Kategori: Dünya

Serbest Görüş uluslararası haberler, küresel gelişmeler ve dünya çapındaki önemli olaylara dair güncel bilgiler sunar. Sitemiz arklı ülkelerden ve bölgelerden gelen haberleri, analizleri ve yorumları sunarak, global olayları geniş bir perspektiften takip etmenizi sağlar. Dünya gündemindeki en önemli konuları anlamak için kapsamlı içerikler burada.

  • Kolombiya’da 843 kilo kokain ele geçirildi

    Kolombiya’da 843 kilo kokain ele geçirildi


    Kolombiya’da, Cartagena kentinde yapılan operasyonda, 3 konteyner taşıyan bir kamyon durduruldu. Yapılan aramalar sonucu konteynerlere gizlenmiş halde 843 kilo kokain bulundu.

    Caracol sitesinin haberine göre; operasyonun, Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) iş birliğinde gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.

    Kokaini taşıyan kamyonun Cartagena’dan Barranquilla’ya doğru ilerlediği ve oradan da Karayiplere sevk edileceği belirtildi. Gözaltına alınan kamyon sürücüsü ifadesi alınmak üzere savcılığa teslim edildi.

    Öte yandan Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, operasyonu gerçekleştiren narkotik ekiplerini tebrik etti. Karayip Denizi’nde en son Kolombiya, Panama ve ABD güvenlik güçlerinin ortak operasyonunda, 5,5 ton kokain ele geçirilmişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Libya’da 23 IŞİD’li hakkında idam kararı

    Libya’da 23 IŞİD’li hakkında idam kararı


    Libya’nın batısındaki Misrata Temyiz Mahkemesinde silahlı örgüt mensuplarının yargılandığı davanın karar duruşması yapıldı.

    Ağustos 2022’de başlayan dava kapsamında çoğu Sirte kentindeki çatışmalarda yakalanan Libya, Suriye, Sudan ve Mısır uyruklu 320 kişi IŞİD mensubu olmak suçuyla yargılandı.

    Davada, 23 sanık hakkında idam kararı, 14 sanık hakkında müebbet hapis ve vatandaşlık haklarından yoksun bırakma cezası verildi.

    Ayrıca, sanıklardan biri 12, altısı 10 yıl, biri 5, biri de 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı; yabancı uyrukluların, cezalarını tamamladıktan sonra sınır dışı edilmesi kararlaştırıldı.

    BEŞ KİŞİ BERAAT ETTİ

    Beş kişinin beraat ettiği davada, ölen 2 kişinin dosyası düşürüldü.

    Diğer sanıkların başka davalardan yargılanmaları devam ettiği için haklarındaki karar açıklanmadı.

    Sanıklar dava kapsamında tamamını IŞİD’in üstlendiği, 2015’te Sirte’de 21 Mısırlı Hristiyan’ın öldürülmesi, aynı yıl Musallata şehrinde düzenlenen bombalı saldırı ve 2016’da Zliten şehrindeki polis eğitim merkezinin bombalanması gibi çok sayıda suçtan yargılanıyordu. (AA)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kosova’nın kuzeyinde gerginlik sürüyor: NATO’dan acilen şiddetin durdurulması çağrısı

    Kosova’nın kuzeyinde gerginlik sürüyor: NATO’dan acilen şiddetin durdurulması çağrısı


    Kosova’nın kuzeyindeki Zveçan Belediyesi önünde protesto düzenleyen Sırplar ile NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) birlikleri arasında dün akşam saatlerinde arbede yaşandı.

    KFOR, belediye binası önündeki kalabalığı göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıtmaya çalıştı, protestocular KFOR güçlerine sert cisimler atarak karşılık verdi.

    SIRBİSTAN CUMHURBAŞKANI’NDAN ÇAĞRI

    Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Kosovalı Sırplara NATO ile çatışmaya girmemeleri çağrısında bulundu.

