Etiket: yargı

  • Yargıda Yeni Hamle: Ek Tedbirler Geliyor! Mahkemeye Belge Göndermeyene Ceza

    Yargıda Yeni Hamle: Ek Tedbirler Geliyor! Mahkemeye Belge Göndermeyene Ceza


    Mahkemelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan yazılı olarak talep ettiği bilgi ve belgelere süresi içinde yanıt verilmemesi durumunda, yeni cezai yaptırımlar gündeme geliyor.

    Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, yargılamaların daha hızlı tamamlanmasını hedefleyen bu düzenleme için önümüzdeki günlerde mevzuat değişikliğine gidilmesi planlanıyor.

    UZAYAN DAVALAR SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR

    Türkiye’de uzun yargılama süreleri, en çok tartışılan başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Hedef süre uygulamasının devreye alınması ve bu alanda atılan çeşitli adımlara rağmen, dava süreçlerindeki gecikmelerin önüne geçilemedi. Önümüzdeki dönemde hakim ve savcı sayısının artırılması, yapay zeka destekli uygulamaların yaygınlaştırılması ve tebligat sisteminde yapılacak değişikliklerle yargılama sürelerinin kısaltılması amaçlanıyor.

    BİLGİ VE BELGEYE ERİŞİMDE ENGELLER KALDIRILACAK

    Planlanan düzenlemeler yalnızca insan kaynağı ve teknolojiyle sınırlı kalmayacak. Mahkemelerin maddi gerçeğe ulaşabilmesi için dava konusu olan bilgi ve belgelere erişimin önündeki engellerin de kaldırılması hedefleniyor. Bu kapsamda, kurumların mahkeme yazılarına zamanında cevap vermemesinin doğurduğu sorunlara karşı daha caydırıcı önlemler devreye sokulacak.

    GECİKME LÜKSÜ SONA ERİYOR

    Adalet Bakanlığı kaynakları, “Mahkeme bir kuruma yazı yazıyor. O cevaba göre maddi gerçek ortaya çıkacak. Ama bu yazı ya dikkate alınmıyor ya da cevap verme süresi uzuyor. Bu durum yargılama süreçlerini uzattığı gibi maddi gerçeğin ortaya çıkmasını da engelliyor. Şu anda zaten mahkemeler cevap gelmezse ilgili kurumu uyarıyor ve suç duyurusunda bulunulacağını bildiriyor. Ama pratikte bu yol işlemiyor. Şimdi yeni yapılacak düzenleme ile örneğin duruşma tarihine kadar eğer cevap vermezse sorumlulara cezai yaptırım uygulanması düşünülüyor Bu konuda bir suç tanımı yapılacak ve karşılığındaki cezalar belirlenecek” açıklamasında bulundu.

    YARGI REFORMU EYLEM PLANINDA NET TAKVİM

    Adalet Bakanlığı’nın Yargı Reformu Stratejisi kapsamında hazırlanan eylem planında da bu soruna özel bir başlık ayrıldığı görülüyor. Hukuk yargılamalarında, mahkemelerin bilgi ve belge taleplerine ilişkin ara kararlarının dava dışı taraflarca yerine getirilmemesinin yargı süreçlerini ciddi şekilde uzattığına dikkat çekiliyor.

    Bu sorunun çözümü için, mahkeme ara kararlarının kasıtlı olarak yerine getirilmemesi ya da uygulanmasının engellenmesinin cezai yaptırıma bağlanmasının, yargı sisteminin işleyişine önemli katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Eylem Planı’nda, mahkemelerce yazılı olarak talep edilen bilgi ve belgelere süresi içinde cevap verilmemesi veya bu sürecin engellenmesi hâlinde uygulanacak cezai yaptırımlara ilişkin düzenlemenin bu yıl içinde hayata geçirileceği belirtiliyor.

    Kaynak: Türkiye Gazetesi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsim Vermeden Yüklendi: İmamoğlu’na Üstü Kapalı Gönderme… ‘Sorumsuzluğun Daniskası’

    İsim Vermeden Yüklendi: İmamoğlu’na Üstü Kapalı Gönderme… ‘Sorumsuzluğun Daniskası’

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hakim ve Savcı Kura Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçen günlerde yaptığı bir açıklamaya üstü kapalı atıfta bulunarak, “Yargıya intikal etmiş süreçlerin siyasi malzeme haline getirilmesi, hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, aile ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan, hakim ve savcılara hitap ederken dikkat çeken ifadeler kullandı.

    Açıklamalarında, “Bugün yargı süreçlerine müdahale etmeye çalışan malum çevreler eski Türkiye’nin hayalini kurmakta, kendilerine sağlanan imtiyazları korumaya çalışmaktadır” diyen Erdoğan, konuya ilişkin sözlerinin devamında, “Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez” dedi.

