‘Umut ilkesi’ne dair değerlendirmelerde bulunan TOHAV Eşbaşkanı Destina Yıldız, ‘umut ilkesi bir lütuf değil, insan onurunun gereğidir’ derken, Agirî Barosu Başkanı Serdar Günakın, ‘umut ilkesi’nden bini aşkın hükümlünün bu haktan faydalanacak’ dedi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “umut ilkesi” kapsamında verdiği ihlal kararları Türkiye tarafından hâlâ hayata geçirilmiş değil. İktidar kanadından gelen yeni yasal düzenleme açıklamaları gözleri Meclis’e çevirirken, hak savunucuları yapılacak her türlü adımın insan onuruna uygun ve kapsayıcı olması gerektiğini sık sık vurguluyor.
TOHAV Eşbaşkanı Avukat Destina Yıldız, ve Agirî Barosu Başkanı ve Adalet Bakanlığı Cezaevi İzleme Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Günakın, “umut ilkesi”ne dair değerlendirmelerde bulundu
Umut ilkesinın tanınmamasının kişinin geleceğe dair umudunu ortadan kaldırdığını söyleyen Destina Yıldız, bunun hem AİHM değerlendirmeleri hem de hukuk ilkeleri açısından “insanlık dışı” muameleye yol açan bir rejim olarak görüldüğünü ifade etti.
‘Umut ilkesi insan onurunun ayrılmaz parçası’
Umut ilkesini, insan onurunun ayrılmaz bir parçası olarak tanımlayan Destina Yıldız, “Cezalandırma salt intikam amacı gütmemeli. İntikam almak veya bedel ödetme amacı gütmemeli; onarıcı adalet kapsamında değerlendirilmeli. Bu yönüyle ele alınmalı. Bu noktada insan onuru ile bağdaşmayan cezalandırma yöntemleri ve mekanizmaları doğrudan intikam amacı güdüyor. Bu yönüyle cezalandırıcı adaletin bir uygulaması olarak karşımıza çıkıyor. Ancak biz insan onurunun korunması gerektiğini savunuyoruz. Bu noktada konuyu adalet kavramıyla bağlantılı olarak el alıyoruz.
AİHM’in, umut ilkesini ele aldığı kararlarında en az 25 yılını doldurmuş tutsakların sonraki süreçlerinin bir kurul tarafından değerlendirmeye alınması gerektiğini hatırlatan Destina Yıldız, Türkiye’de bu mekanizmanın ağırlaştırılmış müebbetlere uygulanmadığını; ancak süreli hapis ve müebbet hapis cezası alan tutsaklar açısından İdare ve Gözlem Kurulları üzerinden işletildiğini ifade etti. Destina Yıldız, “Çünkü şu haliyle, her ne kadar infaz hakimliğine itiraz yolu açık olsa da, uygulamada bu heyetlerin aldığı kararların etkili bir denetime tabi olmadığını görüyoruz” sözlerini kullandı.
Sorumluluk çağrısı
Umut ilkesinin önemini bir kez daha vurgulayan Destina Yıldız, son olarak şöyle konuştu:
“İnfaz rejimindeki sorunlar sadece umut ilkesiyle sınırlı değil; ancak bu, sorunun en temel parçalarından biridir. Bu yüzden Türkiye açısından umut ilkesinın tanınması, infaz rejimindeki düzenlemelerin ve demokratikleşmenin belki de ilk adımı olabilir. Bu açıdan biz bu hakkı önemli buluyoruz. Son olarak raporumuzda da belirttiğimiz gibi; umut ilkesinın tanınması için bütün sivil toplumun ve bütün yurttaşların üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.”
‘Umut ilkesi yaşama hakkının gereğidir’
Agirî Barosu Başkanı ve Adalet Bakanlığı Cezaevi İzleme Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Günakın, “umut ilkesi”nın yasalaşmasıyla sadece Abdullah Öcalan’ın değil, bini aşkın hükümlünün bu haktan faydalanacağını belirterek, insan onuruna yaraşır bir ceza infaz sisteminin önemine dikkat çekti.
Serdar Günakın, şunları söyledi:
“Bir insanı umutsuz bırakmak, onu onursuz bırakmaktır. Onursuz bir ceza adalet sistemi kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Hukuk devleti olmanın kriteri ise yargısal denetim, yargının bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve insan haklarına saygıdır. Şairin dediği gibi: Umut bir bin ayaklı, Umut güneşte saklı, Umut insanın hakkı, Umut edenler haklı.’ Biz de umut hakkının Türkiye’de uygulanması gerektiğini düşünüyor, bunun bir gün hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
‘Onursuz bir ceza adalet sistemi kabul edilemez’
“Umut ilkesi”nin kişiye özgü bir konu olmadığını söyleyen Serdar Günakın, “İdam cezasının kaldırılma gerekçesi neyse, umut ilkesi da aynı temelde, doğal hukuktan gelen yaşama hakkının bir gereğidir. Türkiye’de ise bu durum sanki tek bir kişiye özelmiş gibi yanlış bir mecrada tartışılıyor. Oysa bu doğru değildir” dedi.
İdamı fiziksel ölüme, umut ilkesinin yokluğunu ise psikolojik ölüme benzeten Serdar Günakın, “Bir insanı umutsuz bırakmak, onu onursuz bırakmaktır. Onursuz bir ceza adalet sistemi kabul edilemez” dedi.
Kaynak: JINNEWS / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































