Etiket: üretim

  • CHP’li Gürer Çiftçinin İsyanını Duyurdu! ‘Patatesler Depoda Kaldı, Çözüm Şart’

    CHP’li Gürer Çiftçinin İsyanını Duyurdu! ‘Patatesler Depoda Kaldı, Çözüm Şart’


    CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de patates üreticilerinin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Bu yıl tüccar gelmediği için patatesin depoda kaldığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Binlerce ton patates çürümeden kamu alıma bir an önce başlamalıdır” dedi.


    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krizin büyük darbe vurduğu çiftçinin sıkıntılarını dile getirmeye devam ediyor. Niğde’nin Çiftlik ilçesi ile Bozköy, Azatlı ve Yeşilgölcük kasabalarını ziyaret eden Gürer, üreticilerin depolarında çürümeye yüz tutmuş tonlarca patates olduğunu ifade etti.

    Niğde’nin patates üretiminde Türkiye’de ilk sırada yer aldığını ve bölgede yaşamın temelini oluşturduğunu belirten CHP’li Gürer, gelir gider hesabının da patatese göre belirlendiğini söyledi. Gürer, eğer kısa sürede patates satılmazsa depoda çöp olacak ürünler için “Sayın Bakan ne olacak bu patatesin hali?” diye isyan etti.

    CHP'li Gürer Çiftçinin İsyanını Duyurdu! 'Patatesler Depoda Kaldı, Çözüm Şart' - Resim : 1

    ‘PATATES DEPOLARDA KALDI’

    Ömer Fethi Gürer, bu yıl Niğde bölgesinde 1 milyon ton patates üretildiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Patateste üreticisi için tehlike çanları çalmaya başladı. 2024 yılında Niğde bölgesinde 1 milyon ton patates yetişti. Bu patateslerin önemli bölümü tarlada satılırdı. Bu yıl tüccar gelmedi. 6 lira civarında maliyeti olan patatesi tüccar gelmeyince çiftçi de depolamak zorunda kaldı. Havalar iyi gidiyor. Havalar iyi gidince patatesin 1-2 aylık ömrü kaldı. Toprak Mahsulleri Ofisi veya Tarım Kredi Kooperatifi alıma girmezse bir süre sonra bu patatesler çöp olacak. Çiftçilerimiz diyor ki, ‘Üretim maliyeti 6 lira, makul kâr versin devlet gelsin şu patatesi alsın, bizi kurtarsın.’ Çünkü patateste artık yavaş yavaş mevsimin de etkisiyle değişim başlamak üzere.”

    ÜRETİCİ İSYAN ETTİ

    Patates üreticisi Hanifi Ceyhan ise borç yükünün altından kalkamadığını dile getirerek, “Bu patatesin maliyeti bana 7-8 lira. Diğerlerinin biraz daha düşük olabilir ama ben tonaj da alamadım. Ondan dolayı 7-8 liradan fazla maliyeti var bana. Bankaya da borcum var, 2 milyon borcum varken tekrar çektim, onu kapattım. Buradan patates satıp da 1 liraya bir kilo ürün satıp borcumu ödeyemedim. Sadece bir bankadan çektim, diğer bankaya yatırdım. Borcum benim 2 liraysa 4 liraya çıktı” dedi.

    CHP'li Gürer Çiftçinin İsyanını Duyurdu! 'Patatesler Depoda Kaldı, Çözüm Şart' - Resim : 2

    ‘ÇİFTÇİNİN ZARARINI KARŞILASINLAR’

    CHP Milletvekili Gürer, büyük şehirlerde patatesin kilosunun 20-25 lirayı bulduğunu hatırlatarak, “Burada üreticimiz diyor ki, ‘Ben kârdan vazgeçtim, yarı fiyatına patatesi vereceğim.’ Yetkililer duysun, Sayın Bakan duysun. Çiftçimizin içinde bulunduğu durum bu. Çiftçimiz diyor ki, ‘Ben zarar ettim. En azından zararımın yarısını olsun çıkarayım, gelsin alsınlar. Benim zararımı yarısını karşılasınlar. Yoksa ekim de yapamayacağım’” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Haber Merkezi


    Etiketler

    Ömer Fethi Gürer


    Niğde


    Üretim

    Emeklilerden Hükümete Sandık Uyarısı, 'Kırmızı Kart Değil...'
    Emeklilerden Hükümete Sandık Uyarısı, ‘Kırmızı Kart Değil…’

