Kategori: Kültür – Sanat

Serbest Görüş kültürel etkinlikler, sanat dünyası ve yaratıcı çalışmalar hakkında en güncel haberler ve analizler içermektedir . Sitemiz, sanatçı röportajlarından sergi incelemelerine kadar geniş bir içerik yelpazesi sunar, kültürel trendler ve sanat dünyasındaki gelişmeleri takip etmenize yardımcı olur. Kültür ve sanatın zengin dünyasını keşfetmek için ideal bir kaynaktır.

  • 10 Adaylıkla Önde Geliyor: Altın Küre’de ‘Emilia Perez’ Damgası

    10 Adaylıkla Önde Geliyor: Altın Küre’de ‘Emilia Perez’ Damgası


    Sinema ve dizi sektöründe yılın en iyilerini ödüllendiren, ‘Oscar’ın habercisi’ olarak yorumlanan Golden Globes 2025 adayları açıklandı. Jacques Audiard’ın hayata kadın olarak geçiş yapan Meksikalı bir uyuşturucu baronunu konu alan gerçeküstü, narko-gerilim müzikali “Emilia Perez” Oscar yarışı kızışırken 10 adaylıkla Altın Küre’ye aday gösterildi.

    Oscar ödüllü Adrien Brody’nin Holokost’tan sağ kurtulan Macar Yahudi mimarı canlandırdığı “The Brutalist” yedi adaylıkla ikinci olurken, onu 5 Ocak’taki gala için altı adaylıkla papalık draması “Conclave” izledi.

    FİLM (DRAMA)

    The Brutalist
    A Complete Unknown
    Conclave
    Dune: Part Two
    Nickel Boys
    September 5

    FİLM (KOMEDİ/MÜZİKAL)

    Anora
    Challengers
    Emilia Pérez
    A Real Pain
    The Substance
    Wicked

    SİNEMA VE BOX OFFICE BAŞARISI

    Alien: Romulus
    Beetlejuice Beetlejuice
    Deadpool & Wolverine
    Gladiator II
    Inside Out 2
    Twisters
    Wicked
    The Wild Robot

    YÖNETMEN

    Payal Kapadia – All We Imagine as Light
    Sean Baker – Anora
    Brady Corbet – The Brutalist
    Edward Berger – Conclave
    Jacques Audiard – Emilia Pérez
    Coralie Fargeat – The Substance

    ERKEK OYUNCU (Drama)

    Adrien Brody – The Brutalist
    Timothée Chalamet – A Complete Unknown
    Daniel Craig – Queer
    Colman Domingo – Sing Sing
    Ralph Fiennes – Conclave
    Sebastian Stan – The Apprentice

    KADIN OYUNCU (Drama)

    Pamela Anderson – The Last Showgirl
    Angelina Jolie – Maria
    Nicole Kidman – Babygirl
    Tilda Swinton – The Room Next Door
    Fernanda Torres – I’m Still Here
    Kate Winslet – Lee

    ERKEK OYUNCU (Komedi/Müzikal)

    Jesse Eisenberg – A Real Pain
    Hugh Grant – Heretic
    Gabriel LaBelle – Saturday Night
    Jesse Plemons – Kinds of Kindness
    Glen Powell – Hit Man
    Sebastian Stan – A Different Man

    KADIN OYUNCU (Komedi/Müzikal)

    Amy Adams – Nighbitch
    Cynthia Erivo – Wicked
    Karla Sofía Gascón – Emilia Pérez
    Mikey Madison – Anora
    Demi Moore – The Substance
    Zendaya – Challengers

    YARDIMCI ERKEK OYUNCU

    Yura Borisov – Anora
    Kieran Culkin – A Real Pain
    Edward Norton – A Complete Unknown
    Guy Pearce – The Brutalist
    Jeremy Strong – The Apprentice
    Denzel Washington – Gladiator II

    YARDIMCI KADIN OYUNCU

    Selena Gomez – Emilia Pérez
    Ariana Grande – Wicked
    Felicity Jones – The Brutalist
    Margaret Qualley – The Substance
    Isabella Rossellini – Conclave
    Zoe Saldaña – Emilia Pérez

    SENARYO

    Anora
    The Brutalist
    Conclave
    Emilia Pérez
    A Real Pain
    The Substance

    TV FİLMİ/MİNİ DİZİ

    Baby Reindeer
    Disclaimer
    Monsters: The Lyle & Erik Menendez Story
    The Penguin
    Ripley
    True Detective: Night Country

