Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • 634 hak sahibine kura çekileceği belirtilmesine rağmen, neden sadece 588 kura çekilişi yapılmıştır?

    634 hak sahibine kura çekileceği belirtilmesine rağmen, neden sadece 588 kura çekilişi yapılmıştır?


    CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, 6 Şubat depremlerinde bin 400 kişinin yaşamını yitirdiği Ebrar Sitesi’nde geride kalan hak sahipleri için yapılan daire kurasını Çevre, İklim ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sordu. Öztunç, “634 hak sahibine kura çekileceği belirtilmesine rağmen, neden 588 kura çekilişi yapılmıştır? Kurası çekilmeyen 46 konutun akıbeti nedir?” diye sordu.

    CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesiyle Çevre İklim ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a 6 Şubat merkezli depremlerde bin 400 kişinin yaşamını yitirdiği Ebrar Sitesi’ndeki hak sahipleri için yapılan konut kurasını sordu.

    Öztunç, yaptığı yazılı açıklamada, 634 hak sahibine kura çekileceği belirtilmesine rağmen 588 kişiye kura çıktığını belirterek, “Bu yapılan kurada bazı şahıslara 2’şer daire çıkmış, 350’ye yakın kişiye daire çıkmamıştır. İşin en acı tarafı Ebrar sitelerini yapan ve 1400 kişinin ölümüne sebep olan müteahhit Tevfik Tepebaşı, damadı Mustafa Timurbanga ve yakın akrabalarına daire çıkması kamu vicdanını rahatsız etmiştir” dedi. CHP’li Öztunç, Kurum’a şu soruları yöneltti: 

    “Ebrar Sitesi hak sahipleri için düzenlenen kura çekimi, belirtilen tarihte yapılmayarak, hak sahiplerine bildirilmeden neden öne çekilmiştir? Kurada teslim edilecek evlerin henüz tamamlanmadığı, eksikliklerin olduğu ve eksiklilerin tamamlanması için 3-4 ay süre gerektiği bilinmesine rağmen neden alelacele kura çekimi yapılmıştır?

    634 hak sahibine kura çekileceği belirtilmesine rağmen, neden 588 kura çekilişi yapılmıştır? Kurası çekilmeyen 46 konutun akıbeti nedir? 1000’e yakın hak sahibinin bulunduğu Ebrar sitesi sakinlerine verilen sözler neden tutulmamıştır?

    Binaların yapımında kusuru bulunan Ebrar Sitesinin müteahhidi Tevfik Tepebaşı ve damadı Mustafa Timurbanga neden bu kuraya dahil edilerek ev sahibi yapılmıştır? Bu yapılan kurada bazı kişilere 2’şer daire çıkmış olup 350 yakın kişiye daire çıkmamıştır. Neden bazı kişilere 2’şer daire çıkmıştır? Bu kişilerin ne özellikleri vardır? Bu kişiler kimlerdir?

    Kurada ev çıkmayan kişilere, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri tarafından yılsonuna kadar evlerini teslim edileceği söylenmiştir. Ebrar sitesi mağdurlarına bu konutlar nerede ve ne zaman teslim edilecek? Evler kaç m2 olacak? (Cumhurbaşkanı eşya yardımı yapacağı sözünü vermişti) Evler eşyalı olarak mı yoksa eşyasız mı teslim edilecek? Daire fiyatları ne kadar olacak? Evler teslim edilinceye kadar kira yardımı devam edecek mi?

    Hak sahiplerine, konutların ne kadar bedelle verileceği bilinmeden boş senetlere imza attırılmasının sebebi nedir?” (ANKA)

     



  • Türkiye’nin sınırındaki bu köylere yerleşenlere 10 bin Euro verilecek

    Türkiye’nin sınırındaki bu köylere yerleşenlere 10 bin Euro verilecek


    Yunanistan Batı Trakya’daki Türkiye ile sınır hattını oluşturan Meriç Nehri kıyısındaki köylerin nüfusunu arttırmak için yerleşecek vatandaşlara 10 bin Euro destek yardımı yapacak.

    Sözcü’den Yaşar Anter’in haberine göre Yunanistan Batı Trakya’da Türkiye ile sınır hattını oluşturan Meriç Nehri’nin bulunduğu Evros ilindeki sınır hattında bulunan Sofulu (Soufli), Kumçiftliği (Orestiada) ve Dimetoka (Didymoteicho) köylerine kalıcı olarak yerleşecek ailelere destek olarak 10 bin Euro verilmesini içeren yasa tasarısını meclise sundu.