    Dondurucuya Yeşil Fasulye Koyarken Dikkat! 1 Yıl Taze Tutan Tüyo
    Dondurucuya Yeşil Fasulye Koyarken Dikkat! 1 Yıl Taze Tutan Tüyo

    Kruvaziyer Sektörü Hedef Yükseltti: Bu Yıl Sürdürülebilirlik Ve Teknolojik Dönüşümle Büyüyecek
    Kruvaziyer Sektörü Hedef Yükseltti

    Duş Başlığındaki Kireç Tortusunu Anında Yok Ediyor! Ne Sirke Ne de Karbonat, 20 Kat Daha Etkili
    Duş Başlığındaki Kireç Tortusunu Anında Yok Ediyor! Ne Sirke Ne de Karbonat, 20 Kat Daha Etkili

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin bulduğunu açıkladığı doğal gaz üretime geçti mi; resmi veriler ne diyor?

    Türkiye’nin bulduğunu açıkladığı doğal gaz üretime geçti mi; resmi veriler ne diyor?


    Cumhurbaşkanı Erdoğan Karadeniz doğal gazı için “2023’ün birinci çeyreğinde ilk fazda üretilecek günlük 10 milyon metreküp doğal gazı milli iletim sistemimize aktarmış olacağız” müjdesi verse de bu vaat henüz resmi verilere yansımadı.

    Türkiye’de yapılan genel seçim öncesi doğal gaz ve petrol bulunduğuna yönelik çok sayıda duyuru yapıldı. 

    REKLAM

    Yetkililer tarih ve miktar belirterek özellikle yerli üretim doğal gazın kullanıma sunulacağını vaat etti. Peki, bu müjdeler hayata geçiyor mu yoksa seçim dönemi vaatleri olarak mı kalıyor? Bu konuda resmi veriler ne diyor?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Kasım 2021 Sakarya için müjdeyi açıkladı:  “Sakarya Gaz Sahası’nda ilk fazda 10 kuyudan günlük 10 milyon metreküp üretim yapmayı planlıyoruz, ikinci fazın tamamlanmasıyla bu rakam 40 milyona çıkacak.” dedi. Dönemin Enerji Bakanı Fatih Dönmez bahis konusu Sakarya’daki bu üretimin başlangıcı olarak 2023 yılını hedef göstermişti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Haziran 2022’de ise bu kez Karadeniz gaz bulunduğu müjdesini verdi: “(Karadeniz doğal gazı) 2023’ün birinci çeyreğinde ilk fazda üretilecek günlük 10 milyon metreküp doğal gazı milli iletim sistemimize aktarmış olacağız.”

    Erdoğan bu açıklamasını sosyal medya hesaplarından da duyurdu.

    Erdoğan: Karadeniz doğal gazını devreye aldık

    Tarih 20 Nisan 2023. Kritik 14 Mayıs cumhurbaşkanı seçimlerinden hemen önce. Erdoğan #MüjdelerOlsun etiketiyle yaptığı sosyal medya paylaşımında “Karadeniz doğal gazını devreye aldık” ifadesini kullanıyor.

    Bakan Dönmez, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu paylaşımından üç gün önce NTV’ye verdiği mülakatta “Dün gece itibarıyla kuyulardan vanaları açarak deniz altındaki ana iletim hattına gazı basmaya başladık.” ifadesini kullanmıştı. Fatih Dönmez gazı sisteme verdikten sonra vatandaşların faydayı fiilen yaşayarak göreceklerini söylemişti.

    EPDK verileri ne diyor?

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) her ay açıkladığı raporda doğal gaza ilişkin üretim, tüketim, ithalat, ihracat ve stok verileri duyuruyor. EPDK’nın internet sitesinden bu verilere herkes ulaşabilir.

    EPDK verilerine göre Haziran 2023’te Türkiye’de üretilen toplam doğal gazın miktarı 39,6 milyon standart metreküp (Sm3).

    Son iki yılın aylık üretim verileri 40 milyon metreküpü aşmadı. Bu süreçte ciddi bir artış da söz konusu değil. Ocak 2014’te aylık üretim 48,1 milyon metreküp olmuştu.

    Karadeniz doğal gazı henüz verilerde yok

    Karadeniz doğal gazı üretim verilerine henüz yansımış değil. Günlük 10 milyon metreküp üretim olsa aylık 300 milyon metreküp üretim olması gerekiyor. Ancak Temmuz 2021-Haziran 2023 arasındaki iki yıl boyunca aylık üretim 40 milyon metreküpü bile aşmadı.

