MHP’nin hukukçu isimlerinden Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, son günlerde sıkça tartışılan “ispat” ve “sübut” kavramları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, ceza davalarında hüküm için iddianın yeterl olmayacağını, ispatın şart olduğunu hatırlatıyor. Yıldız, bir sanığın suçlu olduğuna karar verebilmek için deliller sağlam ve kesin olması gerektiğini, sadece ‘söyledim’ demekle olmayacağını, mahkemenin bunu sübuta erdirmesinin yani kesinleştirmesinin zorunlu olduğunu kaydediyor. Bunun için de en önemli kuralı hatırlatıyor: Tanık varsa, o tanık mutlaka duruşmada bizzat gelip anlatmalı. Eski ifadesini sadece okumak olmaz! Zaman geçtikçe insan unutur, abartır, çarpıtır. O yüzden hâkim tanığı kendi gözüyle görmeli, taraflar da direkt soru sorabilmeli. Bu, adil yargılamanın temel kuralı.
İBB Davası’nın tartışıldığı günlerde Feti Yıldız’ın yaptığı paylaşım dikkat çekti. İşte Yıldız’ın o paylaşımı:
Son günlerde en çok duyduğumuz ve duymaya da devam edeceğimiz şey ispat ve sübut kelimeleridir.
Özellikle hukuk ve felsefe gibi disiplinlerde karşımıza çıkan sübut, sadece bir kelime anlamından öte, bir kavram setini ve bir durumun niteliğini bir bilginin veya bir olgunun sadece iddia olarak kalmaması, aksine sağlam delillerle desteklenerek kesinlik kazanması sürecini ifade eder.
Hukukta sübut, bir olayın veya iddianın mahkemece yeterli delillerle kanıtlanmış, doğruluğu kesinleşmiş olmasıdır. Özellikle ceza davalarında, bir sanığın suçluluğunun sübuta ermesi, yargılama sonucunda verilen kararın temelini oluşturur. Mahkemeler, önlerine gelen iddiaları ve savunmaları değerlendirirken, bu iddiaların ve savunmaların “sübut” bulup bulmadığını araştırır. Bu süreçte, Cumhuriyet savcılarının sunduğu delillerin yeterliliği, güvenilirliği ve olayı aydınlatma kapasitesi büyük önem taşır.
Ceza muhakemesinde ispat, makul bir kaynaktan güvenilir bir açıklama elde etmektir.
Hakimin dava konusu olay hakkında duruşmada ortaya konulup tartışılmış delillere dayanarak, muhakeme ilkelerinin, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, hukukla mukayyet ve şüpheden arî olarak teessüs eden kanaatini ifade eder. Tanıklar olay mahallinde objektif ve bağımsız bir gözlemci olarak bulunmazlar. Tanık kural olarak hakim huzurunda dinlenir. Olayın meydana geldiği zaman ile dinleme zamanı arasında geçen zaman arasındaki fark arttıkça beyan delilerinde unutma, çarpıtma gibi bazı kusurlar meydana gelir.
Bu yüzden tanığın soruşturma evresindeki beyanının daha güvenilir bulunması mümkündür.
Tanığın önceki beyanının okunup halen geçerli olup olmadığını sormak usulüne uygun bir dinleme değildir. Olayın delili, bir tanığın beyanlarından ibaret ise, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerekir. Daha önce yapılan dinlemeye ilişkin tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Kanun koyucu bu düzenleme ile belge delilinin yani önceki ifadenin yer aldığı tutanağın ve tanık tarafından yapılan yazılı açıklamanın beyan delilinin yerine ikame edilmesini yasaklamaktadır.
Bu düzenleme vasıtasızlık ve sözlülük prensibinin en önemli tezahürlerinden biridir. Böylece beyan deliline bizzat hâkimin temas etmesi, delili kaynağında değerlendirmesi sağlanmakta, ayrıca taraflara doğrudan soru sorma, delili tartışma imkânı da verilmektedir. Mevzuatımıza göre müdafi, sanığı tam temsile yetkili bir vekil değil ona hukuki yardımda bulunan şujedir.
Unutmayalım….. Her şeyin başı vicdan temizliğidir.
Feti Yıldız ne diyor?
Feti Yıldız, son günlerde sıkça duyulan “ispat” ve “sübut” kavramlarını açıklıyor. Sübut, bir iddianın sadece sözde kalmayıp sağlam delillerle kesinleşmesi demektir; özellikle ceza davalarında savcının delilleri güvenilir ve yeterli olmalıdır. Hakim, olay hakkında duruşmada tartışılan delillere dayanarak, akıl, bilim ve hukuk kuralları içinde şüphesiz bir kanaate ulaşmalıdır. Tanıklar mutlaka hakim önünde bizzat dinlenmelidir; zaman geçtikçe beyanlarda unutma veya çarpıtma olur, bu yüzden soruşturma tutanağını sadece okumak yeterli değildir. Bu kural, vasıtasızlık ve sözlülük ilkelerinin gereğidir; böylece hakim delili doğrudan değerlendirir ve taraflar soru sorabilir. Müdafı (avukat) sanığın tam vekili değil, sadece hukuki yardım sağlayan kişidir. Yani avukat, sanığın yerine geçip “Ben onun adına her şeyi yaparım!” diyemez. Sanık bizzat duruşmaya katılır, kendi beyanını verir, kararları kendisi etkiler.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































