Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ABD’li bir gazeteciye verdiği röportajın ikinci kısmı yayınlandı. Abdullah Öcalan röportajda ‘Mühim olan Kürt halkının özgürlüğüdür. Kendi demokratik ve siyasi haklarını özgürce kullanmasıdır’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1990’lı yıllarda ABD’li bir gazeteci ile yaptığı röportajın ikinci bölümü Özgür Düşünceler sitesinde yayınlandı. Abdullah Öcalan, ABD’nin Kürt sorununun çözümünde ve sivillerin ölümünde teknolojisyle engel oluğunu hatırlattı. Çözüm için görüşmelere hazır olduklarını da ifade eden Abdullah Öcalan, bunun için Kürt halkının kimliğinin, demokratik, siyasal haklarını kullanması gerektiğine işaret etti. Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin Kürtlere yönelik savaşında Amerika’nın rolüne sıkça dikkat çektiği röportaj şu şekilde:
- Türkler tarafından kaç gerilla öldürülmüştür bugüne kadar?
Toplam rakam verirsek ortalama olarak; 7 bin civarında diyebilirim. İki katı kadarda sivil öldürmüştür.
- Amerika silahları tarafından mı?
Gerçekten Amerika tekniği olmasaydı Türkler bu savaşı asla bize karşı bu kadar sürdüremezlerdi. İşte bu kadar başarılı olmazlardı. Tamamen Amerikan teknolojisinin sonucudur bu savaşı bu kadar uzatmaları.
- Bu silahlar sivillere karşı da kullanılmış mı?
Çok açıktır bütün köyler bu silahlarla tahliye edilmiştir. Günlük olarak bu helikopterler ve F16’lar kullanılmaktadır. Ben başta onun için vurgulamıştım. Acaba Amerika bu savaşın arkasında nasıl yer aldığını biliyor mu? Özellikle ABD kamuoyu bunun farkında mı? Ben ABD yönetimini de bu savaştaki yerini doğru anlaması için biraz dikkatli olmaya çağırıyorum.
- Tam bağımsızlık yerine Türkiye dahilinde federal bir Kürt devleti kabul eder misiniz?
Gayet tabi. Çok açık söyleyeyim Sayın ABD yönetimine… ben bir ABD federal sistemine razıyım. Bu konuda eğer bazı arabulucular ortaya çıkarsa aslında bizim Türkiye’nin bütünlüğü içinde bunun dışında fazla bir şey istemediğimizi, özgürlüğümüzü bu temelde kullanmak istediğimizi ve Amerika’nın da özgürlüğünün bu federal sistemle yakından bağlantılı olduğunu kabul edecekler.
- Türkiye Cumhuriyeti’ne yanaşıp barışçıl yollarını denediniz mi?
Her gün çağrı yapıyorum. Daha birkaç gün önce de bir çağrı yaptım. Eğer üzerimize Türk ordusu birlikleri gelmezse biz hiçbir saldırı hareketini düzenlemeyeceğiz. Yine Avrupa zirvesindeki bütün devlet başkanlarına da mektup yazdım bundan iki gün önce. “Taahhüt ediyorum” dedim. “Kürt kimliği kabul edilsin. Kürtlerin ki sizin uygun gördüğünüz gibi demokratik, siyasal hakları kabul edilsin. Kendi tarafımızda ben yine tek taraflı ateşkese varım” dedim. Çok açık söylüyorum yani. Çok sınırlı bir federal çerçevede haklarımız kabul edilsin. Ben kendi tarafımızdan tek taraflı ateşkesi de ilan etmeye varım. Sadece istediğim bir diyalog ve karşı tarafın bize imha temelinde saldırmaması.
- Dolayısıyla ille de bağımsız bir Kürdistan olması şart değil?
Hayır, mühim olan Kürt halkının özgürlüğüdür. Kendi demokratik ve siyasi haklarını özgürce kullanmasıdır. Ayrılma Kürtleri zayıf düşürür, yoksullaştırır. Birleşik bir devlet çatısı altında halkların daha fazla zengin olacağı bence açıktır. Türkiye yanlış yapıyor. Unutmamak gerekir ki; ABD tek bir ulustur. Yine Almanlar tek bir ulustur, federaldir. Biz ayrı bir ulus olduğumuz halde federal sistemden de öte bir kültürel özerkliği bile kabul etmiyor. Bir ilkokul okuma hakkını bile vermiyor. Bu çok kötü bir rejim. Çok anti-demokratik bir rejim.
- Örgütünüz PKK, Türkiye’de yaşayan Kürtler tarafından ne kadar destekleniyor?
Kürdüm diyen hemen herkes tarafından destekleniyor. Zaten Kürtlüğün kabul etmeyenlerde Türkiye’nin yanında.
- Fakat Türkiye içerisinde olan Kürtler var. Sizin partinizi değil de başka partileri destekleyen Kürtler var. Öyle değil mi?
Öyle bir kısım Kürtler var. Fakat onlar da özellikle Türk zulmünü bu kadar gördükten sonra oldukça bize sempatizanlığı var. Eskisi gibi bizi olumsuz görmüyorlar.