    Karadeniz’de bulunduğu açıklanan gaz rezervinin 2023 hedefleri çerçevesinde kısa süre içerisinde kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bazı uzmanlar bunun mümkün olduğunu bazıları ise gerçekçi olmadığını ileri sürüyor.

    REKLAM

    Mevsime göre aylar arasında fark olacağından doğal gaz piyasası genel görünümü için yıllık değişimlere bakmak daha sağlıklı. Ancak üretim miktarı incelediğimizden son açıklanan Haziran 2023 verilerine bakıyoruz.

    Buna göre Türkiye’de Haziran 2023’te üretilen aylık doğal gaz miktarı 39,6 milyon metreküp. İhracat da 17,3 milyon metreküp. Tüketim ise 2 bin 572 milyon metreküp. Bunun 2 bin 332 milyon metreküpü ise ithalatla karşılanmış.

    Haziran ayındaki üretimin yüzde 53’ü Tekirdağ’da gerçekleşti. Düzce’nin payı ise yüzde 22.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Küresel silah satışları 592 milyar dolara ulaştı: Türk şirketleri dünya silah pazarında ne durumda?

    Küresel silah satışları 592 milyar dolara ulaştı: Türk şirketleri dünya silah pazarında ne durumda?


    Dünya genelinde, Covid-19 salgınının neden olduğu sorunlara rağmen silah satışları artışını art arda yedinci yıla taşıdı.

    Savunma sektöründeki en büyük 100 şirketin yer aldığı listede ASELSAN 56. sırada, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii de 84. sırada yer aldı.

    Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) raporuna göre, savunma sektöründeki en büyük 100 şirketin 2021’de silah ve askeri hizmet satışları bir önceki yıla göre yüzde 1,9 artışla 592 milyar dolara ulaştı. Böylece satışlar 7 yıldır art arda arttı.

    Raporda, geçen yıl artışın bir önceki yıla göre daha yüksek olduğuna dikkat çekilirken, ancak yine de söz konusu artışın Covid-19 öncesi dört yıl ortalaması olan yüzde 3,7’lik artışın altında kaldığı belirtildi.

    SIPRI, Çinli şirketleri ilk kez yıllık listesine dahil etti

    Tedarik zinciri sıkıntılarının 2021’de silah ticaretini engellemeye devam ettiğine yer verilen raporda, Rusya-Ukrayna savaşının bir sonucu olarak bu sıkıntıların muhtemelen daha da kötüye gideceği ifade edildi.

    Rapora göre, küresel silah satışları en az 2015’ten bu yana istikrarlı bir şekilde artarken, SIPRI, Çinli şirketleri ilk kez yıllık listesine dahil etti.

    Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşının dünya çapındaki silah şirketleri için tedarik zinciri sıkıntılarını arttırdığına yer verilen raporda, Batılı ülkeler için Rusya’nın silah üretiminde kullanılan hammaddelerin önemli bir tedarikçisi olduğu vurgulandı.

    SIPRI’nin Askeri Harcama ve Silah Üretim Programı Direktörü Lucie Beraud-Sudreau konuya ilişkin değerlendirmesinde “Devam eden tedarik zinciri sıkıntıları olmasaydı, 2021’de silah satışlarında daha da fazla büyüme bekleyebilirdik.” ifadesini kullandı.

    Savunma sektöründeki büyük ve küçük ölçekli şirketlerin geçen yıl boyunca tedarik zincirinde kesintiler bildirdiğini aktaran Beraud-Sudreau, uçak üreticisi Airbus gibi bazı şirketlerin işgücü sıkıntısını rapor ettiklerini belirtti.

    Listenin tepesinde ABD şirketleri bulunuyor

    2018’den bu yana listenin başındaki beş firmanın tamamının ABD merkezli olması dikkati çekti. Bu firmalar Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman, Raytheon ve General Dynamics olarak sıralandı.

    Küresel savunma sektöründeki en büyük 100 şirket içindeki ABD’li toplam 40 şirket, 2021’de 299 milyar dolarlık silah satışı yaparak, reel olarak bir önceki yıla göre yüzde 0,8 artışla tüm satışların yüzde 51’ini karşıladı.

    Listedeki sekiz Çinli silah şirketinin toplam satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 6,3 artışla 109 milyar dolara yükselmesi dikkati çekti. Çinli üreticilerinden dördü listede ilk 10’da yer aldı.

    İlk 100 şirket içinde merkezi Avrupa’da bulunan 27 şirket yer alırken, bunların toplam silah satışları yüzde 4,2 artarak 123 milyar dolara ulaştı.