    ŞARKI

    “Beautiful That Way” | The Last Showgirl
    “Compress/Repress” | Challengers
    “El Mal” | Emilia Pérez
    “Forbidden Road” | Better Man
    “Kiss the Sky” | The Wild Robot
    “Mi Camino” | Emilia Pérez

    YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM

    All We Imagine as Light (Hindistan)
    Emilia Pérez (Fransa)
    The Girl with the Needle (Danimarka)
    I’m Still Here (Brezilya)
    The Seed of the Sacred Fig (Almanya)
    Vermiglio (İtalya)

    EN İYİ FİLM (ANİMASYON)

    Flow
    Inside Out 2
    Memoir of a Snail
    Moana 2
    Wallace & Gromit: Vengeance Most Fowl
    The Wild Robot

    TV (DRAMA)

    The Day of the Jackal
    The Diplomat
    Mr. & Mrs. Smith
    Shōgun
    Slow Horses
    Squid Game

    KOMEDİ

    Abbott Elementary
    The Bear
    The Gentlemen
    Hacks
    Nobody Wants This
    Only Murders in the Building

    TV FİLMİ/MİNİ DİZİ

    Baby Reindeer
    Disclaimer
    Monsters: The Lyle & Erik Menendez Story
    The Penguin
    Ripley
    True Detective: Night Country

    ERKEK OYUNCU (Drama)

    Donald Glover – Mr. & Mrs. Smith
    Jake Gyllenhaal – Presumed Innocent
    Gary Oldman – Slow Horses
    Eddie Redmayne – The Day of the Jackal
    Hiroyuki Sanada – Shōgun
    Billy Bob Thornton – Landman

    KADIN OYUNCU (Drama)

    Kathy Bates – Matlock
    Emma D’Arcy – House of the Dragon
    Maya Erskine – Mr. & Mrs. Smith
    Keira Knightley – Black Doves
    Keri Russell – The Diplomat
    Anna Sawai – Shōgun

    ERKEK OYUNCU (Komedi)

    Adam Brody – Nobody Wants This
    Ted Danson – A Man on the Inside
    Steve Martin – Only Murders in the Building
    Jason Segel – Shrinking
    Martin Short – Only Murders in the Building
    Jeremy Allen White – The Bear

    KADIN OYUNCU (Komedi)

    Kristen Bell – Nobody Wants This
    Quinta Brunson – Abbott Elementary
    Ayo Edebiri – The Bear
    Selena Gomez – Only Murders in the Building
    Kathryn Hahn – Agatha All Along
    Jean Smart – Hacks

    ERKEK OYUNCU (Mini Dizi/TV Filmi)

    Colin Farrell – The Penguin
    Richard Gadd – Baby Reindeer
    Kevin Kline – Disclaimer
    Cooper Koch – Monsters: The Lyle & Erik Menendez Story
    Ewan McGregor – A Gentleman in Moscow
    Andrew Scott – Ripley

    KADIN OYUNCU (Mini Dizi/TV Filmi)

    Cate Blanchett – Disclaimer
    Jodie Foster – True Detective: Night Country
    Cristin Milioti – The Penguin
    Sofia Vergara – Griselda
    Naomi Watts – Feud: Capote vs. The Swans
    Kate Winslet – The Regime

    YARDIMCI ERKEK OYUNCU

    Tadanobu Asano – Shōgun
    Javier Bardem – Monsters: The Lyle & Erik Menendez Story
    Harrison Ford – Shrinking
    Jack Lowden – Slow Horses
    Diego Luna – La Máquina
    Ebon Moss-Bachrach – The Bear

    YARDIMCI KADIN OYUNCU

    Liza Colón-Zayas – The Bear
    Hannah Einbinder – Hacks
    Dakota Fanning – Ripley
    Jessica Gunning – Baby Reindeer
    Allison Janney – The Diplomat
    Kali Reis – True Detective: Night Country

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cezaevinde 30’un üzerinde kitap yazdı: Mücadelenin yolu edebiyattır

    Cezaevinde 30’un üzerinde kitap yazdı: Mücadelenin yolu edebiyattır


    AMED – 30 yıl tutsak kaldığı cezaevinde 30’un üzerinde kitap kaleme alan yazar Nusret Yıldız, yazmanın cezaevinde bir mücadele biçimine dönüştüğünü belirterek, “Mücadelenin, direnişin yolu edebiyattır”

     

