Etiket: Uyuşturucu kaçakçılığı

  • Ekvador: Suç oranı artınca 60 günlük OHAL ilan edildi; hedefte uyuşturucu çeteleri var

    Ekvador: Suç oranı artınca 60 günlük OHAL ilan edildi; hedefte uyuşturucu çeteleri var


    Güney Amerika ülkesi Ekvador’da son zamanlarda artan suç oranı nedeniyle ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildi.

    Uygulama özellikle ülkede sayıları giderek artan uyuşturucu şebekelerine ve bu maddelerin kullanımına önemli darbe vurmayı hedefliyor. Yılbaşından bu yana ülkede düzenlenen operasyonlarda 147 ton uyuşturucu ele geçirildi.

    Ekvador Devlet Başkanı Guillermo Lasso, suç istatistiklerinde ciddi artışların meydana geldiğini belirterek ülkede kamu güvenliğinin yeniden tesis edilmesi amacıyla 60 günlüğüne olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

    İlgili kararnameyi imzalayan Lasso, meydana gelebilecek olumsuz koşulların kontrol altında tutulmasının, barış içinde bir arada yaşamanın ve kamu düzeninin yeniden kurulmasının amaçlandığını bildirdi.

    “Güvenlik güçleri 24 saat devriye gezecek”

    Güvenlik güçlerinin hassas bölgelerde 24 saat devriye gezeceğini belirten Lasso, “Askeri birliklerimiz ve polis sokaklarda kendilerini güçlü bir şekilde hissettirecek.” dedi.

    Kararnameye göre, suç oranının yüksek olduğu kıyı kenti Guayaquil’de ve komşu ülkelerin sınırlarında polis ve askeri birlikler geniş çaplı önlemler alacak.

    Ekvador’da cezaevi sorunu bitmiyor

    Ülkedeki cezaevlerinde de şiddet olayları son dönemde önemli ölçüde artmıştı. Geçen ay Guayaquil cezaevinde uyuşturucu çeteleri arasında çıkan kavgalarda 119 kişi hayatını kaybetmişti.

    Ülkede 23 Temmuz’da iki ayrı cezaevinde mahkumlar arasında çıkan isyanda 21 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı. Yaklaşık 38 bin tutuklu ve hükümlünün bulunduğu Ekvador cezaevlerinde, çeteler arasında çıkan olaylar zaman zaman isyanla sonuçlanıyor. Ülkede 24 Şubat’ta 3 şehirde aynı anda çıkan isyanlarda da 80 mahkum hayatını kaybetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Filipinler’de 19 polis aklandı; ülkede yargısız infazların olduğunu savunanlar tepkili

    Filipinler’de 19 polis aklandı; ülkede yargısız infazların olduğunu savunanlar tepkili


    Filipinler’de, 2016 yılında bir belediye başkanının öldürülmesine ilişkin davada yargılanan 19 polis memuru beraat etti.

    Albuero Belediye Başkanı Rolando Espinosa, uyuşturucu ticaretine bulaştığı iddiasıyla gözaltında tutudluğu hücresinde ölü bulunmuş, muhalifler hükümeti yargısız infazlara göz yummakla eleştirmişti.

    Olayla bağlantısı olduğu suçlamasıyla yargılanan 19 polis memuru hakkında mahkeme “suçlu olduklarına dair kanıt bulunamamıştır” hükmüne vardı.

    2016 yılındaki seçimleri kazandıktan sonra uyuşturucu ile mücadeleyi politikaların önceliği yapan Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, daha önceki açıklamalarında sanık polisleri savunarak “onlar için hapse girmeye hazırım” demişti. Duterte, devlet başkanı seçildikten sonra yaptığı bir konuşmada, silahı olan halktan, ‘adalete karşı koyan uyuşturucu kaçakçılarını öldürmelerini’ istemişti.

    Devlet Başkanı’nın başlattığı uyuşturucu savaşında bu güne kadar 6 bin 100 kişi hayatını kaybetti. Emniyet makamı, bu kişilerin narkotik operasyonları sırasında güvenlik güçlerinin ‘nefsi müdafaa’ için öldürdüğü uyuşturucu kaçakçıları olduğunu öne sürüyor. İnsan hakları örgütleri ise sistematik bir biçimde infazların üstünün örtüldüğünü savunuyor.