    Rusya-Ukrayna savaşından sonra Alman ordusuna yeni silahlah almaya başlayan Almanya’da, Rheinmetall, ThyssenKrupp , Hensoldt ve Diehl’in silah satışları geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak 9,3 milyar dolara çıktı.

    İlk 100’de yer alan 6 Rus şirketinin satışları, 2021’de yüzde 0,4 artarak 17,8 milyar dolara yükseldi.

    Türk şirkeleri kaçıncı sırada?

    Listeye geçen yıl girmeyi başaran ASELSAN 56. sırada, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii de 84. sırada yer aldı.

    İki şirketin satışları toplamda yüzde 12 artarak 3 milyar 360 milyon dolara ulaştı.

    SIPRI, kurulduğu 1966’dan bugüne çatışma, silahlanma, silah kontrolü ve silahsızlanma gibi alanlarda araştırma, rapor ve analizler hazırlıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Temel gıda ürünlerinde üretici ile raf fiyatları arasındaki fark yüzde 200’ü aştı

    Temel gıda ürünlerinde üretici ile raf fiyatları arasındaki fark yüzde 200’ü aştı


    Türkiye’de yıllık resmi enflasyon kasım ayında yüzde 20’yi aşarken gıda fiyatlarındaki artış dar gelirli vatandaşları etkiliyor.

    Türkiye gıda fiyatlarındaki artışı izlemek için ‘erken uyarı sistemi’ kurarken sebze ve meyvelerde üretici ile market fiyatları arasındaki belirgin fark devam ediyor.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre birçok gıda maddesinde üretici ile marketlerdeki fiyat farkı yüzde 200’i aştı; çok sayıda üründe de fiyat farkı yüzde 100 ila 200 civarında seyrediyor.

    Peki, sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı hangi üründe ne kadar? Üretici fiyatı ile hal, pazar ve market fiyatları arasındaki fark yüzde kaç?

    TZOB aralık ayı başında yaptığı açıklamada kasım ayında üretici, hal, pazar ve marketlerde sebze ve meyve fiyatlarının ne kadar olduğunu duyurdu. TZOB’un verilerine göre, Kasım 2021’de fiyat farkının en çok olduğu ürün limon. 1 kilogram limonun fiyatı üreticide 50 kuruş iken halde 2,56; pazarda 3,66 ve marketlerde 4,5 TL oldu. Hal ile üretici fiyatı arasındaki fark yüzde 411 olurken pazar fiyatı fark yüzde 632; marketlerle fark ise yüzde 790 oldu.

    Temel gıdalarda fiyat farkı yüzde 200’den fazla

    En temel gıda maddelerinden birisi olan kuru soğanda da yüksek kar oranları dikkat çekiyor. Üretici kuru soğanın kilosunu 59 kuruşa satarken aynı ürünün hal fiyatı 1,29; pazar fiyatı 2,25 TL ve market fiyatı ise 2,42 lira.

    Bu da üretici fiyatının üzerine yüzde 309 ekleme yapıldığı anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle kuru soğanın fiyatı marketlerde üretici fiyatının 4,1 katına satılıyor.

    Mandalinanın üretici fiyatı 1,82 TL iken marketlerde 6,3 liraya satılıyor. Fiyat farkı yüzde 247. Üretici fiyatı 1,89 lira olan ıspanağın market satış fiyatı 6,31 TL. Fiyat farkı ise yüzde 233. Portakal ve elmadaki fiyat farkı da yüzde 221. Üreticide 2,18 lira olan elmanın market fiyatı 6,99 TL. Kabak ve marulda da üretici-market fiyatı yüzde 200’den fazla.

    Domates

    Türk mutfağının ana ürünlerinden domatesteki fark da göze çarpıyor. Üreticide kilogramı 2,91 TL olan domates marketlerde 7,99 liraya satılıyor. Marketlerin kar oranı yüzde 174.

    TZOB’un verilerine göre domates pazarlarda ise 6 liraya satılıyor. Benzer şekilde salatalığın üretici fiyatı 2,34 TL iken market fiyatı 6,26 TL. Karnıbahardaki üretici-market fiyat farkı ise yüzde 156. Marketlerin patlıcandaki kar oranı yüzde 135.

    Nohut ve kuru fasulye 2 katına satılıyor

    Kuru bakliyat nohut ve kuru fasulye ise marketlerde üretici fiyatının 2 katına satılıyor. Üreticide 8,31 TL olan kuru fasulyenin market fiyatı 16,22 TL. Fiyat farkı yüzde 95. Üreticide 8,79 olan nohut ise marketlerde 17,6 TL’den satılıyor. Marketlerin nohuttaki kar oranı yüzde 100.