    Amed 8’inci Kitap Fuarı, 9 günün ardından sona erdi. 26’sı Kürtçe olmak üzere, 216 yayınevi stant açtığı fuarı, on binlerce kişinin ziyaret etti. Fuarda, çok sayıda yazar okurlarıyla buluşarak, kitaplarını imzaladı. Kitaplarını imzalayanlardan biri de cezaevinde geçirdiği 30 yıllık tutsaklık döneminde, 30’un üzerinde eser kaleme alan Nusret Yıldız. Aydın’da 1993’te tutuklanan ve Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesince (DGM) “devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” iddiasından müebbet hapis cezası verilen Yıldız, 18 yaşında girdiği cezaevinden 48 yaşında çıktı. 30 Ekim 2023’te Şakran 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nden tahliye edilen Yıldız, cezaevi sürecinde 30 eser kaleme aldı. Sadece “Ben Ehmedê Xani’yim” eseri Aram Yayınevi’nden çıkan Yıldız’ın diğer eserleri ise baskıyı bekliyor. 

     

    MÜCADELENİN DEVAMI OLARAK KİTAP YAZDI

     

    Eserlerin çoğunu Kürtçe ve halkın ihtiyaçları doğrultusunda felsefe, tarih ve edebiyat alanında verdiğini ifade eden Yıldız, yazmayı mücadelenin devamı olarak gördüğünü kaydetti. Tutuklandıktan sonra mücadelenin yolunu aradığını belirten Yıldız, “Zindanda mücadelenin yolu nedir, ne yapabiliriz, sorularını sorduk. Gördük ki, mücadelenin devamı kitap yazmaktan geçiyor. ‘Şimdiye kadar omuzumuza düşeni yaptık, bundan sonra da yapmamız gerekiyor’ dedik. Zindan şartlarında mücadelenin devam etmesi, edebiyat, felsefe, tarihi yazmaktan geçiyordu. O yüzden her ne kadar gençken duygusal tepki göstermiş olsak da, kökümüzü bilmiyorduk. Halkımızın köküne, tarihine, kültürüne yabancıydık. Merakımız vardı: Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz? Kürt halkı o kadar zorluğa rağmen ayakta kalmış, dilini savunmuş. Bu da gösteriyor ki, çok eski, güçlü bir kültürü ve tarihi var. Bu bizim üzerimizde etki yarattı. ‘Kürt’üm’ diyen biri önce kökünü bilmeli. Sağlıklı bir mücadele, kültür-sanat ve tarihi istiyor. Bu duyguyla yazarlığa el attık. Yazarlığımız bu çerçevede devam ediyor” ifadelerini kullandı. 

     

    KÜRT HALKININ BÜYÜK TARİHİ

     

    “Mücadelenin, direnişin yolu edebiyattır” diyen Yıldız, edebiyat ve tarih ilişkisine dikkati çekerek, “Edebiyat tarihten, tarih de edebiyattan çıkmış diyebiliriz. İkisi bir birini tamamlıyor. Fakat felsefesiz de olmuyor. Felsefe de derinliğini gösteriyor. Tarihi, kültürü açıklamak için felsefik bir zihin gerekli. Bunun için esnek bir zihin gerekli. Eğer esnek bir zihin yoksa tarihi açıklamak zordur” diye konuştu. 

     

    “Kürt tarihi konusunda elde veri yok” söylemlerini doğru bulmadığını ifade eden Yıldız, “Kürt halkının tarihinden daha büyük bir tarih yok. Elbette bütün halkların tarihine saygı gösteriyoruz, ama bizim tarihimiz onlarınkinden daha eski. Belgelerimiz de var. Biz onlardan uzak kalmışız, merak etmiyoruz. Kürt tarihinin çıkarılması, açıklanması insanlığa çok büyük hizmet olur. Bu inançla yazmaya başladık” dedi. 

     

    ‘BASKIYA KARŞI EN BÜYÜK KARAR YAZMAKTIR’

     

    Cezaevinde, zaman, mekân, teknik ve fikre tahammülsüzlük nedeniyle kitap yazmanın zor olduğunu dile getiren Yıldız, “Mesela bir, 4 yıl, 10 yıl büyük bir emek veriyorsun, ortaya bir ürün çıkarıyorsun; bir bakıyorsun bir gün geliyor el koyuyor, götürüyor, vermiyor. O da yazma isteğini, ürün çıkarma isteğini kırıyor. O yüzden bu baskıya karşı en büyük karar yazmaktır. Sadece yazmak yetmiyor, bunun savunması da büyük bir zahmet istiyordu. İstesen de istemesen de bu da ortaya bir oto-sansür çıkartıyordu. Ürünlerine el koyulmaması için kendini sansürlüyorsun. Yazar, kendini özgürce dile getiremiyor. Saklayarak dile getiriyor. O da anlaşılmayacak bir dil, durum ortaya çıkarıyor. Tutsaklar elbette anlıyor. Ama dışarıdaki insanların çoğunluğu ne dediğini anlamıyor. O da oto-sansürden kaynaklanıyor” şeklinde konuştu. 