    Evros ilinin özellikle Türkiye sınırında ki köylerde azalan nüfus oranını arttırmak sınır bölgesinin demografik gelişimine yönelik destek tedbirlerini içeren bir değişiklik yasasının Sosyal Uyum ve Aile Bakanı Sofya Zacharaki tarafından Parlamento’ya sunulduğu açıklandı.

    Yunan parlamentosunda onaylanması beklenen yasa tasarısına göre nüfusu 500’e kadar olan yerleşim yerlerine yerleşen haneler için 10 bin Euro verilecek.

    Nüfusu 500’den fazla olan yerleşim yerlerine yerleşen haneler için 6 bin Euro, her küçük çocuk için bin Euro artırılarak 10 bin Euroya kadar ödeme yapılacak.

    Evros ili için özel olarak hazırlanan yasa tasarısının demografik güçlendirme, kalkınma ve yeniden inşasına yönelik genel planın bir parçası olup programın toplam bütçesi 8 milyon Euro olduğu açıklandı.



  • CHP’nin cumhurbaşkanı adayı için ön seçim takvimi belli oldu: 23 Mart’ta 4 bin sandıkta aday belirlenecek

    CHP’nin cumhurbaşkanı adayı için ön seçim takvimi belli oldu: 23 Mart’ta 4 bin sandıkta aday belirlenecek


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), cumhurbaşkanı adayı için 23 Mart günü Türkiye genelinde 4 bin sandıkta parti üyeleri katılımıyla gerçekleştireceği “ön seçim” takvimini açıkladı, ancak yurt dışında oy kullanımı öngörülmedi.

    CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Cuma günü düzenlenen basın toplantısıyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belirleneceği ön seçime ilişkin detayları açıkladı.

    “Türkiye’de yargı bağımsızlığı yok edilerek, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik kayyum kararları ve operasyonlarla seçim sonucunda ortaya çıkmış halk iradesine müdahale edildiğini” belirten Çiftçi, CHP’nin erken seçim talep ettiğini aktardı.

    Erken seçim için de şimdiden cumhurbaşkanı adayını belirleme kararı aldıklarını kaydeden Çiftçi, örgüt denetiminde 23 Mart’taki ön seçim sonucunda adayı ilan edeceklerini işaret etti.

    Aday adayı TBMM’deki CHP’li vekillerden en az 20 imza almak zorunda

    Gül Çiftçi’nin açıkladığı takvime göre ön seçimde aday adaylığı başvuruları 17-21 Şubat arasında yapılacak.

    Ön seçimde yarışacak aday adaylarında aranan şartlar ise “40 yaşını doldurmuş olmak, yükseköğrenim yapmış olmak ve Milletvekili Seçim Kanunu’ndaki seçilme yeterliliğini taşımak.”

    Açıklamaya göre CHP’nin ön seçim takvimi şu şekilde işleyecek:

    • 18 Şubat: Sandık sayısı, sandıklardaki seçmen sayısı ve sandık alanlarının belirlenmesi
    • 21 Şubat: Aday adaylığı başvuruları ve seçim kurullarının belirlenmesi
    • 28 Şubat: Adat adaylarının ilan edilmesi, oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi
    • 24 Şubat: Ön seçimde kullanılacak pusulaların hazırlanması
    • 28 Şubat: Üye başvurularının son günü
    • 3 Mart: Seçmen listelerinin basımı
    • 13 Mart: Basımı tamamlanan seçmen listelerinin il ve ilçe başkanlıklarına gönderilmesi
    • 16 Mart: Seçmen listeleri askıya çıkarılması, oy verme listelerinin belli olması
    • 18 Mart: Seçmen listelerinin askıdan indirilmesi
    • 20 Mart: Sandık kurulu üyeliği için aday adaylarının ve temsilcilerinin bildirdiği isimler arasından sandık kurullarının belirlenmesi
    • 21 Mart: Seçmen listelerine itirazların değerlendirilmesi
    • 23 Mart: Oy verme günü
  • Yenidoğan tarama testlerini reddeden ailelerin çocukları için bir takip mekanizması var mıdır?

    Yenidoğan tarama testlerini reddeden ailelerin çocukları için bir takip mekanizması var mıdır?


    DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu yazılı soru önergesiyle çocukluk çağı aşıları, yenidoğan tarama testleri ve aşılama politikalarını eleştirdi. Aşı ve topuk kanı testlerini Meclis gündemine taşıyan Esen, “Aşı reddi ve tarama testlerini reddeden aileler için yasal bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır? sorusunu yöneltti.

    Esen, son üç yıldır çocukluk çağı aşı oranlarının kamuoyuyla paylaşılmadığını, aşı reddi vakalarına dair resmi verilerin açıklanmadığını ve bu durumun halk sağlığı üzerindeki etkilerinin belirsizliğini koruduğunu vurguladı.

    Özellikle kızamık ve boğmaca gibi bulaşıcı hastalık vakalarındaki artışın resmi verilerle sahadaki gözlemler arasında tutarsızlık oluşturduğunu belirten Esen, Sağlık Bakanlığına şu soruları yöneltti:

    “Resmi verilerle sahadaki gözlemler arasında tutarsızlık var”

    • Çocukluk çağı aşılama oranları neden üç yıldır açıklanmamaktadır?
    • Son beş yıl içinde toplam kaç aşı reddi vakası kaydedilmiştir?
    • Yenidoğan tarama testlerini reddeden ailelerin çocukları için bir takip mekanizması var mıdır?
    • Aşı reddi ve tarama testlerini reddeden aileler için yasal bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?
    • Kızamık ve boğmaca vakalarına dair güncel ve net veriler nelerdir?
    • Ulusal aşı programına 2013’ten bu yana yeni bir aşının eklenmemesinin gerekçesi nedir?
    • HPV aşısının ücretsiz olarak sunulması için bir takvim belirlenmiş midir?

     

    Aşısız bireylerin toplum sağlığı üzerindeki risklerinin hukuki boyutları

    Esen, Adana’da bebeğinden topuk kanı aldırmayan bir aileye kayyum atanmasını hatırlatarak, benzer hukuki düzenlemelerin aşı reddeden aileler için de uygulanıp uygulanmayacağını sordu. Ayrıca, aşı olmayan bireylerin toplum sağlığı üzerindeki risklerine ve bu durumun hukuki boyutlarına dair Adalet Bakanlığı ile bir iş birliği planlanıp planlanmadığını gündeme getirdi.

    Kamu sağlığı açısından kritik öneme sahip olan aşılama politikalarının şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirten Esen, Sağlık Bakanlığı’nı konuya ilişkin somut adımlar atmaya ve kamuoyunu doğru verilerle bilgilendirmeye davet etti.


  • 16 gündür haksız ve hukuksuz yere Silivri Cezaevi’nde tutulan Suat Toktaş’ın tutukluluğa itirazı reddedilmiş

    16 gündür haksız ve hukuksuz yere Silivri Cezaevi’nde tutulan Suat Toktaş’ın tutukluluğa itirazı reddedilmiş


    Karar yazarı ve hukukçu Figen Çalıkuşu, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın 16 gündür Silivri Cezaevi’nde haksız ve hukuksuz yere tutulduğunu ve tutukluluğuna yapılan itirazın reddedildiğini belirtti.

    Çalıkuşu, bugünkü köşesinde Toktaş’a, TCK 277’deki “görülmekte olan davada bilirkişiyi etkileme” suçlamasının isnat edildiğini, ancak tecrübeli gazetecinin Ekrem İmamoğlu’nun basın toplantısında dile getirilen bir açıklamayı haberleştirmek dışında bir eyleminin bulunmadığını belirtti. Çalıkuşu, “gazetecilik faaliyeti” kapsamında yapılan bu yayın ile yargı görevini yapanı etkileme suçu arasında herhangi bir bağ olmadığını savundu.

    Çalıkuşu ayrıca, Toktaş’a yöneltilen ikinci suçlamanın “izinsiz alınan ses kaydını yayınlamak” olduğunu yazdı. Toktaş’ın ses kaydının izinli olduğunu zannettiğini ve sonrasında sakıncalı gördüğü tüm içeriği hemen kaldırma yoluna gittiğini söyledi. Buna rağmen Toktaş’ın tutuklanmasının “kaçma şüphesi” ve “delilleri karartma” gibi gerekçelerle açıklanmasını hukuka aykırı bulduğunu ifade etti. Üstelik “mağdur” olduğu iddia edilen bilirkişinin de Toktaş hakkında herhangi bir şikâyette bulunmamasına dikkat çekti.