    TZOB’un seçilmiş gıda maddeleri listesinde fiyat farkının en az olduğu ürün yüzde 35 ile kuru kayısı. Patateste fark yüzde 42; pirinçte yüzde 51. Dana eti üreticide 49,12 TL iken market fiyatı 76,63 lira.

    Gıda fiyatlarında “erken uyarı sistemi” işe yaradı mı?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok gıda ürününde yaşanan fiyat artışlarına farklı zamanlarda tepki gösterirken marketleri hedef almıştı.

    Erdoğan 21 Ocak 2019’daki açıklamasında “Faiz oranları, enflasyon belli oranda düşmüş. Buna rağmen markette hala sebze meyvede fiyat düşmüyor. Bunun ahlaki bir temeli olabilir mi?… Üreticiden çıkışı ortada ama bakıyorsunuz bunlarda en ufak bir oynama, düşüş söz konusu değil. Hala ‘vatandaşımı nasıl sömürürüm’ bunun gayreti içerisinde. ” demişti.

    Erdoğan’ın açıklaması sonrası hükümet gıda fiyatları için ‘Erken Uyarı Sistemi’ oluşturmak için harekete geçti. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi (Gıda Komitesi) Eylül 2021’de “erken uyarı sistemi”nin kurulduğunu açıkladı.

    Hükümet, gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak denetim başta olmak üzere pek çok idari tedbir de alıyor. Bu kapsamda üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik her türlü tedbiri almak amacıyla 2020 yılında Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturuldu.

    2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da “gıda fiyatlarına önlem” öngörülüyor. Buna göre gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik olarak lojistik ve depolama alanlarında gerekli düzenlemeler yapılacak ve tarımda bölge ve ürün bazında bir planlamanın kurumsal altyapısı hayata geçirilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı ne kadar?

    Sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı ne kadar?


    Türkiye’de yıllık resmi enflasyon kasım ayında yüzde 20’yi aşarken gıda fiyatlarındaki artış dar gelirli vatandaşları etkiliyor.

    Türkiye gıda fiyatlarındaki artışı izlemek için ‘erken uyarı sistemi’ kurarken sebze ve meyvelerde üretici ile market fiyatları arasındaki belirgin fark devam ediyor.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre birçok gıda maddesinde üretici ile marketlerdeki fiyat farkı yüzde 200’i aşarken çok sayıda üründe de fiyat farkı yüzde 100 ila 200 civarında seyrediyor.

    Peki, sebze ve meyve fiyatlarında üretici-market farkı hangi üründe ne kadar? Üretici fiyatı ile hal, pazar ve market fiyatları arasındaki fark yüzde kaç?

    TZOB aralık ayı başında yaptığı açıklamada kasım ayında üretici, hal, pazar ve marketlerde sebze ve meyve fiyatlarının ne kadar olduğunu duyurdu. TZOB’un verilerine göre, Kasım 2021’de fiyat farkının en çok olduğu ürün limon. 1 kilogram limonun fiyatı üreticide 50 kuruş iken halde 2,56; pazarda 3,66 ve marketlerde 4,5 TL oldu. Hal ile üretici fiyatı arasındaki fark yüzde 411 olurken pazar fiyatı fark yüzde 632; marketlerle fark ise yüzde 790 oldu.

    Temel gıdalarda fiyat farkı yüzde 200’den fazla

    En temel gıda maddelerinden birisi olan kuru soğanda da yüksek kar oranları dikkat çekiyor. Üretici kuru soğanın kilosunu 59 kuruşa satarken aynı ürünün hal fiyatı 1,29; pazar fiyatı 2,25 TL ve market fiyatı ise 2,42 lira.

    Bu da üretici fiyatının üzerine yüzde 309 ekleme yapıldığı anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle kuru soğanın fiyatı marketlerde üretici fiyatının 4,1 katına satılıyor.

    Mandalinanın üretici fiyatı 1,82 TL iken marketlerde 6,3 liraya satılıyor. Fiyat farkı yüzde 247. Üretici fiyatı 1,89 lira olan ıspanağın market satış fiyatı 6,31 TL. Fiyat farkı ise yüzde 233. Portakal ve elmadaki fiyat farkı da yüzde 221. Üreticide 2,18 lira olan elmanın market fiyatı 6,99 TL. Kabak ve marulda da üretici-market fiyatı yüzde 200’den fazla.