    ‘ZULÜM İLE ADALET BİR ARADA BULUNAMAZ’

    Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    Zihin haritamızda zulüm ile adaletin bir arada bulunduğu tek bir nokta bile yoktur.

    Adaleti diğer her şeyden üstün gören geleneğin bugünkü temsilcisiyiz. Birileri bunlara dudak bükerek küçümseyerek bakabilir. Bu asırlar boyu süzülüp bizlere ulaşan mükemmel bir birikimden bahsettiğimiz gerçeğini değiştirmez.

    İSİM VERMEDEN İMAMOĞLU’NA YÜKLENDİ

    Yargıya intikal etmiş süreçlerin siyasi malzeme haline getirilmesi, hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, aile ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır.

    Bugün yargı süreçlerine müdahale etmeye çalışan malum çevreler eski Türkiye’nin hayalini kurmakta, kendilerine sağlanan imtiyazları korumaya çalışmaktadır. En temel hukuk kaidelerini ihlal etmeyi kendilerine hak görüyorlar. Hukuk üstünlüğü ilkesinin kendilerini bağlamadığını düşünüyorlar. Ama yargının kapsama alanı dışında olmadıkları gerçeğiyle günden güne daha fazla yüzleşiyor, bunu kabul etmek zorunda kalıyorlar.

    ‘Ben istediğimi yapar, istediğimi tehdit ederim’ hoyratlığı hakikatin sert duvarına eninde sonunda çarpacaktır.

    Türkiye’de kimse layusel değildir. Kimse kendini hukukun üstünde göremez. Hukuk başka bir şey kanun başka bir şey. Biz hukuku kanunun üstünde gören bir milletiz. Hukuk, hakkı hakkı olana teslim etmektir. daha önce de ifade ettim. Nezaket kuralları şartıyla yargının tasarruflarını eleştirebilirsiniz. Her kararı kayıtsız şartsız doğru kabul etmek zorunda değilsiniz. İtirazınızı kanuni yollardan yaparsınız.

    ‘YARGIYA KİMSE PARMAK SALLAYAMAZ’

    Biz de eleştirdik. Doğru bulmadığımız yönleri kamuoyu ile paylaştık. Partimize ve şahsımıza yönelik hukuksuzluklar karşısında bile mücadelemizi hukuk zemininde verdik. Yargıya parmak sallama, yargıyı itibarsız hale getirme yoluna asla gitmedik. Türk milleti adına karar verenlere kimse ayar veremez.

    Tek parti faşizminin, darbeci zihniyetin, vesayet odaklarının etkisinde kalan yargı eski Türkiye’nin yargısıdır. Bu yargı anlayışıyla biz de defalarca yüzleştik. Kimse hukukun üstünde değildir.

    Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez.

    Hukuk ve yargı sistemimizi insana hizmet eden işlevsel bir yapıya kavuşturmak adına çok önemli uygulamaları hayata geçirdik. Pek çok temel kanunu yeniledik. Hak arama yollarını açık ve işler tutarken sisteme yeni kurumlar kazandırdık. AYM’ye bireysel başvuruyla hak ve özgürlüklerin hukuki himayesini genişlettik.

    Kamu denetçiliği ile idarenin demokratik denetimini başlattık. İstinafla iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçtik.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İktidara Yakın Gazete Yazdı: Yargı Paketinde ‘Yasa Dışı Bahis’ Hamlesi

    İktidara Yakın Gazete Yazdı: Yargı Paketinde ‘Yasa Dışı Bahis’ Hamlesi


    “Cezasızlık” politikası nedeniyle tepki çeken iktidar, getirdiği yeni yargı paketindeki düzenlemelerle bu algıyı yıkmak istiyor. “Basit suç” olarak tanımlanan bazı suçların “katalog suç” kapsamına alınması planlanırken, Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil’in de tutuklanmasıyla gündeme gelen yasa dışı bahis için de bir adım atılacak.


    Türkiye’de artan şiddet, istismar ve dolandırıcılık olaylarının ardından kamuoyu, iktidarın “cezasızlık” politikasına tepki gösterdi. Böyle bir tavrı olmadığını ispatlamak isteyen iktidar da yeni bir yargı paketi hazırlığına başladı. Buna göre pakette yasa dışı kumar oynayanların cezasının “kabahat” değil “suç” olarak düzenlenmesi planlanıyor.

    İktidara yakın Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre; pakette denetim serbestlik şartları ve iyi hâlle ilgili hükümler yeniden belirlenirken basit olarak tanımlanan bazı suçların cezalarının da artırılması düşünülüyor.

    İktidara Yakın Gazete Yazdı: Yargı Paketinde 'Yasa Dışı Bahis' Hamlesi - Resim : 1

    BASİT SUÇLAR ‘KATALOGA’ ALINACAK

    Kamu düzenini bozmaya, suçun işleniş şekline ve kişinin suç işleme eğilimine yönelik değerlendirme yapılarak tutuklama tedbiri gündemde. İki yılın altındaki suçlarda tutuklama olmadığı için suçlu hiç hapse girmeden denetimli serbestlikten faydalanıyor.

