemeli, bağımsız ve tarafsız başka bir birime verilmeli dedik. Ancak bu talep altı yıl sonra karşılık bulmuş oldu ve kim bilir daha birçok delil kaybolup gitti. Çok büyük bir ihmal, hatta çok büyük bir şebeke çalışması ve suç organizasyonu var. Çok örgütlü ve çok profesyonel” ifadelerini kullandı.
Delil karartma iddialarına değinen Öykü Çakmak, “Soruşturma dosyasından sızan bilgilere göre Gülistan’ın sosyal medyadaki verileri, mesajları ve diğer dijital verileri silinmiş. Bu tür dosyalarda cezasızlık politikaları ve faillerin kamu görevlileri olması durumunda bunların korunması meselesini hep tartıştık ve eleştirdik. Devlete ve siyasal iktidara yakın kimselerin işledikleri suçların örtbas edilmesi meselesi Türkiye’de de çokça yaygın ve toplumun adalet duygusunu son derece zedeleyen bir gerçek” dedi.
‘Kurum ve görevliler suç örgütü gibi çalışmış’
Dosyadaki gelişmelerin boyutuna dikkat çeken Öykü Çakmak, “Ancak bu dosyadaki güncel gelişmeler gösteriyor ki failler sadece kamu görevlileri değil, adli ve idari mekanizmaların merkezinde son derece yetkili kimseler. Failler, kendi kendilerini koruyacak güce sahip; rahatça suç işleyip bunu örtbas edebilecek kimseler. Sahip oldukları nüfuzu ve kamu gücünü her yönüyle kullanmış ve emir ile talimat verdikleri diğer görevliler de bu suça ortak olmaktan çekinmemişler. Yani iddialar gerçek ise Dersim’de birçok kurum ve kamu görevlisinin bir suç örgütü gibi çalıştığını ve valinin suç teşkil eden taleplerini tereddütsüz gerçekleştirecek kadar pervasız olduğunu belirtebiliriz” ifadelerini kullandı.
Ciddi şüpheler var
Yeni tanık beyanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Öykü Çakmak, “Bunca yıl sonra bu tanığı beyanda bulunmaya iten gelişme nedir? Yoksa bu dosyanın bu şekilde canlandırılmasının arkasında başka bir muhasebenin izlerini mi göreceğiz? Bir muhasebe varsa failler gerçek anlamıyla tamamen tespit mi edilecek, yoksa yine birileri korunacak mı? Gibi soruları sormaya devam etmek gerek. Basına yansıyan bilgilere göre baş şüpheli olarak görünen valinin hâlâ görevde olması ve hakkında idari yönden de bir işlem yapılmamış olması, soruşturmanın akıbetine ilişkin ciddi şüphe yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Rojwelat’ın failleri
Ailenin mücadelesine de vurgu yapan Öykü Çakmak, “Ama bildiğimiz bir şey var ki o da Gülistan’ın; başta ablası Aygül, annesi ve ailesi olmak üzere, kamuoyu, basın ve kadın örgütlerinin sahiplenişi ile dosyanın bugün bu aşamada olduğu gerçeğidir. Hiçbir suçun cezasız kalmayacağına dair bir umut oluşturdular ve bugün Rojin’in, Rojwelat’ın ve daha nice faili meçhul kadın cinayetinin faillerinin aylar ve yıllar geçse de bulunacağının güçlü bir mesajını verdiler” ifadelerini kullandı.
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