    İktidarın sorumlu olabileceğine ilişkin nadiren itirafta bulunan Adalet Bakanlığı, geçen hafta sonu yaptığı bir açıklamada, 154 polis memurunun “uyuşturucu savaşı” sırasında yetki hududunu aşmaktan cezai sorumlulukları olabileceğini kabul etmişti.

    Uluslararası Ceza Mahkemesi, Duterte döneminde “uyuşturucu savaşı” sırasında yaşandığı iddia edilen ölümlerin araştırılması talebini kabul etmişti.

    Hakkında “uyuşturucuyla mücadele operasyonlarında insanlığa karşı suçlar işlendiği” iddiasıyla yapılan şikayetler ve UCM’de başlatılan soruşturmaları “Uyuşturucu, ne zaman insanlık oldu?” sözleriyle eleştirmiş ve ülkesini yok etmeye niyetli insanları öldürdüğü için memnuniyetle “hapiste çürüyebileceğini” söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan: Esrar fiyatları Taliban’ın yönetime gelmesiyle üçe katlandı

    Afganistan: Esrar fiyatları Taliban’ın yönetime gelmesiyle üçe katlandı


    Afganistan’da Taliban’ın kontrolü ele geçirmesinin ardından esrar fiyatları katlanarak arttı.

    Taliban’ın başlıca kalelerinden ve önemli afyon üretim merkezlerinden Kandahar bölgesindeki pazarlarda satıcılar, fiyatların örgütün yönetimi ele geçirmesinden bu yana üçe katlandığını belirtiyor.

    Dünyanın açık ara en büyük afyon üreticisi Afganistan’da ham maddeler İran ve Pakistan’da eroin haline getirilerek Avrupa ve tüm dünyada dolaşıma sokuluyor.

    AFP’nin aktardığına göre kilosu ağustos ayı öncesinde 30 eurodan alıcı bulan eroinin ham maddesi, 90 eurodan el değiştiriyor.

    Satıcılar bu yükselişe neden olarak ülkede yeniden kontrolü ele geçiren Taliban’ın verdiği mesajlarını gösteriyor.

    17 Ağustos’ta konuşan Taliban sözcüsü, ülkesinin artık uyuşturucu üretmeyeceğini, bununla birlikte mağdur afyon üreticilerine destek için ülkenin “uluslararası yardıma ihtiyaç” duyduğunu ifade etmişti.

    “Yasaklanması düşük ihtimal”

    Kandahar’da haşhaş tarlalarının yasaklanacağı yönündeki söylentiler bu önemli afyon üretim bölgesinde hızla yayıldı.

    Bir üretici, afyon kıtlığı çekileceğini düşünen alıcıların talebi artırdığını ve bunun da “fiyatları yükselttiğini” söylüyor.

    Bununla birlikte üreticiler, Taliban’ın Afganistan’da afyonu yasaklayacağını düşünmüyor.

    2000’de ilk Taliban yönetimi afyonu “haram” olarak ilan etmiş, bu durum üretimin düşmesine neden olmuştu.

    Yasak, 2000 yılında Taliban sonrasında da devam etmişti. Fakat yıllar geçtikte ülkedeki afyon üretimi önemini korumayı sürdürdü.

    Birleşmiş Milletler’e göre 2020’de ülkede 6 bin 300 ton haşhaş üretildi. 2 milyar euroluk bir getirisi olan bu gelirin, dünyanın en fakir ülkelerinden birinde kapanmasına imkansız gözüyle bakılıyor.

    Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’da bulunduğu son 20 yılda Taliban, Batılılara karşı direnmede afyonu mali kaynak olarak kullandı.

    Yine BM’ye göre 2016’da örgütün gelirlerinin “yarısını” afyon oluşturdu.

    Taliban’ın Kandahar’daki bölge sorumlularından Molla Nur Muhammed Sayid, afyon üretmenin insanlar için kötü bir şey olduğunu ve din tarafından yasaklandığını ifade ediyor.

    Bununla birlikte yetkili, getirilecek yasağın Batılı ülkelere bağlı olduğunun da altını çiziyor. Sayid, “Eğer afyon üretimini durdurmak için çiftçilere yardım etmeye hazırlarsa biz de yasaklarız” diyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo’nun gizlendiği ev, piyango ikramiyesi olarak verilecek

    Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo’nun gizlendiği ev, piyango ikramiyesi olarak verilecek


    Meksika’da “El Chapo” (Bücür) lakaplı uyuşturucu baronu Joaquin Guzman’ın uzun süre güvenlik güçlerinden gizlendiği ev, 15 Eylül’de çekiliş ile piyango ikramiyesi olarak dağıtacak.