    Planlanan düzenlemelerle “basit suç” olarak tanımlanan bazı suçların da “katalog suç” kapsamına alınacak. Böylece her suçun mutlaka belli oranda “yatarı” olacak ve denetimli serbestlik şartları bir süre hapiste kaldıktan sonra devreye girecek.

    İktidara Yakın Gazete Yazdı: Yargı Paketinde 'Yasa Dışı Bahis' Hamlesi - Resim : 2

    CEZALAR ARTACAK

    Yasa dışı sanal bahis ve sanal kumar oynatana yönelik cezalar olsa da oynayanlar Kabahatler Kanunu’na göre para cezası ile cezalandırılıyor. Pakete göre trafikte makas atma, drift yapma gibi eylemlerin de cezası artacak.

    Düğün ve asker uğurlaması gibi etkinliklerde havaya ateş açanların cezaları da artırılacak. Mevcut kanunda bu tür suçlarda genellikle hapis cezası yokken, yeni düzenleme ile suçluların cezalarının belli bir bölümünü hapiste geçirmeleri garanti altına alınacak.

    Kaynak: Türkiye Gazetesi


    Etiketler

    Yargı


    Cezaevi

    Astrolog Dinçer Güner 'Son Kez Yaşanacak' Diyerek Uyardı: Beklenmeyeni Bekle!
    Dinçer Güner: 2024’te Son Kez Görülecek

    YSK Topu Meclis'e Atmıştı: AKP'den Elektronik Oylamaya Veto
    AKP’den Elektronik Oylamaya Veto

    Öcalan Çağrısının Ardından İlk Kez... Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli Ne Konuştu?
    İki Lider Sürpriz Zirvede Ne Konuştu?

    Dünya Üzerindeki 5 Yasaklı Bölge: Google Haritalar'da Bile Gösterilmiyor
    Dünya Üzerindeki 5 Yasaklı Bölge: Google Haritalar’da Bile Gösterilmiyor

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin En Güvenilmez Kurumları Belli Oldu! İşte O Liste…

    Türkiye’nin En Güvenilmez Kurumları Belli Oldu! İşte O Liste…


    Toplum Çalışmaları Enstitüsü, ‘Türkiye’deki toplumsal eğilimleri ölçmek’ amacıyla bir saha araştırması gerçekleştirdi. 19-22 Eylül 2024 tarihleri aralığında anket yöntemiyle yapılan araştırmada 1.514 kişiye bazı sorular yöneltildi. Anketin hata payı ise artı eksi yüzde 2,5 olarak belirlendi.

    Katılımcılara sorulan sorular arasında en dikkat çekici yanıtlara sahip olan soru ise “Türkiye’de en güvenmediğiniz iki kurumu belirtir misiniz?” oldu.

    SİYASİ PARTİLER İLK SIRADA

    Türkiye’de en güvenilmeyen kurum olarak “Siyasi partiler” yer aldı. Ankete katılanların yüzde 25,1’i bu şıkkı tercih ederken ikinci sırayı ise Diyanet İşler Başkanlığı aldı.

    DİYANET İKİNCİ SIRAYI ALDI

    Vatandaşlara sıklıkla ‘şükretmeyi’ tavsiye eden ancak lüks araç tüketimi ile kurum kaynaklarını kişisel çıkarları için kullandığı iddialarıyla çalkalanan Diyanet’e güvenmeyenlerin sayısı yüzde 18.8 oldu.

    Türkiye'nin En Güvenilmez Kurumları Belli Oldu! İşte O Liste... - Resim : 2

    EN GÜVENİLMEZ KURUMLAR

    Toplum Çalışmaları Enstitüsü, “Türkiye’deki toplumsal eğilimleri ölçmek” amacıyla saha çalışması gerçekleştirdi. 19-22 Eylül 2024 tarihleri arasında anket yöntemiyle yapılan araştırmaya bin 514 kişi katıldı. Anketin hata payı, artı eksi yüzde 2,5 olarak hesaplandı.

    Katılımcılara sorulan sorular arasında, “Türkiye’de en güvenmediğiniz iki kurumu belirtir misiniz?” sorusu da yer aldı. Yüzde 25,1’lik oran ile siyasi partiler en güvenilmez kurumlar arasında ilk sıraya yerleşti. Diyanet ise yüzde 18,8’lik oran ile en güvenilmez ikinci kurum oldu.

    ÜÇÜNCÜ SIRADA YARGI VAR

    Ankete katılanların en çok güvenmediği kurumların üçüncü sırasında ise yargının olması dikkat çekti. Yargıya güvenmeyenlerin oranı Diyanet’e oldukça yakın bir sonuçlar yüzde 18,4 oldu.

