Etiket: Yolsuzluk

  • ‘Yolsuzluk’ Soruşturmasında Tutuklanan Okan Kaya Tahliye Edildi

    ‘Yolsuzluk’ Soruşturmasında Tutuklanan Okan Kaya Tahliye Edildi


    Manavgat Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Okan Kaya, tahliye edildi.



    A+
    Yazı Boyutunu Büyüt


    A
    Yazı Boyutunu Küçült

    Manavgat Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan yerel televizyon kanalı sahibi Okan Kaya, tahliye edildi.

    Kaya, soruşturma kapsamında geçen ay düzenlenen operasyonda “rüşvet vermek”, “rüşvet almak”, “zimmet” ve “icbar suretiyle irtikap” suçlamalarıyla gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.

    Okan Kaya, bugün serbest bırakıldı.


    Etiketler

    Yolsuzluk


    Manavgat

    Bakan Güler: PKK ve İltisaklı Gruplar Silahlarını Teslim etmeli!
    Güler Şırnak’ta… ‘PKK ve İltisaklı Gruplar Silahları Bırakmalı!’

    Bugün Yeniden Doğmuş Gibi Olacaklar! Astrologlardan Beklenmedik Mesaj
    Bugün Yeniden Doğmuş Gibi Olacaklar! Astrologlardan Beklenmedik Mesaj

    Muhittin Böcek'in Oğlu Tutuklandı
    Muhittin Böcek’in Oğlu Tutuklandı

    Arkeoloji Öğrencisi İlk Kazısında Ortaya Çıkardı! Nadir Altın Eser Bilim Dünyasını Şaşırttı
    Arkeoloji Öğrencisi İlk Kazısında Ortaya Çıkardı! Nadir Altın Eser Bilim Dünyasını Şaşırttı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB Soruşturmasında Bir Gözaltı Daha!

    İBB Soruşturmasında Bir Gözaltı Daha!


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik başlatılan “yolsuzluk” soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında bir kişi daha gözaltına alındı.


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik başlatılan “yolsuzluk” soruşturmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart’ta evinden gözaltına alınmış 23 Mart’ta ise tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

    İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu kişiler hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.

    Soruşturmada tutuklanan Fatih Keleş’in kardeşi Zafer Keleş de gözaltına alındı.

    Zafer Keleş’in “örgüte ait paraları”, dosyadaki kişilerin talimatıyla kendisinden istenen adreslere götürdüğü iddiasıyla gözaltına alındığı bildirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Zafer Keleş’in işlemleri sürüyor.

    Kaynak: AA


    Etiketler

    İBB


    Soruşturma


    İBB yolsuzluk


    Yolsuzluk

    MHP Lideri Bahçeli'den Yeni Süreç İçin Sabır Çağrısı ve Uyarı: 'Terörsüz Geleceğin Kalın Perdesi Aralandı'
    MHP Lideri Bahçeli’den Yeni Süreç İçin Sabır Çağrısı ve Uyarı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Müzeler Günü Paylaşımı
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Müzeler Günü Paylaşımı

    Önce Selçuk Bayraktar Şimdi de Güler Sabancı... Uyarı Üstüne Uyarı Geldi, Çok Dikkatli Olun
    Önce Selçuk Bayraktar Şimdi de Güler Sabancı… Uyarı Üstüne Uyarı Geldi, Çok Dikkatli Olun

    Ne Sabancı Ne De Koç Holding! Türkiye'de Lider Firmaydı, 43 Fabrikası Bir Gecede İflas Edip Kapandı
    Ne Sabancı Ne De Koç Holding! Türkiye’de Lider Firmaydı, 43 Fabrikası Bir Gecede İflas Edip Kapandı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB’ye Yönelik ‘Yolsuzluk’ Soruşturmasında Flaş Gelişme: Firari Kaan Ketenci KKTC’de Yakalandı

    İBB’ye Yönelik ‘Yolsuzluk’ Soruşturmasında Flaş Gelişme: Firari Kaan Ketenci KKTC’de Yakalandı


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik “yolsuzluk” ve “kent uzlaşısı” soruşturmaları başlattı. Soruşturma kapsamında 19 Mart sabahı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu evinden gözaltına alındı.

    İmamoğlu “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “kent uzlaşısı” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

    Başsavcılıkça, İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında başlatılan soruşturma devam ederken flaş bir gelişme yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen ve firari konumda olan reklam şirketi sahibi şüpheli Kaan Ketenci’nin KKTC’de olduğunu tespit etti.

    Kaan Ketenci KKTC’de yakalanarak İstanbul’a getirildi. Ketenci işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir Dönem Omuz Omuzalardı… Davutoğlu ve Gökçek’in Arasına Bu Kez De ‘Yolsuzluk’ Girdi

    Bir Dönem Omuz Omuzalardı… Davutoğlu ve Gökçek’in Arasına Bu Kez De ‘Yolsuzluk’ Girdi


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘yolsuzluk’ soruşturmasında tutuklanması sonrası siyaset arenasında dikkat çeken bir ‘yolsuzluk’ polemiği daha yaşandı.

