HASAN CÜCÜK | HABER-PORTRE
Luis Diaz’ın Bayern Münih’e transferi, açıklandığında Avrupa futbolunda yeterince gürültü koparmadı. Ancak aradan geçen kısa süre bu transferin, Bayern’in son yıllardaki en akıllı ve stratejik transferlerinden biri olduğu net biçimde ortaya koydu. Bayern, sadece bir kanat transferi yapmadı. Dinamizmiyle oyunun ritmini değiştiren, presi tetikleyen ve büyük maçları çeviren bir lider kazandı.
Diaz, Liverpool’dan ayrılırken de sıradan bir oyuncu değildi. Fiziksel olarak güçlü ve bire birde durdurulması zordu. Elbette en önemli özelliği iki yönlü oynayabilen bir hücum silahıydı. Nokta transferleriyle öne çıkan Bayern Münih, Diaz’ın Almanya’ya geldiğinde oluşturacağı etkiyi hesaplamaması düşünülemezdi.
Allianz Arena’daki ilk aylarından itibaren Diaz, Bayern hücumunun merkezine yerleşti. Bundesliga savunmaları, onun temposuna ve ani yön değişikliklerine cevap vermekte zorlandı. Sadece gol ve asist sayılarıyla öne çıkmadı. Maç içinde oluşturduğu sürekli tehdit ve savunmaları bozma gücüyle de Bayern’i başka bir seviyeye taşıdı. Hoffenheim karşısındaki performansı bunun zirvesiydi. Kazandırdığı penaltılar, yaptığı hat-trickle yetinmedi. Ceza sahası kenarından attığı üçüncü gol, Avrupa’nın elit kanat oyuncularından biriyle karşı karşıya olunduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu performans, Bayern’in neden Bundesliga’da lider ve Şampiyonlar Ligi’nde favoriler arasında gösterildiğini de açıklıyor. Vincent Kompany’nin sisteminde Diaz, yalnızca çizgiye basan bir kanat değil. Oyunu genişleten, içeri kat eden, presi başlatan ve hücumda kaos çıkaran ana unsur. Bayern CEO’su Jan-Christian Dreesen bu özelliklerinden dolayı Diaz’ı “gerçek bir kasırga” olarak tanımlıyor.
Diaz’ın Bayern’deki başarısının bir diğer önemli yönü de takım arkadaşlarıyla yakaladığı uyum. Harry Kane ile kurduğu ilişki, Bayern hücumunun verimliliğini doğrudan artırdı. Kane’in ceza sahasında bulduğu alanlar, Diaz’ın taşıdığı tehdit sayesinde genişledi. Michael Olise ile oluşturduğu kanat dengesi ise Bayern’i yıllar önceki Robben – Ribery dönemini geri getirdi. Olise daha kontrollü ve zarif bir profille, Diaz agresifliğiyle savunmaları paramparça eden özelliğiyle öne çıkınca, Bayern’in gol bulması sıradan oluyor.
Diaz– Ribery benzetmesi abartı değil. Ribery gibi Diaz da bir anda maçı koparabilen, topun olmadığı anlarda bile rakibi rahatsız eden ve takımın enerjisini yukarı çeken bir oyuncu. Ribery’nin Bayern’e kazandırdığı kimlik, Diaz’la bugün yeniden sahleniyor. Bu yüzden sadece Bundesliga’da değil, Avrupa arenasında da Bayern’in en büyük silahlarından biri haline gelmiş durumda. PSG ve Chelsea karşısında sergilenen üstün performanslarda Diaz’ın doğrudan katkısı, Bayern’in yeniden “korkulan takım” kimliğine kavuştuğunu gösteriyor.
Diaz’ın Bayern’de sadece 6 ayda ortaya koyduğu performansa bakıldığında, Liverpool’un yaptığı hatanın boyutu daha da netleşiyor. Diaz, Bayern’de bir sistem oyuncusu, oyun kurucu kanat ve lider olarak parlıyor. Bayern, Diaz’ın kalitesini dikkate aldığımızda makul bir bedelle, hücumunun çehresini değiştiren bir futbolcuya sahip oldu. Liverpool ise onun yokluğunda pres gücünü ve büyük maç cesaretini kaybetti.
Sonuç olarak Luis Diaz transferi, Bayern Münih’in vizyonunun ve doğru zamanlama becerisinin bir göstergesi oldu. Bayern bu hamleyle sadece bugünü değil, önümüzdeki birkaç yılı da güvence altına aldı. Eğer bu formunu sürdürürse, Diaz; Bayern tarihine adını yazdıran kanat oyuncuları arasında yer alacak. Bayern formasını terlettiği 30 maçta attığı 18 gol ve yaptığı 14 asist ödenen 70 milyon Euro bonservisinin hakkını şimdiden verdi.
Bayern kazandı. Luis Diaz kazandı. Bu transferden kayıpla çıkan tek taraf ise, değerini zamanında göremeyen Liverpool oldu.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/02/Trumpin-tehditlerine-ragmen-Cape-Towndaki-Mining-Indabaya-ABDden-rekor-katilim-360x180.jpg)

































