TR724 | İNCELEME
Ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç’in Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1 Ekim 2025 tarihli kararına ilişkin değerlendirmesi, Hizmet Hareketi’ne yönelik davalarda yaşanan hukuksuzlukları bir kez daha ortaya koydu. Özgenç, üniversite öğrencisi A.’nın davasında somut delillerin yokluğuna rağmen verilen mahkumiyet kararlarını inceleyerek, yargılamanın temel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu anlatıyor. “Mercilerin hiçbirinin kararında, A’nın fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı yönünde bir tartışma ve değerlendirme yapılmamıştır. Herhangi somut bir suç isnat edilmemiştir.” diyen Özgenç, mahkumiyet kararının somut suç isnadından yoksun olduğunu belirtiyor:
- Öz itibarıyla sadece belirtmemiz gerekir ki, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmak, Fetullah Gülen ile bağlantılı kılınan eğitim ve öğretim kurumlarında görev yapmak, başlı başına bir suç oluşturmaz; terör örgütü üyeliğinden dolayı ceza hukuku sorumluluğunu gerektirmez.
- Keza bu kararlarda, A’nın özellikle 15 Temmuz 2026 tarihli darbe teşebbüsünden sonraki süreçte Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmaya devam ettiğine ve bu yapılanmaya müzahir fiil ve davranışları icra ettiğine dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Türkiye’nin önemli ceza hukukçularından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve mahkum edilen üniversite öğrencisi A. ile ilgili önemli bir değerlendirme yazısı kaleme aldı. Özgenç’in değerlendirmesine geçmeden önce A. ile ilgili yargı sürecini kısaca aktaralım:
Suçlama; sohbet yapmak, öğrencileri yönlendirmek!
Üniversite öğrencisi A, Cemaat’in Bursa Yıldırım ilçesindeki öğrenci evlerinden sorumlu kişi olmakla suçlanıyor. Suçu bu! Herhangi ‘bombalı bir eylemi’ vs. yok! Peki A. ne yapmış? Evlerde sohbetler düzenlemiş, Fethullah Gülen’in kitaplarını okutmuş, öğrencileri ‘yönlendirmiş’. Neye yönlendirdiğine dair bilgi de yok! Ayrıca ByLock kullanıcısıymış. İşte bütün bu faaliyetler, dava sürecinde örgüt üyeliği iddiasının temelini oluşturuyor. İzzet Özgenç de değerlendirmesinde bunları sıralıyor ve bunların hiçbirinin somut suç delili içermediğini net olarak vurguluyor.
2016 yılında yukarıdaki suçlamalarda üniversite öğrencisi A. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” şüphesiyle soruşturma başlatılıyor. Kaçak konumda olan A, bu dönemde yakalanmaz ve saklanır; Özgenç, bu yazıya konu olan değerlendirmesinde, saklanmanın başlı başına suç olmadığını, ancak somut delil varsa indirimde dikkate alınabileceğini vurguluyor. Özgenç, tam olarak şöyle diyor: “Somut bir suçu işlediği sabit olmayan ve kendisinin masum olduğuna inanan bir kişinin, hakkında başlatılan soruşturma sürecinde korkarak saklanması, kendisine isnat edilen suçu işlediği hususunda karine dahi teşkil etmez.”
A, 14 Şubat 2018’de memleketi Balıkesir Burhaniye’de yakalanarak gözaltına alınıyor ve ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanıyor. Tutukluluk hali tüm yargılama sürecinde devam ediyor.
Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 28 Temmuz 2021’de A’yı ‘terör örgütüne üye olmak’ suçlamasıyla 8 yıl hapis cezasına çarptırıyor. Temel ceza 6 yıl olarak belirleniyor. Gerekçede, A’nın örgüt içindeki devamlılığı vurgulanıyor: “Örgütün gerçek yüzünü gördükten sonra ayrıldığını / ayrılmaya çalıştığını gösteren eyleminin bulunmadığı aksine örgüt yapılanması içerisinde yer ve görev almaya devam ettiğinin… anlaşılması karşısında… cezası alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiştir.”