    Domates

    Türk mutfağının ana ürünlerinden domatesteki fark da göze çarpıyor. Üreticide kilogramı 2,91 TL olan domates marketlerde 7,99 liraya satılıyor. Marketlerin kar oranı yüzde 174.

    TZOB’un verilerine göre domates pazarlarda ise 6 liraya satılıyor. Benzer şekilde salatalığın üretici fiyatı 2,34 TL iken market fiyatı 6,26 TL. Karnıbahardaki üretici-market fiyat farkı ise yüzde 156. Marketlerin patlıcandaki kar oranı yüzde 135.

    Nohut ve kuru fasulye 2 katına satılıyor

    Kuru bakliyat nohut ve kuru fasulye ise marketlerde üretici fiyatının 2 katına satılıyor. Üreticide 8,31 TL olan kuru fasulyenin market fiyatı 16,22 TL. Fiyat farkı yüzde 95. Üreticide 8,79 olan nohut ise marketlerde 17,6 TL’den satılıyor. Marketlerin nohuttaki kar oranı yüzde 100.

    TZOB’un seçilmiş gıda maddeleri listesinde fiyat farkının en az olduğu ürün yüzde 35 ile kuru kayısı. Patateste fark yüzde 42; pirinçte yüzde 51. Dana eti üreticide 49,12 TL iken market fiyatı 76,63 lira.

    Gıda fiyatlarında “erken uyarı sistemi” işe yaradı mı?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok gıda ürününde yaşanan fiyat artışlarına farklı zamanlarda tepki gösterirken marketleri hedef almıştı.

    Erdoğan 21 Ocak 2019’daki açıklamasında “Faiz oranları, enflasyon belli oranda düşmüş. Buna rağmen markette hala sebze meyvede fiyat düşmüyor. Bunun ahlaki bir temeli olabilir mi?… Üreticiden çıkışı ortada ama bakıyorsunuz bunlarda en ufak bir oynama, düşüş söz konusu değil. Hala ‘vatandaşımı nasıl sömürürüm’ bunun gayreti içerisinde. ” demişti.

    Erdoğan’ın açıklaması sonrası hükümet gıda fiyatları için ‘Erken Uyarı Sistemi’ oluşturmak için harekete geçti. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi (Gıda Komitesi) Eylül 2021’de “erken uyarı sistemi”nin kurulduğunu açıkladı.

    Hükümet, gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak denetim başta olmak üzere pek çok idari tedbir de alıyor. Bu kapsamda üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik her türlü tedbiri almak amacıyla 2020 yılında Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturuldu.

    2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da “gıda fiyatlarına önlem” öngörülüyor. Buna göre gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik olarak lojistik ve depolama alanlarında gerekli düzenlemeler yapılacak ve tarımda bölge ve ürün bazında bir planlamanın kurumsal altyapısı hayata geçirilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gravyer Peyniri ile ünlü Boğatepe Köyü’nde kuraklık nedeniyle üretim yarı yarıya azaldı

    Gravyer Peyniri ile ünlü Boğatepe Köyü’nde kuraklık nedeniyle üretim yarı yarıya azaldı


    Türkiye bir yandan orman yangınları ve selin yarattığı yıkımlarla baş etmeye çalışırken, bir yandan da kuraklıkla boğuşuyor.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Mayıs 2021 Kuraklık Raporu’na göre yağışların yetersiz olması nedeniyle 41 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor.

    Eğer önlem alınmazsa bu sayı her geçen gün artacak ve kuraklık kaynaklı gıda fiyatlarında ciddi artışlar yaşanacak.

    Kuraklığı en can alıcı haliyle yaşayan bölgelerden biri de Doğu Anadolu Bölgesi. Özellikle peynir üretiminde önemli yere sahip Kars’ta çok sayıda mandıra peynir üretimini bir buçuk ay erken sonlandırmak zorunda kaldı.

    Kars’ta kuraklık nedeniyle peynir üretimi azaldı

    Kars’a yaklaşık bir saat uzaklıktaki Boğatepe Köyü eski adıyla Zavot, Kars gravyer peynirinin üretildiği Türkiye’deki tek köy.

    Ama bu köyün en büyük gelir kalemi olan peynir üretimi kuraklık nedeniyle tehlike altında. Gravyer peyniri üreticisi Çağdaş Koçulu bu yıl kuraklık nedeniyle süt kapasitelerinin yüzde 40 altında çalıştıklarını söylüyor.

