Herkes fotoğraf makinesinin deklanşörüne basabilir ancak kadrajda görünen ve somutlaşarak duygularımıza ve aklımıza hitap eden, yapıt niteliği taşıyabilecek fotoğraf ya da fotoğraflar çekemez. Ve fotoğrafçının baktığı yerde, başka bir dünya görmesi ve yaratması da herkese nasip olmayabilir.
Fotoğraf sanatçısı Feruz Ertürer’in yeni sergisi “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya”, işte tam da bu noktadan bakıldığında hem fotoğraf hem de kültür tarihimiz açısından önemli bir yerde duruyor. Sergi, Bulgur Palas’ta, pazartesi günleri hariç her gün, 16 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek.
500 KARE ARASINDAN…
İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen serginin küratörlüğünü Murat Gür üstleniyor. 90 yaşındaki sanatçının 75 yılı aşan fotoğraf sanatçılığından sergiye yansıyan neler yok neler.
Bulgur Palas’ın iki katına yayılan serginin ilk katında, Adapazarı’nda doğan sanatçının fotoğrafçı kimliğini oluşturan kökler göze çarpıyor. Fotoğrafçı bir ailede dünyaya gelen Ertürer’in aile arşivlerinden kişisel belgelere kadar pek çok unsur yer alıyor. Bu alanda Coşkun Aral, İzzet Keribar ve İbrahim Zaman gibi usta fotoğrafçıların, Ertürer üzerine kaleme aldığı yazıları görüyorsunuz. Ve aynı zamanda sanatçıya odaklanan kısa bir belgesel de burada ziyaretçilere sunulmuş.
Bu katın en heyecan verici kısmı, sanatçının orijinal negatiflerinin ve temsili bir karanlık odanın yer aldığı alan. Bakılan, görülen ve yaratılan fotoğrafların mutfağı… İkinci katta farklı boyutlarda 70 fotoğraf yer alıyor. Bu fotoğraflar, yaklaşık 500 kare arasından seçilmiş.
EMEKÇİLER, UMUTLU ÇOCUKLAR
Ertürer’in, “Makineyi eline almak için heyecan duyacaksın. O anı yakalamanın hazzını hissedeceksin ve oradaysan çekeceksin. Işık değil midir esas olan? Işık varsa fotoğraf var. Işık, bakış açısıdır. Işık ve gölge bir var olur, bir kaybolur. O an gelir, o an gider. Yakalarsan senin fotoğrafın olur. Ben, benimkinin peşinden gidiyordum, kendi ışığımı arıyordum.” Bu sözleri serginin en can alıcı yerlerinden birinde karşılıyor ziyaretçileri. İkinci katta yer alan o 70 fotoğrafı izlerken bu cümlelerin ne kadar önem taşıdığını anlıyorsunuz.

Bu fotoğraflarda Adapazarı var, İstanbul var. Karaköy var, Eminönü var. 60’lı, 70’li yılların bayram yerleri var, panayırlar var. Meraklı, umutlu çocuklar var, turistler var. Emekçiler var, buğdaylarını sap ve samanlarından ayıran köylüler var, kadınlar var. Sokak satıcıları var, hamallar var, pazarda yük taşıyan küçük bir kızın film afişlerine heyecanla bakışı var. Yer yer de soyutlamanın dikkat çektiği fotoğraflar var. Nostaljik, bütünlüklü bir Türkiye fotoğrafı var.
Ertürer’in bu retrospektif sergisi, aynı zamanda 60’lı, 70’li yılların İstanbul’unu, Türkiye’sini günümüze yansıtan bir belgesel niteliğinde. Kaçırılmamalı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































