Etiket: yargı

  • 200’den fazla kişinin öldüğü Beyrut Limanı patlaması soruşturması yine askıya alındı

    200’den fazla kişinin öldüğü Beyrut Limanı patlaması soruşturması yine askıya alındı


    Lübnan’da 200’den fazla kişinin öldüğü ve 6 binden fazla kişinin de yaralandığı Beyrut Limanı’ndaki patlamayla ilgili soruşturma bir kez daha askıya alındı.

    Lübnan’da 4 Ağustos 2020’de meydana gelen Beyrut Limanı’ndaki patlamayı soruşturan hakimin ‘görevden alınması’ talebi üzerine soruşturma ikinci kez askıya alındı.

    Eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Gazi Zuaytir’in avukatları, soruşturmayı yürüten hakim Tarık Bitar hakkında “görevden alınma” talebiyle dava açtı.

    Temyiz Mahkemesinin söz konusu talebi karara bağlayıncaya kadar, Beyrut Limanı’ndaki patlamayla ilgili soruşturma süreci askıya alındı.

    Aynı hakim hakkında daha önce de yapılan bir şikayet nedeniyle soruşturma askıya alınmış, mahkeme kararı sonrasında devam edilmişti.

    Eski Maliye Bakanı hakkında gözaltı kararı

    Öte yandan hakim Bitar, hakkındaki “görevden alınma” talebi öncesinde, son duruşmaya katılmayan eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil hakkında gözaltı kararı çıkardı.

    Eski Maliye Bakanı Halil, halihazırda Şii Emel Hareketinden milletvekili olarak Mecliste yer alıyor.

    Beyrut Limanı’ndaki patlama

    Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos 2020’de patlayıcı maddelerin bulunduğu bir depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti.

    Patlamada 200’ü aşkın kişinin hayatını kaybettiği, 6 binden fazla kişinin yaralandığı ve 300 bin kişinin patlama nedeniyle yerinden olduğu açıklanmıştı.

    Eski İçişleri Bakanı Nihad Maşnuk, 27 Eylül’de soruşturmayı yürüten yargıç Bitar hakkında “görevden alınma” davası açmış ancak Temyiz Mahkemesince reddedilmişti.

    Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da dün yaptığı televizyon konuşmasında, “Beyrut Limanı patlaması davasını araştıran hakimin siyasi hedefleri var.” iddiasıyla Bitar’ı hedef almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kilisede cinsel taciz mağdurlarının Vatikan aleyhine açtığı dava AİHM’den döndü

    Kilisede cinsel taciz mağdurlarının Vatikan aleyhine açtığı dava AİHM’den döndü


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Belçika’da rahiplerin cinsel istismarına uğradıklarını söyleyen 24 kişinin açtığı davayı reddetti.

    Katolik rahipler tarafından işlenen cinsel istismar nedeniyle Vatikan’a yerel bir mahkemede dava açılamayacağına hükmeden mahkeme, Vatikan’ın egemen dokunulmazlığa sahip olduğunu belirtti.

    Yerel mahkemenin, rahiplerin suistimalinin Vatikan’a atfedilmeyeceği yönündeki kararını onaylayan AİHM, Belçika yargısının haklı olduğunu ve mağdurların mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakılmadığını ifade etti.

    Konu hakkında Vatikan’dan ya da cinsel istismar mağdurlarından henüz yorum gelmedi.

    Söz konusu 24 kişi, on yıllardır çocukları istismar eden Katolik Kilisesindeki rahiplerin bu suçlarının örtbas edilmesinden Vatikan’ın sorumlu olduğunu öne sürüyordu.

    Belçika mahkemelerinin, Vatikan’ın egemen bir devlet olarak dokunulmazlığı göz önüne alındığında, yargı yetkisi olmadığına karar vermesinin ardından 24 kişi, AİHM’ye başvurmuştu.

    Fransa’da da 5 Ekim’de kiliselerdeki çocuklara yönelik cinsel istismar raporu açıklanmıştı.

    Fransa’daki kiliselerde 1950’den bu yana 216 bin çocuğun cinsel istismar mağduru olduğu tespit edilmişti.