- Geçen bir rapora göre Türkiye’deki Kürtlerin çok az bir miktarı PKK’yi destekliyor. Bu doğru mu, yanlış mı?
Seçim yapılsın. Eğer demokratik yoldan böyle bir seçim olsa… Ki DEP dolayısıyla 91’de bir seçim olmuştu. Kürdistan illerindeki oyların yüzde 60’ını bu parti aldı ve tabii bu parti de bizi destekliyor diye yargılandı ve milletvekilleri 15 yıl ceza gördüler. Bu çok açıkça bizim oy tabanımızın ne kadar olduğunu kanıtlıyor. Unutmamak gerekir ki şu anda içerideki milletvekilleri PKK’yle ilişkilerinden ötürü ceza yemişlerdir.
- Gerilla olarak içerideki moral durumu nasıldır?
Denilebilir ki; biz savaşı moral ile cesaret ile kazanıyoruz, teknikle değil.
- Siz kazanıyor musunuz acaba savaşı?
Şimdi ben bu işe girişirken tektim ve o zaman kendine Kürdüm demek büyük bir ayıptı. Şimdi milyonlarca ayağa kalkan Kürt var. Ve gerçekten kolay kolay yenilmeyecek bir gerilla ordusu da oluşmuştur. Gerçek bu olduğuna göre ben niçin kaybediyorum diyeceğim kendime? Gerçekten çok yoksul kökenli bir aileden geliyorum. Ve hâlen devlete burs nedeniyle borcum var. Ama şu anda maddi ve manevi olarak gücümün zirvesinde bulunuyorum. Yani alçak gönüllülüğü yitirmek pahasına da olsa bunu söylemek zorundayım. Türkler kendileri yazıyor; “Son 300 yıldır devletimizi en büyük uğraştıran kişilik” diyor benim için.
- Paranızı nereden getiriyorsunuz?
Gerçekten inanılmaz ölçüde halkın bağışlarını alıyorum. Kesinlikle böyle. Tek bir devletin yardımı yoktur. Tek gayrimeşru yolda para kazanma yoktur.
- Eroin ticareti ile para …
Nefret ediyorum, lanetliyorum. Tek bir gram eroin bile bizim kanalımızdan geçmemiş. Bu konuda Türk polisinin büyük bir oyunu var. Ve maalesef bu oyunu başarıyla oynamaktadır. Özel savaşın çok önemli bir finansman kaynağını Türk polisi bu eroin kanallarını denetimi altına almakla gerçekleştirmektedir. Bu konuda bize karşı büyük bir oyun oynamak istedi. Bizi eroine bulaştırarak bunu gerçekleştirmek istedi. Fakat tek bir PKK’li yakalanmamıştır bu konuda. Ben bu oyununda anlaşılmasına özel dikkat çekiyorum.
- Sizi kınayanlar diyorlar ki; “Siz Suriye tarafından Türkiye’ye karşı bir oyun olarak kullanılıyorsunuz.” Siz Türkiye, Suriye ile ilişkilerinizi nasıl değerlendirebilirsiniz?
En yanlış değerlendirilen konulardan birisi de bu olur. Suriye’nin bu sahada üzerimize gelmememe nedenindeki politikası kesinlikle bazı tarihi ekonomik ve politik nedenlerden ötürü. Suriye’nin bize ilişkin politikası şudur; “Benim zararıma olan bir örgüt değildir, niye karşı olayım?” Gerçek budur. Yanlış anlaşılmaması için gerçekten ben dikkat edilmesini istiyorum. Açık destekleseydi ben de bunu açık söylerdim. Çok açık söyleyeyim yani eğer böyle bir destek olsaydı savaşın kaderi bambaşka olurdu.
- Fakat siz cüzi bir şekilde olsa dahi destekliyorlar. Çünkü kendi topraklarını sizin kullanmanıza müsaade ediyorlar.
Unutmamak gerekir ki Suriye’de, Lübnan’da bir buçuk milyon Kürt vardır. Bunlar da hep PKK taraflarıdır. Biz bu halk içinde örgütlüyüz. Karşı durmaları da gerçekten çok zordur. Suriye bize karşı çıkarsa çok zarar görür. Zarar görmemesi için bu politikada yürüyoruz. Avrupa ülkelerinde de aynı şekilde varız. Yani fazla fark yok. Amerika halkı gerçekten Vietnam’dan sonra en kirli bir savaşın arkasında olduğunu biliyor. Bu savaş Türkiye’de gizli yürütüldüğü gibi Amerikan halkı açısından da gizli yürütülmektedir. Gerçekten çok kapsamlı ve gizli yürütülen bir kirli savaştır. Amerika halkının bu savaşı anlamasını, görmesini istiyorum. Amerika halkının haklılık, adalet duygularının özgür olduğuna inanıyorum. Ama gerçeği göremediği için ki kendisinden bu kirli savaş gizli yürütüyor. Bu adaletli, haklı tavrını gösteremiyor. Bunu görmesi benim en büyük dileğimdir.
- Amerika Birleşik Devletleri’nin bu savaştaki rolü nedir?
