Berecûk’tan Dîlok’a göç etmek zorunda kalan Karadağ ailesi, 13 yıla evlat acısı, cezaevi, işkence ve direnişi sığdırdı. Anne Fidan Karadağ, ‘Benim ciğerim yandı, başkasınınki yanmasın. Ne askerin ne gerillanın, hiç kimsenin kanı dökülmesin. Dünya’da barış olsun, huzur olsun istiyoruz’ dedi
Riha’nın (Urfa) Berecûk (Birecik) ilçesine bağlı Xalik Mahallesi’nden olan Karadağ ailesi, göç etmek zorunda kaldıkları Dîlok’ta (Antep) yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor. Karadağ ailesi, PKK saflarında çocuklarını yitirdi, gözaltı ve tehditlere maruz kaldı. Salih Karadağ ve Barış Annesi Fidan Karadağ, yaşadıkları ağır bedelleri ve onurlu bir barış için verdikleri mücadeleyi anlattı.
Karadağ ailesinin maruz kaldığı şiddet sarmalı, ilk olarak üniversiteyi kazanan kızları Beritan Karadağ’ın kaydını yapmak yerine 2013 yılında PKK saflarına katılması ile başlamış. Bir yıl sonra ise, Ağrı’daki İbrahim Çeçen Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi kızları Dilan Karadağ, PKK saflarına katılarak ailenin özgürlüğü seçen 2’nci çocuğu olmuş. Aynı yıl diğer kızları Remziye (Binevş) Karadağ, gözaltına alınıp tutuklanmış. Binevş’in Mardin Cezaevi’nden tahliyesinin henüz 25’inci gününde evlerine yapılan baskını anlatan baba Salih Karadağ, askerlerin kapıyı tekmeleyerek içeri girdiğini ve “Remziye Karadağ evde mi?” diye bağırarak evi birbirine kattığını, henüz özgürlüğüne yeni kavuşan kızı Remziye ile birlikte gözaltına alındıklarını belirterek, o anları “İkimizi de tutup önce Riha’daki spor salonuna sonra zindana götürdüler” sözleriyle anlattı.
Yıllarca süren tutsaklık
Spor salonunda 26 gün boyunca 400 kişiyle birlikte tutulan Salih Karadağ, orada yaşlılarla birlikte üst üste yığıldıklarını ve ağır işkencelerden geçtiklerini ifade etti. Kızı Remziye’nin Terörle Mücadele biriminde işkenceye maruz kaldığını belirten baba Karadağ, “Avukat bana ‘Seni bırakırlar ama kızın Binevş’i bırakmazlar’ dedi; öyle de oldu. Ben 8 ay sonra çıktım ama o ‘Örgüt üyesi olmak’ iddiası ile yıllarca Hilvan T Tipi, sonra Elazığ ve Tarsus Cezaevlerinde rehin kaldı” dedi. Karadağ, Binevş’in tahliye olduğu 2020 yılında Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldığını ifade etti.
Barış Annesi Fidan Karadağ, kızı Beritan Karadağ’ın aldığı tarihi kararı ise şu sözlerle aktardı:
“Fıstık topluyorduk, ellerini ellerimin arasına aldı; ‘Anne, ben gideceğim, yoldaşların arasına katılacağım’ dedi. İlk başta anne yüreğiyle kabul etmedim ama o bana, ‘Senin diğer çocukların da seni ve bu toprakları savunacak’ diyerek yolunu çizdi.”
Fidan Karadağ, içindeki evlat sızısının o dönemlerde başladığını ve o yangının hiç sönmediğini dile getirdi.
‘Onunla gurur duyuyorum’
Ailenin yaşadığı acılar sadece zindanlarla sınırlı kalmadı. Salih Karadağ, bir akşam televizyon başında diğer kızı Dilan Karadağ’ın (Berîvan Amara) yaşamını yitirdiği haberini alışlarını şu sözlerle anlattı:
“Televizyonda ’10 arkadaş şehit oldu’ dediler. İsimler arasında Dilan’ın adını duydum. O an ‘Dilan’ım şehit düşmüş’ dedim.”
Fidan Karadağ ise kaybettiği çocuğuyla duyduğu gururu, “Onunla çok gurur duyuyorum, başım dik” sözleriyle aktardı.
‘Kimsenin kanı dökülmesin’
Fidan Karadağ, yaşadığı derin acılara rağmen barışın herkes için gelmesi gerektiğini vurgulayarak, “Benim ciğerim yandı, başkasınınki yanmasın” dedi. Hiçbir annenin evlat acısı çekmesini istemediğini belirten Karadağ, “Ne askerin ne gerillanın, hiç kimsenin kanı dökülmesin. Dünya’da barış olsun, huzur olsun istiyoruz” diyerek barışın ortaklaştırılması çağrısında bulundu.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































