Sürecin önemli başlıklarından biri olan hasta tutsakların tahliyeleri iktidar tarafından görmezden gelmeye devam ediyor. İHD Genel Merkez Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Av. Nazlı Turan, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların adım atması gerektiğini belirtti
Cumhuriyet tarihinin askeri darbelerle birlikte utanç tablolarından biri dehapishaneler. Özellikle 12 Eylül cuntasıyla birlikte işkence, infaz uygulamaları had safhaya ulaştı. Bu zihniyet ve uygulamalar, günümüze kadar geldi ve sürüyor. Kürtlerin, muhaliflerin ve devrimcilerin yaşam hakkının en yoğun çiğnendiği, tutsakları için adeta mezarlığa dönüştürülen cezaevlerinden tabutlar çıkmaya devam ediyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihindeki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı kapsamında Kürt Özgürlük Hareketi’nin adımlarına karşılık devlet ve iktidar kanadından henüz somut adım atılmış değil. Özellikle siyasi ve hasta tutsaklar konusu, iyi niyet adımı olarak görülürken, bu beklentinin karşılık bulmamasına tepkiler sürüyor. Sürecin temel başlıklarından biri olan hasta tutsaklar konusunu hükümetin görmezlikten gelme ısrarı ise dikkat çekici boyutta.
335 hasta tutsağın durumu ağır
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Nisan 2025 verilerine göre, cezaevlerindeki bin 412 hasta tutsağın 335’inin durumu ağır. Yine tek başına günlük yaşamını idame ettiremeyecek 230 hasta tutsak bulunurken, 105 hasta tutsak ise desteğe ihtiyaç duyuyor. Son olarak İHD’nin ağır hasta tutsak listesinde yer alan Mehmet Edip Taşar, tahliye edilmeyerek cezaevinde katledildi.
İHD Genel Merkezi Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Av. Nazlı Turan, hasta tutsaklara yönelik ihlallere dikkat çekti.
Raporlar dikkate alınmıyor
Yıllardır mücadele yürüttüklerini hatırlatan Nazlı Turan, “Türkiye hapishanelerinde maalesef birçok hasta mahpus, kritik durumları ve hapishane koşullarına rağmen sağlık koşullarına rağmen tahliye edilmiyorlar. Maalesef şu an tablo bu. Bunun temel nedenleri genellikle ilgili kamu makamlarının gerekli önleyici tedbirleri almaması, 5275 sayılı kanundaki bazı hükümlerin farklı şekilde yorumlanması, dar ve katı şekilde yorumlanması gibi nedenlerle yine Adli Tıp Kurumu’nun tek ve belirleyici kurum olması, raporlar bakımından gibi sebeplerle maalesef hasta mahpuslar tahliye edilmiyorlar” diye belirtti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkati çeken Nazlı Turan, “Halihazırda yürüyen bir barış süreci var. Özellikle hasta mahpuslar bakımından da oldukça önemli” dedi. Nazlı Turan, İHD Merkezi Hapishane Komisyonu olarak 2026 yılında barış için hasta tutsaklara özgürlük temasıyla birçok çalışma örgütlediklerini ve örgütleyeceklerini belirtti.
‘Barış sürecinde adım atılması gerekir’
24 Mart’ta hayatını kaybeden ağır hasta ve yaşlı olan Mehmet Edip Taşar’ı hatırlatan Nazlı Turan, Adli Tıp Kurumu’nun “hapishanede kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmediğini ifade etti. 74 yaşındaki Mehmet Emin Çam’ın da benzer durumunun söz konusu olduğununa dikkati çeken Nazlı Turan, bir yandan yürüyen bir süreç olmakla birlikte hasta tutsakların tahliyesinin sağlanmadığını dile getirdi. Nazlı Turan, “Tabi ki talebimiz ilgili makamların, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere özellikle barış sürecinde hasta mahpusların tahliyesinin sağlanması için gerekli mekanizmanın işletilmesi için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Bu konuda da birçok çalışma yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber: İbrahim Açıkyer / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































