Epstein dosyalarının Ocak 2025’te yayınlanması tesadüf değil, strateji. Trump’ın İran’a saldırı konusunda ayak diremesi, Pentagon, CIA ve İsrail lobisi için kabul edilemezdi. Çünkü İran, İsrail’in Büyük Ortadoğu projesinin son ve en kritik halkası. Irak düştü (2003), Libya düştü (2011), Suriye çöktü (2011-2025), şimdi sıra İran’da. Ancak Trump “artık Ortadoğu’nun polisi değiliz” söylemiyle direniyor. İşte tam bu noktada Epstein dosyaları devreye giriyor
M. NEDİM HAZAR | YORUM
Bugün Epstein dosyalarının neden başka zaman değil de bugün yayınlandığını anlamaya çalışacağız. Evet soru şu: Neden şimdi? Neden tam Trump İran’a saldırmak istemediğinde Epstein dosyaları yayınlandı?
Cevap için önce büyük resmi görmemiz gerekiyor: İsrail’in Büyük Ortadoğu projesi. Bu proje, aşama aşama ilerledi. Irak düştü (2003), Libya düştü (2011), Suriye içten çöktü (2011-2025), Yemen kaosa sürüklendi (2015). Şimdi sıra İran’da. İran, bu zincirin son ve en kritik halkası. Çünkü İran düşerse, İsrail’in bölgedeki mutlak hegemonyası tamamlanır. Artık ona meydan okuyacak hiçbir bölgesel güç kalmaz.
Ama İran operasyonu, diğerlerinden daha zor. Çünkü İran, Irak ya da Libya gibi değil. Büyük bir ülke, güçlü bir ordusu var, bölgesel müttefikleri var. (Hizbullah, Husiler, Haşdi Şabi…) İran’a saldırmak, bölgesel bir savaş demek. Belki de üçüncü dünya savaşının fitilini ateşlemek demek.
Bu yüzden, İran operasyonu için iki şey gerekiyor:
Uluslararası meşruiyet ya da en azından sessizlik: Dünya liderlerinin saldırıya karşı çıkmaması, ya da çok hafif protesto etmesi.
ABD’nin tam desteği: İsrail tek başına İran’a saldıramaz. ABD’nin askeri, lojistik, istihbarat desteği şart.
İşte burada problem başlıyor: Trump, ikinci döneminde İran’a saldırmak istemiyor.
Trump’ın ilk döneminde (2017-2021) İran’a karşı sert politika izlemişti: Nükleer anlaşmadan çıkmak, ekonomik yaptırımlar, Kasım Süleymani suikastı… Ama tam bir savaş başlatmamıştı.
İkinci döneminde (2025-) ise Trump daha da isteksiz görünüyor. Seçim kampanyasında “Artık Ortadoğu’nun polisi değiliz!” söylemi kullandı. “Amerika First” politikasını vurguladı. İran’a saldırmak, Amerikan askerlerinin canını, Amerikan parasını riske atmak demek. Ve Trump, bu riski almak istemiyor.
Ama Pentagon, CIA, İsrail lobisi, neocon çevreler baskı yapıyor. “İran nükleer silah yapıyor”, “İran bölgede terörü destekliyor”, “İran İsrail’i tehdit ediyor” diyorlar.
Trump direniyor. “Diplomasi ile çözülebilir, savaş son çare olmalı!” diyor. Ve tam bu noktada, Ocak 2025’te, Epstein dosyaları yayınlanıyor.
Tesadüf mü?
Epstein dosyalarında Trump’ın adı da geçiyor. Evet, 90’larda Epstein ile arkadaş olduğu biliniyor. Evet, bazı partilerde birlikteler. Ama dosyalarda Trump’ı suçlayan somut bir delil yok. Virginia Giuffre bile Trump’ı suçlamıyor.
Ama adının geçmesi bile yeterli. Medyada “Trump ve Epstein” manşetleri atılıyor. Muhalefet, “Trump pedofil ağının içinde” diye kampanya başlatıyor. Kamuoyunda şüphe tohumları ekiliyor.
Ve Trump’a mesaj veriliyor: “Bak, elimizde neler var. Şimdi bunları yayınladık ama daha fazlası da var. Eğer bizimle işbirliği yapmazsan, daha fazlası yayınlanabilir. O zaman ikinci dönemin başlamadan biter.”
Bu, klasik bir istihbarat taktiği: Hedefe doğrudan şantaj yapmıyorsun, ama “yapabileceğini” gösteriyorsun. İma ediyorsun. Tehdit etmeden tehdit ediyorsun.
Trump, bu mesajı anlıyor mu? Muhtemelen anlıyor. Çünkü Trump, New York’un emlak ve kumarhane dünyasından geliyor. O dünyada nasıl oyunlar oynanır, bilir. Mafya ile, istihbaratla nasıl iş yapılır, bilir.
Ve şimdi karar vermek zorunda: İran’a saldıracak mı, saldırmayacak mı?
Epstein dosyalarının bir başka işlevi daha var: Kamuoyunu şartlandırmak. Dosyalar yayınlandığında, dünya kamuoyunda şok etkisi oldu. Ama sonra ne oldu? İnsanlar alıştı. “Zaten biliyorduk”, “Elitler hep böyle”, “Sistem çürümüş” gibi yorumlar yaygınlaştı.