    Kosovalı Sırpların, Kosova Başbakanı Albin Kurti’nin “emriyle” seçilen belediye başkanlarına olan memnuniyetsizliklerini dile getirmek için toplandıklarını söyleyen Vucic, “Aylardır, Kurti’nin tek amacının çatışma olduğunu ve bölgede kan dökülmesini amaçladığını anlatmaya çalıştım. Tam da istediği gibi oldu ve Sırplar ile NATO karşı karşıya geldi.” dedi.

    52 SIRP, 41 KFOR ASKERİ YARALANDI 

    Yaşanan arbedenin ardından 52 Kosovalı Sırp’ın yaralandığını aktaran Vucic, “Biri ağır yaralı, 3 kişi de yoğun bakımda. 41 KFOR askeri de yaralandı.” diye konuştu.

    11 İTALYAN ASKERİ YARALANDI

    İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Kosova’daki son gelişmelere dair Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kosova’da Sırp göstericiler ile Kosova polisi arasındaki çatışmalarda yaralanan KFOR misyonu askerlerine dayanışmamı belirtmek istiyorum. Aralarında 3’ü ağır ancak hayati tehlikesi olmayan 11 İtalyan askeri de var. İtalyan askerleri, kendilerini barışa adamaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

    PROTESTOLAR SÜRÜYOR

    Son günlerde gerilimin arttığı Kosova’nın kuzeyindeki Sırplar, yeni Arnavut belediye başkanlarının göreve başlamasını engellemek ve belediye binalarına girmek için Zveçan, Zubin Potok ve Leposaviç’teki belediye binaları önünde toplanarak protesto düzenliyor.

    NATO’DAN ACİLEN ŞİDDETİN DURDURULMASI ÇAĞRISI

    NATO, ittifakın Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) askerlerine yapılan saldırıları kınayarak, acilen şiddetin durdurulması çağrısında bulundu.

    NATO Sözcüsü Oana Lungescu, Kosova’nın kuzeyindeki Zveçan Belediyesi önünde protesto düzenleyen Sırplar ile KFOR askerleri arasındaki arbedede saldırıya uğrayan bazı askerlerin yaralandığı bilgisini paylaştı.

    “NATO, Kosova’nın kuzeyinde KFOR askerlerine nedensiz yapılan saldırıları kınamaktadır.” ifadesini kullanan Lungescu, saldırıların kabul edilemeyeceğini, şiddetin derhal durdurulması gerektiğini belirtti.

    Kosova polisinin belediye binalarından çekilmesini ve yeni seçilen Arnavut belediye başkanlarının görevlerine başlamamasını talep eden Sırplar, sabah polis kordonunu aşarak belediye binalarına girmeye çalışmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Herzog’dan Erdoğan’ı tebrik telefonu: Birlikte çalışmaya devam etmenin önemi vurgulandı

    Herzog’dan Erdoğan’ı tebrik telefonu: Birlikte çalışmaya devam etmenin önemi vurgulandı


    İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak seçim başarısı dolayısıyla tebrik etti.

    Herzog’un sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “İstikrarın korunması, bölgesel barışın teşvik edilmesi ve ülkeler arasındaki verimli iş birliğinin derinleştirilmesi için birlikte çalışmaya devam etmenin önemini vurguladık” denildi.

    Herzog paylaşımda şu ifadeleri kullandı.

    Bu akşam Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm ve seçimlerdeki zaferinden dolayı kendisini tebrik ettim. Ona İsrail ile Türkiye arasındaki ortak ilişkilerin refahının devam etmesini dört gözle beklediğimi söyledim. İstikrarın korunması, bölgesel barışın teşvik edilmesi ve ülkeler arasındaki verimli iş birliğinin derinleştirilmesi için birlikte çalışmaya devam etmenin önemini vurguladık ve yakın zamanda görüşmeyi temenni ettik.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, “İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi” denildi.

    (HABER MERKEZİ)


    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Konuşmanın ayrıntıları: F-16’lar için İsveç’i işaret etti

    Konuşmanın ayrıntıları: F-16’lar için İsveç’i işaret etti


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, yeniden cumhurbaşkanlığına seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmek için telefonla aradığını ve Erdoğan’ın bu görüşmede bir kez daha, Ankara’nın ABD’den F-16 savaş uçağı satın alma isteğini dile getirdiğini bildirdi.