    Meksika ulusal günü dolayısıyla düzenlenecek özel çekilişte, El Chapo’nun gizlendiği ev için tanesi 10 euro’dan 2 milyon bilet satışa sunuldu.

    Banyo küvetinin altında gizlenmiş bir tünel bulunan iki odalı, küçük bahçeli bu evin piyasa değerinin 155 bin euro olduğu tahmin ediliyor.

    Yıllarca bu evde gizlenen “El Chapo” , 16 Şubat 2014’te güvenlik güçleri eve ulaştığında küvetin altındaki tünelden kaçmıştı. Ancak altı gün sonra Mazatlan kentinde yakalanmış ve tutuklanmıştı. 2015’te bir kez daha cezaevinden kaçan Guzman bu kez duşların olduğu yere kazılan tünelden kaçmayı başarmıştı. Altı ay sonra yakalanmış ve 2017’de ABD’ye iade edilmişti.

    ABD’de “uyuşturucu satmak”, “kara para aklamak” ve “ruhsatsız silah bulundurmak” suçlarından yargılanan ve 2019 yılında ömür boyu hapse mahkum edilen uyuşturucu baronu 2009 yılında Forbes dergisinin dünyanın en zenginleri listesine girmişti.

    El Chapo’nun gizlendiği eve daha önce intikam korkusundan alıcı çıkmadı

    El Chapo’nun 10 milyon euro değerindeki diğer taşınmazlarına sosyal yardım projelerinde kullanılmak üzere devlet el koymuştu.

    Devlet yine sosyal projelerde kullanılmak üzere ünlü uyuşturucu kaçakçısının değerli araba, mücevher, özel jet ve yatlarına koymuştu.

    Piyango ikramiyesi olarak verilmek istenen El Chapo’nun gizlendiği eve, intikam için saldırı tehdidi yüzünden şu ana kadar alıcı çıkmamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır

    CHP lideri Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır


    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan bir yargı var. Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.” dedi.

    Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, HDP’nin kapatılması için açılan davaya tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin savunulması gerektiği bir ülkede bir partiyi kapatamazsınız. Savcı siyasi otoritenin talimatıyla harekete geçiyorsa orada demokrasi yok demektir. Vatandaş sandıkta istediği partiye oy verir. Parti kapatmaya yönelik her eylemi ya da partilerin seçimlere katılmasını engellemeye yönelik hiçbir hareketi doğru bulmuyoruz. Haksızlıklar susan dilsiz şeytandır.” ifadelerini kullandı.

    “Gırtlağına kadar lağım çukurunda olan bir siyasi iktidarın Türkiye’ye yararı olamaz”

    “Gırtlağına kadar lağım çukurunda olan bir siyasi iktidarın Türkiye’ye yararı olamaz.” diyen Kılıçdaroğlu, isim vermeden atıfta bulunduğu Sedat Peker’in açıklamalarıyla ilgili, “Ben lağım borusu patladı dedim meğer çukurun içinde bunlar. Koku bütün Türkiye’yi, bütün dünyayı sardı ama Saray hissetmiyor. Çünkü lağım orada. Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklamalar var Saray’dan tek cümle bile yok.” Niçin? AK Partili, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum, veya onlara oy veren kardeşlerime sesleniyorum; bu lağım çukuru bu kadar kokuyu dünyaya yaymışken, neden kimse konuşmuyor? Neden savcılar harekete geçmiyor? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kabile devleti mi oldu? Nerede bu savcılar? Ben konuşunca 24 saat geçmeden harekete geçiyorlar, lağım basmış, yolsuzluklar diz boyu bir Allah’ın kulu kalem bile oynatmıyor, oynatamıyor. Sonra da dönüp bize demokrasi var diyorlar. Sen onu benim külahıma anlat.

    “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur”

    Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaktan çıktığını ve yargının artık bağımsızlığını kaybettiğini dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Açık ve net ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla ve asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan bir yargı vardır. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Her sabah, sabahın köründe kapınız kırılabilir ve içeri polisler girebilir. Çocuğunuza da, eşinize de, akrabanıza da silah dayatılabilir. Yeri geldiğinde öldürülebilir. Bununla da karşılaşılabilir. Nerde yaşıyoruz? Hangi zamanda yaşıyoruz, Ortaçağ’da mı? Hayır. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinde böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.”