İzzet Özgenç, konuya ilişkin değerlendirmesinde burada hiçbir somut suç isnadının olmadığını söylüyor. A. tam olarak ne yapmış, hangi suçu işlemiş?
Mahkumiyet kararı sonrası dosya Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’ne yani istinafa taşınıyor. Ancak istinaf başvurusu esastan reddediliyor ve yerel mahkeme kararı onanıyor. Ardından dosya doğal olarak Yargıtay’a gidiyor…
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 23 Mayıs 2022’de açıklanan temyiz incelemesinde, “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle… fazla ceza tayin edilmesi” gerekçesiyle bozuluyor. Bu bozma, ceza miktarındaki hukuksuzluğa işaret ediyor.
Yerel mahkeme ‘bozma kararını’ etkisiz hale getiriyor!
Bursa Ağır Ceza Mahkemesi ikinci kararını 19 Ekim 2022’de veriyor. Bozma sonrası yeniden yargılama yapılıyor, ceza 8 yıl 8 aya çıkarılıyor. Temel ceza 6 yıl 6 ay olarak belirlenir, aynı artırımlar uygulanır. Gerekçede, “sanığın kastının yoğunluğu, örgüt içinde geçirdiği süre… nazara alınarak… cezası alt sınırdan makul miktarda uzaklaşılarak tayin edilmiştir” denilyor. Esasında yerel mahkeme, Yargıtay’la dalga geçiyor! Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin önceki bozma kararına uymuş gibi görünüyor, yargılamayı yendien yapıyor ama cezayı indirmek yerine daha da artırıyor. Yani Yargıtay’ın bozma kararının amacını etkisiz kılacak şekilde hareket ediyor!
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 11 Eylül 2023 ikinci kez bozma kararı veriyor. Yeniden temyizde, “sanık hakkında hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken… fazla ceza tayin edilmesi” ve indirim oranının yetersizliği (“üst hadden indirim yapılması gerekirken… dokuzda bir oranında indirim yapılması”) gerekçeleriyle bozuluyor.
Bunun üzerine yerel mahkeme, bozma kararına uymayarak önceki mahkumiyet hükmünü tekrar veriyor. Bu direnme, dava sürecini Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na taşıyor. Yerel mahkemenin ısrarı, hukuksuzluk iddialarını güçlendiriyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, direnme kararının bozulmasını ve dosyanın Genel Kurul’a gönderilmesini talep ediyor. Bu, üst düzey incelemeyi tetikliyor.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 11 Eylül 2023’te tekrar bozma kararı veriyor ancak Başsavcılık itiraz ediyor. “Dairenin tekrar bozma kararı veremeyeceği, dosyanın Genel Kurulca görüşülmesi gerektiği” gerekçesiyle.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ise 1 Ekim 2025’te açıklanıyor. İnceleme sonucu bozma kararı veriliyor: “İlk Derece Mahkemesinin… uyulan bozma ilamının etkisiz hâle getirilmesi usul ve hukuka aykırıdır.” Ancak indirim uygulamasında isabetsizlik görülmüyor. Tutukluluk devam ediyor.
Prof. Dr. İzzet Özgenç, kararın AİHM standartlarını göz ardı ettiğini ve somut delil eksikliğini eleştiriyor. İzzet Özgenç’in değerlendirmesi şöyle:
Hukuki değerlendirme ve görüşümüz:
Mercilerin hiçbirinin kararında, A’nın fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı yönünde bir tartışma ve değerlendirme yapılmamıştır. herhangi somut bir suç isnat edilmemiştir.
A’nın Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, bu yapılanma içindeki faaliyetleri itibarıyla kendisine herhangi somut bir suç isnat edilmiş değildir.