    Türkiye'nin En Güvenilmez Kurumları Belli Oldu! İşte O Liste... - Resim : 3

    Beşinci sırayı ise Hükümet aldı. Ekonomik gelişmeler ışığında son yerel seçimlerde ciddi oy kaybı yaşayan ve elindeki belediyeleri de kaybederek seçimlerde ikinci parti konumuna düşen AKP hükümetine güvenmeyenlerin sayısı 14,3 oldu.

    TÜİK DE LİSTEDE!

    Siyasi partiler ve Diyanet’in ardından, diğer bazı kurumların, “En güvenmediğiniz iki kurumdan biri” olarak işaretlenme oranı ise şöyle:

    • TÜİK: Yüzde 8,7

    • Muhalefet: Yüzde 7,2

    • Meclis: Yüzde 4,9

    • RTÜK: Yüzde 2,1

    Türkiye'nin En Güvenilmez Kurumları Belli Oldu! İşte O Liste... - Resim : 4

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Tayyar’dan Bir Çıkış Daha! Kadını Korumayan Yargıya Ateş Püskürdü

    AKP’li Tayyar’dan Bir Çıkış Daha! Kadını Korumayan Yargıya Ateş Püskürdü


    Partisi AKP’ye eleştirilerde bulunmasıyla ve “özeleştirinin” önemini vurgulamasıyla bilinen Şamil Tayyar, Beyoğlu’ndaki cinsel saldırı olayında saldırganların sosyal medya tepkileri sonrası tutuklanmasını eleştirdi. Tayyar, sosyal çürümeden bahsederken, yargıdaki çürümenin bunun önüne geçtiğini vurguladı.


    İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde geçtiğimiz günlerde meydana gelen cinsel saldırı olayından sonra yaşananlara tepki yağmaya devam ediyor. 23 yaşındaki bir kadının cinsel tacizine uğradığı iki erkek, başta serbest bırakıldı. Sosyal medyadan gelen yoğun tepkiler sonrasında ise yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Söz konusu olay, yargının “kamuoyu tepkisine” göre harekete geçtiği eleştirilerine yol açtı. Bu yorumu destekleyen isimlerden biri de AKP’li Şamil Tayyar oldu.

    ‘DEMEK Kİ İSTEYİNCE OLUYOR’

    Sık sık partisinin politikalarına eleştirilerde bulunan Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, delilli bir saldırıda bile böyle bir karar alınmasına tepki göstererek, “Bu karar değişikliği ilk değil, çok örnek var. Bunları tartışırken kimi vakit yargı camiasından şu tarz tepkiler yükselir: ‘Emniyet operasyon yapıyor, çoğu kez dosyanın içi boş, yargı delile bakar.’ Eyvallah. Saldırının an be an görüntüleri var. Delil daha nasıl olsun? O halde niye bırakıyorsunuz? O vakit, ‘Efendim, isnat edilen suçlamanın yatarı yok, neden tutuklansın’ deniyor. Tepki olunca tutukladınız. Demek ki mevzuat uygun, istenirse oluyor” dedi.

    ‘YARGI KENDİ MUHASEBESİNİ YAPSIN’

    AKP’li Tayyar, paylaşımının devamında, yargının kendisini gözden geçirmesi gerektiğini söyleyerek, “Bir süredir AK Parti’ye baskı yapılıyor, ‘sosyal medyadaki baskılar yargıyı olumsuz etkiliyor’ gerekçesiyle yeni yasa isteniyor. Sosyal medyadaki linç kültürünü kabul etmem mümkün değil, mutlaka yasal denetime tabi tutulmalı, ancak tüm eksik yanlarına rağmen yargı üzerindeki en etkili denetim mekanizması. Yargı da kendi muhasebesini yapsın. Üzülerek söyleyeyim, hani sosyal çürüme diyoruz ya, yargıdaki çürüme ilk sırada yer alır” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    Etiketler

    Yargı


    Şamil Tayyar


    AKP

    Kasım Ayının En Şanslı Burçları Açıklandı. Paraya Doyacaklar
    Kasım Ayının En Şanslı Burçları Açıklandı. Paraya Doyacaklar

    Milyonların Beklediği Haber Geldi... AKP'den 'Emekli Maaşı' Raporu!
    AKP’den ‘Emekli Maaşı’ İçin Kritik Adım

    Vakıfbank Müjdeli Haberi Açıkladı! Ekim'e Özel Yeni Promosyon
    Vakıfbank Müjdeli Haberi Açıkladı! Ekim’e Özel Yeni Promosyon

    DEM Parti Eş Başkanı Bursa'da Buluşma Düzenledi
    DEM Parti Eş Başkanı Bursa’da Buluşma Düzenledi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Haftanın en çok izlenen dizileri: Bahar zirvede