    “Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır”

    CHP lideri, AKP ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağının mafya olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Yer altı dünyasının önemli bir aktörü açıklamalar yapıyor. Gazeteler, televizyonlar tartışıyor. İktidar sahiplerinden tık yok. Sahipleri değil de iktidar sabinden tık yok. Sen her konuda konuşuyordun. Şimdi dış güçlerin oyunu bu diye millete satıyorlar. Dış güçler bunu yapıyorsa 19 yıldır sen iktidarda değil miydin? 19 yılın sonunda Türkiye’yi dış güçlerin oyuncağı haline sen getirmedin mi o zaman? Gerekçe yaratmak istiyorlar onda da batıyorlar. Onurlu insanların başvurduğu istifa diye bir müessese var. Devletin hazinesini mafya ile el ele olacaksın, tezgahı kuracaksın, belli yerlere çökeceksin, devletin rantını alacaksın. Kim? Mafya-siyaset iş birliği. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinin geldiği nokta bu. İktidar sahipleri ve mafya ortak devleti yönetiyorlar. Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır. Mafya bozuntuları için özel kanun çıkarmadılar mı? Hapisten çıkarmadılar mı? Gidip mafya bozuntusunun önünde el pençe durmadılar mı? Mafyadan talimat alıyorsunuz? İçişleri Bakanı açıkça sarayı tehdit ediyor. 17/25’ten söz ediyor.”

    “Siyasi otoritenin desteğiyle uyuşturucu kaçakçılığı yapılıyor”

    “Kirliliğe bulaşmış insanlar yaşamları boyunca kirli gezmekten hoşlanırlar. Onlar için temizlik diye bir kavram yoktur.” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, tepkisini şu şekilde sürdürdü:

    “Bir hükümeti düşürecek kadar, onlarca olay ortaya konduğu halde adamlarda tık yok. Yüzünüz hangi astardan, hangi deriden? Rüşvet alan siyasetçilerden söz ediliyor tık yok, uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar var ve siyasi otoritenin desteğiyle uyuşturucu kaçakçılığı yapıyorlar. Yakalanan uyuşturucu dolayısıyla hiçbir savcı korkudan soruşturma açamıyor. Nasıl bir devlet, nasıl bir anlayış. Kara para aklayanları bizzat talimatla önce serbest bırakıyorlar, mal varlıklarının üzerindeki tedbiri kaldırıyorlar, yurtdışına çıkabilirsin diyorlar. Bunu yapan kim? Siyasetçiler, talimat veriyorlar. Sonra ivedilikle tedbirleri kaldırın diyen savcı yardımcısını da adalet bakanlığına bakan yardımcı yapıyorlar. Nasıl bir adalet anlayışıdır?”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Toplum diken üstünde

    Anayasa’nın ikinci maddesini okuduktan sonra Türkiye’de huzurun kalmadığını dile getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “En baştaki adam bir konuşuyor, millete hakaretler, millet bölüşmüş ayrışmış herkes birbirine düşmen kesilmiş. Nerede toplumun huzuru? Kimsenin can ve mal güvenliği yok dedim. Huzur yoksa siyasi iktidarın tutumundan kaynaklanır. Siyasi iktidar kucaklayıcı bir politika izlerse toplumda huzur olur. Demokrasi, düşünce özgürlüğü, kurallara uymak, herkesin karnını doyurması, toplum huzur bulur. Toplum diken üstünde.

  • Avustralya’da organize suç örgütüne yönelik operasyonda en az 200 gözaltı

    Avustralya’da organize suç örgütüne yönelik operasyonda en az 200 gözaltı


    Avustralya polisi, ülke tarihinin en büyük uluslararası organize suç operasyonunda 200’den fazla kişiyi gözaltına aldı, uyuşturucu trafiğine darbe vuruldu. Narkotik birimlerin uzun süredir izlediği uluslararası çetenin lideri Hakan Ayık’ın İstanbul’da olduğu öne sürüldü.

    Ironside adı verilen operasyonun, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) iş birliğinde 2018 yılında başlatıldığı ve Güney Amerika, Asya ve Orta Doğu’daki mafya, yasa dışı örgüt ve uyuşturucu çetelerini de kapsadığı öğrenildi. Avustralya genelinde en az 300 adrese yapılan baskınlarda 3,7 ton uyuşturucu ile 104 ateşli silah ele geçiren güvenlik güçleri ayrıca yaklaşık 35 milyon Amerikan doları değerinde nakit paraya da el koydu.