Gerek Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.7.2021 ve 19.10.2022 tarihli Gerekçeli Kararlarında gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun inceleme konusu yaptığımız kararında, A’nın,
1. örneğin çeşitli sınavlarda sorulan soruların hukuka aykırı yollarla elde edilmesi, sınava girecek kişilere tevdi, sınavda kopya çekilmesini sağlamak gibi herhangi somut bir suç işlediğine,
2. “bylock” programını kullanarak kimlerle iletişim kurduğuna ve bu iletişim içeriklerine,
3. sorumluluğunu üstlendiği öğrenci evlerinde veya iletişim halinde olduğu kişiler tarafından herhangi bir suç işlenmiş olup olmadığına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Mercilerin kararlarında ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
22.7.2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri – Türkiye (1595/20 ve diğer 238 başvuru)
ve özellikle,
26.9.2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya-Türkiye (15669/20),
kararları hiç dikkate alınmamış ve değerlendirme konusu yapılmamıştır.
(Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yüksel Yalçınkaya-Türkiye kararı ile ilgili tespit ve değerlendirmeler için bkz. ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 16. bası, Ankara 2026, sh. 171 vd.)
Öz itibarıyla sadece belirtmemiz gerekir ki, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmak, Fetullah Gülen ile bağlantılı kılınan eğitim ve öğretim kurumlarında görev yapmak, başlı başına bir suç oluşturmaz; terör örgütü üyeliğinden dolayı ceza hukuku sorumluluğunu gerektirmez. Meğerki kişi, bu yapılanma içindeki faaliyetleri itibarıyla herhangi somut bir suç işlemiş olsun.
İlk derece mahkemesinin Gerekçeli Kararlarında yer verilen ifadelerde de belirtildiği üzere, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmaların önemli bir kısmı, ilgili kamu otoritelerinin iznine dayalı olarak, bunların gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren kurumlar niteliğindedir.
Keza bu kararlarda, A’nın özellikle 15 Temmuz 2026 tarihli darbe teşebbüsünden sonraki süreçte Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmanın içinde bulunmaya devam ettiğine ve bu yapılanmaya müzahir fiil ve davranışları icra ettiğine dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Yargılama konusu olay bakımından dikkate alınması ve değerlendirilmesi gereken diğer bir husus, A’nın hakkında soruşturma başlatılmış olduğundan haberdar olmasına rağmen yurt içinde saklanarak soruşturma işlemlerinin ikmal edilmesine katkı sağlamamış olmasıdır.
Hakkında yürütülen soruşturma işlemlerinin gereğini yerine getirmesi, mesela Cumhuriyet savcısı tarafından çağrılması halinde bu çağrıya icabet etmesi, kişinin kendisi bakımından da bir yükümlülüktür. Ancak, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, başlı başına bir suç oluşturmamakta ve kişiye herhangi bir yaptırım uygulanmasını gerektirmemektedir.
Çağrıldığında gelmeyen kişi, zorla getirilir; çağrıldığında gelmeyeceği ve kaçacağı düşünülen şüpheli yakalanır ve hatta gerekirse tutuklanır.
Hakkında soruşturma yapıldığından ve yakalama kararı verilmiş olduğundan haberdar olan kişinin saklanması, işlediği suçtan dolayı hakkında cezaya hükmedilirken takdiri indirim nedenleri bağlamında dikkate alınır. Ancak bunun için, kişinin somut bir suç işlediğinin sabit olması gerekir. Somut bir suçu işlediği sabit olmayan ve kendisinin masum olduğuna inanan bir kişinin, hakkında başlatılan soruşturma sürecinde korkarak saklanması, kendisine isnat edilen suçu işlediği hususunda karine dahi teşkil etmez.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/03/Hamaneyin-resmi-X-hesabindan-‘Zulfikarli-intikam-mesaji-Olumu-kabul-mu-360x180.jpeg)




