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Antalya İL Başkanlığı ziyaretindeki açıklamasında, Başbakanlık yaptığı dönemde Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan AKP’li Melih Gökçek’e sert sözlerle yüklendi.

    Son günlerde yaşanan siyasi olayları yakından takip ettiğini aktaran Davutoğlu, “Hukuksuzluğun ve demokratik değerlerin ayaklar altına alındığı bir dönemi tekrar yaşatıyorlar” dedi.

    ‘MELİH GÖKÇEK’TEN DE HESAP SORULSUN’

    İktidarın yolsuzlukla mücadele etmek istemesi durumunda sadece muhalif belediyelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, geçmişteki iktidar mensuplarından da hesap sorulması gerektiğini belirtti. “Mansur Yavaş’tan hesap soruluyorsa, Melih Gökçek’ten de sorulmalı” diyen Davutoğlu, “İmamoğlu’na yönelik iddialar varsa, AK Parti döneminde bekleyen 36 dosya da gündeme gelmeli. Türkiye’de gerçek anlamda bir siyasi ahlak devrimi şart” ifadelerini kullandı.

    Bir Dönem Omuz Omuzalardı… Davutoğlu ve Gökçek'in Arasına Bu Kez De ‘Yolsuzluk’ Girdi - Resim : 2

    ‘SANA SORMAZLAR MI?’

    Davutoğlu’nun kendisini eleştiren sözleri sonrası konuşan Eski ABB Başkanı Gökçek ise, Davutoğlu’na “Bana bak Davutoğlu, sana demezler mi ‘Sen Melih Gökçek’in başbakanıydın, neden soruşturma açmadın?’ diye” sözleriyle yüklendi.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’de skandallar prensi Yair Netanyahu’nun da karıştığı ‘diplomatik pasaport yolsuzluğu’: Dışişleri polis baskınına uğradı

    İsrail’de skandallar prensi Yair Netanyahu’nun da karıştığı ‘diplomatik pasaport yolsuzluğu’: Dışişleri polis baskınına uğradı


    – İsrail’de “diplomatik pasaport yolsuzluğuyla” ilgili gizli soruşturma kapsamında Batı Kudüs’teki Dışişleri Bakanlığı ofislerine polis baskını düzenlendi. İsrail medyasına konuşan polis kaynaklarına göre Başbakan Benyamin Netanyahu’nun partisi Likud’dan yerel yöneticilere ve iki oğlu Yair ile Avner’e “usulsüz diplomatik pasaport verildiği” gerekçesiyle bazı belgelere el konuldu.

    ELİ COHEN DÖNEMİYLE İLGİLİ SORUŞTURMA

    Ulusal suç birimi Lahav 433’ün Ulusal Sahtekarlık Soruşturma Birimi’nin gerçekleştirdiği baskının önceki haftalarda açılan gizli soruşturmanın parçası olduğu, usulsüz pasaportların önceki Dışişleri Bakanı Eli Cohen döneminde, yani koalisyon hükümetinin rotasyon anlaşması uyarınca Dışişleri Bakanı Israel Katz’ın ocak ayında göreve başlamasından önce dağıtıldığı belirtildi.

    PASAPORT VERMEK İÇİN ŞART KOŞULAN TESTLERDEN GEÇMEDİLER

    Haberlerde diplomatik pasaportları yasadışı yollardan edindiğinden şüphelenilen kişilerin, bu tür pasaportlar almak isteyen diplomat olmayan kişilere şart koşulan testlerden geçmediği aktarıldı. Genellikle diplomatik pasaportlar, görevlerini ifa ederken vize gibi normal seyahat düzenlemelerini atlatabilmeleri amacıyla hükümet yetkililerine veriliyor.

    ‘DÖNEMİN DIŞİŞLERİ BAKANININ VERDİĞİ EMRİ YERİNE GETİRDİM’

    Haberlere göre polis, yolsuzlukla ilgili olduğundan şüphelenilen kişileri henüz soruşturmaya çağırmadı. Soruşturma, bu kişilerin yüksek profilli olması nedeniyle Devlet Savcılığı tarafından yakından takip ediliyor.

    Eli Cohen döneminin dışişleri bakanlığı genel müdürü Ronen Levi Maoz, sahte pasaportların dağıtımını onaylamasını, “dönemin dışişleri bakanının verdiği emri yerine getirmekle” açıkladı. Maoz, 7 Ekim’de Gazze Savaşı’nın başlamasından bir ay sonra, bakanla arasında “uzlaştırılamaz farklılıklar” olduğunu ileri sürerek görevinden ayrılmıştı.

    ‘OĞUL NETANYAHU’YA GÜVENLİK GEREKÇESİYLE VERİLDİ’

    İsrail Dışişleri Bakanlığı, mayıs ayında, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle diplomatik pasaport alanların kısmi listesini yayımladığında, listede Başbakan Netanyahu’nun tartışmalı oğlu Yair’in de yer alması dikkat çekmişti. Maariv gazetesine göre Yair Netanyahu’ya diplomatik pasaport verilmesi kararı, ABD’de uzun süre kalmasıyla ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle alındı.

