Tr 724’ten Sevinç Özarslan’ın haberine göre, Van’da görev yaparken 1 Eylül 2016’da yayımlanan KHK ile ihraç edilen imam Ömer Alaca (42), cezaevinde yakalandığı kolon kanseri nedeniyle dün gece saat 02.00 sularında hayatını kaybetti.
Tahliye olduktan sonra kalın bağırsağı alınan Alaca, bir süredir Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyordu.
Gülen hareketine yönelik soruşturmalar kapsamında 16 Şubat 2018’de gözaltına alınan ve 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen Alaca, Van F Tipi Cezaevi’nde kaldığı 502 gün boyunca sağlık sorunları yaşadı. Tedavisinin geciktiği belirtilen Alaca, kanser dördüncü evreye ulaştıktan sonra tahliye edilmişti.
Üç çocuk babası olan Alaca’nın cenazesi, Eski Kale Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Gözaltında kötü muamele, dayak, darp
Ömer Alaca, Ağustos 2024’te KHK TV’ye verdiği röportajda gözaltı sürecinde kötü muamele gördüğünü anlatmıştı.
16 Şubat 2018’de gözaltına alındığını ve 11 gün gözaltında kaldığını belirten Alaca, polisler tarafından darp edildiğini söylemişti.
“Yıllarca dua ettiğim polislerden dayak yedim. Bizi koruduklarını düşündüğümüz insanlardan hakaret ve tehdit gördüm. Büroda çömeltilip dövüldüm. Bu benim için büyük bir hayal kırıklığıydı.”
Doğmamış çocuk üzerinden tehdit
Alaca, savcılıkta da tehdit edildiğini iddia ederek, doğacak çocuğu üzerinden baskı gördüğünü dile getirmişti.
“Savcı bana ‘Çocuğun doğacakmış ama sen doğumunu göremeyeceksin, büyüdüğünü de göremeyeceksin’ dedi. Sonrasında tutuklanarak cezaevine gönderildim.”
Cezaevinde 502 gün
26 Şubat 2018’de tutuklanan Alaca, KHK ile ihraç edildikten sonra uzun süre iş bulamadığını, cezaevinde 502 gün kaldığını, tahliye sonrası ise 3 ay elektronik kelepçeyle ev hapsi yaşadığını söylemişti.
“İhraç edildikten sonra bir buçuk yıl iş bulamadım. Kimse iş vermedi. Pazarlarda sebze, kayısı, sarımsak sattım. Arıcılık yaptım. Hayata tutunmaya çalıştım.”
Daha sonra Van’da sanayide bir şirkette muhasebeci olarak çalışmaya başladığını ifade etmişti.
Alaca, cezaevinde farklı mesleklerden birçok kişiyle tanıştığını ve gördüğü tablo karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadığını dile getirmişti.
“İçeride öğretmen, doktor, asker, savcı birçok insan vardı. Anadolu’nun fakir ama okumuş insanlarıydı. Kimse ‘ben suç işledim’ demiyordu. Tanıdıkça insanların vatana ve millete bağlı kişiler olduğunu gördüm.”
Yaşadığı süreçte kendisini en çok üzen şeyin, çevresindeki insanların tavrı olduğunu ifade eden Alaca, özellikle tanıdığı bazı kişilerin kendisinden uzaklaştığını söylemişti.
“Bizi en iyi tanıyan insanlar bile yanımıza yaklaşmadı. ‘Geçmiş olsun, seni tanıyoruz’ diyen çok az kişi oldu. İnsanlar korktu, uzak durdu.”
Buna karşılık farklı siyasi görüşlerden insanların destek verdiğini ifade eden Alaca, cezaevinde bu durum üzerine uzun uzun düşündüğünü anlatmıştı.
Cezaevi sürecinin kendisi için derin bir sorgulama dönemi olduğunu söyleyen Alaca, en büyük ihtiyacın adalet olduğunu vurgulamıştı.
“Kur’an’da da sürekli adalet vurgulanır. İnsanların ekmek kadar, su kadar, hava kadar adalete ihtiyacı var. Zulüm sonsuza kadar sürmez.”
”Zulüm bir gün bitecek”
Hakkında verilen cezanın onanması halinde yeniden cezaevine girebileceğini söyleyen Atmaca, buna rağmen bir gün adaletin sağlanacağına inandığını ifade etmişti.
“Zulüm devam etmez. Bir gün bitecek. Masum insanlar onurlarıyla yaşamaya devam edecek.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