    Yine ekili alan ve meraların kurumasıyla süt üreticileri de mağdur. Özellikle Kars’ta hayvancılığın ciddi şekilde gerilediğini ifade eden Koçulu, hayvan yemlerinin dahi alınamayacak duruma geldiğine dikkat çekiyor.

    Kars ekonomisinin lokomotifi olan peynircilik ve hayvancılığın kuraklık nedeniyle zor günler yaşaması yerel halkı da zor durumda bırakıyor.

    ”Süt olmadığı için peynir üreticilerinin yarısı erkenden sezonu bitirdi”

    Koçulu, Kars’ta süt olmadığından peynir üreticilerinin yüzde ellisinin erkenden sezonu bitirmek durumunda kaldığının altını çiziyor. Bu da işsizlik demek.

    Peynir üretiminin azalması ile birlikte bir kaç ay sonra piyasada peynir bulabilmenin giderek zorlaşacağını söyleyen gravyer peyniri üreticisi Çağdaş Koçulu, durumun tüketiciye yansımasının da yakın olduğunu sözlerine ekliyor.

    Yani bu kuraklık sadece köylüyü ve de üreticiyi değil, tüketicinin de cebini yakacak.

    Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür ise kuraklıkla yaşamın zorluklarından bahsediyor. Bu yıl ilk kez tıbbi bitkilerin toplanamadığını, toprakların çatlamasıyla verimin azaldığını anlatan Ömür, hayvanları organik olarak beslenemenin de zorlaştığını söylüyor. Eğer kuraklık devam ederse de son çare sulama diyor Zümran Ömür.

    Peynircilikle dünyaya açılan köy

    İnek sütünden yapılan gravyer peynirinin üretimi Türkiye’de ilk kez Kars Boğatepe Köyü’nde David Moser ile başlıyor. 1880’li yıllarda David Moser bölgede o dönem yaşayan Ruslar ve Malakanlar ile 1917 yılına kadar gravyer peynir yapmış. İsviçre kökenli bir peynir olan gravyer adını da İsviçre’nin Gruyère kasabasından alıyor.

    Yakın tarihlerde köyün kaderi ise 2000 yılında meydana gelen trafik kazasında 22 köylünün hayatını kaybetmesiyle değişiyor.

    Bu kaza sonrası ciddi göç vermeye başlayan Boğatepe Köyü, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’ni kurarak köye geri dönüşleri sağlıyor.

    Köyün 650 çeşitten oluşan zengin bitki örtüsünden faydalanan köylüler gravyer peyniri ve Kars eski kaşarının en iyi halini ortaya çıkarınca sürdürülebilir yerel ekonomi örneğini ortaya koyuyor.

    Dernek zamanla sesini dünyaya duyuruyor ve daha turistik bir yer haline gelince Boğatepe, köyde eko-turizm başlıyor. Yani sadece üretime değil, satış kısmına da el atılıyor. Köylüler tarafından ziyaretçilere yöresel yemekler ve kahvaltılar hazırlanıyor.

    Türkiye’nin ilk peynir müzesi Boğatepe’de

    Köyün bu geçmişi Boğatepe Köyü’nde eski bir gravyer mandırasının müzeye dönüştürülmesi ile hala yaşatılıyor. Bu müze sayesinde köye yılda ortalama 700 turist geliyor.

    Türkiye’de ilk, dünyada ikinci peynir müzesinde, peynir yapımında kullanılan araçlar ve peynir üreticilerinin fotoğrafları yer alıyor.

    Müzenin kurulma amaçları peynirin tarihini yaşatmakla birlikte kaybolmaya başlayan peynir türlerini kurtarmak ve üretim süreçlerini korumak.

    Ve bu süreçte, gıdalara nelerin tat verdiğini bulmak ve Kars bölgesindeki peynirin hikâyesini anlatmak.

    Peynirin tarihini bir müzede toplayan Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin en nihai hedefi ise ürünlerinin kalitesini dünyaya duyurmak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin kenevir üretimi İngiliz basınında

    Türkiye’nin kenevir üretimi İngiliz basınında


    İngiltere merkezli The Guardian gazetesi, Türkiye’de kenevir üretimiyle ilgili bir haber hazırladı. Haberde İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlara yönelik sarfettiği ağır sözler nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden kovalan Abdurrahman Dilipak’ın konuya ilişkin yazılarına sık sık atıfta bulunuldu.

    Dilipak’ın kenevir üretiminin en ateşli savunucusu olmasa bile bir zamanlar Türkiye’de yaygın olan bitkinin yeniden üretilebilmesinin yasal hale gelmesini savunan önemli isimlerden biri olduğu hatırlatıldı.

    Hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Akit gazetesi köşe yazarı Dilipak’ın “Esrarın bin bir faydası var… Bu bitki Allah’ın bir lütfu. Havayı, suyu, toprağı temizler. Alkol daha tehlikeli o serbest” ifadelerine yer verildi.

    Endüstriyel alanda kullanılan kenevirin 1970’lerde katı narkotik karşıtı yasalar getirilene kadar Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yetiştirildiği hatırlatıldı ve bugün birçok insanın bu politikadaki değişikliği ABD’den gelen baskıya bağladığı anımsatıldı.

    Haberde esrarın tabu olmaya devam ettiği ve eğlence amaçlı kullanımın da iki yıla kadar hapis cezasına maruz kaldığı yer aldı.

    Kenevir kağıdı ve tekstil üretimi devam etse de bu fabrikaların sonuncusunun 2000 yılında kapandığı ve Hindistan gibi ülkelerden ithal edilen daha ucuz petrol bazlı malzemelerle rekabet edemediği dile getirildi.

    Guardian muhabiri Bethan McKernan, “Ekonomik krizle mücadele eden ve ekonomiyi çeşitlendirme yolları arayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019’da bir zamanlar patlayan kenevir ihracat endüstrisini restore etme umuduyla ülkenin esrar üretimini artırmak için adımlar atacağına dair sürpriz bir açıklama yaptı.” ifadelerine yer verdi.

    Bu bağlamda araştırmacılar tarafından yetiştirilen ve incelenen ilk mahsul hasat edildi. 19 Mayıs Üniversitesi Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç Selim Aytaç’a göre sonuçlar umut verici.

    Haberde Prof Aytaç’ın “2013 yılından bu yana endüstriyel kullanım için ince lifli ürün yetiştirmek ve ilaç maddesi miktarını azaltmak için tohum geliştiriyor ve yetiştiriyoruz. Şimdiye kadar büyük başarı elde ettik. İlaç, gıda, un, orman ürünleri, ip, tekstil için kullanılabileceğini umuyoruz.” değerlendirmesi yer aldı.

    Aytaç, “Dünya hükümetleri karbon ayak izlerini azaltmaya çalışırken keneviri geri getirmenin küresel bir etkisi olabilir. Plastik veya pamuktan çok daha az kaynak kullanılıyor.” diyor.

    İstanbul, Barselona’dan sonra dünyada en çok uyuşturucu tüketimi yapılan ikinci şehir

    Uyuşturucu kullanımı hakkında konuşma tabusuna rağmen, İstanbul Üniversitesi’nin 14 arıtma tesisinden gelen atık suyu analiz eden Türkiye’de türünün ilk örneği olan bir araştırma, 17 milyonluk megakentte yasa dışı madde kullanımının hayli yaygın olduğunu gösteriyor.

    Araştırmaya göre, en çok kullanılan uyuşturucu madde türü esrar.

    Bu, İstanbul’u, Barselona’dan sonra dünyada en yüksek madde tüketimine sahip ikinci kent olarak ortaya koyuyor.

    Ayrıca araştırma, İstanbul’un eroin kullanım seviyesinde New York’tan sonra ikinci olduğunu gösteriyor.

    Dilipak ve diğerlerinin de işaret ettiği gibi, esrarın yasallaştırılması, üretimi organize suçun tekelinden alarak mevcut yasa dışı endüstrinin düzenlenmesine yardımcı olabilir.

    Haberde, Dilipak’ın “Acil eylem planı: Kenevir” başlıklı yazısından alıntı yapılıyor ve “Adana İstanbul’un nüfusunun 13’te biri ama Adana’da kullanılan esrar neredeyse İstanbul’la aynı. Adana dünyada oransal açıdan 3. sırada. Güya bizde esrar yasak. Bu nasıl bir yasak, nasıl böyle bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz.” deniliyor.

    Aytaç, esrar yetiştirmeye yönelik bakış açısının yavaş yavaş değiştiğini dile getiriyor ve ekliyor;

    “Samsun’da bir köy, bir anlamda algıları değiştirmede ve meseleyi tartışmada öncülük ediyor. Tarım alanlarında yaptığımız denemelerde, bölge halkı gece gelip bitkilerimizi söktü. Ancak giderek daha fazla insan, zararlı bir şey yetiştirmediğimizi, değeri olan bir ürün yetiştirdiğimizi anlamaya başlıyor.”