    Avustralya Başbakanı Scott Morrison konuya ilişkin basın açıklamasında, “Bu sadece kendi ülkemizde değil, dünya çağındaki organize suç örgütlerine ağır darbe vurmuştur. Avustralya kolluk kuvvetlerinin tarihinde de dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı.

    En çok aranan uyuşturucu baronu Hakan Ayık Türkiye’de iddiası

    Polis, yeraltı dünyasında kullanılan mesajlaşma uygulaması ANOM’daki yazışmalara sızarak istihbarat elde ettiğini ve çok sayıda cinayet planının da engellendiğini açıkladı. Güvenlik birimlerinin ulaştığı 25 milyondan fazla mesaj sayesinde suikast planları ve uyuşturucu nakliyatına ilişkin ayrıntılarda gün yüzüne çıkmış oldu.

    En az 11 bin kullanıcısı olduğu tahmin edilen ANOM adlı uygulamanın suç örgütleri arasında yayılmasında, Hakan Ayık adında Avustralya vatandaşı firarinin rol oynadığı belirtiliyor. İddialara göre en son İstanbul’da görüntülenen 42 yaşındaki uyuşturucu baronu Ayık, Avustralya’nın en çok arananları arasında.

    Ayık 2010 yılında Avustralya’dan kaçmıştı.

    Yetkililer, Ironside kapsamında 18 ülkede de gözaltıların olduğunu aktardı. Bu operasyonlara ilişkin FBI ve Europol’un gün içinde açıklama yapması bekleniyor.

  • DEVA Partisi’nden TBMM’ye İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle kokainle mücadele soru önergesi

    DEVA Partisi’nden TBMM’ye İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle kokainle mücadele soru önergesi


    DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Kokain ticaret ağıyla etkin mücadele edilip edilmediği hususunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması istemiyle” Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdi.

    Önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Kokain ticaret ağı ile ilgili son dönemde gündeme gelen olaylar bağlamında;

    1- Kolombiya’da 9 Haziran 2020’de, Türkiye’ye, İzmir Limanı’na giden 4.9 tonluk kokainin yakalandığı haberi üzerine, söz konusu olayla ilgili Türkiye’de herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa; soruşturma şu an hangi aşamadadır ve kokainin Türkiye’deki alıcısı tespit edilebilmiş midir? Tespit edildiyse kamuoyu bu konuda ne zaman bilgilendirilecektir? Herhangi bir soruşturma başlatılmadıysa, neden başlatılmamıştır?

    2- Panama‘da son durağı Mersin olan gemide 616 paket kokain yakalandığı haberleri üzerine, bu olayla ilgili Türkiye’de herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa, soruşturma şu an hangi aşamadadır? Kokainin Türkiye’deki alıcısı tespit edilebilmiş midir? Başlatılmadıysa, neden başlatılmamıştır?

    3- Ülkemizden Meksika’daki Sinaloa Karteli’ne selam gönderilen bir kısım videoların ve Sinaloa Karteli’nden de Türkiye’deki bazı gruplara selam gönderildiği ve Türkçe şarkılarında dinlendiği videoların haber kaynaklarında yer alması üzerine, söz konusu videolarla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa, soruşturma şu an hangi aşamadadır? Başlatılmadıysa, söz konusu videolarla ilgili soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz? Uyuşturucu ticareti yapan Sinaloa Karteli ile Türkiye’deki bazı grupların işbirliği yapıp yapmadığı soruşturulmuş mudur?

    4- Virginia Doğu Bölgesi Mahkemesi’nde 1:15MJ371 numaralı dava dosyasında uyuşturucu ticareti ve kara para aklama suçlarından hakkında yakalama kararı bulunduğu iddia edilen ve KKTC’de yaşayan Halil Falyalı hakkında soruşturma yapılmakta mıdır? Ülkemizde, cezai soruşturma ve kovuşturmaya konu dosyası var mıdır? Varsa söz konusu dosyalarda isnat edilen suçlar nelerdir? Mevcut dosyaları şu an hangi aşamadadır? Hakkında yakalama kararı veya kesinleşmiş mahkeme kararı var mıdır?”

