BÜLENT KORUCU | YORUM
Ülkücü Camia’da akademik çalışma yapmak için görevinden son ayrılan kişiyi bütün Türkiye tanıyor: Sinan Ateş. Sokak ortasında bir grup torbacıya öldürtülmesi sebebiyle varlığından haberdar olmayanlar da ismini ezberledi. Şimdi benzer bir senaryo Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter için yazılıyor gibi. Gerçi o, ‘gördüğü lüzum üzerine istifa etti’ ama MHP lideri Devlet Bahçeli gerekçesini ‘akademik çalışma’ olarak açıkladı.
Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, ayrılırken, ‘üniversitedeki görevi ve akademik çalışmaları’ öne sürmüş ve ‘liderin müsadesiyle’ bıraktığını vurgulamıştı. Yönter ise Bahçeli’nin Başdanışmanı Eyüp Yıldız’ı hedef alan paylaşımlarından sonra ve tepkisel bir biçimde; tabir yerindeyse posta koyarak, kapıyı çarparak gitti. Gerçi Bahçeliye bağlılık ifade eden bazı paylaşımları yeniden göndererek biraz vaziyeti kurtarmaya çalıştı lakin öncesinde ve istifasındaki üslup kırgınlıktan ziyade öfke barındırıyordu.
Gerilim yükselirken gözler doğal olarak kankası ve ortağı Semih Yalçın’a döndü. O da araya Bahçeli güzellemeleri sıkıştırarak Yönter’in mesajlarını paylaştı. Tam burada Ateş’le aralarındaki bir fark daha belirginleşti. Ateş’e ilk dönemler kimse destek açıklamadı; daha sonra aynı fotoğrafa girerek duruşlarını kayda geçirdi. Bu açıdan bakıldığında Yönter, Ateş’ten daha büyük tehdit onu istifaya zorlayanlar için.
İzzet Ulvi Yönter herhangi bir genel başkan yardımcısı değildi; Genelkurmaydaki ikinci başkanına benzetilirdi. Karargahı çekip çeviren, birinci başkanı yönlendiren bir santral kişiydi. O ve ekibi, Bahçeli’nin yaşı ve rahatsızlıklarından da yararlanarak partiye ve bürokrasiye damgalarını vurdu. Fakat Eyüp Yıldız’ın lider üzerinde gittikçe artan etkisi işleri bozuyordu.
Cevheri Güven’in videolarında ifşa ettiği gerilim sonunda patladı. Son bir umut sığındığı Sedat Peker de yüz vermedi. Şimdilik kaybedenler, gidenler gibi görünüyor. Ama maç henüz bitmedi, son düdük çalmadı.
Yalçın ve Yönter takımının partideki gücü ve bürokrasideki elemanları avantaj gibi görülüyorsa da her an aleyhlerine de dönebilir. Bahçeli, tehdidin büyüklüğü konusunda ikna edilirse her türlü tedbir alınabilir!
Hemen Sinan Ateş’in akıbeti gelmesin aklınıza. Tam tersine o cinayet şimdi yeni bir temizlik için işe yarayabilir. Yönter ve Yalçın’a giden yollar Bahçeli tarafından kapatılmıştı. Genel Başkan, Ayşe Ateş’i çocuklarıyla birlikte misafir edip sonuna kadar gitme sözü verirse şaşırır mısınız? Ben şaşırmam. Bu ilk ‘ayağınızı denk alın’ mesajı olur. İşe yaramazsa Erdoğan’ın ‘haberim yoktu’ ya da ‘beni kandırdılar’ sözlerini ödünç alabilir. Gerçekten de genel kanı Bahçeli’nin cinayeti işlendikten sonra öğrendiği ve “Sizin yerinizde gözü vardı, paralel bir yapılanma içindeydi!” diye ikna edildiği şeklinde.
Sinan Ateş farklı bir Ocak başkanıydı; tabanda karşılığı vardı. Bahçeli’ye değilse bile sonrası için hesap yapanlar için bir tehditti. İstifasından sonra çıktığı yurt gezileri, rakiplerinin tüylerini diken diken ediyordu. Gittiği şehirlerde hem parti seçmenleriyle görüşüyor hem de cemaat, tarikat önde gelenleriyle bir araya geliyordu.
Genel Merkezdeki tedirginlik dayanaksız değildi, tabanda ciddi dalgalanmaya sebep oluyordu. Yerine getirilen Ahmet Yiğit Yıldırım, otoritesini kabul ettiremediği için öfkeliydi. Genel Merkezdeki abileri de “Merak etme seni koruruz!” teminatı verince Ateş’in kalemi kırıldı.
Cinayeti soruşturanlar arasında yer alan kimi Ülkücü bürokratın, beklenin aksine bazı delilleri kayıt altına alması ve yok edilmelerini önlemek için dolaylı yoldan kamuoyu ile paylaşması boşuna değilmiş. Güç sarhoşluğu içinde giriştikleri iş şimdi başlarını ağrıtacak. Yargı yoluyla çözmek partiyi de yıpratır düşüncesi hakim olursa, başka bir torbacı grup bulunup yeni bir ihaleye çıkılır. Hatta bunlar Ateş’in intikamı için yaptıklarını bile söyleyebilirler.
Yönter ve Yalçın ekibi harekete geçmeden önce bütün karşı hamleleri düşünecektir. Partideki gücü abartıp attığı sert twitleri silecek mi bakalım! O hamle olayın gidiş seyrini belirleyecektir. Ya teslim ya da…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