    “Erdoğan ile konuştum, tebrik ettim. O hala F-16 anlaşması üzerinde çalışmamızı istiyor. Ben de ona İsveç ile ilgili bir anlaşma istediğimizi belirttim. Böylece iletişim halinde kalmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullanan Biden, Washington’un, İsveç’in NATO üyeliği konusundaki talebine vurgu yaptı. Joe Biden, bir gazetecinin İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili olarak Erdoğan’dan bir adım bekleyip beklemediği sorusuna da, “Onunla bu konuyu görüştüm, önümüzdeki hafta görüşmeye devam edeceğiz” yanıtını verdi.

    Erdoğan-Biden görüşmesine dair Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, “Yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kalındığı” aktarıldı:

    Ankara’nın F-16 ısrarı

    Türkiye uzun süredir ABD’den, toplam değeri 20 milyar dolar olan F-16 savaş uçakları ve yaklaşık 80 modernizasyon kiti satın almak istiyor. Beyaz Saray’ın da bu talebe yeşil ışık yakmasına rağmen ABD Kongresi, Ankara’nın İsveç’in NATO üyeliğini onaylamaması, ülkedeki insan hakları ihlalleri, Suriye politikası gibi gerekçeleri öne sürerek söz konusu satışa onay vermiyor.

    Türk Hava Kuvvetleri envanterinde halihazırda bulunan F-16’ların yazılımını güncellemek için gerekli olan 259 milyon dolar değerinde bir paketin satışına ise, geçtiğimiz aylarda, Türkiye’nin Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylamasının ardından izin verilmişti.

    ABD Başkanı Biden daha önceki açıklamalarında söz konusu satışlarla NATO’nun genişleme sürecinin birbirinden tamamen ayrı konular olduğunu ifade etmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise geçen Ocak ayında yaptığı açıklamada, Amerikan tarafının, NATO’ya yeni üyelerin kabulünün, satış onay sürecinde Kongre tarafından olumlu değerlendirileceği mesajı verdiğini belirtmişti.

    Amerikan Senatosu’nun bir grup üyesi geçen Şubat ayında Başkan Biden’a yazdıkları bir mektupta, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylamadığı gerekçesiyle F-16 satışının “sorgulanması gerektiğini” vurgulamışlardı. Washington’ın Ankara’ya, İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye tarafından kabul edilmemesi durumunda, Kongre’yi F-16 satışı konusunda ikna etmenin zor olacağını ifade ettiği belirtiliyor.  

    Geçen Mart ayında Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay veren Ankara, “terörle mücadeledeki eksiklikler” gerekçesiyle İsveç’in üyeliğine meclis onayını henüz vermedi. Washington ise, en geç Temmuz ayında Litvanya’da yapılacak olan NATO liderler zirvesinde İsveç’in İttifak’a dahil olmasını talep ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, Kosovalı Sırplara seslendi: NATO ile çatışmaya girmeyin

    Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, Kosovalı Sırplara seslendi: NATO ile çatışmaya girmeyin


    Kosova’nın kuzeyinde Sırpların boykot ettiği seçimlerde, çoğunlukta oldukları bölgede, etnik Arnavut belediye başkanlarının göreve gelmesiyle başlayan gerilim sürüyor. NATO barış gücü askerleri Kosova’daki üç belediye binası etrafında güvenlik kordonları oluşturdu. Çıkan çatışmalarda yaklaşık 25 NATO askerinin yaralandığı açıklandı.

    Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Kosova’nın kuzeyindeki Zveçan Belediyesi önünde Kosovalı Sırplar ile NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) birlikleri arasında yaşanan arbedenin ardından başkent Belgrad’da basın toplantısı düzenledi.