  • Belarus lideri Lukaşenko’dan AB’ye tehdit: Göçmen ve uyuşturucuyu durdurmayacağız

    Belarus lideri Lukaşenko’dan AB’ye tehdit: Göçmen ve uyuşturucuyu durdurmayacağız


    Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko, Belaruslu muhalif gazeteciyi taşıyan uçağın yönünü değiştirerek başkent Minsk’e inişe zorlaması üzerine sert tepki gösteren Avrupa Birliği’ni (AB) hedef aldı.

    Ülkesine yönelik yaptırım kararı almaya hazırlanan Avrupa Birliği’ni sınır kontrollerini gevşetmekle tehdit eden Lukaşenko parlamentoda yaptığı konuşmada “Biz göçmenleri ve uyuşturucuyu durduruyorduk. Şimdi siz yakalayacaksınız” diye konuştu.

    Litvanya Başbakanı: Bu tehdit anlamsız

    Minsk yönetimiyle ilgili olarak “Bu öngörülemez rejimden herşeyi bekleyebilirsiniz ve herşeye hazırlıklı olmalısınız” diye konuşan Litvayna Başbakanı İngrida Simonyte kendi ülkesinin sınır kontrolü bulunduğunu hatırlatarak Lukaşenko’nun tehdidini anlamsız olarak nitelendirdi.

    Belarus’un Rusya’nın yanı sıra Avrupa Birliği üyesi Litvanya, Letonya ve Polonya’yla sınırı bulunuyor.

    Minsk’e zorla indirilen uçak iki AB üyesi Yunanistan ve Litvanya arasında sefer yapıyordu.

    Lukaşenko olayla ilgili Hamas’ı suçladı

    Lukaşenko parlamentoda perşembe günü yaptığı konuşmada Hamas’ın İsviçre’den duyurduğu bir bomba tehdidinden dolayı uçağın seyrinin değiştirildiğini iddia etti.

    The Times gazetesi Cenevre merkezli bir e-posta sağlayıcı Proton Technologies AG adlı şirketten konuyla ilgili yapılan açıklamasında uçağın Minsk’e yönelmesinden sonra Belarus’a uyarı gönderildiği kaydedildiği belirtildi. Açıklamada “Biz Belarus’un iddialarını doğrulayacak güvenilir bir kanıt görmedik” denildi.

    AB nasıl tepki verdi?

    AB, İrlandalı havayolu şirketi Ryanair’e ait yolcu uçağının Belarus’a bomba ihbarı gerekçesiyle indirilmesi ve uçaktaki muhalif gazeteci Roman Protaseviç’i gözaltına alınmasını kınayarak, yeni yaptırımlar uygulanması ve bu ülkeye ait hava yolu şirketlerine AB hava sahası ile hava alanlarını kullandırmama kararı aldı.

    Olayı “eşi görülmemiş ve kabul edilemez” diye nitelendiren AB liderleri Uluslararası Sivil Havacılık Kuruluşunun acilen soruşturma başlatması çağrısında bulundu.

    Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), AB sınırlarına gelen ve bölgeden ayrılan hava yolu şirketlerine, acil durumlar dışında Belarus güzergahından kaçınmalarını tavsiye etti.

    Avrupa Birliği’nin dış politika şefi Josep Borrell, Belarus Cumhurbaşkanı Alexander Lukaşenko’nun son yaşanan olay nedeniyle bedel ödeyeceğini söyleyerek “AB çerçevesinde daha önce yapmaya pek alışkın olmadığımız sektörel ekonomik yaptırımlar önerildi” ifadelerini kullandı.

  • Peker’in iddiası sonrası sosyal medyanın yeni gündemi: Erkam Yıldırım, Venezuela, peynir ve kokain

    Peker’in iddiası sonrası sosyal medyanın yeni gündemi: Erkam Yıldırım, Venezuela, peynir ve kokain


    AK Parti Genel Başkan vekili Binali Yıldırım’ın, oğlu Erkam Yıldırım’a ilişkin yaptığı “Aralık ayında Venezuela’da ihtiyaç sahiplerine maske ve ve birtakım malzemeler götürdü.” açıklaması sosyal medya platformlarının en çok konuşulan konularından biri haline geldi.

    Zira Venezuela’da aralık ayında günlük ortalama 300-400 arası Covid-19 vakası görülmesi, bu ülkenin pandemiyle mücadelede herhangi bir tıbbi malzeme yardımı ihtiyacı olmadığını gösteriyordu.