    Çalıkuşu, benzer durumda olan diğer gazetecilerin adli kontrol altında serbest bırakıldığını, fakat Toktaş’ın samimi ve açık tavrına karşın cezaevinde tutulduğunu vurguladı. Toktaş’ın ‘tecrübeli bir gazeteci’ olarak “kaçma” ya da “delil karartma” şüphesine neden olmayacak şekilde davrandığını aktardı.

    Tüm bunların, “siyasallaşmış yargı” tarafından uygulanan hukuksuz bir süreç olduğunu öne süren Çalıkuşu, gazeteciler üzerindeki baskının kalıcı bir fayda sağlamayacağını ve bu haksız tutukluluğun derhal sona ermesi gerektiğini kaydetti.

    Yazının tamamını okumak için tıklayın.



  • Kurumun yemekhanesinde yemek yiyen bir asgari ücretli 9 bin lira borçlanıyor

    Kurumun yemekhanesinde yemek yiyen bir asgari ücretli 9 bin lira borçlanıyor


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, TÜİK’in enflasyon verilerinin halkın yaşadığı gerçeklikle uyuşmadığını kurum yemekhanesindeki fiyat artışıyla örneklendirdi. Taşcıer, “TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 42,12 olarak açıkladı. Ancak kendi yemekhanesindeki fiyatlar geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 180 arttı. Bugün TÜİK’te çalışan bir asgari ücretli, ailesiyle birlikte kurumun yemekhanesinde tek öğün yemek yese maaşı yetmediği gibi 9 bin 100 lira da borçlanıyor. TÜİK’in yemekhanesine bile gücü yetmeyen asgari ücretli 22 bin 104 lira ile bir ay boyunca nasıl geçinsin” dedi.

    Gamçe Taşcıer, yaptığı yazılı açıklamada, 2024 yılı başında TÜİK yemekhanesinde bir öğün yemeğin 93 lira olruğunu hatırlattı. Taşcıer, ”Bugün aynı yemek 260 lira. Bir öğün yemeğin maliyeti yüzde 180 artmış. Saray rejiminin aparatı haline gelen TÜİK’in açıkladığı hayalflasyon kurum bünyesinde çalışan asgari ücretliyi bile veresiye ile yemek yiyecek hale getirdi. Milyonlarca kişi 22 bin 104 lira ile ay sonunu nasıl getirecek? Utanması olanın o koltukta bir dakika oturmaması gerekiyor” dedi.

    TÜİK’in yemekhanesinde dört kişilik bir ailenin tek öğün yemek maliyetinin 31 bin 200 liraya ulaştığını açıklayan Taşcıer, “TÜİK’in yemekhanesindeki enflasyon, TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyondan 4 kat fazla arttı. Yüzde 42’12’lik yıllık enflasyon TÜİK’in mutfağındaki enflasyonun sadece yüzde 23’üne denk geliyor. 22 bin 104 lira geçinmek zorunda kalan asgari ücretli bir TÜİK çalışanı, ailesiyle birlikte ay boyunca TÜİK yemekhanesinde tek öğün yiyecek olsa 9 bin 100 lira borçlanıyor. TÜİK açıkça insanların yaşam hakkını gasp ediyor” ifadelerini kullandı.

    ”TÜİK çalışanı kendi kurumunda yemek yiyemez hale gelmişse, halkın yaşadığı geçim krizinin boyutu ortadadır” diyen Taşcıer, şunları kaydetti:

    ”İktidarın harikalar diyarında, TÜİK’in hayalflasyonu ile ekonomi uçuyor olabilir. Ancak sokaktaki sefalet büyüyor. Asgari ücretle geçinen milyonlar ay sonunu getiremiyor, çocuklarına bir öğün sağlıklı yemek yediremiyor! Kendi çalışanını senetle yemek yiyecek hale getirenler, milyonlarca emekliyi, emekçiyi veresiye ile yemek yiyecek duruma getirenler, ülkede yoksulluğa çare üretemezler. Bu adaletsiz düzeni kuranların, emeği sömürenlerin, yoksulluğu yönetenlerin utanması olsa o koltukta bir dakika oturmazlar! Ancak utanma duygusu da bu iktidarda yok.”  (ANKA)


  • DEM Parti’den barış için dört maddelik öneri

    DEM Parti’den barış için dört maddelik öneri


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin girişim ve açıklamalarıyla başlayan yeni süreçle ilgili tartışmalar sürerken DEM Parti, çözüm için dört maddelik öneri açıkladı.