     

    ‘YAYINEVLERİ ESERLERİ DİJİTAL ORTAMDA İSTİYOR’

     

    Tutsak yazarların önünde bir teknik sorunu olduğunu aktaran Yıldız, tutsak yazarların, eserlerini elde yazmak zorunda olduğunu ancak, yayın evlerinin eserlerin dijital ortamda oluşturulmuş şeklini istediğinin altını çizerek, bunun haksızlık olduğunu vurguladı. Bu teknik sorun nedeniyle cezaevinde kaleme aldığı 30’un üzerindeki eserlerinden sadece “Ben Ehmedê Xani’yim” eserinin basıldığını söyleyen Yıldız, “O da bilgisayar imkanı gördüm, birileri bana bilgisayara yazdı, kitap çıktı. Ama diğerleri, özellikle de Kürtçe olanlar bilgisayara geçirilmediği için birikmiş, bekliyor. Onlar da bilgisayara geçildikçe basılacak” dedi. 

     

    ÇOCUKLARLA TÜRKÇE KONUŞMA ELEŞTİRİSİ

     

    Cezaevine girdiği dönemde, Türkçe konuşan Kürtlerin kendi toplumlarında ayıplandığını, “kökünü kaybetmiş” olarak görüldüğünü, ama cezaevinden çıktıktan sonra herkesin Türkçe konuştuğunu gördüğünü dile getirdi. Ailelerin çocuklarıyla Türkçe konuşmasını eleştiren Yıldız, şöyle devam etti: “Bunu da hangi maksatla yapıyorlar? ‘Türkçeyi bilsinler, zihinler açık olsun, okulda başarılı olsun’ yaklaşımı çok yanlış. Çok dil bilen çocuklar, okullarda daha çok başarılı oluyor. Kürtçe, nasıl çocukların okulunda engel olsun? Anadilini, çocuğunun geleceğinde engel olarak görenler, en büyük haksızlığı kendine yapıyor. Bir halk kendi diliyle tanınıyor. Kendi dilini konuşmayan halk, kendi kendini asimile ediyor, haksızlık yapıyor. Kendimize düşman aramayalım. En büyük düşmanlığı biz kendimize yapıyoruz.”

     

    KATILDIĞI İLK FUAR

     

    Bir kitap fuarına ilk defa katıldığını belirten Yıldız, bunun kendisine mutluk verdiğini ifade etti. Fuar için “Amed ruhunu burada gördüm” diyen Yıldız, “Bu fuar, Kürt kültürü için büyük bir hizmet. Ne olursa olsun, ne kadar eksik olursa olsun, eksiklikler önümüze engel olarak çıkmasın. Bu fuarların her zaman devam etmesi gerekiyor” diye belirti. 

     

    MA / Rukiye Adıgüzel

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan Kitaplarını İmzaladı

    Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan Kitaplarını İmzaladı


    Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, 21. Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarla bir araya geldi. ATO Congresium’da düzenlenen fuarda Doğan kitaplarını imzaladı. İmza gününe AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek de katıldı. Son kitabı “Osmanlı Devlet Geleneğinde Denetim” adlı kitabına ilişkin konuşan Hasan Doğan, şunları ifade etti:

    “Öncelikle herkese iyi pazarlar diliyorum, çok teşekkür ediyorum gösterdiğiniz ilgi için. Kitap fuarları, kültür hayatımızda çok büyük bir değer ifade ediyor. Biz de kitap fuarları münasebetiyle düzenli olarak her sene birkaç saat de olsa okuyucularımızla, arkadaşlarımızla bir araya gelme imkanı elde ediyoruz. Bu sene de bu vesileyle çok sayıda arkadaşımızı burada görebilme imkanı elde ettik.

    ‘BU KİTAP FARKLI BİR NİTELİK TAŞIYOR’

    Hem kitap fuarını organize eden arkadaşlarımıza hem de kitabevimize teşekkür etmek istiyorum. Bu sene Allah nasip etti, 9’uncu kitabımızı yayımladık. Bu kitap biraz daha farklı bir nitelik taşıyor, bir makale derlemesi esasında.

    Malumunuz Osmanlı Devleti hem devlet teşkilatı hem de yargı sisteminde özgün bir yapı inşa etmiştir, sistemin sağlıklı yürüyebilmesi için de birtakım denetim mekanizmaları, kurumları inşa etmiştir. Bu devlet mekanizmaları, kurumlar, aksamalarla karşılaşmış, sıkıntılar yaşamış, başarılı olmuş olamamış bu ayrı bir konu ama alabileceğimiz çok önemli dersler olduğunu düşünüyorum.