    Dünya ülkelerine dair günlük Covid-19 verilerinin paylaşıldığı worldometers.info platformuna göre yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip Venezuela’da 23 Aralık tarihinde günlük vaka sayısının sadece 196 olduğu görülüyor.

    Tarım Bakanlığı 10 bin kilometre uzaklıktaki Venezuela’dan peynir ithalatına izin verdi

    Sosyal medyada çokça paylaşılan bir diğer konu da 22 Ağustos 2020 tarihinde Tarım Bakanlığı’nın Venezuela’dan sıfır gümrükle peynir ithalatı için kararname çıkarmış olması.

    Zira Türkiye’de 200’ü aşkın çeşit peynir üretiliyor ve kimilerine göre Venezuela’dan peynir ithalatı yapıldığında, navlun giderleri ürünlerin fiyatından çok daha fazla. Tarım Bakanlığı aynı kararnameyle Venezuela’dan ithal edilebilecek ürünler arasında Türkiye’de de üretilen taze peynir, pirinç, yulaf, ayçiçeği tohumu benzeri gıda maddeleri olduğunu duyurmuştu.

    Ekim ayında Venezuela’daki peynir paketlerinden kokain çıktı

    Bir başka çok konuşulan konu da Türkiye’nin Venezuela’dan beyaz peynir ithal edebileceğini açıklamasından 2 ay sonra “Venezuela peyniri” yüklü bir gemiden Ekim 2020’de yüzlerce peynir paketlerine gizlenmiş kokain yakalanması oldu.

    Sedat Peker, yayınladığı yedinci ifşa videosunda kokain ticaretinde yeni güzergahının Venezuela olduğunu açıklamıştı.

    Mersin Limanı’na giden muz yüklü gemiden 616 paket kokain çıktı

    Bu gelişme sonrası gazeteci Nevşin Mengü, Venezuela’da yayın yapan Ultimas Noticias adlı internet sitesindeki habere dikkat çekerek 2020’nin ekim ayında beyaz peynir paketlerinin içine yerleştirilmiş 108 paket kokain ele geçirildiğini yazdı. Habere göre yakalanan uyuşturucu en az 119 kilogramdı.

    Geçtiğimiz günlerde Orta Amerika ülkesi Panama’da yapılan bir narkotik operasyonunda, son durağı Türkiye’nin Mersin Limanı olan gemide muz yüklü bir konteyner içerisinde de 616 paket kokain ele geçirilmişti.

    Kokain ticaretinin yeni adresi Kolombiya’dan Venezuela’ya taşındı

    Insightcrime.org ve CNN’in birkaç sene önce yaptığı araştırmalara göre Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) Kolombiya’dan uyuşturucu sevkiyatı çok zorlaştığı için, Kolombiya’da üretilen kokain artık 800 kilometre uzunluğundaki sınırdan geçirilerek önce Venezuela’ya, ardından da pervaneli uçaklarla Honduras’a gidiyor.

    Söz konusu uçaklar sadece bir kez kullanılıyor ve Honduras kıyılarına iniş yaptıktan sonra yakılarak imha ediliyor.

    Peker: 4 ton 900 kilo kokain yakalandıktan sonra yeni güzergah kurmak için Erkam Yıldırım Venezuela’ya gitti

    Peker, 7. videosunda, kokain ticaretiyle ilgili Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’a işaret etmişti. Peker ortaya attığı bu iddiayla ilgili “Bu kokainle ilgili hikayenin gerçeğini anlatayım. Önceden Kolombiya üzerinden geliyordu, en son 4 ton 900 kilo geçen sene 9 Haziran’da yakalandı. Bu mal yakalandıktan sonra yeni bir güzergah kurmak için Venezuela’ya kim gitti? Eski Başbakanımız sayın Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım Bey. Evet… Bu senenin başında ocak ayında gitti, 4 gün kaldı, şubat ayında gitti, 4 gün kaldı. Karakas Limanı var Venezuela’nın en büyük limanı. Oradan kuru yük gemileri direkt Türkiye’ye gelebiliyor ancak konteyner gemileri Dominik Cumhuriyeti üzerinde durma yapıp o şekilde devam ediyor” açıklamasında bulunmuştu.

  • İzmir Barosu Peker, Soylu, Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu

    İzmir Barosu Peker, Soylu, Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu


    İzmir Barosu Sedat Peker, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.