    Haftanın en çok izlenen dizileri: Bahar zirvede


    Haftanın en çok izlenen dizileri: Bahar zirvede

    Box Office Türkiye, (26 Mayıs – 1 Haziran) haftasında izleyiciyle buluşan yerli dizilerden en çok izlenen 10 yapımı sıraladı. Burak Sakar’ın derlediği prime time listesine göre, mayıs ayının son haftasında Bahar liderlik koltuğundaki yerini korudu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Barış Terkoğlu, “Taksitçi” lakabıyla anılan yargı mensubunu yazdı: Rüşvet aldığı iddiasının olduğu dosya buharlaşıyor

    Barış Terkoğlu, “Taksitçi” lakabıyla anılan yargı mensubunu yazdı: Rüşvet aldığı iddiasının olduğu dosya buharlaşıyor



    Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, yargıdaki usulsüzlüklere ilişkin kaleme aldığı bugünkü yazısında, ismini paylaşmadığı “taksitçi” lakabıyla anılan yargı mensubuyla ilgili öğrendiklerini aktardı.

    “Hakkında çok şey yazıldığını, herkesin başka bir şey söylediğini görünce onu yakından tanıyan yargı mensuplarını aradım” diyen Terkoğlu şunları kaydetti:

    “İlk hikâyeyi şöyle anlatayım… Adliyeye bir dolandırıcılık dosyası geliyor. Elbette soruşturmada telefon kayıtları, yazışmalar inceleniyor. Savcı bir de ne görsün! Dolandırıcılık şüphelisinin, ‘o’nunla dosyasının kapatılmasına dair mesajları var. Devreye adliyeyi yöneten iki kritik savcı giriyor. Dosya kapatılıyor. Aslında olan bitenin HSK’ye iletilmesi gerekirken iletilmiyor. Böylece ‘o’nun rüşvet aldığı iddiasının olduğu dosya buharlaşıyor.

    İkincisi bir başkasından. ‘O’ sadece bir yargı mensubu değil. Adliyede önemli komisyonlarda da görevliydi. Bu seferki olayda bir hâkim, elindeki dosya nedeniyle hatırlı bir kişiyle karşı karşıya geliyor. ‘Hatırlı kişi’, verilmesi gereken kararı hâkime telkin ediyor. Hâkim, namuslu davranıyor. Kararlarının bağımsız olduğunu, telkin edilen kararı vermeyeceğini söylüyor. Gelgelelim hatırlı kişi, ‘o’nunla görüştüğünü, çıkması gereken karar konusunda anlaştığını ve söz konusu hâkim istediği kararı vermezse ‘o’na şikâyet edeceğini söylüyor.

    Üçüncü hikâye adliyedeki bir başka mahkemeden. ‘O’, müdahale etmek istediği bir dava için asliye ceza hâkimi izindeyken ‘kendisi adına usulsüz yetkiyle iddianame kabulü’ yapıyor. Yetmiyor, yönlendireceğini düşündüğü hâkime sık sık telkinlerde bulunuyor. Sonunda sert bir şekilde reddediliyor.

    Dördüncü hikâye, mahkemesini yakından izleyen bir yargı mensubundan: ‘Duruşma savcılarının tecrübesiz olmasını isterdi. Özellikle bazı uyuşturucu davalarında beraat mütalaası almak için yönlendirirdi. Eğer dosyada üye hâkimlerden muhalif olan varsa dosyayı karar vermeyerek ertelerdi. Mahkemesindeki hâkimlerden tecrübeli olan bir hâkim onunla bu konularda karşı karşıya geldi. Gelgelelim ‘o’, sürtüştüğü hâkimi, Adalet Bakanlığı’nda bağlantılı olduğu tanınmış bürokrat sayesinde Şanlıurfa’ya sürdürdü.’”

    “Adı adliye dışında ‘taksitçi’ lakabıyla anılan yargı mensubu ‘o’ hakkında meslektaşlarından dinlediklerimden yazabildiğim kısımlar böyle” diyen Terkoğlu, “İnancını, ideallerini, en önemlisi aklını yitirmiş bir sistem ancak lekeli insanların omzunda yükseliyor” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıda rüşvet belgeleri saçılmaya devam ediyor: ‘Ben değil asıl onlar rüşvetçi’ | Cumhurbaşkanı ve ailesine küfürler havada uçuşmuş

    Yargıda rüşvet belgeleri saçılmaya devam ediyor: ‘Ben değil asıl onlar rüşvetçi’ | Cumhurbaşkanı ve ailesine küfürler havada uçuşmuş



    Türkiye’de yargıda her geçen gün yeni bir rüşvet iddiası ortaya çıkarken, gazeteci Barış Terkoğlu, Dilan Polat dosyasının savcısı G.K.’nin ilgili makamlara sunduğu iddia edilen Whatsapp yazışmalarını anlattı.

    Terkoğlu, yazısının ilk satırlarında “Herkesin kendi işini savcıyla ve hakimle gördüğü bu kara düzende mesele sadece adaletin itibarsızlaşması değil. Sistemde herkesin herkesle kavgası var. Bir yanda ülkücüler, bir yanda Hakyol, bir yanda İstanbul grubu. Bir yanda bakan bir yanda bakan yardımcıları. Bir yanda Çağlayan Adliyesi bir yanda Anadolu Adliyesi” ifadelerini kullandı.