    Çalışma sırasında ben de bu denetim mekanizmalarının varlığından ve ayrıntılı yapısından istifade ettim. Okuyucularımızla da araştırmacılarımızla da elde ettiğim bulguları paylaşmaya çalıştım. Kültür hayatımıza, okuyucularımıza faydalı olacağını ümit ediyorum, inşallah istifade edilebilir.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnsan Hakları Haftası kapsamında konser verildi

    İnsan Hakları Haftası kapsamında konser verildi


    WAN – İnsan Hakları Haftası kapsamında gerçekleştirilen konser öncesi konuşma Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, “Savaşın, sömürünün, şiddetin olmadığı bir dünya inşa etmek zorundayız” dedi. 

     

    Wan’da 7 Sivil Toplum ve Meslek Odaları öncülüğünde, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında Wan Barosu Tahir Elçi Konferans salonunda konser düzenledi. Konserde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) müzik grubu sahne alırken katılımcılar keyifli dakikalar geçirdi.

     

    Konser başlamadan önce kısa bir konuşma yapan Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, insan haklarının önemine vurgu yaparak, Rojava’da ciddi bir ihlal ve bu ihlalden kaynaklı krizin olduğunu belirtti. Funda Demir Bozkurt, “Çatışma ortamları, ekonomik krizler, güvensizlik, beraberinde ortaya çıkan göç ile birlikte tırmandırılan mülteci düşmanlığı krizin bir başka yönünü ortaya çıkarıyor. Oysa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 1’de şunlar ifade ediliyor; Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar, akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyetiyle hareket etmelidirler. İnsan hakları evrensel bildirgesi, ikinci dünya savaşının yarattığı yıkımın tekerrür etmemesi için ‘bir daha asla’ şiarı üzerine inşa edilmiştir. Ne var ki bugün dünya dur durak bilmeyen savaşların yarattığı yıkımın altındaki insanlığı izlemek utancını taşıyoruz yüzümüzde. Biz bu utancı ortak değiliz. Her bir insanın ve insan olmayan canlı yaşamın savunulmaya değer olduğu inancıyla insanlığın ortak, değer, temel hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyor, mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz. Tüm insanların hiçbir ayrım gözetilmeden, insan onuruna yaraşır, eşit bir yaşam sürmesi için mücadele etmekten başka çaremiz yok. Savaşın, sömürünün, şiddetin olmadığı bir dünya inşa etmek zorundayız. Çünkü insan haklarıyla insandır” dedi.

     

    Yapılan konuşmanın ardından müzik grubu sahne aldı. Söylenen şarkılar eşliğinde keyifli dakikalar geçiren katılımcılar halaya durdu.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bebelere Star Wars!

    Bebelere Star Wars!


    Suzan DEMİR


    Dizi dünyasında ana hikayeden yan hikayelerin doğuşu ve bunların başlı başına bir hikayeye dönüşmesi epeydir var olan bir durum. İngilizce spin off diziler de denilen bu türe dünya ve Türkiyeli izleyici çok da yabancı değil. Yerli bir dizide örneği var mı anımsamıyorum ama platformlardan önce de çeşitli sitelerden yabancı dizi takip eden kitle bu spin off’lara alışkın.

    Bu tür artık bir nevi ana hikayeyi de sollayan bir popülerlikte ve nerdeyse spin off dizilerden geçilmiyor. Bu döneme “Spin Off’lar Çağı” da diyebiliriz, en azından ben bir süre öyle anacağım. Zira bu yazıdan hemen önceki yazım da bir kitap uyarlaması olarak evvela iki versiyon şeklinde sinemada izlediğimiz Dune’un HBO tarafından diziye uyarlanması üzerineydi. Yine bu köşede aylar içinde “Yüzüklerin Efendisi” ve “Game of Thrones” gibi gerek sinemada gerekse de dizi olarak izlediğimiz yapımların yine spin off’larını yazdım. Özellikle epik olan bu hikayelerin spin off’ları daha ziyade olayın geçmişini anlatıyor. Son olarak Dune dizisini tanımlarken hangi zamanda geçtiğini anlatmak bile başlı başına bir öğeye dönüşmüştü.

    Tabii bu duruma artık yeni bir şey üretilemiyor eleştirisi de getirilebilir. Ama birçok spin off’un bazen ana hikayeden de bağımsız başarılı olduğu örnekler var. Bana kalırsa bazı hikayelerin hamurunun su kaldırma potansiyeli çok. Tabii hikayenin suyunun suyunun suyu yapımları da yok değil.