    ‘KURTİ’NİN İSTEDİĞİ GİBİ OLDU’

    Kosovalı Sırpların, Kosova Başbakanı Albin Kurti’nin “emriyle” seçilen belediye başkanlarına olan memnuniyetsizliklerini dile getirmek için toplandıklarını söyleyen Vucic, “Aylardır, Kurti’nin tek amacının çatışma olduğunu ve bölgede kan dökülmesini amaçladığını anlatmaya çalıştım. Tam da istediği gibi oldu ve Sırplar ile NATO karşı karşıya geldi.” dedi.

    Reuters

    Vucic, bugünkü gerginliğe ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “KFOR, Kosova Özel Birliklerine ait araçların etrafında bulunan Sırpların dağılmasını istedi. Bu talebin yerine getirilmemesi üzerine KFOR ve Sırplar arasında arbede yaşandı. Ancak, Kosova Özel Birliklerine ait bir asker, bakın KFOR değil, diz çökme pozisyonunda elindeki tüfekle ateş açtı. İki kurşun bir Sırp’ı yaraladı. Sırplar da bunu üzerine taşlarla cevap verdi.”

    52 SIRP, 41 KFOR ASKERİ YARALANDI

    Yaşanan arbedenin ardından 52 Kosovalı Sırp’ın yaralandığını aktaran Vucic, “Biri ağır yaralı, ÜÇ kişi de yoğun bakımda. 41 KFOR askeri de yaralandı.” diye konuştu.

    Vucic, Sırbistan ordusunun, Kosova sınırında “gerekli görülen” yerlerde konuşlandığına işaret ederek, “Bu gece onları da ziyaret edeceğim. Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle sürekli iletişim halindeyim.” ifadelerini kullandı.

    Sırbistan’ın barışı korumak için elinden geleni yapacağını vurgulayan Vucic, “Kosovalı Sırplara, NATO ile çatışmaya girmemeleri çağrısında bulunuyorum. Gösteri düzenleyeceksiniz lütfen bunu barışçıl yöntemlerle yapın.” dedi.

    Vucic, uluslararası kurumlara da Kurti’nin yapmak istediklerini anlamaları noktasında uyarıda bulunarak, “Kosova’daki Sırpların ölmesine, sürgün edilmesine izin vermeyeceğiz. Bugün size anlattıklarımın hepsi gerçek.” diye konuştu.

    PROTESTOLAR DÜZENLENİYOR

    Son günlerde gerilimin arttığı Kosova’nın kuzeyindeki Sırplar, yeni Arnavut belediye başkanlarının göreve başlamasını engellemek için Zveçan, Zubin Potok ve Leposaviç’teki belediye binaları önünde toplanarak protesto düzenliyor.

    Kosova polisinin belediye binalarından çekilmesini ve yeni seçilen Arnavut belediye başkanlarının görevlerine başlamamasını talep eden Sırplar, sabah polis kordonunu aşarak belediye binalarına girmeye çalışmıştı.

    Kosova polisi ve KFOR, belediye binalarını tel örgülerle çevirmiş ve bölgedeki personel sayısını artırmıştı.

    Kosovalı Sırplar, akşam saatlerinde ise KFOR askerleri ile karşı karşıya gelmiş, arbede yaşanmıştı. KFOR, Zveçan Belediyesi önünde bulunan kalabalığı göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıtmaya çalışmış, protestocular KFOR güçlerine sert cisimler atarak karşılık vermişti.

    ekran-goruntusu-2023-05-29-231536.jpg
    Reuters

    KOSOVA’NIN KUZEYİNDEKİ GERGİNLİK

    Kosova’nın kuzeyinde çoğunlukla Sırpların yaşadığı Leposaviç, Zveçan ve Zubin Potok belediyelerinde polisin görevlendirilmesine karşı çıkan Kosovalı Sırplar ile güvenlik güçleri arasında 26 Mayıs’ta da arbede yaşanmıştı. Arbedede 5 polisin hafif yaralandığı ve 4 ekip aracının zarar gördüğü duyurulmuştu.

    Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’in orduya “Hazır ol” emri verdiği ve ordu mensuplarının Kosova sınırına hareket ettiği belirtilmişti.

    23 Nisan’da bölgede yapılan olağanüstü yerel seçimleri Arnavut siyasi partilerinin adayları kazanırken seçimler, bölgede çoğunluğu oluşturan Kosovalı Sırplar tarafından boykot edilmişti. Kosova Merkez Seçim Komisyonu, bölgede kayıtlı 45 bin 95 seçmenden sadece 1567’sinin (yüzde 3,47) oy kullandığını açıklamıştı.

    SIRBİSTAN-KOSOVA İLİŞKİLERİ

    Kosova, 117 ülke tarafından “bağımsız devlet” olarak tanınmasına rağmen kuzeyinde devam eden etnik gerginlikler ve Birleşmiş Milletlere üye olamaması nedeniyle “Avrupa’nın donmuş ihtilaf bölgelerinden biri” şeklinde nitelendiriliyor.

    Sırbistan, 2008’de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı kendi toprağı olarak görüyor.

    Belirli aralıklarla karşı karşıya gelen Sırbistan ve Kosova, AB arabuluculuğunda 2011’de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci kapsamında ilişkilerin normalleşmesi ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanıması için ortak yol bulmaya çalışıyor. (AA)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ÇEVİRİ | Türkiye de küresel trende uyuyor: “Özgür” ve adaletsiz seçimler

    ÇEVİRİ | Türkiye de küresel trende uyuyor: “Özgür” ve adaletsiz seçimler


    Türkiye’deki muhalefetin olası zaferinin dünya çapındaki illiberal (liberal olmayan) demokrasi eğilimlerinden bir kopuşu başlatabileceğini düşünen birçok kişi,  ülkedeki son genel seçimler ile ilgili oldukça umutluydu. Fakat belki de hepimiz yanlış yönlendirildik, özgür seçimlerin cazibesine kapıldık ve nihayetinde halkın iradesine güvenmiş olduk. Esasında, geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’de yaşananlar, illiberal (liberal olmayan)  demokrasilerin yükselişindeki en son ve en rahatsız edici eğilimi gösteriyor.

    Şu anki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilmeyi henüz başaramadıysa da, seçim sonuçları Erdoğan için bir nevi zafer sayılır. Erdoğan esas rakibinin önünde çıktığı gibi, anketlerin öngördüğünden çok daha iyi bir performans gösterdi.

    Bu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Mayıs’ta yapılması planlanan ikinci tur seçimlerini kazanma olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin ekonomik bir felaketin içine sürüklenen aşırı yüksek enflasyona sahip bir ülke olduğunu aklımızda tutarsak, bu durum oldukça şaşırtıcı. Ayrıca seçimler, hükümetin berbat bir performans sergilediği deprem deneyiminden yalnızca birkaç ay sonra gerçekleşti.

    Yine de bu seçimin perde arkasını düşünelim. Erdoğan, karizması ve belagat yeteneği olmayan soluk bir bürokrat olan muhalefet adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşıydı. Ancak muhalefetin çok az seçeneği vardı. Cumhurbaşkanı bir galibiyet serisi yakalayan karizmatik bir siyasetçi olan Ekrem İmamoğlu’nu çoktan saf dışı bırakmıştı.

    Kılıçdaroğlu ile aynı partiden olan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı belki de en güçlü potansiyel rakipti. 2019 yılında İmamoğlu, çok önemli bir konum olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini kolayca kazandı. Bu önemli konum, aynı zamanda, Erdoğan’ın iktidara doğru yürümüş olduğu yolda önemli bir adımdı.

