AHMET KEMAL GENÇ | HABER ANALİZ
ABD ile İran arasındaki gerilim, askeri çatışma sinyalleri ile doğrudan diplomasi girişiminin eş zamanlı yürüdüğü en tehlikeli sarmalda ilerliyor. Bu hafta nükleer görüşmelerin yeniden başlatılması için kritik temaslar planlanırken, taraflar hem meydan okuyor hem de masaya oturuyor.
Ortadoğu’da 2025’in olan ABD_İsrail ve İran sıcak çatışma döneminden bu yana sürdürülen gerilim, bu hafta askeri meydan okuma ile diplomasi ihtimalini aynı anda taşıyan bir dönüşüme sahne oluyor. İran ve ABD, bölgesel kriz riskini azaltmak için yıllardır askıda kalan nükleer müzakereleri yeniden başlatmaya hazırlanıyor. Bu, Trump yönetimi ile Tahran arasında son aylarda yoğunlaşan sürtüşmenin ardından ilk somut diplomatik temas olabilir.
İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian, ülkede “adil ve eşit müzakereler” yürütülmesi talimatı verdiğini açıklayarak diplomasi kapısını daha önce hiçbir dönemde olmadığı kadar açık bırakmaya niyetlendiğini gösterdi.
ABD cephesinden Beyaz Saray sözcüsü, Başkan Donald Trump’ın “önce diplomasi” yaklaşımını takip ettiğini belirtti ve Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un İran ile görüşmelerin bu hafta sonuna doğru yapılacağını aktardığını söyledi.
İstanbul’dan Oman’a: Görüşmelerin yeri tartışılıyor
Başlangıçta 6 Şubat Cuma günü İstanbul’da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin yüz yüze gelmesi bekleniyordu. Bu görüşmenin İran’ın nükleer programı çevresindeki anlaşmazlıkları çözmek ve bir çatışmayı önlemek amacıyla gerçekleşeceği belirtilmişti.
Ancak son haberlere göre Tahran, bu görüşmelerin yerinin Türkiye’den Oman’a kaydırılmasını ve müzakerelerin kapsamının sadece nükleer meseleyle sınırlı tutulmasını talep etti; Washington’un bu isteğe olumlu baktığı bildiriliyor.
Talepler, görüşmelerin formatı ve katılımcıları konusunda bölgesel aktörler ile paylaşılan ilk taslaklardan sapmalar olduğunu gösteriyor. İran, iki taraflı ve dar bir gündem üzerinde konuşulmasını savunuyor; bu, müzakere zemininin güvenceye alınması arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Diplomasi ve tehdit bir arada
Bu dönemde iki önemli gelişme birbiriyle çelişir gibi görünüyor:
- ABD bölgeye uçak gemileri, savaş unsurları ve hava savunma sistemleri konuşlandırmaya devam ediyor.
- Aynı zamanda diplomasi ihtiyacını tekrar vurguluyor.
Geçtiğimiz günlerde bir ABD F-35 savaş uçağı, İran’a ait bir İHA’yı USS Abraham Lincoln yakınlarında düşürdü; bu olay, askeri gerilimin halen aktif olduğunu gösteriyor.
Bu çerçevede Trump yönetimi, diplomasiyi ciddi bir alternatif olarak sunarken, “söz konusu çabaların başarıya ulaşmaması durumunda kötü sonuçların doğacağını” da işaret etti.
İran’ın da bu dönemde diplomasiye daha açık sinyaller verdiği görülüyor. Pezeshkian’ın mesajı bu bağlamda, “sadece tehdit altında değil, aynı zamanda eşitlikçi bir çerçevede konuşmaya hazırız” şeklinde yorumlanıyor.
Bölgesel aktörlerin ortak çabaları
Bu diplomatik girişim, yalnızca iki ülke arasında değil bölgesel aktörlerle koordine edilen bir süreç olarak şekilleniyor. Başlangıçta İstanbul’daki görüşmeye Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın temsilcilerinin katılmasının planlandığı açıklandı; bu, görüşmelerin sadece ikili değil çok taraflı bir çatışma önleme çabasına dönüşebileceğini gösteriyordu.
İran’ın yeni talebiyle görüşmelerin yalnızca iki taraflı tutulması arzusu, bölgesel ortakların rolü ve etkinliği konusunda yeni bir tartışma başlattı. İran bu ülkelerin insyatif almasını istemiyor mu?
Bu görüşmeler ne anlatıyor?
Bugün yaşananlar, savaş ve diyalog arasındaki alanda yürütülen çetin bir stratejik denemeyi işaret ediyor:
• Diplomasi ihtiyacı var: Her iki taraf da masaya oturmaya yönelik sinyaller veriyor.
• Askıya alınmış güven hâlâ tam kurulmadı: Tahran müzakerelerin şartlarını şekillendirmeye çalışıyor.
• Askeri risk halen yüksek: ABD’nin ve İran’ın birbiriyle temas içinde olduğu denizde risk potansiyeli sürüyor.
Bu hafta sonuna doğru yapılması beklenen müzakereler, tarafların müttefikleri ve bölgesel güçlerle oluşturdukları yeni diplomasi mimarisi üzerinde de bir test olacak.
Diplomasi mi, tırmanış mı?
İran–ABD ilişkilerinde şu an net bir determinasyon yok. Her iki taraf da diyalog ihtiyacını ve askeri seçenekleri birlikte yürütüyor. Diplomasi kapısı açık; fakat temasların formatı, yeri ve kapsamı üzerindeki tartışmalar olası bir anlaşmayı hâlâ belirsizleştiriyor.
Bu hafta sonu nükleer dosyanın dar bir kapsamda bile masaya yatırılması, hem çatışmayı önleme çabası hem de tarafların iç politika ve dış baskıyla başa çıkma stratejisi olarak okunmalı: bu, barışa atılan temkinli ama kırılgan bir adımdır.
Ve belki de bu satırların yazıldığı sırada, yüzlerce mil ötede hem diplomasi hem güç dengesi aynı anda yürütülüyor çünkü Ortadoğu bir kez daha savaşla barış arasındaki en ince çizgide duruyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