    “İzmir Barosu tarafından siyaset ve mafya arasındaki kirli ilişkilerin aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunuldu” başlığıyla kamuoyu ile paylaşılan suç duyusunda şu ifadeler yer aldı:

    “2 Mayıs-23 Mayıs 2021 tarihleri arasında, Sedat Peker isimli şahıs tarafından kendi Youtube kanalından ülkeyi sarsacak nitelikte açıklamalar yapılmış ve paylaşımlar ülke gündeminin ilk sırasına yerleşmiştir.

    Bahse konu kişinin konuşmaları, devlet ve mafya ilişkileri açısından çok önemli itiraflar barındırmakta olup bu itiraf ve açıklamaların ciddiyetle ele alınması ve bağımsız yargı tarafından değerlendirilmesi, hukuk devleti olma iddiasının gereğidir.

    Ne var ki, üzülerek takip etmekte olduğumuz üzere, bir aya yakın sürede bahsi geçen açıklamalar milyonlarca kez izlenmesine ve konunun tarafları defaatle açıklamalar yapmasına rağmen; Başkanlığımız tarafından bilinen, açılmış bir soruşturma bulunmamaktadır.

    Anayasa’nın 2. maddesi uyarınca demokratik bir hukuk devleti olmanın ön koşulu, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden tamamen ayrı olması ve yargının bağımsız hareket edebilmesidir.”

    “Süleyman Soylu, derhal görevden alınmalı”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun derhal görevden alınması istenen suç duyurusunda şöyle denildi:

    “Toplumun çoğunluğunu ilgilendiren, erki dar bir suç grubuna vermeyi ve bundan çıkar sağlamayı amaçlayan eylemlerin soruşturulmaması, söz konusu anayasal niteliklerin artık tamamen ortadan kalktığını gösterecek olup bugünkü kirli tabloda dahi görevinin gereğini yerine getiremeyen yargı mensuplarının, her şeyden önce bağımsız yargı yetkisini adlarına kullanmakta oldukları yurttaşlarımıza karşı asla inkar edemeyecekleri bir sorumluluk doğuracaktır.

    İzmir Barosu, Avukatlık Kanunu’nun kendisine verdiği yetki uyarınca, hukukun üstünlüğünü korumak ve savunmakla görevlendirilmiş ve tarihi çeteleşmiş siyaset mekanizmalarıyla mücadele ile geçmiş bir hukuk kurumudur.

    Bu nedenle, 2 Mayıs 2021 – 23 Mayıs 2021 tarihleri arasında Sedat Peker isimli şahsın YouTube hesabında yayınlanan 7 ayrı videoda belirttiği hususlarla ilgili olarak; Sedat Peker, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar, Erkan Yıldırım ve videolar incelenip gerekli araştırmalar yapıldığında savcılıkça tespit edilecek diğer kişiler hakkında, Baro Başkanlığımız tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur.

    “Soruşturmanın selameti açısından, söz konusu iddiaların odağında bulunan Süleyman Soylu’nun amir sıfatıyla soruşturmayı sürdürecek kişilerin üstü konumunda bulunması sebebiyle derhal İçişleri Bakanlığı görevinden alınması, soruşturmanın hızla başlaması gerekmektedir.”

    “Uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, yağma ve diğer suçlar ivedilikle soruşturulmalı”

    İzmir Barosu’nun Peker’in videolarında iddia ettiği uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, yağma ve diğer benzeri suçların ivedilikle soruşturulması için söz konusu başvuruyu yaptığı belirtildi.

    Baro, başvuru dilekçesinde şu cümlelere yer verdi:

    “Türkiye Cumhuriyeti, söz konusu süreci etkin ve etkili bir soruşturma yürüterek çözmek zorundadır. Aksi durum; hukukun tamamen ortadan kalktığı, güçlü olanın, illegal işlere bulaşanın sözünün tek geçer akçe kabul edildiği bir ülke gerçeği ile toplumu baş başa bırakacaktır. Bunun kabulü asla mümkün değildir.

    İzmir Barosu; ülkesine, yurttaşlarına ve meslektaşlarına karşı sahip olduğu tarihsel sorumluluk nedeniyle, yürütme ve yasamanın temsilcileri ile bunların yakınlarının organize suç örgütü liderleriyle geliştirdikleri hukuk dışı ilişkiler ağının açığa çıkması, iddia edilen uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, yağma ve diğer benzeri suçların ivedilikle soruşturulması için söz konusu başvuruyu yapmış bulunmaktadır”