    Parti Meclisi (PM) toplantısından sonra yayınlanan bildiride, “barış için Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit politikalarına son verilmesi, demokratik yeni bir toplumsal sözleşme, ortak vatanda eşit yaşam, Türkiye’nin Ortadoğu’da savaş yerine diyalog ve barış politikalarını benimsemesi” önerileri yer aldı.

    Ortadoğu’daki gelişmeler ve Kürt sorunu çevresinde süren tartışmalarla ilgili değerlendirmelerin yapıldığı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi toplantısı 12 Şubat’ta Ankara’da başladı.

    İki gün süren toplantının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, Türkiye’deki iktidarın Kürtler’e yönelik tutumunun sadece Kürt sorununun çözümünü değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini de engellediği vurgulandı.

    MHP lideri Bahçeli’nin girişim ve açıklamalarıyla başlayan sürecin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalıcı barışın sağlanması açısından tarihi bir fırsat olduğunu savunan DEM Parti PM, çözüm için dört maddelik öneri sundu.

    “Tecrit politikalarına son verilmesi” başlıklı ilk maddede Abdullah Öcalan’ın durumuna vurgu yapıldı.

    Açıklamada, “Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, özgür çalışma koşullarının sağlanması, toplumun barış ve demokratikleşme sürecine dair gelişmeleri doğrudan öğrenmesi, onurlu bir barışın sağlanması açısından hayati bir öneme sahiptir” denildi.

    “Demokratik yeni bir toplumsal sözleşme” başlıklı ikinci maddede ise “Kürt halkının demokratik ve siyasi haklarının anayasal güvence altına alınması sağlanmalı; Türkiye’de demokratikleşmenin önünü açacak çoğulcu ve katılımcı kapsamlı bir inşa süreci başlatılmalıdır” görüşleri yer aldı.

    “Ortak vatanda eşit yaşam” başlıklı üçüncü maddede Türkiye’de yaşayan herkesin eşit haklara sahip yurttaşlar olarak ortak bir geleceği birlikte inşa etme hakkına sahip oldukları dile getirilerek, şu görüşlere yer verildi:

    “Kürtler, Türkler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Romanlar, Sünniler, Aleviler, Ezidiler, Hristiyanlar, Museviler ve diğer tüm halklar, inançlar ve kimlikler hiçbir ayrımcılığa uğramadan, anadilinde eğitim ve kültürel haklar başta olmak üzere tüm demokratik haklara sahip olmalıdır.”

    Önerilerin Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin son maddesi ise “Türkiye’nin Ortadoğu’da savaş yerine diyalog ve barış politikalarını benimsemesi” başlığını taşıyor.

    Bu maddede “Bölgedeki tüm halklarla eşit ve barışçıl ilişkilere dayalı diplomasi geliştirilerek, başta Kürtler olmak üzere bölge halklarıyla ilişkiler savaş ve imha temelinde değil, demokratik müzakere çerçevesinde ele alınmalıdır” denildi.

    Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Demirtaş’la görüştü

    Bu arada son süreçle ilgili tartışma ve temaslar sürerken 1991-1994 döneminde Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Hikmet Çetin, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Görüşmeyi gazeteci İsmail Küçükkaya duyurdu.

    Küçükkaya, Hikmet Çetin’in Demirtaş’a “Ne dersiniz Selahattin Bey, Öcalan’ı dinlerler mi?” sorusunu yönelttiğini, Demirtaş’ın “Dinlerler” yanıtını verdiğini söyledi. Küçükkaya, Demirtaş’ın Çetin’e “Haziran’a kadar bu iş biter” dediğini de aktardı.

    Öcalan’ın açıklaması DEM Parti’nin ziyareti sonrasına kaldı

    Öcalan’ın yakalanarak Türkiye’ye getirilmesinin yıldönümü olan 15 Şubat’ta açıklama yapması bekleniyordu. Ancak açıklamanın DEM Parti heyetinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne yapacağı ziyaretin sonrasına kalacağı öğrenildi.