    İSRAİLLİLER SAVAŞIRKEN, MİAMİ’DE KEYİF ÇATTI

    Yair Netanyahu, 7 Ekim’de İsrail ordusunun seferberlik çağrısına katılmayıp ABD’nin Florida eyaletinin Miami kentinde kalmaya devam etmesi, İsrail istihbaratının burada kendisine koruma sağlaması ve sosyal medyada sık sık orduyu suçlayan tartışmalı paylaşımlarda bulunmasıyla gündemden düşmüyor.

    ‘NETANYAHU’NUN ABD’DEN DÖNÜŞÜNDE KAÇAK YOLCU YAİR’

    İsrail Başbakanı geçen ay ABD ziyaretinden dönerken, “Siyon Kanadı” isimli başbakanlık uçağında bulunan Haaretz muhabiri Uri Misgav, Yair Netanyahu’nun ailesi tarafından gizlice uçağa sokularak kaçak yollarla ülkeye geri döndürüldüğünü iddia etmişti. Buna göre Yair Netanyahu, uçağın başbakana ayrılan en ön bölümüne bindi ve uçuş süresince muhabirlerle başbakanın maiyetinin çoğundan saklandı.

    Haaretz muhabiri, “Yair’in pasaport kontrolünden geçip geçmediğini bilmiyorum… Umarım kendi iyiliği için geçmiştir. VIP bölümünde uçmak için tüm uçak biletini cebinden ödemesi gerekiyor” demişti.

    ‘LİBERMAN DÖNEMİNDE DE ONAYLANMIŞTI’

    Bugünkü krizle ilgili Maariv, Avigdor Liberman’ın 2009 ve 2014 yıllarında dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Netanyahu ailesinin benzer taleplerinin dönemin bakanlık genel müdürleri onaylandığını aktardı.

    ’18 YAŞINA BASINCA OTOMATİK OLARAK ALAMAZLAR’

    Ancak Yair Netanyahu’ya usullere aykırı biçimde diplomatik pasaport çıkartıldığı iddiasını yakın zamanda ortaya atmış olan Haaretz gazetesine göre İsrail Başbakanı’nın çocukları ancak 18 yaşına kadar diplomatik pasaport alabiliyor. Yair 1991, Avner 1994 doğumlu. (Jerusalem Post, AA, Times of Israel, Dış Haberler)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Belediye Başkanı, MHP’li Eski Başkanı Yolsuzlukla Suçladı: ‘Eski Borçların Yarısı Naylon Fatura’

    AKP’li Belediye Başkanı, MHP’li Eski Başkanı Yolsuzlukla Suçladı: ‘Eski Borçların Yarısı Naylon Fatura’


    31 Mart Yerel Seçimleri’nde Kırıkkale’nin Yahşihan Belediyesi MHP’den AKP’ye geçmişti. Belediye Başkanlık koltuğunu MHP’li Osman Türkyılmaz’dan devralan AKP’li Ahmet Sungur, geçmiş dönemden kalan borçlarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    ‘BORÇLARIN YARISI NAYLON FATURA’

    Sözcü’den Müslüm Evci’nin haberine göre; belediyenin 1 milyar 107 milyon lira borcu olduğunu ve her gün belediyeye haciz geldiğini söyleyen AKP’li Sungur, borçların yarısının ise naylon fatura olduğunu belirtti. Borçları ödemek için zamana ihtiyaçları olduğunu ifade eden Başkan Ahmet Sungur, şunları söyledi:

    “Bu olayın tek kelime özeti resmen hacizle boğuşuyoruz. 103 tane haciz dosyamız var, 66 tanesi işlemde. Ağustos aynın 6’sında hacizler nedeniyle ilk defa belediye arsalarımız satışa çıkıyor. Bu da belediyenin ayrı bir borç yükünün altına girmesine sebep olmuş durumda. Ben iddia ediyorum 1 milyar 107 milyon borcun en kötü ihtimalle yüzde 50’si naylon fatura. Bur kadar da iddialı konuşuyorum. Hemşehrilerimiz sabırsızlıkla bizim yapacağımız işleri bekliyorlar. Yollarımızı şuanda yüzde 80 civarında bitirmek üzereyiz. Allah razı olsun vatandaşımızın sabırla bekledi.”

    ’66 ARAÇ ÜZERİNDE HACİZ VAR’

    “Belediyemizin bir santim arazisi yok ki üzerinde haciz olmayan” diyen Sungur, şöyle konuştu:

    “Sıralarımızın üzerinde haciz olduğu gibi belediyemize ait olan 66 araç üzerinde haciz işlemi var, yakalama, tedbir kararları var. Trafiğe zaten çıkmıyor ancak şunu da söylüyoruz ki, biz buraya makam mevki için gelmedik, batmış bitmiş olan neredeyse satılmak üzere olan bit Yahşihan’ı kurtarmak için geldik. Allah’a hamd olsun ki yetişmişiz, gelmişiz. Belediyemize ve ilçemize sahip çıktık. Borç yükünün altından kalkmak için zamana ihtiyacımız var. Bu zamanı elde ettiğimiz takdirde de gerçek olan borçları ödeme gayretinde olacağız.”