    “Star Wars” evreni de hem sinemeda seri olarak çıkması bakımından hem de son dönemde güncel dizilerinin de olması açısından izleyici için yeni versiyonlarının yadırganmayacağı bir yapım. George Lucas’ın yarattığı bu evrenin devamı olarak ilk iki bölümü yayınlanan “Star Wars Skelaton Crew” de (Yıldız Savaşları: İskelet Mürettebatı olarak da çevrilebilir) bu yeni dalga spin off’lardan biri. Jon Watss ve Cristopher Ford tarafından Disney+ için yaratılan bu yeni dizi, “The Mandalorian” dizisi ile 1983 yapımı “Jedi’ın Dönüşü” filmi sonrası olaylarının birbirine bağlandığı süreçte geçiyor. Daha spesifik olarak tanımlayacak olursam Yeni Cumhuriyet’in ya da ilk Düzen’in henüz tam kurulmadığı, özellikle kanunsuzluğun kol gezdiği bir dönem bu. Tabii özellikle belirtmek gerekli bu bir çocuk dizisi. Başlıkta “Bebelere Balon” benzetmesi kullanma sebebim de bu.

    6d0fb1743512eaa6ef60cebc031662ef.webp

    Dizi uzay korsanlarının bir gemiye saldırması ve burada kendi aralarında bir anlaşmazlık çıkmasıyla başlıyor. Bu sahneden henüz spesifik bir karakterle tanışmıyoruz. Sonrasında At Attin gezegeninde yaşayan dört çocuğun hikayesini izlemeye başlıyoruz. İnsan olan Wim (Ravi Cabot- Conyers) ve bir fil görünümlü uzaylı dostu Neel (Seslendiren Robert Timothy Smith) ile daha sonra tanıştıkları iki insan ve de küçük kız çocuğundan biri olan Fern (Ryan Kiera Armstrong) ile KB’nin (Kyriana Kratter) yollarının kesişmesi anlatılıyor. Wim ileride ne olacaklarını belirleyecekleri sınava geç kalıyor ve kestirme bir yoldan giderken ormanda saklı bir uzay gemisi buluyor. Bu keşfi Fern tarafından öğrenilince bu dörtlü geminin içine girip yanlışlıkla gemiyi çalıştırıyorlar. Gemi robotlarından biri olan SM-33’ün yardım etmesini istiyorlar fakat robot onları korsan limanına götürüyor. Orada kimse At Attin gezegeninden olduklarına inanmıyor, tuttsak düşüyorlar ve burada Jude Law’ın canlandırdığı Jod Na Nawood ile tanışıyorlar. Şimdilik çıkan kısmın özeti bu.

    d96be7cdf350bb66497edff52071f701-001.webp

    Dizide bu dört çocuğun kendi gezegenlerini aramaya çalışmasını izleyeceğimiz açık. Peki, dizi bize nasıl bir “Star Wars” evreni anlatıyor? İlk etapta korsanlar sahnesi bu evrenin hayranları için tatmin edici. Sonrasındaki At Attin gezegeni ise daha çok Amerikan banliyösü kıvamında. Çocukların gittikleri servisten okula, yaşamlarına ve hatta ufak kırıntılar halinde verilen aile meselelerine kadar şablon benzer. Çocuklar uzaya, özellikle korsan limanına gittikten sonra bir “Star Wars” evrenine giriyoruz. Tabii sonrasında bu evreni nasıl yansıtacağını henüz bilmiyorum. Ama diziye başlamadan önce acaba “Stranger Things” tadında bir çocuk yapımı olabilir mi diye düşünmeden edemedim. Hatta 1980’leri andıran Amerikan filmi tadı vermesi sebebiyle o gözle bakmaya gayret ettim. Ama henüz o etkiyi alabildiğimi söyleyemem. Zira 21’inci yüzyılda hâlâ -dönem olarak o yılları anlatsa da- Sovyet düşmanlığına “ihtiyaç duyan” bir Stranger Things’in yerini tutmuyor. Anti komünizme hâlâ sıkı sıkı sarılan bir Amerika izlemenin tadı bir başka…

    Belki dizi “Star Wars”u özellikle 11-12 yaşındakiler için tanıtma özelliği taşıyabilir. Ama güçlü bir hikaye ortaya çıkmazsa yeni neslin “Star Wars” evrenini merak etmeyeceği aşikar. Tabii yine de bu evreni merak eden olursa elbette orjinalinden başlasın. Ama henüz dizi için yine de kesin bir yargıya varmak istemiyorum. Hâlâ çocuk gözünden uzay korsanlığının, hele ki Star Wars evreninde, nasıl anlatılacağını merak etmekteyim.