    Yarın Irak Kürt Bölgesi’ne gidecek olan DEM Parti’nin İmralı heyeti, KDP Genel Başkanı Mesut Barzani ve KYB Genel Başkanı Bafıl Talabani ile görüşecek.

    Görüşmelerin ardından heyetin bir kez daha İmralı Adası’na giderek Öcalan’la görüşmesi bekleniyor.

  • Erzurum ve Muş’ta 1303 yerleşim yeri ulaşıma kapandı

    Erzurum ve Muş’ta 1303 yerleşim yeri ulaşıma kapandı


    Muş ve Erzurum’da kar yağışı aralıksız sürerken, 1303 yerleşim yerine ulaşım kapandı. Her 2 ilde ekipler, kar temizleme çalışması başlattı. Erzurum’un Çat, Hınıs, Tortum, Pasinler, Tekman, Oltu ve Karayazı ilçelerinde de eğitim-öğretim bugün ara verildi.

    Erzurum ve Muş’ta kar yağışı, hayatı olumsuz etkiledi. Gece boyu devam eden kar yağışı ile cadde ve sokaklar beyaza büründü. Park halindeki araçların üstü karla kaplanırken, sürücüler araçları ile yavaş ilerledi. Hava sıcaklığının eksi 9 dereceleri gördüğü Erzurum’un Çat, Hınıs, Tortum, Pasinler, Tekman, Oltu ve Karayazı ilçelerinde kaymakamlıklar, yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle bugün eğitim-öğretime ara verildiği duyurdu.

    Ulaşımda aksama

    Erzurum ve Muş’ta kar yağışı şehirler arası ve şehir içi yollarda da ulaşımı olumsuz etkiledi. Muş’ta 250 köy yolu, Erzurum’da çoğu kırsal mahalle olmak üzere 1053 yerleşim yerine ulaşım kapandı. Başta belediyeler olmak üzere Karayolları ve İl Özel İdaresi ekipleri, karla mücadele çalışmalarını başlattı. Erzurum- Erzincan, Erzurum-Kars, Erzurum-Bayburt ve Erzurum-Bingöl, Muş-Bingöl kara yollarında zaman zaman ulaşımda aksamalar yaşandı. Yollarda önlem alan trafik ekipleri, yağış nedeniyle sürücüleri dikkatli araç kullanmaları konusunda uyardı. (DHA)


  • “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör’ün tutukluluğuna itiraz edildi

    “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör’ün tutukluluğuna itiraz edildi


     Eleştirel bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla tutuklanan akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör‘ün tutukluluğuna itiraz edildi. Avukatı Hüseyin Ersöz tarafından verilen dilekçede, Ör’ün babasının sağlık durumu da gerekçe gösterildi. Ersöz, “Ne yazık ki bu süreçte, kızının haksız şekilde özgürlüğünün kısıtlanması, babasının sağlık durumunun ağırlaşmasına ve yoğun bakıma kaldırılmasına neden oldu. Çiğdem Ör’ün babası Bursa Şehir Hastanesi’nde ‘entübe edilmiş’ durumda” dedi.

    Sosyal medyadan yaptığı eleştirel bir paylaşım nedeniyle 13 gündür tutuklu bulunan akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör’ün avukatı Hüseyin Ersöz, tutukluluğa itiraz başvurusu yaptı.

    “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan akademisyen Çiğdem Bayraktar Ör’ün avukatından açıklama

    Müvekkilinin, yakın zamanda burun ameliyatı geçirdiğini ve  halen tıbbi takip ve özel bakım gerektiren bir sağlık durumuna sahip olduğunu kaydeden Ersöz dilekçesinde, “Öyle ki müvekkil cezaevinde dahi nefes almasını oldukça güçleştiren slikon koruyucu/destekleyeciler kullanmaktadır. Tutukluluk hali, müvekkilin mevcut sağlık durumu göz önüne alındığında, geri dönüşü mümkün olmayan sağlık risklerine yol açabilecek niteliktedir” dedi.

    Müvekkilinin 67 yaşındaki babası Ali İhsan Bayraktar’ın Bursa Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımda entübe durumda olduğunu belirten Hüseyin Ersöz, “Şeker hastası olan ve son dönemde böbrek yetmezliği şikayetleri gelişen Ali İhsan Bayraktar’ın durumu, kızının tutuklanmasına bağlı yaşadığı üzüntü nedeniyle ağırlaşmış, 4 gündür entübe durumda tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Müvekkilimizin babasının sağlık durumu oldukça kritik olup, müvekkilimizin babasını belki de son kez görebilmesi, ölçülü olmayan tutuklama tedbirinin sonlandırılmasıyla mümkün olabilecektir.” ifadelerine yer verdi. 