    31 Mart 2024 seçimlerinde AKP’li Mehmet Sungur yüzde 41,58, MHP’li Osman Türkyılmaz yüzde 36, 48 oy almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede

    AKP’nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede



    CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, AKP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ, Bayraklı Belediye Başkan adayı Bilal Kırkpınar ve Karşıyaka Belediye Başkan adayı İsmail Çiftçioğlu’nun ”dahil olduğunu” öne sürdüğü, Kemalpaşa’da ”geçen bir yolsuzluk ve usulsüzlük dosyasıyla ilgili” iddialarda bulundu.

    Mahir Polat, CHP İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Polat, ”31 Mart’ta Türkiyenin yerel seçimler konusunda kaderini belirtecek bir seçime gidiyoruz. Bu seçimden öncelikle tüm seçmenlerin sandık başına iradelerini sandığa yansıtmalarını, oy kullanmalarını kendilerinden özellikle rica ediyorum. Bu seçimde iki şeyi oylayacağız. Bir tanesi kentini, kentin geleceğini, sürdürülebilirliğini ve bu kentleri sağlıklı bir şekilde korunmuş çevresi, tarım ortamıyla doğasıy,la, tarihiyle birlikte gelecek nesillere devredecek belediyeyle bu kentleri tamamen ranta teslim etmek isteyen anlayışın seçimi olacak” diye başladığı konuşmada, İzmir’de AKP’li 3 belediye başkan adayı ile ilgili yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını içeren dosyaları kamuoyuyla paylaştı.

    Polat, ”İzmir organize işler sarmalı” olarak tanımladığı olayda, Kemalpaşa Örnekköy’de ‘tavuk çiftliği olan ve kümeslerin olduğu’ alan için ‘yalan beyanlarla’ yapı kayıt belgesi alınarak villa köye çevrildiğini ifade etti. Polat, ”Ben buna İzmir organize işler sarmalı diyebilirim. İzmir’e talip olan 3 arkadaşımızın imar konusunda nasıl bir rant sarmalı içinde olduğunu anlatacağım. Hikayenin başlangıcı 1977’de Kemalpaşa Örnekköy’de bir tavuk çiftliği hikayesinden başlıyor. 1977’de yapılmış, adını andığım ada ve parseldeki harabe haldeki tavuk çiftliği görüntüleri, bu inşaat yapılmaya başlandığı andaki hafriyat çalışmaları ve meydan düzenlemesi şeklinde gidiyor” dedi.

    Polat, şöyle devam etti:

    ”Burada bazı renkler var görsellerde. Bunlar aslında olmayan ancak varmış gibi gösterilen yerler. Burada Kırkpınar’lar Süt ürünleri ve Hayvancılık Tic. Ve Ltd. Şti. Bu şirket AKP Bayraklı Belediye Başkan adayı Bilal Kırkpınar ve babasına ait. 2018’de Bilal kırkpınar’ın babasının T.C numarası üzerinden devlete bir başvuruda bulunuyor imar affı üzerinden. 12 tane yapı kayıt belgesi alınıyor. 13. de Bilal Kırkpınar üzerine alınıyor. Buralarda ‘insanlar yaşıyor, bağımsız bina’ diyorlar. ‘Burası artık tavuk çiftliği değil, 91 adet bağımsız yapıdır’ diyorlar. Yalan söylüyorlar. 2019 tarihinde bir ruhsat başvurusunda bulunuyorlar. Onun adı da güçlendirme ruhsatı. Arkasından biz CHP’li belediye seçimi kazandığında var olan şikayetleri değerlendirmeye başlıyor. Kırkpınar’ın yapısı üzerine çok fazla şikayet gelince Belediye Başkanımız Rıdvan Karakayalı çalışmalara başlıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesini göreve çağırıp denetim yapmalarını istiyorlar. Kırkpınar’lara ihtarda bulunuyorlar ve bir sürü işlem yapıyorlar. Büyükşehir yaptığı denetimler sonucunda Kemalpaşa Belediyesi’ne bir yazı yazıyor. ‘binanın son hali için yapı kayıt belgesi verilmesi mümkün değil’ diyorlar. Ayrıca yalan ve yanlış belgeyle yapı kayıt belgesi alındığı tespit ediliyor ve Büyükşehir, Kemalpaşa Belediyesi’ne suç duyurusunda bulun diyor. Kemalpaşa Belediye Başkanlığı su duyurusunda bulunuyor bunun yanında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl müdürlüğüne yazı yazıyor. Gerekli belgeleri de ekleyerek yapı kayıt belgesinin iptalini istiyor. Ayrıca imar yapılan yer de korunması gereken tarım alanında yer alıyor. İl müdürlüğüne yapılan müracaat sonrası bakanlığın İzmir Şube Müdürlüğü 2021’de bir karar veriyor. Karar verildiğinde Bilal, AK Parti Genel Merkezi’nde bir arkadaşıyla sohbet ediyor. Eşinin arması üzerine tebligattan haberi oluyor. Bakanlık, yapı kayıt belgelerini iptal ettiğini söylüyor. Kasım 2021’de belgeler iptal ediliyor. ‘Yıkın burayı’ diyor.”