    ‘BEN DEĞİL ASIL ONLAR RÜŞVETÇİ’

    Terkoğlu, G.K.’nin sunduğu iddia edilen belgeleri, “İlk kez duyacağınız” diyerek anlatırken, “İlk kez duyacağınız bu belge ise belli ki Savcı G.K. kaynaklı. Daha önce bahsettiğim soruşturmalardan birinde, işadamı M.A.’dan rüşvet almakla suçlanan Savcı G.K., işadamı M.A. dosyasındaki bazı WhatsApp konuşmalarını devletin ilgili birimlerine sunmuş. Bu konuşmalara dayanarak özetle “ben değil asıl onlar rüşvetçi” demiş” diye yazdı.

    Terkoğlu yazışmalarda geçen ifadelerden bazılarını ile şöyle aktardı:

    “Görüşeyim çözülür istenilen parayı versin yeter ki”, “Abi ne Fetösü ne başka bir şey çözemeyecekleri iş yok, sen biliyorsun, parayı yeter ki koysun”, “gönderdin mi emaneti kardeş”, “yukarısı bende sen parayı gönder yeter ki, her türlü bağlarım en tepeye ulaşırım gerekirse, hepsi aç”, “senin içişleriyle bağın var mı hala, çok sevdiğim T. Abi var Emniyet’in araç işlerini yapmak istiyorlar, S.’nin akrabası yapıyor demişler ama yapan da akraba filan değil yukardan bağlantı kurarsan alırsın diyorlar”, “sen getir, para ve kadın varsa sorun yok, direkt görüşüyorum ben S. ile, işlerimizi de bitirtiyoruz sen getir işi”, “500’e kadar bağlarım, mahkeme işi bende, bu paralara dosya çözülmez normalde, hele böyle dosyalar”, “halloldu, elden teslim ettim, 180 verdim, 170 de iş bitiminden sonra”, “Ben hallettireceğim, görüştüm Ş. Abi’yle de Ankara’yla da, parada anlaşırsak çözecekler”, “diğer işle alakalı S. ile görüştüm ben para transferini Perşembe günü yapacaklarmış 4.5 milyon”…

    ERDOĞAN’A VE AİLESİNE KÜFÜRLER

    Görüşmeler 2020-2022 aralığında. İçinde Cumhurbaşkanı ve ailesi dahil bazı kritik isimlere yönelik küfürlerin havada uçuştuğu konuşmalarda rüşvetler, ihaleler, dosya kapatmaların bedelleri konuşuluyor.”

    Yazının tamamı için…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Geçen yıl 3 milyon sterlin ödemişti: İngiltere’nin Ankara ile göçmen pazarlığı ‘insan haklarına’ takıldı

    Geçen yıl 3 milyon sterlin ödemişti: İngiltere’nin Ankara ile göçmen pazarlığı ‘insan haklarına’ takıldı



    SERBEST GÖRÜŞ – DIŞ HABERLER

    İngiltere, yasadışı göçü engellemek için yaz aylarında Türkiye’yle yeni bir anlaşma imzalama çalışmalarına başladı. Daha önce “mültecileri uzak tutması” için Türkiye’ye 3 milyon sterlin gönderen İngiltere, yeni anlaşmayla yasadışı göçle ülkesine gelenleri daha hızlı geri gönderme çabasındaydı.

    Geçen yıl 3 milyon sterlin ödemişti: İngiltere’nin Ankara ile göçmen pazarlığı ‘insan haklarına’ takıldı - Resim : 1
    Rishi Sunak

    Ancak İngiltere’deki Muhafazakar Parti iktidarının Ankara ile anlaşma beklentileri şimdilik suya düştü.

    İngiltere’nin önemli gazetelerinden The Times’ın haberine göre; İngiliz Başbakan Rishi Sunak’ın göç teknelerini durdurma çabasının önemli bir parçası, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin “Türkiye’deki insan hakları endişeleri nedeniyle göçmenleri geri göndermek için güvenli bir ülke olmadığı” açıklamasının ardından çöktü.

    Muhafazakar hükümet, küçük teknelerle İngiltere’ye yasadışı yollardan gelen Türklerin sayısındaki artışın ardından Ankara ile bir göçmen geri gönderme anlaşması yapmayı umuyordu.

    Geçtiğimiz yıl bu yolla gelen üç bin Türk vatandaşı, toplam göçmenler arasında üçüncü sıradaydı ve bir önceki yıla göre yüzde 162’lik bir artış gösterdi.

    Türkiye ile yapılacak anlaşmanın, yasa dışı yollarla İngiltere’ye giriş yapan vatandaşlarının sayısını önemli ölçüde azaltan Arnavutluk ile yapılan anlaşmayla aynı içerikte olması planlanıyordu.