    Ancak Erdoğan’ın partisi temelsiz gerekçelerle İmamoğluna karşı seçimlerde hile yaptığı iddiasında bulundu, sonrasında Yüksek Seçim Kurulu yeniden seçim emri verdi. İmamoğlu ise ikinci seçimi çok daha büyük bir farkla kazandı. İmamoğlu daha sonra olayla ilgili olarak kamu görevlilerine hakaret etmekle suçlandı, akabinde iktidar partisi yandaşlarıyla dolu olduğu yaygın şekilde iddia edilen yargı mercileri tarafından yargılandı. Nitekim geçen Aralık ayında bir mahkeme İmamoğlu’nu siyasetten men etti ve yaklaşık üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar şu anda temyiz aşamasında. Tüm bunlara ek olarak İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığına aday olması da engellenmiş bulunuyor.

    Türkiye’nin siyasi hareket alanı büyük ölçüde Erdoğan’ın lehine gelişiyor. Devlet, destekçilerine bol bol para harcıyor ve ülkedeki medya körü körüne hükümet yanlısı bir tavır takınıyor. Türkiye’nin büyük medya unsurlarının çoğu, Erdoğan’ın destekçisi olan iş adamları tarafından satın alındı. (Cumhurbaşkanına mesafesini koruyan en büyük iş grupları kendilerini gizemli bir şekilde büyük vergi dolandırıcılığı suçlamalarıyla karşı karşıya buldular ve nihayetinde medya varlıklarını Erdoğan ile daha uyumlu bir aktöre sattılar.)

    Ülkenin ana yayın haber kaynağı olan devlet televizyonu TRT, durmaksızın Erdoğan ve partisinin ilkelerini göklere çıkartıyor ve hükümetin başarılarının propagandasını yapıyor. Nisan ayı içinde devlet televizyonu TRT Erdoğan’ı 32 saat gösterirken, rakibini 32 dakika zaman ayırmıştı. Dünyadaki demokratik devletler düşünüldüğünde en çok gazeteciyi hapse atan ülkelerden biri Türkiye. Türk hükümeti, sadece bir yılda (2020) “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçuyla 30.000’den fazla dava açtı.

    Erdoğan hükümeti, görünüşte bağımsız olan mahkemeler ve seçimleri kontrol eden YSK gibi organları sistematik olarak devraldı. (28 Mayıstaki ikinci tur seçimleri birbirine yakın seyreder ve muhalefet adayı Kılıçtaroğlu önde çıkarsa, Erdoğan’ın buna itiraz edeceğinden ve seçim yetkililerinin de tıpkı İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, Erdoğan’dan yana karar vereceğinden emin olabilirsiniz.) Sivil toplum kuruluşları hükümet tarafından açılan ve faaliyet gösterme kapasitelerini sınırlayan, çok ciddi soruşturma ve incelemelerle karşı karşıyadır. Ayrıca Hükümet, kendisine sosyal medya üzerinde sıkı kontrol sağlayan yasalar çıkardı ve seçimin yapılacağı hafta boyunca Twitter’dan yaklaşık bir düzine muhalefet figürünün hesaplarını engellemesini talep etti. 6 Şubat depreminden sonra hükümet, felaketi kötü idare ettiği için sosyal medyada yoğun eleştirilere maruz kalınca Twitter’ı bir süreliğine bloke etmişti.

    Bu türden uygulamalar illiberal (liberal olmayan) demokrasilerin en son buluşudur. Seçilmiş cumhurbaşkanları ve başbakanlar, rakiplerine karşı sürdürülebilir yapısal avantajlar sağlayan yasaları geçirmek için çoğunluklarını kullanırlar. Aynı zamanda siyasi rejimlerini destekleyenlere fayda sağlamak için devlet fonlarını harcarlar. Bağımsız medya gruplarına vergi davaları açar, gazetecileri ve STK’ları soruşturur ve bağımsız kurumları ve mahkemeleri iktidar partisinin uyumlu kolları haline getirirler. Sonrasındaysa “serbest ve özgür” seçimlerin düzenlendiğini iddia ederler.