    AKP'nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede - Resim : 1

    ‘BEKÇİ KULÜBESİ MALİKANEYE DÖNÜYOR’

    ”Yalan beyan” vurgusu yapan CHP’li Polat, ”Yalan beyanla yapı kayıt belgesi almışlar. Bunun geçerli olması için de bir şey gerekiyor. CHP’li belediye göreve gelmeden güçlendirme ruhsatı almışlardı ya. Bölge İdare Mahkemesi’ne giderek iptal edilen ruhsatların yeniden verilmesini istiyor. Yapıların 2017’de yapıldığı tespit edilmiş. Bu nedenle mahkeme de talebi reddediyor. Yani siz benden yapı kayıt belgesi aldığınız yere, bekçi için yapıldı denen yere Bilal için ev yapılıyor. Yani köhne yapının döndüğü hal ibretlik bir tablo. Organize işler İzmir Sarmalı tam olarak. Bilal’in evi yani bekçi kulübesi malikaneye dönüyor” dedi.

    AKP'nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede - Resim : 2

    ‘1.8 TRİLYON LİRALIK VURGUN’ İDDİASI’

    ”Bugünün hesabı ile 1.8 trilyon vurgun yapıldığını” ileri süren Polat, ”Villa köyün maddi değerini de açıklayan Polat, ”Söylemiştim. Tebligat geldiğinde o arkadaş AK Parti Genel Merkezindeydi. 89. ve 90. bağımsız bölümün pazarlığını yapıyordu. Gerçek değeri 14 milyon olan yer için 6 milyona anlaştılar. Bilal’in koruyucu bir meleğine satıldı. Tebligat gelince hemen dönemin ÇŞB İl Müdürü Ömer Albayrak’ı arıyorlar. Telefonun ardından müdür, mahkemenin iptal ettiği ruhsatı tekrar canlı hale getiriyor. Burada bahse konu vurgun, bugünün hesabıyla 1.8 trilyon. 90+1 villa. Eskinin parasıyla 1 katrilyon 800 trilyon. Bu vurgun yalanla, dolanla, devletin arkasından dönerek yapılan bir vurgun” ifadelerini kullandı.

    AKP'nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede - Resim : 3

    ‘BU MEVZUNUN DA MUHATABI TANIDIK…’

    ”Tüm iddiaların belgeli ve devlet kayıtlarında olduğunu, pazarlığa konu taşınmazın Hamza Dağ’a satıldığını” önü süren Polat, şunları söyledi:

    ”Biz buna bir sarmal dedik ama nasıl yapıldığını da açıklamak lazım arkadaşlar at binmişler, kılıç kuşanmışlar. Bayraklı’dan aday olan Bilal Kırkpınar. Kendisi eski gençlik kolları başkanı. Dönemin Valisi Yavuz Selim Köşger, Bornova Kaymakamı. Cağ kebap partisi sonrasında ok atıyorlar, at biniyorlar. Bu inşaat alanında yüzlerce insan mağdur. Paralarını alamamış taşeronlar, peyzajı ödemedikleri için evine giremeyen insanlar. Bu mevzunun muhatabı da tanıdık. O da Karşıyaka AK Parti adayı. Kendisi de bu alanın yapı kayıt belgesini veren şirketinin sahibi. İsmail Çiftçioğlu. Bu söylediklerimi duyacaklar. Ben söyleyeyim. Beni dava etsinler. Devletimiz bu kişilerin arama kayıtlarına, hesap hareketlerine ve SMS’lerine baktıklarında bu dava çok hareketli bir hale gelecek. Yapı kayıt belgesi ilk iptal edildiğinde Bilal’in abisi sürecin uzatılması gerekiyor. Bir bilirkişi raporu hazırlanıyor. Onu beğenmiyorlar yenisini istiyorlar. Bilirkişi bulgularında Tarım İl Müdürlüğü’nün korunsun denen tarım alanlarında imar olmasına şaşıyor. Ayrıca kümes denilen yerde villa olması nitelikli dolandırıcılıktır diyor. Adaylığı dönemindeki Bilal Kırkpınar, İsmail Çiftçioğlu ve Hamza Dağ.”

    AKP'nin İzmir adayları hakkında yolsuzluk iddiası: Hamza Dağ, Bilal Kırkpınar ve İsmail Çiftçioğlu listede - Resim : 4

    Cumhuriyet savcılarına ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrıda bulunan Polat, sözlerin şöyle tamamladı:

    ”Ben buradan açık çağrıda bulunuyor. Savcılara, buradaki rant projesine, Büyükova’nın katledilmemesine, İzmir’in insanının gözü dönmüş rant çetelerine geçit vermemeleri konusunda çağrıda bulunuyorum. Bu kente şehri emin olmak isteyen insanların nasıl dolandırıcılık yaptığına dikkat etmelerini istiyorum. Bu gösterdiğim belge ve fotoğrafların pek çoğu devletin kayıtlarında vardır. Gördüğümüz proje bir rant projesidir. Büyükova’ya karşı suç işleyen, sahte belge ve beyanlarla adli suç işleyen bir projedir. Bırakın belediye başkan adayı olmayı, bu projenin içindeki insanların yargılanıyor olması gerekiyordu. Ama biz bugün bu insanların bu kenti yönetmeye talip olduğunu görüyoruz. Ben ‘burası böyle yetmez’ denilip evin önüne bir de havuz yapıldığını ve Hamza Dağ’ın bu evi alıp almadığını sormak istiyorum. Ben bir kişiyle konuşup söylemiyorum bunları. Kepçe operatöründen boyacısına kadar hepsiyle konuştuk. Gösterdiğim ve söylediğim her şey tespitli. Ruhsat iptal olduğu için yapı kayıt izin belgelerinin de iptal edilmesi gerekiyor. Ben buradan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü de göreve çağırıyorum” diye sözlerini noktaladı.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski Pakistan Başbakanı Han’a 14 yıl hapis cezası daha verildi

