NECİP F. BAHADIR | YORUM
28 Şubat bir başka yönüyle de tarihe geçti ve küresel anlam kazandı. İran Savaşı, 28 Şubat sabahı başladı. 10 gün geride kalmak üzere… İçeride MGK kararlarından ilhamla ‘28 Şubat sürecinden’ söz edilirdi.
İran saldırısına ‘28 Şubat savaşı’ denir mi? Bu ne zaman ve nasıl sonuçlanacağına bağlı… Güdük ay Şubat, sırtına ne büyük yük yüklendi! O yüzden mi kısa kaldı acaba? Oysa sadece soğuğuyla nam salmıştı.
Şubat kelimesi Yahudiler’in dinlenme günü ‘Şabat’tan mı türemiş diye merak ettim. Öyle olsaydı çok manidar olurdu. İran Savaşı’nın arka planında dini motivasyon var. ABD’deki Evanjelistlerle birlikte İsrail ‘kıyamet senaryosunu’ gerçek kılmanın peşinde. Beyaz Saray’da Trump’ı kutsayan o görüntü savaşın simgelerinden biri oldu.
Şubat Arapça kökenliymiş ‘vurmak, şiddetli olmak’ anlamına gelirmiş. Tabii silahların vurması veya şiddeti değil, soğuğun, kar kıyametin kısaca kış şartlarının sert ve ağırlığından dolayı bu sözcük aya isim olmuş. Evet, yine bir şubat soğuğu… Bu kez dünya çapında… İnsanoğlunu dondurdu.
Türkiye kamuoyunu uzaktan izlemeye çalışıyorum. Savaş konusunda bir ‘kanıksama veya sıradanlaşma’ söz konusu… Savaş günlük hayatı pek etkilemedi. Herkes kendi işinde gücünde… Savaş haberlerinin bile fazla alıcısı yok gibi. Savaş derbi maçı kadar konuşulmadı. Ekranlara yansıyan savaş görüntüleri gerçeklikten çok, ‘bilgisayar oyunu’ veya atari gibi algı uyandırmakta sanki…
Bir şaşkınlıktan söz etmek zor… Savaşın acı ve ürpertici yüzünün pek fazla hissedilmediği düşüncesi var bende.
Sokaktaki insandan ülkeye yönetenlere kadar bir ‘savaş hissizliği’ söz konusu. Tamam, geçim sıkıntısı ekonomik darlık vatandaşın bitmeyen çilesi… Bir adım ötede korkunç bir savaş yaşanıyor. Tahran’dan gelen görüntüler dehşet verici. Patlayan bombaların sesi sınırdan duyuluyor. Kurşun adres sormadığı gibi, füzeler de farklı değil. İçinde yüzlerce çocuğun bulunduğu bir okulu vurabiliyor.
Vicdanların ürpermesi için daha ne olması lazım? İran çok mu uzak? Acı sınır tanır mı? Toplum neden bu kadar hissisizleşti? İnsanoğlu savaş karşısında ne ara bu denli duyarsızlaştı?
İkinci Dünya Savaşı’nı yaşayanların bir bölümü hala hayatta… En azından sonuçları gördü. Almanya yıkıntılar arasından yeniden kuruldu. Japonya ‘atom bombasının’ dehşetini yaşadı. Yara almayan Avrupa ülkesi yoktu. Türkiye kenarından döndü. Fakat savaşın her türlü olumsuzluğunu yaşadı. İsmet Paşa’nın tabiriyle “Halkı ekmeksiz bıraktı ama babasız bırakmadı”.
Vicdanlar neden körleşti?
İran rejimiyle derdiniz olabilir, ki olmaması mümkün değil. Mollalar iktidarlarını ayakta tutabilmek için baskı ve zulmü politika olarak belirledi. Muhalefete ‘aman’ vermedi, kan kusturdu. İdam sehpalarında can veren masumların sayısı hiç de az değil. Savaşın kapıda olduğunu aldırmaksızın birkaç hafta önce patlak veren gösterileri silahla bastırdı. Binlerce muhalif öldü. İktidarı ve koltuğunu korumak için ülkesini ateşe atan bir rejim gerçeği inkar edilemez.
İran’da çocuklar ölüyor! Dünya ise film izler gibi izliyor…
Bu savaşın gerekçesi olabilir mi? Çocukların, sivillerin, masumların ne suçu, ne günahı var? ‘Savaşta ilk olarak çocuklar ve kadınlar ölür’ sözü doğrulanmadı mı? ‘Kanlı okul çantası’ bu gerçeği dünyanın gözüne sokmadı mı?