    “TÜRKİYE GÜVENLİ DEĞİL, YARGI BAĞIMSIZLIĞI YOK”

    İngiltere İçişleri Bakanlığı bünyesinde yapılan bir inceleme sonucunda Türkiye “‘genel olarak güvenli’ olma kriterlerini karşılamayan bir devlet” olarak tanımlandı.

    İncelemede, Türkiye’deki vakalara ilişkin daha önce yapılan analizlerin, İngiltere’deki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sığınma vakalarının yüzde 99’unun ‘devlet korkusuna’ dayandığı tespiti yapıldı.

    The Times’ın haberinde bu kişilerin çoğunluğunun Türkiye’deki rejimin siyasi muhalifleri olduğu belirtildi.

    İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın değerlendirmesinde, Türkiye hükümetinin terörle mücadele yasalarını “aşırı hevesli” bir şekilde uygulaması eleştirildi, yargının bağımsızlığı ve özellikle siyasi davalarda adil yargılamanın sağlanması konusundaki endişeler dile getirildi.

    İŞKENCE İDDİALARI VE AİHM KARARLARININ UYGULANMAMASI

    Bakanlığın değerlendirmesinde ayrıca polis gözetiminde ve cezaevinde işkence ve kötü muamele iddialarının bulunduğu kaydedildi. AKP iktidara geldiği ilk yıllarda AB üyelik reformlarını yürütmüş ve “işkenceye sıfır tolerans” politikası uygulayacağını söylemişti. Türkiye’de özellikle son yıllarda işkence iddialarında artış yaşandı.

    Değerlendirmede ayrıca Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) aleyhte kararlarına uyumu konusunda endişeler dile getirildi ve “hukukun üstünlüğüne bağlılık konusunda soru işaretleri olduğu” belirtildi.

    “ZULME UĞRAMAKTAN KORUYACAK” YENİ BİR ANLAŞMA OLABİLİR Mİ?

    İngiliz yetkililer, ülkelerinin Ruanda ile imzaladığı anlaşmaya benzer şekilde, Türkiye’nin siyasi muhaliflerini dönüşlerinde zulme uğramaktan koruyacak bir anlaşma ya da başka bir resmi anlaşma imzalanıp imzalanamayacağını değerlendiriyor.

    İçişleri Bakanlığı yetkililerine göre, zulümle karşı karşıya kalan kişilerin sınır dışı edilmemesi için geri dönüşler duruma göre de değerlendirilebilir.

    Geçen yıl 3 milyon sterlin ödemişti: İngiltere’nin Ankara ile göçmen pazarlığı ‘insan haklarına’ takıldı - Resim : 2

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adnan Oktar davasında tecavüzcüleri aklayan yargı mensupları yargılanacak: ‘Halan görev yapmaya devam ediyorlar’

    Adnan Oktar davasında tecavüzcüleri aklayan yargı mensupları yargılanacak: ‘Halan görev yapmaya devam ediyorlar’



    Adnan Oktar davasında, Oktar ve müritleri başta 152 bin yıl olmak üzere ceza almasının ardından, geçmişte Oktar’ın müritleri lehine karar veren yargı mensupları hakkındaki HSK raporu ortaya çıktı.

    Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhuriyet’teki “Tecavüzün üstünü örtenler yargılanacak” başlıklı yazısında Adnan Oktar Yapılanması’nı yargıda kurtarmak için çalışan yargı mensuplarını konu aldı.
    “Hatırlayın; Oktarcılar, başta cinsel istismar olmak üzere çeşitli suçlardan toplamda 152 bin yıl ceza almıştı. Derken, dosya, temyiz için, İstanbul Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi’ne gelmişti. Mahkeme üyeleri Reyhan Yaman, Derya Bayburtluoğlu, Ahmet Mahnaoğlu; cinsel saldırıları incelemiş, özetle “rızaları var” diyerek kararı esastan bozmuştu. Üç hakim; küçük bir kızın aşık edilerek örgüte getirildiği, ardından baskıyla, silah göstererek, aynı odaya doluşmuş çıplak adamların zoruyla ya da özel görüntü şantajıyla anal ve oral sekse zorlandığı cinsel saldırı eylemi olan turnike sistematiğini yok saymıştı! Yetmemiş, 68 örgüt üyesi için tahliye kararı vermiş, haklarındaki yurtdışı yasağını ve mallarındaki tedbiri kaldırmış, hatta operasyon günü polise ateş açtıkları silahın bile iadesi kararını vermişti” ifadelerini kullanan Terkoğlu, yazısının devamında Oktarcılar’ın kurtuluş ‘hikayesini’ şöyle aktardı:

    “’(…) Yargılama sırasında tahliye edilmiş olan sanıklardan Ferhunde Eda Babuna ve Meltem Daban’ın, örgütün ‘Hukuk Grubu Başkanlığı’ görevini devralan Firari Şüpheli Fatih Kılıç’ın bilgi ve katkısı dâhilinde, 1. Ceza Dairesi Başkanı Reyhan Yaman’a ve dolayısıyla dosyayı incelemekte olan heyete ulaşma çabalarında bulundukları ve bu kapsamda; adı geçen sanıkların yargı camiasından ‘komşu’ kod ismini verdikleri ve ilgili heyete ulaşma gayesiyle sosyal ilişkiler kurdukları kişiler vasıtasıyla…’

    Kısacası Oktar grubunun tahliye olan elemanları, ilişkilerini kullanarak, mahkeme heyetine ulaşmış. Kendilerini kurtaracak mahkeme kararını adeta kendileri yazarak hakimlere vermiş.

    Rapordan bazı detaylar vereyim…

    Eski Başsavcı Hadi Salihoğlu ve ilgili dairenin savcısı Ali Parlar’ın Oktarcılarla organik ilişkisi, Salihoğlu’nun geçmişte Oktarcılar aleyhindeki dosyaları kapattığı resmen ortaya çıkmış. İncelenen HTS kayıtlarından Ali Parlar, Önder Yaman ve Hadi Salihoğlu’nun karar aşamasında örgüt sanıkları ve avukatları ile telefon trafiği yaptıkları görülmüş. Mübaşir Tanık G.Ü., verdiği ifadede, kararın mahkeme dışında yazılıp getirildiğini ikrar eder şekilde konuşmuş. Mahkemenin daha önce verdiği 4100 kararı inceleyen müfettişler, ilk kez delil incelemeden, duruşma açmadan, kimseyi dinlemeden böyle bir karar verdiğini tespit etmiş. Mahkemenin operasyon sabahı polise açılan ateş için “uyku sersemi” kararı vermesi, silahı da iade etme kararı almasının hukukta görülmemiş bir uygulama olduğu sonucuna varılmış. Örgüt üyelerinin serbest bırakarak yurt dışı yasaklarının kaldırılması sonucu 8 sanığın kaçtığını ve 3 sanığın yurt dışına firar ettiğini not etmiş. Mahkemenin karar dışında bırakılan kıdemli üyesi, kararı veren üç hakime, şaşkınlıkla, “hep sanık lehine düşünmüşsünüz, mağdur dosyada hiç yok gibi davranmışsınız, ahlaklı bir sanık avukatı bile sizin yazdığınızı yazmamıştır” demiş. Küçücük kızların ifadeleri tek tek incelenmiş, anal ve oral yolla başlayan toplu tecavüz eylemlerine “rızası var” kararı vermek için, hakimlerin cımbızlama yaptığı, dosyada olmayan delilleri kullandığı görülmüş. Öyle ki itirafçıların kabul ettiği suçları bile yok sayılmış. En önemlisi, tam da karar sürecinde, sözü edilen yargı mensuplarının, kendileri ve yakınları üzerinden, olağandışı zenginleştikleri tespit edilmiş.

    YARGIYA YARGILAMA KARARI

    Sonuç olarak…

    Mahkeme heyetindeki hakimler Reyhan Yaman, Derya Bayburtluoğlu, Ahmet Mahnaoğlu ve bu süreçte emekli olsa da eski Başsavcı Hadi Salihoğlu hakkında meslekten çıkarma cezası, Ali Parlar ve Önder Yaman hakkında yer değiştirme cezası verilmesi sonucuna ulaşılmış. Ayrıca söz konusu yargı mensuplarının Adnan Oktar Yapılanması’na destek faaliyetleri nedeniyle yargılanmasına karar verilmiş. Üç HSK müfettişinin titiz çalışması, bu hafta Yargıtay’a gönderilecek ve yargı mensupları önümüzdeki günlerde yargı önüne çıkacak. İşin tuhaf tarafı, bu kadar tespite rağmen, bahsi geçen yargı mensupları, halen Bakırköy’de ya da Bölge Mahkemesi’nde görev yapmaya devam ediyor.

    Ben mi? Eski Başsavcı Hadi Salihoğlu, yargı içindeki Oktar yapılanmasını ele alan 4 köşe yazımı ve bir haberimi, ifadesini alan HSK üyelerine şikayet etmiş. Tabiri caizse, yazılarıma erişim engeli aldırarak, mahkemeden tekzip kararı çıkararak, hakkımda dava açtırarak beni “sürüm sürüm süründürdüğünü” anlatarak kendini savunmuş. HSK müfettişleri her şeyi incelediklerinde yazdıklarımın doğru olduğu, hatta eksiği bile olduğu sonucuna varmış. Avukatımla görüştüm, önümüzdeki günlerde, somut gerçeğe rağmen Salihoğlu lehine karar alan, yazılarımı engelleyip hakkımda dava açan yargı mensupları hakkında şikayetçi olacağım.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***