    Eski Pakistan Başbakanı Han’a 14 yıl hapis cezası daha verildi


    Mahkeme, başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerin ayrıntılarını açıklamadığı ve sattığı gerekçesiyle eski Başbakan İmran Han ve eşi Büşra Bibi’ye 14 yıl hapis cezası verdi.

    REKLAM

    Eski Pakistan Başbakanı İmran Han, 3 yıllık hapis cezasını çekerken dün aldığı 10 yıl hapis cezasına ek olarak 14 yıl daha hapisle cezalandırıldı. 

    Pakistan’da 8 Şubat’ta yapılacak seçime girmesi yasaklanan tutuklu eski Başbakan İmran Han ve eşi yolsuzlukla yargılandığı davada suçlu bulundu.

    Mahkeme, başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerin ayrıntılarını açıklamadığı ve sattığı gerekçesiyle eski Başbakan İmran Han ve eşi Büşra Bibi’ye 14 yıl hapis cezası verdi. 

    Eski Başbakan Şahbaz Şerif hükümeti tarafından İmran Han’a karşı Seçim Komisyonu’na yapılan başvuruda, Han’ın 52 hediye aldığı, bu hediyelerin birçoğunu sattığı öne sürülmüştü. Söz konusu hediyelerin Ağustos 2018 ile Aralık 2021 tarihleri arasında alındığı, piyasa değerinin yaklaşık 641 bin dolar olduğu kaydediliyor.

    Bu hediyelerin resmi kurumlara bildirilmediği gerekçesiyle açılan davada bugün çıkan kararla Han ve eşine hapis cezaları verildi. 

    Pakistan yönetiminde etkili olan ordu ile gerilim yaşayan Han, hakkında açılan davaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.

    Devlet sırlarını ifşa etmekten 10 yıl hapis

    İktidardan düşürüldükten sonra hakkında birçok dava açılan Han, dün de “devlet sırlarını ifşa etmekten” suçlu bulunarak 10 yıl hapse mahkum edildi. 

    Davada Han ile birlikte yargılanan eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de 10 yıl hapis cezasına çarptırıld.

    Associated Press, İmran Han’ın avukatlarının İslamabad mahkemesinin kararına çarşamba günü itiraz edip bir üst mahkemeye başvuracaklarını duyurdu.

    Han, 5 Ağustos 2023’te tutuklanmıştı

    Eski Başbakan İmran Han, yargılandığı yolsuzluk davasında, mahkemenin hakkında verdiği tutuklama kararının ardından 5 Ağustos 2023’te polis tarafından yakalanmış ve cezaevine gönderilmişti.

    Han hakkında yargılandığı yolsuzluk davası kapsamında verilen 3 yıl hapis cezası, 29 Ağustos 2023’te ertelenerek eski Başbakan’ın kefaletle serbest bırakılmasına hükmedilmişti.

    Ancak 30 Ağustos 2023’te hakim Abul Hasnat Zülkarneyn, savcılığın talebi üzerine “devlet sırlarını ifşa etmekle” suçlanan Han’ın tutukluluk süresini uzatmıştı.

    Eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de benzer sebeple 19 Ağustos 2023’te İslamabad’daki evinde yakalanarak cezaevine gönderilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde Türkiye bir yılda 14 sıra gerileyerek 115’inci oldu

    Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde Türkiye bir yılda 14 sıra gerileyerek 115’inci oldu


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Türkiye 2018 yılından bu yana Yolsuzluk Algı Endeksi puanları ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülke arasında yer aldı.

    REKLAM

    Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2023 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 34 puanla 115. sırada yer aldı.

    2022’deki puanı 36 olan Türkiye 2 puan kaybetti ve ülke sıralamasında 14 sıra geriledi.

    1995’ten bu yana her yıl yayınlanan Yolsuzluk Algılama Endeksi (CPI) 180 ülke ve bölgeyi kamu sektöründeki yolsuzluk algısına göre sıfır (en yüksek yolsuzluk algısı) ile 100 (en düşük yolsuzluk algısı) arasında bir ölçekte değerlendiriyor.

    Örgütten yapılan açıklamaya göre 2023 yılının sonuçları, çoğu ülkenin on yılı aşkın bir süredir kamu sektöründeki yolsuzlukla mücadelede çok az veya hiç ilerleme kaydetmediğini ortaya koydu. 