Yok, okulu İran kendisi vurmuş… ‘Savaş hiledir’ tamam ama bunun da bir sınırı var. İsrail mi, ABD mi fail? Suçu kabullenen yok. ABD’deki ekranlarda bile parmaklar Trump yönetimini göstermekte…
Trump ve Netanyahu’yu kim durduracak? BM sessizliğe gömüldü. ‘Amerika’ya dur!’ diyecek bir uluslararası kurum yok. Yine iş ‘vicdana’ kalıyor. Dünyanın vicdanına, insanoğlunun vicdanına…
Her iki ülkenin kamuoyunda vicdanlar sesler yok değil. Değişik ülkelerden de benzer sesler duymak olası. Fakat çok zayıf ve cılız… Savaşı engellemekten çok uzak. İslam dünyasından bir ‘gür ses’ beklerdim. Dünyanın vicdanı olabilirdi. Maalesef öyle bir dünya yok. Vicdanın en zayıf olduğu coğrafya…
Filistin Devlet Başkanı İran’ı kınadı, saldırıya cevap verdiği için! Suriye’nin çiçeği burnunda lideri Şara farklı mı? AKP Türkiye’nin gözde vaizlerinden Cübbeli Ahmet “Aman İsrail’i kızdırmayalım, aç, susuz kalırız!” demiş.
Peki Erdoğan ve Türkiye? Hatay’a füze bile uyandıramadı. Savaş gerçeğini göze sokamadı. Erdoğan, Trump’a mı, daha yakın yoksa İran’a mı? Yakınlık bir yana… ‘Savaşa karşı çıkmak’ diye bir şey var. Öyle ‘kem küm’ ederek değil. Herkesin anlayacağı dilden…
Örnek mi? İspanya gibi… Pedro Sanchez Avrupa’nın ve dünyanın vicdanı oldu. Trump’a “Savaşta biz yokuz… Parçası da olmayacağız.” dedi. Sözünü politikaya dönüştürdü. Evet, yalnız kaldı. İşte ‘değerli yalnızlık’ bu. Sanchez şikayetçi değil; “Filistin’i tanıdığımızda da İspanya’nın yalnız olduğunu söylediler. Sonra onlar da bizim yaptığımızı yaptı. Biz yalnız değiliz. Biz sadece ilkiz. Asıl yalnız kalacak olanlar, savunulamaz olanı savunanlardır.”
Erdoğan savaşın ilk günü fırsattan istifade Trump’la telefon görüşmesi yapmanın yollarını aradı. Trump’ın Netanyahu’yla kol kola savaşa girmesi Erdoğan’ın dostluğuna halel getirmedi. Telefon görüşmesi bir diplomasi başarısı olarak kamuoyuna sunuldu.
Ne başarısı? Savaşı mı engelledi? Trump’ı Netanyahu’nun yanından çekip mi aldı? Öyle olsaydı, evet, “Bu bir başarıdır. Onuru da Erdoğan’ın!” denirdi. Erdoğan’ın, siyasi geleceğini Trump’ın dostluğunda arayan bir lider olduğunu bütün dünya biliyor.
CHP lideri Özgür Özel çıkışında haklıydı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’i örnek gösterdi, “Biz komşuyuz, akrabayız, aynı dindeniz ama Ramazan mübarek günde bir Pedro Sánchez olamıyoruz. AKP’yi Trump’tan değil, Allah’tan korkmaya davet ediyorum!” dedi.
Belki de siyaset bunu ilk kez gördü, dinle mesafeli olduğu düşünülen bir sol parti lideri, muhafazakar sağ partinin liderini Allah’tan korkmaya çağırdı. Kaderin, tarihin cilvesi olsa gerek… Kim derdi ki Erdoğan’a günün sonunda ‘Trump’tan değil, Allah’tan kork’ denilecek ve bunu da bir ‘sol’ partinin lideri yapacak!
İddia doğruysa ABD ‘Tüm Bombaların Anası’ diye nitelenen GBU-43/B bombasını kullanmaya başlamış… Bu daha fazla ölüm demek… İran şehirlerinden yükselen alevler ülkenin yangın yerine döndüğünün göstergesi… Yaşanan savaşın en acımasız ve en kirli yüzü… Atom bombasına ramak kaldı. Sıra ona da mı gelecek yoksa? Ne yazık ki kimse güvende değil, vicdan çekildi, meydan Trump ve Netanyahu gibi çılgın liderlere kaldı. Gayrı, her şey beklenir.
Çocuklar ölüyor azizim, bu bir atari ve bilgisayar oyunu değil. Gerçeğin ta kendisi… Nedir bu hissizlik? Nerede vicdan? İnsanlığın vicdanı bu kadar mı köreldi? Nerede alemin vicdanı olmayı hedefleyen İslam dünyası?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


































![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/03/AKPli-vekile-luks-canta-tepkisi-buyuyor-Depremzede-ziyaretine-bin-790-350x250.jpg)