    Kiliselerde Cinsel İstismar Bağımsız Komisyonu (CIASE) Başkanı Jean-Marc Sauve, Katolik Kilisesinin cinsel istismar olaylarına karşı gerekli önlemleri almadığını belirtmişti.li

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Komiseri Jourova: AB, Polonya mahkemesinin kararına itiraz etmezse çökmeye başlar

    Avrupa Komiseri Jourova: AB, Polonya mahkemesinin kararına itiraz etmezse çökmeye başlar


    Polonya’da Anayasa Mahkemesi’nin Avrupa Birliği (AB) hukukunun ulusal mevzuata üstünlüğünü reddetmesi tartışmalara yol açtı.

    Çek Cumhuriyeti’nden AB Komiseri Vera Jourova, “AB’de eşit kurallara Avrupa’nın her yerinde aynı şekilde saygı gösterilmesi ilkesini desteklemezsek, tüm Avrupa çökmeye başlayacak” dedi.

    Avrupa Komisyonu’nda Değerler ve Şeffaflık Komiseri Jourova, “Bu nedenle, Polonya anayasa mahkemesinin kararına tepki vermemiz gerekecek” ifadesini kullandı.

    Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau ise Almanya ve Fransa’yı işaret ederek mahkemenin aldığı kararı savundu.

    Ülkede 100 binden fazla kişi AB’yi desteklemek için geçtiğimiz pazar günü protesto gösterileri yaparak ülkelerinin bloktan ayrılmasına (Polexit) karşı oldukları mesajı verdi.

    Polonya, yüksek mahkeme kararını savunuyor

    Varşova, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın arkasında olduğunu duyurdu. Polonya Dışişleri Bakanı Rau, “Polonya Anayasa Mahkemesi, AB hukukunun yalnızca yetki devredilen alanlarda ulusal hukuktan önceliğe sahip olduğunu doğruladı” dedi.

    Yüksek mahkeme kararının yürürlükte kaldığını doğrulayan Rau, Twitter’dan yaptığı açıklamada kararın “AB kurumlarının yetkilerini keyfi olarak genişletmesinin Polonya Anayasasına aykırı” olduğu anlamına geldiğini söyledi.

    Kararın Fransız ve Alman anayasa mahkemelerinin görüşleri ile uyumlu olduğunu iddia eden Bakan Rau, “Fransız ve Alman ortaklarımın da bu uygulamanın anayasalarına aykırı olduğunu düşüneceklerine inanıyorum” ifadesini kullandı.

    Fransa ve Almanya, Polonya mahkemesinin kararını ilk eleştiren ülkeler arasında yer aldı. Fransa’nın Avrupa İşleri Bakanı Clement Beaune, bunu “AB’ye karşı bir saldırı” olarak nitelendirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Polonya’yı AB’nin ortak kurallarına “tam” saygı duymaya çağırdı.

    Varşova’ya yaptırım uygulanır mı?

    Brüksel, son dönemde ülke yönetimini yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve demokratik değerler konusunda eleştiriyor.

    Avrupa Komisyonu’nun Polonya’ya, Covid kurtarma fonlarının ödenmesini engellemenin yanı sıra, Avrupa yasalarında yer alan “temel değerleri ihlal ettiği düşünülen devletler için fonları askıya almak” cezasını uygulayabileceği konuşuluyor.

    Bloktaki diğer ülkelerin Polonya’da demokratik hakların kesilmesine ilişkin durdurulmuş bir soruşturmayı yeniden canlandırabileceği de dile getiriliyor.

    Brüksel’in Polonya’nın AB’deki oylarını askıya alma ihtimalinin ise uzak olduğu belirtiliyor.

    “Polexit, sahte haber”

    Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, hükümetinin bir “Polexit” planı olduğu iddialarını yalanladı. Morawiecki, bu tür iddiaları tamamen gerçek dışı, “sahte haber” ve “zararlı bir efsane” olarak nitelendirdi.

    Polonya’da hükümeti destekleyen nüfuzlu Roma Katolik Piskoposluğu başkanı Başpiskopos Stanislaw Gadecki, Roma’daki Vatikan Radyosuna “hepimiz Avrupa’da kalmak istiyoruz” ve “hiçbir makul insan Avrupa’dan ayrılmak istemez” dedi.

    Başta adalet alanı olmak üzere, AB ile politikaları konusunda defalarca çatışan Polonya’nın sağcı hükümeti, 27 üyeli bloğun düzenlemelere ihtiyacı olduğunda ısrar ediyor.