    Türkiye en fazla gerileyenler arasında

    Türkiye’nin, son yıllarda yaşamakta olduğu gerilemenin dikkat çekici ölçülerde olduğunu vurgulanan açıklamada Türkiye’nin, 2018 yılından bu yana Yolsuzluk Algı Endeksi puanları ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülke arasında yer aldığı belirtildi.

    Yolsuzluk algısı kötüleşen ülkeler arasında hem düşük ve orta hem de yüksek gelir grubundan ülkeler yer alırken bunlar El Salvador (31), Honduras (23), Liberya (25), Myanmar (20), Nşiaragua (17), Sri Lanka (34), Venezuela (13), Arjantin (37), Avusturya (71), Polonya (54), Türkiye (34) ve Birleşik Krallık (71) oldu.

    Yine 180 ülkenin üçte ikisinden fazlası 100 üzerinden 50 puanın altında kalıyor; bu da ciddi yolsuzluk sorunları olduğuna işaret ediyor. 

    Dünya nüfusunun yüzde 80’inden fazlası, küresel ortalama olan 43’ün altında olan ülkelerde yaşıyor. Bu durum, hükümetlerin yolsuzluğu durdurmakta büyük ölçüde başarısız veya isteksiz oldukları anlamına geliyor. 

    Öte yandan 2018 yılından bu yana yolsuzluk Algı Endeksi puanlarını gözle görülür ölçüde yükselten 9 ülke ise Angola (33), Ermenistan (47), Dominik Cumhuriyeti (35), Kuveyt (46), Maldivler (39), Moldovya (42), Nepal (35), Özbekistan (33) ve Vietnam (41) oldu. 

    ‘Doğu Avrupa ve Orta Asya’ bölgesi ve Türkiye

    Çalışmaya göre Demokratik bir siyasal rejime sahip ülkelerin otoriter veya otoriterliğe yönelmiş ülkelere göre yolsuzluğu kontrol altına alma konusunda açıkça daha iyi bir performansa sahip oldukları görülüyor.

    Bu bağlamda, 2023 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde de Batı Avrupa 65 ile en yüksek puana sahip bölge, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesi(35) ve Sahra altı Afrika(33) ise en düşük puana sahip bölgeler olarak öne çıktı.

    Raporda Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yaşanmakta olan düşüş, Türkiye ve bölgeyi oluşturan diğer ülkelerde, yargı erki ve yasa uygulayıcı kurumların siyasi otorite karşısındaki bağımsızlıkları, kurumlar arasında iyi oturmuş bir denge ve denetleme sisteminin varlığı ve elbette kamu yararını özel çıkarların üzerinde tutacak hukuk devleti konularında yaşanmakta olan yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

    Batı Avrupa da kötüleşiyor

    Rapora göre, uzmanlar ve iş insanları dünyanın en az yolsuzluğa bulaşmış ülkesinin Danimarka olduğunu, onu sırasıyla ikinci ve üçüncü sırada Finlandiya ve Yeni Zelanda’nın takip ettiğini belirtiyor.

    Genel listede üst sıralarda yer almalarına rağmen, İsveç (82), Hollanda (79), İzlanda (72) ve Birleşik Krallık (71) gibi bazı üst düzey demokrasiler, 2012 yılından bu yana en düşük puanlarını kaydetti.

    Uluslararası Şeffaflık Örgütü Batı Avrupa Bölge Koordinatörü Flora Cresswell, “Batı Avrupa ve AB’de bölgesel CPI puanının düşmesi, Avrupa hükümetlerinin yolsuzlukla mücadeleyi ve hukukun üstünlüğünü korumayı daha ciddiye almaları gerektiğini gösteriyor” dedi.

    Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre bölgedeki ülkelerin dörtte üçünden fazlasında yolsuzlukla mücadele çabaları ya durağanlaştı ya da geriledi.

    En iyi performans gösteren ülkeler Danimarka (90), Finlandiya (87) ve Norveç (84) olurken, en düşük performans gösteren ülkeler Macaristan (42), Romanya (46) ve Bulgaristan (45) oldu.

    Bu bölgedeki 31 ülke arasında sadece altı ülke 2012’den bu yana puanlarını önemli ölçüde artırdı: Çek Cumhuriyeti (57), Estonya (76), Yunanistan (49), Letonya (60), İtalya (56) ve İrlanda (77).

    REKLAM

    Avusturya (71), Lüksemburg (78), İsveç (82) ve Birleşik Krallık (71) 2015 puanlarıyla kıyaslandığında önemli ölçüde geriledi.

    Raporda Polonya’nın (54) da son on yılda “önceki iktidar partisi Kanun ve Düzen’in (PiS) kamu yararı pahasına iktidarı tekeline alma çabaları” nedeniyle yedi puanlık bir düşüş yaşadığı belirtildi. Raporda ayrıca Yunanistan’ın (49) zayıf yargı bağımsızlığı nedeniyle 2023 listesinde çok düşük puan aldığı vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi raporu ortaya koydu: Türkiye yolsuzluğa karşı önlem almadı

    Avrupa Konseyi raporu ortaya koydu: Türkiye yolsuzluğa karşı önlem almadı



    Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO), Türkiye’de milletvekilleri, hakimler ve savcılar bakımından yolsuzluğun önlenmesine dair dördüncü ara uyum raporunu bugün Strasbourg’da açıkladı.