    Dünyadaki demokrasilerin vatandaşlarının birçoğuna Erdoğan’ın taktikleri iç karartıcı biçimde tanıdık gelecektir. Örneğin bir zamanlar ateşli, bağımsız bir medyaya ev sahipliği yapan Hindistan’a bir bakın. Bugün Hindistan, Sınır Tanımayan Gazeteciler (STK) tarafından yayınlanan dünya basın özgürlüğü endeksinde 161. sıraya geriledi. Hükümetin ve hükümet yanlısı işletmelerin ülkenin neredeyse tüm medyasını kontrol ettiği, yargıyı denetleyen organın fiilen iktidar partisinin bir kolu haline geldiği, Avrupa Birliği’nin öfkesine mazhar olan Macaristan’a da bakın. (Örneğin yargıyı denetleyen organın başındaki kişi, Başbakan Viktor Orban’ın en büyük çocuğunun vaftiz babasıydı.) Veya Başkan Andres Manuel Lopez Obrador’un ülkenin bağımsız seçim otoritesini sindirmeye çalıştığı Meksika örneğine bakın.

    Şu unutulmamalı: Bir ülkedeki seçimler bahsettiğimiz koşullarda yapıldığı halde, sonrasında uluslararası gözlemciler ve kuruluşlar oyların usulüne uygun olarak kullanıldığını, doğru sayıldığını bildirerek seçimlerin gerçekten adil rekabet şartlarında gerçekleştiğini onayladıklarında, dünyaya kötülük etmiş oluyorlar. Karşımızdaki bu fenomeni tanımlamak için yeni bir kelime dağarcığına ihtiyacımız var. Bahsettiğimiz seçimler özgür seçimler mi? Teknik olarak evet – fakat aynı zamanda son derece haksız ve adaletsizler de.

    Çeviri: Hasan Ayer

    Kaynak: https://www.washingtonpost.com/opinions/2023/05/19/erdogan-turkey-autocrats-manipulation-elections/

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Resmi konutta parti veren Japonya Başbakanı’nın oğlu kovulacak

    Resmi konutta parti veren Japonya Başbakanı’nın oğlu kovulacak


    Japonya’da, ulusal düzeyde yayımlanan Shukan Bunshun dergisinde yer alan, “Kişida Şotaro’nun, başbakanlık resmi konutunda parti verdiği” haberinin yankıları sürüyor.

    Haberin görsellerinde, Kişida’nın, konutta ağırladığı akrabaları ve yabancı misafirleriyle eğlendikleri anlar ile bir kişinin kırmızı halı kaplı merdivende yatarken verdiği poz görülüyor.

    Daha önce partiye yönelik, sekreteri ve oğlu Kişida’ya gerekli bildirimlerde bulunduğu aktarılan Japon Başbakan, konuya yönelik yeni karar aldığını açıkladı.

    Başbakan Kişida, sekreterlik unvanı ve kamu önünde sorumluluğu gerekçesiyle oğlu Kişida’nın, resmi konuttaki söz konusu davranışının uygunsuz olduğunu vurguladı.

    Japon Başbakan, kendi oğlunu, sekreterlik görevine tayin etme sorumluluğunu üstlendiğini kaydederek, Kişida Şotaro’nun, 1 Haziran’da resmi görevinden alınacağını açıkladı.

    Başbakan Kişida, “Atamanın sorumluluğu elbette bana ait ve bunu ciddiye alıyorum. Kararlılıkla ilerleyerek görevlerimi yerine getirmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

    Devlet Televizyonu NHK, yeni dönemde söz konusu sekreterlik görevine, Kişida Şotaro’dan önce aynı makamda göre yapan Yamamoto Takayoşi’nin getirileceğini aktardı.

    Başbakanlığı Ekim 2021’de üstlenen Kişida, birinci yılını doldururken 31 yaşındaki oğlu Kişida Şotaro’yu yönetici sekreteri olarak atamıştı.