    Ne olmuştu?

    Plonya’da Anayasa Mahkemesi’nin 7 Ekim’de aldığı kararda, “Avrupa Adalet Divanının Polonya adalet sistemine müdahale çabaları hukukun üstünlüğü ilkesini, Polonya anayasasının üstünlüğü ilkesini ve ayrıca Avrupa entegrasyonu sürecinde egemenliğin korunması ilkesini ihlal etmektedir.” denildi.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, mahkemenin kararını derin endişe verici bulduğunu belirterek, “Anlaşmalarımız açıktır. Avrupa Adalet Divanının kararları, ulusal mahkemeler dahil tüm üye ülkelerin makamları için bağlayıcıdır. AB yasaları, anayasal hükümler dahil ulusal yasalardan önce gelir. Bunun sağlanması için AB anlaşmalarından kaynaklanan tüm yetkilerimizi kullanacağız.” ifadelerini kullandı.

    AB Komisyonunun “Hukukun Üstünlüğü 2021” adlı raporunda, Polonya’da yargı bağımsızlığının tehdit altında olduğu ve bunun endişe verici olduğu belirtilmişti.

    Avrupa Adalet Divanı, Polonya Yüksek Mahkemesinde yargıçlara karşı kurulan disiplin kurulunu ve atanma yöntemini eleştiriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da hakim karşısına çıkan 100 yaşındaki Nazi zanlısı: Masumum

    Almanya’da hakim karşısına çıkan 100 yaşındaki Nazi zanlısı: Masumum


    Almanya’da Nazi döneminde Yahudilere karşı işlenen katliamda rol oynamaktan mahkemeye çıkan 100 yaşındaki Josef Schütz, hakim karşısında hakkındaki bütün suçlamaları reddederek “masum olduğunu” söyledi.

    16 Kasım’da 101 yaşına girecek olan Josef Schütz, Nazi suçlarından yargılanan en yaşlı zanlı konumunda.

    Masum olduğunu söyleyen şüpheli savunmasında, “Bu suçlamaları anlamıyorum çünkü bu konuda hiçbir şey bilmiyorum” dedi.

    Josef Schuetz, 1942-1945 yılları arasında Berlin’in kuzeyindeki Oranienburg’daki Sachsenhausen kampında 3 bin 518 mahkumun öldürülmesine “bilerek ve isteyerek” yardım ve yataklık etmekle suçlanıyor.

    Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında 1942’de Sovyet savaş esirlerinin kurşuna dizilerek infaz edilmesine yardım ve mahkumların zehirli gaz Zyklon B kullanılarak öldürülmesi de yer alıyor.

    1936 ile 1945 yılları arasında Sachsenhausen kampında, Yahudiler başta olmak üzere Romanlar, rejim karşıtları ve eşcinsellerin de aralarında bulunduğu 200 binden fazla kişi tutuklu olarak çalıştırıldı.

    Schütz teorik olarak en az 3 yıllık hapis cezası alacak ama ilerlemiş yaşı nedeniyle cezanın daha da az olması bekleniyor.

    Berlin’deki Marc Bloch Merkezi üyesi Guillaume Mouralis, “Bu mahkemenin ana fonksiyonu işlenen suçları unutmamak” diye konuştu.

    Temmuz 2020’de bir mahkeme, eski bir Stutthof kamp gardiyanı olan 93 yaşındaki Bruno Dey’e iki yıl ertelenmiş hapis cezası vermişti.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan yetmiş yıldan fazla bir süre sonra, Alman savcılar hayatta kalan son Nazi faillerini adalete teslim etmek için zamanla yarışıyor. Son yıllarda giderek daha düşük rütbeli Nazi personeline odaklanıldığı dikkat çekiyor.

    Geçtiğimiz hafta Nazi toplama kampının 96 yaşındaki eski sekreteri yargılanacağı gün kayıplara karışmıştı. Kısa süre sonra bulunan eski sekreterin davasının görülmesine 18 Ekim’de başlanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi Parkı eylemleri davası: Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı

    Gezi Parkı eylemleri davası: Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı


    Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyeleri ve Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 52 sanıklı davada ara karar açıklandı. Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluğunun devamına hükmetti.

    Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyeleri, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve firariler eski CIA danışmanı Henri Barkey ile Can Dündar’ın da aralarında bulunduğu 52 sanığın, “15 Temmuz darbe girişimi” ve “Gezi Parkı olayları”na ilişkin iddialar kapsamında yargılanmalarına devam edildi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, avukatların beyanlarının alınmasının ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, mevcut delil durumu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile verilebilecek cezanın üst sınırı dikkate alındığında tutukluluk süresinin ölçülü olması dikkate alınarak Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

    Bazı sanıkların savunmalarında olay tarihinde Beşiktaş’ta olmadıklarını beyan etmeleri üzerine, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, sanıkların olay tarihinde Beşiktaş’ta olup olmadıklarının HTS ve MOBESE kameralarından araştırma yapılmasının istenilmesini talep eden cumhuriyet savcısı ayrıca zorla getirme kararına rağmen duruşmaya katılmayan sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istedi.

    Ara kararlarını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Osman Kavala’nın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, son incelemeden itibaren hukuki durumunda bir değişiklik olmaması ve yargılamanın geldiği aşama göz önünde bulundurularak oy çokluğuyla tutukluluk halinin devamına hükmetti.

    Üye hakimlerden biri tutukluluk devam kararına muhalefet şerhi koyarak, Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiği yönünde oy kullandı.

    Heyet, olay tarihinde Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisi çevresindeki kamera kayıtlarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve haber ajanslarından temin edilmesi için yazı yazılmasına karar verdi.

    Görüntülerin mahkemeye ulaşması durumunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanıkların görüntülerde olup olmadığının tespit edilmesini de karara bağlayan heyet, savunmaları alınmayan sanıkların savunmalarının alınabilmesi ve eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 26 Kasım’a erteledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da dünyanın en yaşlı Nazi zanlısının yargılanmasına başlandı

    Almanya’da dünyanın en yaşlı Nazi zanlısının yargılanmasına başlandı


    Almanya’da Nazi döneminde Yahudilere karşı işlenen katliamda rol oynamaktan mahkemeye çıkan 100 yaşındaki eski bir toplama kampı gardiyanı, ülkede Nazi döneminde işlenen suçlardan dolayı yargılanan en yaşlı zanlı oldu.

    Josef Schuetz, 1942-1945 yılları arasında Berlin’in kuzeyindeki Oranienburg’daki Sachsenhausen kampında 3 bin 518 mahkumun öldürülmesine “bilerek ve isteyerek” yardım ve yataklık etmekle suçlanıyor.

    Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında 1942’de Sovyet savaş esirlerinin kurşuna dizilerek infaz edilmesine yardım ve mahkumların zehirli gaz Zyklon B kullanılarak öldürülmesi de yer alıyor.

    Bir mahkeme sözcüsü, “Özel olarak birini vurmakla değil, gardiyan olarak bu eylemlere katkıda bulunmakla ve kampta bu tür cinayetlerin gerçekleştiğini bilmekle suçlanıyor” dedi.

    1936 ile 1945 yılları arasında Sachsenhausen kampında, Yahudiler başta olmak üzere Romanlar, rejim karşıtları ve eşcinsellerin de aralarında bulunduğu 200 binden fazla kişi tutuklu olarak çalıştırıldı.

    Sachsenhausen Müzesi’ne göre, kamp Sovyet birlikleri tarafından kurtarılmadan önce on binlerce mahkum zorla çalıştırılmaktan, üzerlerinde yapılan tıbbi deneylerden, açlık veya hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan yetmiş yıldan fazla bir süre sonra, Alman savcılar hayatta kalan son Nazi faillerini adalete teslim etmek için zamanla yarışıyor. Son yıllarda giderek daha düşük rütbeli Nazi personeline odaklanıldığı dikkat çekiyor.

    Geçen hafta Nazi toplama kampının 96 yaşındaki eski sekreteri yargılanacağı gün kayıplara karışmıştı. Kısa süre sonra bulunan eski sekreterin davasının görülmesine 18 Ekim’de başlanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin baskısı artınca Polonya geri adım attı; hakimler yasasını değiştirme sözü verdi

    AB’nin baskısı artınca Polonya geri adım attı; hakimler yasasını değiştirme sözü verdi


    Polonya’da iktidar, Avrupa Birliği’nden (AB) gelen yoğun baskılar üzerine yargı bağımsızlığını ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirilen yasada değişikliğe gideceği vaadinde bulundu.

    İktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi lideri Jaroslaw Kaczynski, AB tarafından sert şekilde eleştirilen Yüksek Mahkeme Disiplin Dairesi’nin mevcut halinde değişikliğe gidileceğini söyledi.

    Polonya basınına konuşan Kaczynski, “AB ile tartışmaya yol açan Yüksek Mahkeme’nin Disiplin Dairesi ile ilgili mevcut düzenlemeyi kaldıracağız.” dedi.

    Kaczynski, söz konusu yasa değişikliğinin eylül ayında Parlamento Genel Kurulu’na geleceğini kaydetti.

    Avrupa Adalet Divanı’nın konuyla ilgili Polonya için aldığı kararı eleştiren Kaczynski, mahkemenin AB müktesebatının yetkisini aştığını iddia etti.

    Avrupa Adalet Divanı Polonya için ne karar verdi ?

    AB Komisyonu’nun Polonya aleyhine mart ayında yaptığı şikayeti değerlendiren Avrupa Adalet Divanı, geçen ay aldığı kararda, söz konusu yasayla Polonya hükümetinin, “hakimlerin bağımsızlığını ihlal ettiğine” hükmetti.

    Avrupa Adalet Divanı, Polonya’da 20 Aralık 2019’da çıkarılan ve 14 Şubat 2020’de yürürlüğe giren yargıyla ilgili yasanın derhal değiştirilmesini talep ederek, aksi takdirde bu ülkeye para cezası vereceği uyarısında bulundu.

    AB Komisyonu, bunun ardından ilgili karara uyulması için Polonya’ya 16 Ağustos tarihine kadar mühlet verdi.

    Avrupa Birliği Komisyonu, Polonya Yüksek Mahkemesi’nin Disiplin Dairesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığının tam olarak sağlanamayabileceği, dairenin alacağı disiplin soruşturmalarında alacağı kararların yargıçların görevlerini yerine getirmesini engelleyebileceği görüşünü taşıyor.

    AB, Polonya’ya resmi tebligat göndermişti

    AB Komisyonu, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü gibi konularda uzun bir süredir Polonya’yı eleştiriyor.

    Komisyon daha önce de Polonya’ya 20 Kasım 2019 tarihli yasanın hakimlerin bağımsızlığını ihlal ettiği gerekçesiyle resmi tebligat gönderdi.

    AB’nin Polonya’daki yargıyla ilgili yasalar hakkında endişe ettiği konular arasında, yargıçlara soruşturma açılması için dokunulmazlıklarının kaldırılması, görevden alınmaları ve maaş kesintisi cezaları getirilmesi bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Afrika: Yolsuzlukla yargılanan eski lider Zuma hakkında ertelenmiş tutuklama kararı

    Güney Afrika: Yolsuzlukla yargılanan eski lider Zuma hakkında ertelenmiş tutuklama kararı


    Güney Afrika’da yolsuzlukla yargılanan eski Devlet Başkanı Jacob Zuma hakkında 6 Mayıs’a kadar ertelenen tutuklama kararı verildi.

    Durban’daki Yüksek Mahkeme, dava duruşmasına gelmediği için Zuma hakkında ertelenmiş tutuklama hükmü verdi. Zuma’nın avukatı müvekkilinin sağlık sebepleriyle duruşmaya katılamadığını belirtirken, hakim Dhaya Pillay bu iddiaları doğrulayacak kanıtın olmadığına dikkat çekti.

    Zuma nelerle suçlanıyor?

    Zuma görevi boyuncu çok sayıda yolsuzlukla suçlansa da bunları hep reddetti.

    Eski Afrikalı lider 1990’lı yılların sonunda 2 buçuk milyar dolar tutarında bir silah alım ihalesinde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle yargılanıyor.

    Yüksek Mahkeme ayrıca Zuma’nın 18 ayrı yolsuzluk, sahtekarlık, şantaj ve kara para aklama suçundan yargılanmasına karar verdi.

    Devlet başkanlığına 2009’da seçilerek ülkeyi 9 yıl yöneten Zuma’nın adı birçok yolsuzluk soruşturmasına karışmış ve devlet bütçesinden şahsi harcamalar yaptığı öne sürülmüştü.

    Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle partisinden gelen yoğun baskılar sonucu başkanlık görevinden Şubat 2018’de istifa etmişti.

  • Belçika mahkemesi, devleti iklim politikasını ihmal etmekten suçlu buldu

    Belçika mahkemesi, devleti iklim politikasını ihmal etmekten suçlu buldu


    Belçika’da ilk kez bir mahkeme, federal hükümeti ve ülkenin üç bölgesini (Flaman, Valon, Brüksel) iklim krizi ile mücadele için gerekli önlemleri almamaktan suçlu buldu.

    Brüksel mahkemesi kararında, Belçika makamlarının “ihmalkar bir iklim politikası uygulayarak bir hata işlediklerini” söyledi.

    Basın ile paylaşılan kararda, iklim politikalarıyla ilgili dört kuruluşun “normal ihtiyatlı ve gayretli yetkililer gibi davranmamasının, Belçika medeni kanununa göre bir kusur teşkil ettiği ifade edildi.

    Ayrıca, “iklim değişikliğinin yaşamı tehdit eden etkilerini önlemek için gerekli tüm önlemleri almamakla” suçlanan davalıların, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni de ihlal ettikleri belirtildi.

    Fakat mahkeme Hollanda ve Almanya’da olduğu gibi, devlete sera gazı azaltma hedefleri koymadı.

    2015 yılında, Lahey Mahkemesi, Hollanda hükümetinin iklim politikasının yasa dışı olduğuna hükmederek, beş yıl içinde sera gazı emisyonunun en az yüzde 25 oranında azaltmasına hükmetmişti.

    Geçtiğimiz haftalarda da Lahey Mahkemesi, çok uluslu petrol şirketi Shell’in, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2019-2030 yılları arasında karbon salımını azaltmakla yükümlü olduğuna hükmetmişti.

  • HSK seçimleri: 7 üyenin 4’ünü Cumhur, 3’ünü Millet İttifakı seçecek

    HSK seçimleri: 7 üyenin 4’ünü Cumhur, 3’ünü Millet İttifakı seçecek


    Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 7 Haziran’da görev süresi dolacak 11 üyesinden 7’si ilk kez Türkiye Büyü Millet Meclisi tarafından belirleniyor. HSK üyeliği için ilk oylama bugün TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu’nda yapıldı. Buna göre TBMM tarafından seçilen 7 üyenin 4’ü Cumhur, 3’ü Millet İttifakı tarafından seçilecek.

    Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı haricindeki 11 üyesinin görev süresi 7 Haziran’da sona eriyor.

    HSK üyeleri nasıl seçiliyor?

    13 üyeden oluşan Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı haricinde 11 üyesi bulunuyor. Bunların 4’ünü Cumhurbaşkanı Erdoğan atıyor. Kalan 7 üye TBMM Genel Kurulu tarafından belirleniyor.

    Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı HSK’nın doğal üyesi. Bu durum Avrupa Birliği raporlarında sıkça altı çizilen ve ‘sorunlu’ olarak görülen konulardan biri. AB, Adalet Bakanının HSK ile ilişkili olmasını yargı bağımsızlığını zedelediğini düşünüyor.

    Cumhurbaşkanı 4 üyeyi birinci sınıf adli ve idari yargı hakim-savcıları arasından Meclis ise 7 HSK üyesinden üçünü Yargıtay, birini Danıştay üyeleri arasından üçünü ise hukukçu öğretim üyeleri ile meslekte 15 yılını doldurmuş avukatlar arasından seçiyor.

    GRECO: Türkiye’de iktidarın yargı üzerindeki etkisi sürüyor

    Avrupa Konseyi’nin Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO), mart ayında Türkiye’de milletvekilleri ve yargı mensuplarına ilişkin yolsuzluğun önlenmesi ve siyasi partilere yönelik mali desteğin şeffaf hale gelmesi konularında iki rapor yayımladı.

    Raporda GRECO, temel yapısal değişikliklerin Türkiye’de yargı bağımsızlığını zayıflattığını belirterek, “Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) üyelerinin Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı tarafından atanıyor olması ve bu üyelerin hakimler ve savcılar tarafından seçilmiyor olması Avrupa standartlarına tamamen ters düşüyor.” uyarısında bulundu.