    Raporda, Türkiye’nin 22 tavsiyeden sadece üçünü ‘tatmin edici’ şekilde yerine getirdiği belirtildi. Geriye kalan tavsiyelerden dokuzu kısmen yerine getirilmiş, 10 tanesi ise yerine getirilmemiş olarak gösteriliyor.

    DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, raporda Milletvekillerine Yönelik Etik Davranış İlkeleri kanun tasarısının gidişatı, milletvekili mal beyanlarının doğrulanması, yasama sürecinin saydamlığı ve milletvekilliği dürüstlüğünün temini konusunda ilerleme kaydedilmediği not ediliyor.

    Yargı Etiği Bildirgesinin hakim ve savcılara yönelik uygulama kılavuz ilkeleriyle desteklenmesi, hakim ve savcıların etik davranışlarına ve dürüstlüğüne yönelik net ve nesnel değerlendirme kriterleri gibi somut adımlar atılması istenen raporda, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) yapısının Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor.

    MİLLETVEKİLLERİ KONUSUNDA İLERLEME KAYDEDİLEMEDİ

    Raporda, yasama sürecinde şeffaflığın artırılması, çeşitli çıkar çatışması durumlarını kapsayacak şekilde (hediye/avantajlar, yan faaliyetler, görev süresi bitimi sonrasında çalışma durumu, lobicilik vs…) milletvekillerine yönelik etik davranış ilkelerinin kabul edilmesi, milletvekillerinin mal beyanı ve yasama dokunulmazlığının kaldırılması süreçlerinin öncelik sıralamasına göre ele alınması isteniyor.

    Milletvekilleri hakkında rüşvet suçlamasıyla yürütülen ceza soruşturmaların engellenmesine karşı önlemler alınması konusunda ise daha önce yapılan tavsiyelerle ilgili somut ilerleme kaydedilmediği ifade ediliyor.

    GRECO hakimler ve savcılar bakımından rüşvetin önlenmesi konusunda ise özellikle “yürütme erkinden ve siyasi etkiden bağımsızlık” ilkesiyle ilgili tavsiyelerin yerine getirilmediğini belirtiyor. Bu kapsamda, HSK’nın bağımsızlığının güçlendirilmesi ve özellikle hakimlerin kariyerleriyle ilgilenen özerk kurumların üyelerinin en az yarısının kendi meslektaşları tarafından seçilmesini gerekli kılan Avrupa Konseyi standartlarının uygulamaya konulması isteniyor.

    GRECO, mevcut durumda HSK’ya halen Adalet Bakanı’nın başkanlık ettiğini ve Adalet Bakan Yardımcısı da Kurul üyesiyken “diğer üyelerin hiçbirinin hakimlerin meslektaşları arasından hakimler tarafından seçilmediğine” işaret ediyor. Raporda hakim ve savcıların seçim ve mesleğe alım süreçlerinde yürütme erkinin kontrolü konusunda ilerleme kaydedilmediği belirtiliyor.

    Rapor, hakim ve savcıların etik davranış ve dürüstlük hususundaki değerlendirmelerinin kamuoyuna açık ve Avrupa standartlarıyla uyumlu kesin ve nesnel kriterlere dayalı olmasına dair daha önceki raporlarda gündeme getirilen tavsiyelerle ilgili ilerleme kaydedilmediğine de değiniyor. Ankara bu konuda Yargı Etiği Bildirgesini referans belge olarak göstermişti.

    Bu bildirgeyi yeterli bulmayan GRECO, hakim ve savcıları keyfi şekilde değerlendirmelerden korumak için “onur”, “güven” ve “dürüstlük” gibi kavramların daha “kesin” ve “nesnel” olması gerektiğini söylüyor.

    HAKİM VE SAVCILARIN YERLERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ

    Raporda, hakim ve savcıların yerlerinin “rızalarına aykırı olarak” değiştirilme olasılığının azaltılarak yargı mensuplarının görev sürelerine ilişkin teminatın önemli oranda güçlendirilmesine ve bu süreçlerle ilgili bir inceleme mekanizması kurulmasına yönelik tavsiyenin yerine getirilmediği gözlemine de yer veriliyor. Ankara bu konuda GRECO’ya sunduğu görüşte, hakim ve savcıların atanması ve yerlerinin değiştirilmesi sisteminin ülkenin belirli coğrafi koşulları dikkate alınarak düzenlendiğini bildirmişti. Ancak GRECO, HSK’nın bir yandan hakim ve savcıların bir yargı bölgesinden diğerine nakledilmelerinde rol oynarken aynı zamanda bu konuda itiraz mercii olarak hareket edemeyeceğini hatırlattı.

    GRECO’ya göre, adalet bakanının hakim ve savcıların görev dokunulmazlıklarının kaldırılabilmesine izin verebilme yetkisinin yargıya devredilmesi ve yürütme makamları ile Adalet Akademisi arasındaki kurumsal bağlantıların, yargının Akademinin esas muhatabı olarak katılımını güçlendirmek için yeniden incelenmesine yönelik daha önce gündeme getirilen tavsiyeler konusunda da ilerleme kaydedilmiş değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***