    Soruşturmayı yürüten İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuruda, savcılığın resen tutukluluğu sona erdirmesi ya da Sulh Ceza Hakimliğinin talebi değerlendirmesi istendi. (ANKA)


  • En düşük işçi maaşı 43 bin 559 TL’ye yükseldi

    En düşük işçi maaşı 43 bin 559 TL’ye yükseldi


    Muğla Büyükşehir Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası Muğla 2 No’lu Şube arasında imzalanan toplu iş sözleşmesiyle personele yüzde 41,50 oranında zam yapıldı. Sözleşme ile en düşük işçi maaşı 43 bin 559 TL’ye, en yüksek işçi maaşı ise 61 bin 807 TL’ye yükseldi.

    Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve DİSK Genel İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenen törende 3 bin 912 personeli ilgilendiren toplu iş sözleşmesini imza altına aldı. Buna göre, belediyede en düşük işçi maaşı 43 bin 559 TL, en yüksek işçi maaşı da 61 bin 807 TL oldu.

    DİSK Genel İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan, imza töreninde şunları söyledi:

    “Sadece Muğla’da değil her yerde eşit mücadeleye ihtiyacımız var”

    “Başkanımız ilk defa böyle bir ortamda toplu iş sözleşmesi yapıldığına değindi. Bugün DİSK’in 58’inci yıl dönümü. Bu imza yıl dönümüne denk geldiği için de çok daha büyük bir anlam ifade ediyor. Burada Büyükşehir Meclisi’nde, Muğla’nın Meclisi’nde böyle bir imzayı atmak bizim için de çok değerli. Bu anlaşmada emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Emek en yüce değerdir, çalışanların insanca yaşama hakkı ve talebi sonuna kadar haktır. Bizler de görevimizin çok kutsal olduğunu biliyoruz. Sadece Muğla’da değil her yerde eşit mücadeleye ihtiyacımız var. Biz başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere bu mücadelede yanımızda olan herkese çok teşekkür ediyor, herkese hayırlı uğurlu olsun diyorum.”

    Başkan Aras ise Büyükşehir bütçesine ve zam oranına meclis üyeleri ile birlikte karar verdiklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

    “Çalışanlarımızın sosyal haklarını güçlendiren, refahlarını artıran pek çok yeni düzenlemeyi de hayata geçirdik”

    “Hep birlikte emeğin onurunu savunduğumuz, dayanışmayı büyüttüğümüz, hakça bir düzeni savunduğumuz bir gün. Bu anlayışla, DİSK Genel-İş Sendikası ile gerçekleştirdiğimiz toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışanlarımızın maaşlarında ortalama yüzde 41,50 oranında bir artış sağladık. Geçtiğimiz yıl yapılan ara zamlarla birlikte bu artış oranı yüzde 56’ya ulaştı. Yeni sözleşmemizle birlikte, belediyemizde en düşük maaşı 43 bin 559 TL’ye yükselttik. Ancak sadece ücretleri artırmakla yetinmedik; çalışanlarımızın sosyal haklarını güçlendiren, refahlarını artıran pek çok yeni düzenlemeyi de hayata geçirdik. Yaptığımız iyileştirmelerle en düşük çalışanımızın maaşını asgari ücretin iki katına çıkardık. İşçilerimizle, sendikalarımızla kavga eden değil; onlarla el ele veren, ortak akıl ve dayanışma ile çözümler üreten bir belediyeyiz. Çünkü biz şunu çok iyi biliyoruz. İnsanı insan yapan emektir ve insana hizmet ancak insanla mümkündür. Belediyemizin her başarısı, bu kentin her ilerleyişi, burada alın teri döken işçi kardeşlerimizin emeğiyle mümkün oluyor. Bugün burada imzaladığımız toplu iş sözleşmesi, bu anlayışımızın bir yansımasıdır. Çalışanlarımızın emeğini korumak, haklarını en iyi şekilde savunmak bizim temel sorumluluğumuzdur. Muğla, emeğin, eşitliğin ve adil paylaşımın şehri olmaya devam edecek.”