    Kabine Baş Sekreterliği, o dönem, atama kararının “kişinin şahsiyeti ve ön sezgileri” temel alınarak, “doğru kişiyi doğru yere yerleştirme” düşüncesiyle verildiğini belirtmişti.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sisi’den Erdoğan’a tebrik telefonu: Karşılıklı büyükelçi atama konusunda anlaşma sağlandı

    Sisi’den Erdoğan’a tebrik telefonu: Karşılıklı büyükelçi atama konusunda anlaşma sağlandı


    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda yapılan açıklamaya göre, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinde iki ülke ilişkileri ve karşılıklı büyükelçi atama kararı ele alındı.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda yapılan açıklamada “Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi, görüşmede, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi” denilen açıklamada, “Ekonomi başta olmak üzere Türkiye-Mısır ilişkilerini derinleştirecek adımlar ve bölgesel meselelerin de ele alındığı görüşmede, iki lider karşılıklı olarak büyükelçi atanması hususunda mutabık kaldı” ifadelerine yer verildi. (AA)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sudan’daki kısa vadeli ateşkes 5 gün daha uzatıldı

    Sudan’daki kısa vadeli ateşkes 5 gün daha uzatıldı


    Çatışmaların başından bu yana 709 kişinin öldüğünü, 5 bin 424 kişinin yaralandığını Sudan’da Sudan Ordu güçleri ve Hızlı Destek Güçleri (HDK( arasındaki ateşkes anlaşması 5 gün daha uzatıldı

    ABD’nin Hartum Büyükelçiliğinin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan ve ABD, Sudan ordu güçleri ve HDK’nin ateşkes anlaşmasını 5 gün daha uzatmasını memnuniyetle karşılıyor.” ifadesine yer verildi.

    Ateşkesi uzatma kararının daha fazla insani yardım ve temel hizmetlerin sağlanması ve uzun vadeli ateşkesin tartışılması için zaman tanıyacağı belirtildi.

    Açıklamada, tam olarak uygulanmasa da 20 Mayıs’ta imzalanan ateşkesin, ihtiyaç sahibi yaklaşık 1 milyon Sudanlıya insani yardım ulaştırılmasını sağladığı ifade edilerek daha fazla insani çaba sarf edileceği kaydedildi.

    KISA VADELİ ATEŞKES

    Taraflar, ABD ve Suudi Arabistan aracılığında 20 Mayıs’ta, 22 Mayıs Pazartesi 21.45’ten itibaren geçerli olmak üzere bir haftalık ateşkes ilan ettiklerini açıklamıştı.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ateşkes yürürlüğe girdikten bir gün sonra Sudanlı generallerin son ateşkese uymamaları halinde yaptırımlarla yüzleşecekleri uyarısında bulunmuştu.

    Bu gece sona eren ateşkes süresince çatışmalar sürmüştü. İki taraf da birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçlamıştı.

    ORDU İLE HDK ARASINDAKİ ÇATIŞMALAR

    Ordu, bir zamanlar desteklediği ancak bağımsız ve paralel bir ordu gibi davranması nedeniyle tehdit olarak gördüğü HDK’nin, 2 yıl içerisinde tamamen orduya entegre edilmesini istemiş, HDK’nin ise sivil bir hükümetin ardından yaklaşık 10 yıla yayılan bir süreçte bunu kabul edebileceğini açıklamasıyla başlayan söz savaşı ve tırmanan gerginlik, 15 Nisan sabahı taraflar arasında başkent Hartum ve çeşitli şehirlerde silahlı çatışmaya dönüşmüştü.

    HDK, 2019’da darbeyle devrilen Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde Darfur’da isyancılara karşı savaşmak, sınırları korumak ve asayişi sağlamak amacıyla milis yapılanma şeklinde oluşturuldu. 2013’te Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatına bağlanan, ardından giderek daha bağımsız bir yapıya kavuşan HDK’nin on binlerce mensubu bulunuyor.

    Ülke içinde bir milyondan fazla kişinin yerlerinden edildiğini belirten Birleşmiş Milletler, çatışmalar nedeniyle 300 bin kişinin de çevre ülkelere kaçtığını açıkladı.

    Sudan Sağlık Bakanlığı, çatışmaların başından bu yana 709 kişinin öldüğünü, 5 bin 424 kişinin yaralandığını duyurdu. (AA)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***