Aslında oldukça çok önemlidir. Ve bana göre ABD yönetimi de bu savaştaki rolünü tam anlamıyla anlamış değil. Türk generalleri tarafından ciddi olarak yanıltılmaktadır. Yeni yeni aslında durumu fark ediyordu. Biraz da suçluluk kompleksi var. Çünkü ortada bir jenosit politikası var. Bunun arkasında yer aldığını itiraf etmek istemiyorum. Yönetimde hızla bu savaşın karakterini anlamalı ve adalete uygun bir tavır almalıdır. Ben hazırım, benden beklenecek her şeyi sunmaya ve hatta Amerikan demokrasisi geleneğine göre çözüm için benden ne isteniyorsa gerçekten şu andan itibaren altını imzalıyorum.
- Siz diyorsunuz ki, “Ben haklıyım.” Türk hükümeti diyor ki; “Siz cani bir teröristsiniz.”
Tarihin en haksız suçlamasıdır bu. Birkaç halk bu 70 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tarihten silinmiştir. Ve son kurban olan bir Kürt halkı da tarihte siliniyor. Dikkatlerini çekiyor ben. Eğer bu son direnişimiz olmasaydı Kürtler de tarihte silinmişti. Amerika’da çok sayıda Grek, Ermeni, Asuri halklarından insan var. Katliamı bunlara sorsunlar, o zaman Kürtleri daha iyi anlarlar. Kürtlerin hangi tehlikeyle karşı karşıya olduğu bence anlaşılacaktır. Ben Kürtler için son direnç şansını kullandım. Olmasaydı Kürtler biterdi.
- Amerikan hükümeti Türkiye’ye para yardımı ve destek vermektedir. Bunun Kürt halkı üzerindeki etkisi nedir?
Kesinlikle özel savaş bu yardımlarla yürütülüyor. Yani hem maddi yardımı yapıyor hem de tekniği veriyor. İkisi birbirini besliyor ve bizim için çok ikili bu. Bu yardımın yüzde 10’u kesildiğinde… Amerikan Kongresinde adını hatırlamadığım bir milletvekili -ki 256 oyla sanıyorum yardımın yüzde10 kesintiye oranı kabul edilmişti- şu söz söylemişti: “Yarın tarih bize demeyecek mi, bir halk yok edilirken Amerika ne yapıyordu?”
- Bizdeki Savaş Endüstrisi’nin şöyle bir söyleşisi var. Derler ki, “Biz Türkiye’ye silah satmazsak, bunlar gider Fransa’dan, başka yerlerden alırlar.
Doğruluk payı var bunun. Ben bu yüzden de tümüyle Amerika’yı sorumlu tutmuyorum. Fakat daha fazla denetlemeli ve politik ağırlığını ortaya koymalıdır. Amerika gerçekten çok erken hareket etmeli. Bu Amerika’nın da çıkarınadır.
- Diyorlar ki, “Hiçbir zaman Amerikan silahları sivillere karşı kullandığına dair kanıt yoktur.”
Hayır, bu konuda birçok belge vardır. Sanıyorum o son gazeteci Kevin’in de yazısını ben belge olarak sunabilirim yani. İnkar edilemez. Günlük olarak helikopterler kullanılıyor. Sıradan bir gazeteci gelsin biz götürelim Kürdistan’da, dağlara; her gün vızır vızır kobralar havalanmıyorsa ve savaş esas itibari ile bu teknikle yürütülmüyorsa dedikleri doğru. Ama çok açıktır yani bunu kanıtlamam.
- Amerika’ya söylemek istediğiniz başka bir şey var?
Amerika büyük bir devlet. Halkı da gerçekten kendini en özgür sanan bir halktır. Sanıyorum Bosna’da olup bitenlere çok üzülüyorlar. Yine Filistin, İsrail sorunuyla çok ilgileniyorlar. Ama oradaki sorunlardan ve acılardan defalarca daha büyük bir Kürt sorunu vardır ve Amerika bu sorunun içindedir. Hem yönetimin hem Amerika kamuoyunun bu savaştaki rolünü görmelerini istiyorum. Bize dair hiçbir araştırma yapmadan, yapıştırdıkları terörist iddiasından yine vazgeçmelerini istiyorum. Bunu bir mahkumu yargılamaksızın idam etmeye benzetiyorum. Sorgulamamız yapılsın, ondan sonra bize idam verilirse bu uygulasın. Bana ilişkin terörizm iddiası yargısız infazdır ve gerçek büyük teröristi de affetmektir. Bu Türk devlet terörizmidir. Bu görmesini, en azından bir araştırma yapmasını istiyorum. Mümkünse bir siyasi diyaloğun ABD ile bizim aramızda geliştirilmesini istiyorum. Yine aydınlarının Kürt sorunun üzerinde daha fazla durmalarını istiyorum. Ne istediğimizi hiç sormadan bizi böyle yargısız infaz etmek çok acımasız bir karardır. İnanıyorum ki bu görüşmemiz bu konuda aydınlatıcı olacaktır.
İSTANBUL
Abdullah Öcalan’ın röportajı yayınlandı: ABD’nin Kürdistan için rolü ikili
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