Bu, psikolojik bir operasyon: İnsanları “güçsüz” hissettirmek. “Nasılsa bir şey değişmez”, “Biz ne yapabiliriz ki” hissiyatı oluşturmak.
Bu his yerleştiğinde, İran’a saldırı olduğunda da benzer bir tepkisizlik bekleniyor: “Zaten ABD hep böyle yapar”, “İsrail ne isterse onu yapar”, “Ortadoğu’da her zaman savaş var”…
Yani Epstein dosyaları, kamuoyunu “normalleştiriyor.” Korkunç gerçekleri ortaya çıkararak, aslında o gerçeklere karşı duyarsızlaştırıyor insanları.
Bu, çok sofistike bir manipülasyon tekniği. Gerçeği gösteriyorsun ama aynı zamanda “Bu gerçeği değiştiremezsiniz!” mesajını veriyorsun. Sonuç: İnsanlar pasif kalıyor.
Suskunluğa Zorlama
Epstein dosyalarında adı geçen ya da geçme ihtimali olan dünya liderlerine, şimdi çok net bir mesaj gidiyor: “Sessiz kal.”
İran’a saldırı planları tartışılırken, bazı Avrupa liderleri, bazı BM yetkilileri, bazı insan hakları savunucuları “Karşı çıkabiliriz” diye düşünmüş olabilirler. Ama Epstein dosyaları yayınlandıktan sonra, herkes bir kez daha “dosyalarını” düşünüyor. “Benim adım da çıkar mı?”, “Benim geçmişimde ne var?”, “Beni de kompromize edebilirler mi?”
Ve bu düşünce yeterli. Artık İran’a saldırı olduğunda, o liderler “güçlü” bir karşı çıkış yapmayacaklar. Belki diplomatik bir açıklama yaparlar, “Endişeliyiz!” derler. Ama pratikte engel olmazlar. Çünkü bildikleri bir gerçek var: Eğer çok ses çıkarırlarsa, sırada onlar olabilir. Onların dosyaları da yayınlanabilir.
Epstein dosyalarının yayınlanması, İran operasyonu için zemin hazırlama operasyonunun bir parçası.
Diğer parçalar:
Medya kampanyası: “İran nükleer silaha ne kadar yakın”, “İran İsrail’i yok etmek istiyor”, “İran terör örgütlerini destekliyor”… Bu anlatılar, yıllardır tekrar ediliyor. Kamuoyu, İran’ı “tehdit” olarak görmeye şartlanıyor.
İsrail’in provokasyonları: İran’daki nükleer tesislere sabotajlar, İranlı bilim insanlarına suikastlar, İran’ın bölgedeki varlığına saldırılar… İsrail, İran’ı “karşılık vermeye” zorluyor. İran karşılık verdiğinde, “Bakın, İran saldırgan” deniliyor.
Ekonomik yaptırımlar: İran ekonomisi çökme noktasında. İran halkı, rejimden memnun değil. İçeriden bir ayaklanma çıkması, rejimi zayıflatması bekleniyor.
Diplomatik izolasyon: İran, uluslararası toplumda yalnızlaştırılıyor. Müttefiklerinin sayısı azalıyor. Rusya meşgul (Ukrayna), Çin mesafeli (ABD ile ticaret savaşı riski)…
Ve şimdi, Epstein dosyaları ile bir parça daha eklendi: Batılı liderlerin suskunluğunun garantilenmesi. Tüm parçalar bir araya geldiğinde, İran operasyonu için “uygun ortam” oluşuyor.
Domino Taşlarının Son Halkası
Şimdi büyük resme bakalım:
2003: Irak işgali. Saddam düştü. İran’ın batısındaki düşman gitti ama aynı zamanda Irak, İran yanlısı bir hükümete kavuştu. İsrail için yarım başarı.
2011: Libya müdahalesi. Kaddafi öldürüldü. Libya kaosa sürüklendi. Akdeniz güvenliği İsrail lehine değişti.
2011-2025: Suriye iç savaşı. Esad zayıfladı, Rusya ve İran bölgeye yerleşti ama Suriye tamamen çöktü. 2025’te İsrail Suriye’ye girdi.
2015-günümüz: Yemen iç savaşı. Husiler, İran destekli güç olarak Suudi Arabistan’a ve Kızıldeniz’e tehdit oluşturuyorlar. Ama Yemen de kaosa sürüklendi.
Şimdi sıra İran’da. İran düşerse:
Hizbullah, lojistik ve mali desteğini kaybeder. Lübnan’daki gücü azalır.
Haşdi Şabi ve Irak’taki Şii milisler zayıflar.
Husiler, Yemen’de izole kalır.
Filistin direnişi, en büyük destekçisini kaybeder.
Sonuç: İsrail, bölgede tam hegemonya kurar. “Nil’den Fırat’a” hayali, gerçeğe dönüşür.
Ve bu hayalin gerçekleşmesi için son engel: Trump’ın isteksizliği.
İşte Epstein dosyaları, bir açıdan da bu engeli aşmak için yayınlandı.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