    Suzan Demir kimdir?

    Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okudu. Hayat TV, ardından Evrensel Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Taraf Gazetesi kültür sanat servisinde muhabir ve editör olarak çalıştı. Arka Pencere (www.arkapencere.com) online dergide haftalık sinema eleştirileri kaleme aldı.

    Ayrıca BİR+BİR Express dergisinde (hem online hem matbu dergide) www.sabirfikir.com ve Kritik 24 (K24) sitelerinde de haber ve yazıları yayınlandı. Yeni E Dergisi’nde kültür, sanat ve sinema röportajları yapıyor. Hala Avrupa’da çeşitli ajanslara politika, ekonomi ve kültür sanat dalında haberler üretiyor. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve SİYAD üyesi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çocuk Oyuncunun Ödül Töreni Konuşması Duygulandırdı: ‘Narin ve Onun Gibi Hayalleri Yarım Kalan Tüm Çocuklar İçin Alıyorum Bu Ödülü’

    Çocuk Oyuncunun Ödül Töreni Konuşması Duygulandırdı: ‘Narin ve Onun Gibi Hayalleri Yarım Kalan Tüm Çocuklar İçin Alıyorum Bu Ödülü’


    50. Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde ‘En İyi Çocuk Oyuncu Ödülü’ kategorisinde kazanan Melisa Duru Önal ve Sarp Kaan Altınçapa oldu. ‘En İyi Çocuk Oyuncu Ödülü’nü alan Melisa Duru Önal ve Sarp Kaan Altınçapa teşekkür konuşmadı duygulandırdı.

    “SAVAŞLARIN BİTTİĞİ BİR DÜNYA DİLİYORUM”

    Sahnede teşekkür konuşması yapan çocuk oyuncu Sarp Kaan Altınçapa, “Öncelikle bana oy veren herkese çok teşekkür ederim. Beni destekleyen aileme, pedagoglarıma, oyuncu koçlarıma teşekkür ederim. Ben çok şanslıyım çünkü beni destekleyen harika insanlar ve bir ailem var. Ben bugün ilk hayalimi gerçekleştirdim. Şimdi bir hayalim daha var. Savaşların bittiği, şiddetin olmadığı, dostluk olduğu bir dünya diliyorum” dedi.

    “NARİN VE HAYALLERİ YARIM KALAN TÜM ÇOCUKLAR İÇİN…”

    Sarp Kaan Altınçapa konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bazen sosyal medyada ve televizyonda üzgün çocuklar görüyorum. Onların da mutlu olmasını çok istiyorum. Narin ve onun gibi hayalleri yarım kalan tüm çocuklar için alıyorum bu ödülü. Sizi seviyorum, hepinize çok teşekkür ediyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Efsanevi Rock Grubu Guns N’ Roses 32 Yıl Sonra İstanbul’da Konser Verecek! Biletler Ne Zaman Satışa Çıkıyor?

    Efsanevi Rock Grubu Guns N’ Roses 32 Yıl Sonra İstanbul’da Konser Verecek! Biletler Ne Zaman Satışa Çıkıyor?


    Efsanevi rock müzik grubu Guns N’ Roses, yıllar sonra yeniden bir araya gelerek konser turuna çıktı. İkonik grup, 2025 yazında da İstanbul’da bir konser verecek. En son 1993 yılında Türkiye’de konser veren grupp, 32 yıl aradan sonra tekrar ülkeye gelerek 2 Haziran 2025’te BJK Tüpraş Stadyumu’nda sahne alacak.

    Habertürk’te yer alan habere göre grup, orijinal kadrosuyla sahneye çıkacak. Axl Rose (vokal, piyano), Duff McKagan (bas gitar) ve Slash (lead gitar) gibi ikonik isimler, İstanbul konserinde hayranlarının karşısına çıkacak.

    Efsanevi Rock Grubu Guns N' Roses 32 Yıl Sonra İstanbul'da Konser Verecek! Biletler Ne Zaman Satışa Çıkıyor? - Resim : 2

    BİLETLER 10 ARALIK’TA SATIŞTA

    Guns N’ Roses’ın Avrupa ve Orta Doğu turnesi kapsamında İstanbul’da vereceği konserin biletleri, 10 Aralık 2024’te ön satışlarıyla satışa sunulacak. Genel satış ise 13 Aralık 2024’te başlayacak. Guns N’ Roses hayranları için bu konser, 2025 yazının en heyecan verici etkinliklerinden biri olacak.

    Kaynak: Habertürk

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Xwebûn ‘Rojava’yı savunmak farzdır!’ manşetiyle çıktı

    Xwebûn ‘Rojava’yı savunmak farzdır!’ manşetiyle çıktı


    HABER MERKEZİ – Haftalık Kürtçe gazete Xwebûn, “Rojava’yı savunmak farzdır” manşetiyle okuyucularıyla buluştu. 

     

    Haftalık yayın yapan Kürtçe gazete olan Xwebûn’un 260’ıncı sayısı, “Rojava’yı savunmak farzdır” manşetiyle çıktı. 

     

    Gazete bu haftaki sayısında, HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesiyle başkayan süreç ile Türkiye güdümündeki paramiliter grupların Halep, Şehba ve Til Rifat’a yönelik saldırılarına dikkat çekerken, Kuzey ve Doğu Suriye’nin savunulmasının önemi üzerinde duruyor. Gazete, manşetinde Hüseyin Çatıkkaş’ın Kuzey ve Doğu Suriye’nin savunmasını öne çıkaran yazısına yer verdi. 

     

    Sürmanşetinde ise “Düzenbaz ve bipolar rejimi” başlığıyla Türkiye’nin politikalarına dikkat çekiyor. 

     

    Xwebûn Gazetesi, manşetin alt kısmında ise kadın sayfasında yer alan “Dün Daiş, bugün HTŞ ve ÖSO” başlıklı analizine yer vererek, bu grupların bölge halkına yaptıklarına dikkat çekiyor. 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selçuk Yöntem’in Hayatı Film Oluyor! İsmi Kafaları Karıştırdı…

    Selçuk Yöntem’in Hayatı Film Oluyor! İsmi Kafaları Karıştırdı…


    “Deli Yürek”, “Kurtlar Vadisi” ve “Aşk-ı Memnu” gibi sayısız efsanevi televizyon dizisinde de rol alan usta tiyatro sanatçısı Selçuk Yöntem’in başarılarla dolu yaşamı belgesel film oluyor. “Yes Man” adlı belgeseli Selçuk Yöntem’in Taro Emir Tekin ile başrolünü oynadığı “Reflection” filmine de imza atan ünlü yönetmen İlker Savaşkurt çekiyor.

    Birsen Altuntaş’ın haberine göre; Mehmet Kala’nın yazdığı, görüntü yönetmenliğini Can Erdoğan’ın yaptığı film Berlin, Londra, Köln, Bodrum, Kıbrıs, Ankara ve İstanbul’da çekilirken, birçok ünlü isim de filmde görünecek.

    ÜNLÜLER SELÇUK YÖNTEM’İ ANLATACAK

    Beren Saat, Hazal Kaya, Hilal Saral, Oktay Kaynarca, Mehmet Aslantuğ, Haldun Dormen, Bülent Ortaçgil, Mustafa Altıoklar, Zuhal Olcay, Okan Bayülgen ve Mustafa Denizli gibi birçok ünlü isim Selçuk Yöntem ile olan anılarını anlatacak.

    Selçuk Yöntem'in Hayatı Film Oluyor! İsmi Kafaları Karıştırdı... - Resim : 2

    BELGESELİN ADI DİKKAT ÇEKTİ

    Belgesel filme “Yes Man” adının verilmesinin nedeni de, Selçuk Yöntem’in “hayata karşı pozitif duruşu ve insanların hayatına kattığı değer” olarak açıklandı. Yakında çekimleri tamamlanacak olan belgesel, bir dijital platformda gösterime girecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sêrt’te hikaye ve müzik dinletisi

    Sêrt’te hikaye ve müzik dinletisi


    SÊRT – Sêrt Belediyesi tarafından düzenlenen “Hikaye ve müzik” etkinliğine yoğun ilgi gösterildi. 

     

    Sêrt Belediyesi tarafından “Hikaye ve müzik dinletisi” programı gerçekleştirildi. Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Tevgera Jînên Azad (Özgür Kasın Hareketi-TJA), Barış Anneleri Meclisi, Eşbaşkanlar Sofya Alağaş ve Mehmet Kaysi,  Belediye Meclis üyeleri DEM Parti ve DBP İl Örgütleri katıldı. 

     

    Etkinlik Çîrokbej Ayhan Erkmen’in çîroklarını (hikaye) anlatması ile başladı. Ardından sanatçılar eserelerini seslendirdi. Yoğun bir katılım ve coşkunun hakim olduğu etkinlik çekilen halaylar ile son buldu.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***